Hayat -ölüm ve ölüm sonrası ile ilgili bir ara envanter:
İnsanın bireyselliğinin ölüm sonrasında devam edip etmediği, reenkarnasyon önermesi vs. konularında kendimi yokladığımda iki çeşit tekillik (buna kişi diyelim) hali olduğunu görüyorum:
1. Bizler gibi ölümlü olanlar. Öldüğümüzde bizler (kendimize dair tüm bilgi)
dağılır, kendine ben diyecek ve bunu doğrulayacak bir hikaye kalma…z. Bizden boşalan enerji enrtopik şekilde diğer varlıklarca emilir. Ve fakat bizim hayat boyunca edinmiş olduğumuz gerçek bilgiler (deneyimden oluşan) dalga yönümüz kanalı ile bütünsel bilince her an (yaşarken) aktarılmıştır zaten. Bizden kaybolmayan tek şey budur ve o da ortak bilince aktarılmıştır.
2. Eski öğretilerdekii “büyücü” kavramına uyan kişiler. Bunlar kişisel benliklerinin ölümden sonra kaybolmaması için simya denilebilecek metotlar geliştirmişler ve kendilerini bu hayatta uzun yaşayabilen canlı varlıklar içine projekte edebilmişlerdir. Örneğin bir çınar ağacına, kimbilir 🙂 Fakat yine de sonsuzluğa uzanamazlar. Sadece insan ömründen çoğunu yaşayabilirler ve kendilerine hizmet dediğimiz yönde ustalaşmışlardır.
Ben başka tekillik bilmiyorum.
Fakat ölümden sonra yaşamaya devam etmenin diğerbir yolu birleşik organizmalar şekline dönüşmektir. Öyle ki, bin, onbin, yüzbin kişi birleşerek tek olabilirler. Bunların içerisindeki kişilerin ayrılıkları kalmamıştır artık, tıpkı bose-einstein yoğunluğunda tarif edildiği gibi, bir olmuş gibi davranmazlar, bir olmuşlardır. Zaten bu durumda bir kişilikten ya da reenkarnasyon önermesinden bahsedilemez. Bu kollektif yaşam biçimlerinin çok uzun zamanlı ömürleri olabilir.
Bunlar muhtemelen aynen film izlerkenki tanıklık durumumuza benzer bir pozisyondadırlar.
Bakın şu kuantum önermesi içinde ne saklı?
“Hücre zarları kendilerini B_E Yoğunluğuna
getirecek yeterlilikte titreştiklerinde, doğada en tutarlı düzen şekli olan bozulmamış bütünlüğün düzenini yaratırlar. Bu belki de yaşamın, termonidamiğin ikinci kanununu (entropi) çiğnediği mekanizma
olabilir.”
Reenkarnasyon fikri, doğu dinlerinin bir savı (onların bir kısmında da yeniden enkarne olmak yine insan bedeniyle olmak anlamına gelmiyor). Diğer tek tanrılı dinlerin hiçbiri bildiğim kadarıyla reenkarnasyonu kabul etmiyor.
Evvelden beri, spritüel öğretilerle kaynaşamıyor oluşumun sebebi, onların “ruh” diyerek bir çırpıda geçiverdikleri, sonsuzca devam eden bireyselliği (böyle kolayca açıklayıverdikleri halde) benliğimde bir türlü hissedemiyor oluşumdur muhtemelen. Belki de bu konuda bende bir eksiklik olabilir 🙂 Kendi gözlemlerim ve çıkarımlarım üzerinden yol almayı seviyorum ve bunca yıllık düşün ve yazı seyahatimin geneline baktığımda görüşlerimin belki bir tür pan-enteizme(*) yatkın olduğunu görüyorum.
Bilgiler ve kendi hislerimiz arasında uyuşmazlık olduğunda en iyisi onu dalga yonümüze havale etmek sanırım çünkü parçacık konumunda çözülmeyen bir meseleyi dalga yönümüz onbinlerçe milyonlarca varlıkla aynı anda paylaşarak öyle rahatça alt ediyor ki şaşarsınız. Defalarca şahit olduk buna. Bi sabah uyanırsınız ve çelişki olmadığının farkına varırsınız. Aslında ölüm sonrası gerçekten de beni pek ilgilendirmiyor, burada ve şimdi bu gezegeni paylaştığım tüm varlıklarla sevgi, dayanışma hisleriyle doluyum ve basit bir hayat yaşamanın zevkiyle sarhoşum.
*Pan-enteizm:
İngiliz düşünürü White Head’e göre, Tanrı’nın her türlü değişmenin ötesinde değişmez bir niteliği ve bunun yanında bir de değişen ve oluşan bir niteliği vardır. Tanrı değişmeyen yanıyla devinimi başlatmıştır ve evrenin bilincindedir. Ancak Tanrı bu konumda kalmış olsaydı; ilk devindirici, özgür, öncesiz ve yetkin olarak kalacak ama varoluşa katılmamış olacaktı. Diğer niteliği ile ise Tanrı, değişme ve oluşma sürecinin içinde ve bilincindedir. Bu nedenle Tanrı’nın evrende içkin (evrenin maddesine karışmış, evrenin içinde bulunan) olduğunu söylemek de doğrudur. Evrenin Tanrı’da içkin olduğunu söylemek, Tanrı-evren ilişkisinin karşılıklı olduğunun farkına varışın göstergesidir.
Süreç felsefesi olarak da ifade edilen ve White Head ‘le başlayan bu akıma Pan-enteizm ya da Diyalektik teizm denir. Pan-enteizme göre Tanrı, hem değişmeyen (mutlak), hem de değişen (göreli) dir. Hem zamanın içinde, hem dışında; hem sonlu, hem de sonsuzdur. Aynı zamanda hem tikel, hem tümel; hem neden, hem sonuçtur.
Hartshorne, Tanrı’nın bir soyut bir de somut iki yüzü olduğunu söyler. Soyut niteliğiyle Tanrı; mutlak, etkilenmez, erişilmez ve değişmezdir. Somut yanıyla ise etkilenir ve değişir. Tanrı bu iki niteliğinde de yetkindir. Ancak bu yetkinlik klasik Teizmdeki gibi değildir. Oradaki yetkinlik, değişmeyen donmuş bir yetkinliktir. Buradaki yetkinlik değişir, ancak bu değişme Tanrısal bir değişmedir. Yani yetkinliğe doğru değil, yetkinlik içinde bir değişmedir. Bu tanımla Pan-enteizm, hem Deizmden hem de Panteizmden ayrılır.
Özet olarak; Panteizm ile Pan-enteizm arasında önemli bir fark vardır. Panteizmde her şey tanrıdır. Pan-enteizmde ise, her şey Tanrı’dan sudur etmiştir (oluşmuştur). Ruhun tek amacı, oluştuğu Tanrı’ya dönmektir. Bunun da yolu tek evrensel yasa olan evrim/tekamül’den geçmektir.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Panteizm
Sonsuz bir, Herseyin kaynagı.
Sınırsız zeka, bolunmeyen ve farklılaşmayan mutlaklık.
Sonsuz bilge, Hiçligin,birligin
ve sonsuzlugun yaratıcısı.
Yaratıcının oyun istegi.
Bireyselligin başlangıcı.
Olmayan maddesellik ve yaşam.
Yaratıcının oyunu başlatması.
Dinleri ve tanrıları oyuna katma.
Her yedi seviyeli oyunun
yaratıcıya deger katması.
Her oyunun bir öncekinden daha
üst seviyeden başlaması.
Sonsuzluga giden oyunlar zinciri.
Bir oyundan digerine giderken
benligin varlıgının sorgulanması.
Böylece sonsuzluga ve hiclige gidiş.
Oyunları idrak seviyesinde algılayış
veya farkına varamayış.
Tekrarlayan döngüler bitmeyen deneyimler.
Sonsuzluga ve hiçlige dogru gidiş ve
birliğe varış
Ben nerdeyim düşüncesi ve yazının bitişi.
Sevgiler ve saygılar.
Harika bir özetleme teşekkürler 🙂
Ek: Bu ara envanteri yapmama sebep olan çıkış noktası şuydu:
Ne arzuladığınıza çok dikkat edin, bu yaşamda olmazsa ötekinde mutlaka gerçekleşir. Bu, evrenin kanunudur. ( osho )
Ve bu konuda Can Beyle aşağıdaki gibi uzun bir düşün pratiği yaptık, aynen ekliyorum.