Tercih

A’ nın teklifi: Bir cümle söyleyiniz. Söylediğiniz şey doğruysa tam 10 dolar alacaksınız. Söylediğiniz şey yanlışsa ya 10 dolardan az ya da 10 dolardan fazla alacaksınız, asla tam 10 dolar alamayacaksınız.

B’ nin teklifi: Bir cümle söyleyiniz. Söylediğiniz doğruda olsa, yanlış ta olsa 10 dolardan fazla alacaksınız.

Hangi teklifi tercih ederdiniz?

Doğada Bilim ve Zaman

Şu “Bilim” sözcüğünü ele alalım önce. Nedir bilim?

Doğada bilim var mıdır? Yok diyor Einstein. Doğada bilim gibi, zaman da yok, diyor. İnsan beyninin icadıdır bunlar. Ne vardır doğada? Madde ve enerji vardır ve ikisinin birleştiği hareket… Düzenli, sistemli bir hareket. Atom altı çekirdeklerden Galaksilere kadar, daire ya da elips düzeninde durmayan bir hareket…

Doğada bilim ve zaman yoksa bu bilim ve zaman sözcükleri nereden çıkıyor? Bunların varlığını biz biliyoruz. Nasıl olur da olmazmış doğada bilim ve zaman! Bunlar insan beyninin ürünleridir. Doğada insan olduğu için, insan beyni olduğu için bilim ve zaman var. İnsanın doğayı öğrenme çabası olduğu için var bu bilim ve zaman deyimleri. İnsan icadı olarak. Ve sadece insanlar için var. Doğada insan beyni olmasaydı bunlar da olmazdı.

Doğa bilimleri insan beyninin doğayı anlama, keşfetme merakidir. İnsanın doğanın ve doğanın bir parçası olarak kendi varlığının, ayrımına, ya da bilincine varması doğa bilimlerinin başlangıç noktasıdır. Aynı nokta, yani insanın doğanın varlığının, doğanın bir parçası olarak da kendisinin varlığının ayrımına ya da bilincine varması, doğa dinlerinin de başlangıç noktasıdır.

Korku ve merak
Devamını oku “Doğada Bilim ve Zaman” →

Hazine

defineMaceracı bir genç büyük dedesinden kalma evrakın arasında bir kağıt buldu. Kağıt bir hazinenin yerini tarif ediyordu:

“kuzey … enlemi ve doğu … boylamına doğru yelken aç. orada terk edilmiş bir ada bulacaksın.
adanın kuzey kıyısında yalnız bir meşe ve yalnız bir çam ağacının bulunduğu geniş bir çayırlık alan olacak. yine orada vaktiyle hainleri asmak için kullandığımız bir darağacı göreceksin.

darağacından başla ve adımlarını sayarak meşeye doğru yürü. meşeye ulaşınca tam sağa dön ve aynı sayıda adım at. geldiğin yere bir kazık çak.

tekrar darağacına git ve adımlarını sayarak çama doğru yürü. çama ulaşınca tam sola dön ve aynı sayıda adım at. geldiğin yere bir kazık daha çak.

iki kazığın arasında tam orta noktayı kaz. hazine orada.”

Ada ve ağaçlar oradaydı, ama maalesef darağacı yoktu ve yerini belli edecek hiç bir iz de bulunmuyordu. Çünkü geçen zamanın yağmur ve rüzgarları onu aşındırıp çürütmüş, bütün izlerini silip süpürmüştü. Genç rasgele bir sürü yeri kazdı ama ada büyüktü ve sonuçta pes ederek elleri boş geri döndü.

Keşke, diyorum, delikanlı matematik derslerinden kaytarmasaydı da bu hikaye mutlu sonla bitseydi.

Hikaye, George Gamow’un bir, iki, üç, … sonsuz kitabından alındı (the viking press, 2. baskı, kasım 1962, s. 51).