Elma bir anda sihirle ortaya çıkmıyor, süreçler ve en önemlisi EVREler var ve her daim olacak. Yoksa sen bir gün gelir bu oyunun içinde herkes aynı anda olgun kırmızı elma olur sananlardan mısın?
Ben (şimdilik) böyle bi şeyin olasıllığını sıfır görüyorum. Tüm evreler her zaman olacaktır oyunda. Değilse ne oyundan ne de evrimden söz edilemez.
Eğer bana hak veryorsan, başkalarının evrelerinden ziyade kendi biricik ve benzersiz yolunun geçmiş evrelerini incele, geçişlere sebep olan -sözde-olayları, rüyalarının mesajlarını, bedeninin sorularına açıkça verdiği cevapları yakala.
Her birimiz biricik ve benzersiz olduğumuzdan, ne başkaları ne de onların evreleriyle kıyas edilemeyiz. Kendi boyumuzu ancak önceki kendimiz ve belki vizyonlarımızdaki gelecek kendmizle kıyas edebiliriz.
Bu oyunda kendine meydan okudun, okuyoruz. Bunu sık sık kendimize hatırlarmamız lazım.
Kategori: Esinti
Kader (yeniden)
Kader üzerine eskiden çok düşünmüş ve yazmıştım fakat şimdi onları bulmakla vakit kaybetmeyeceğim. Belki şimdi daha kısa yoldan bi ifadesini bulmuşumdur, denemeden bilinmez 🙂
Kader, insanlara has bir kavram; çünkü lineer zaman dışından bakıp görmeyii gerektirir. İnsan bunu nasıl yapar, yapabilir?Bu birinci soru)
İnsan denilen doğduğu andan beri aldığı kararların toplamıdır. Bu kararlardan bir tanesi bile şu an iptal edilse, gelecek ve geçmiş çizgisi değişir. Bu durumda neden kaderin değişmez olduğu söylenir?
Buyrun size 65000 pesoluk bir soru 🙂
-
Aysun Ell iptal ettiğimiz kararlar da kadere dahil değil mi 🙂
-
Sibel Atasoy İptal edince aynı anda dahil oluverir
-
Aysun Ell madem değişmiyor, tüm iptal edilmeler de hesap edilmiştir demek istemiştim 🙂
Sibel Atasoy Değişmediği söylenir dedim, daha bunun mekanizmasını bulmuş değiliz. 🙂 Neden?
-
Elvan Emekli Sistem koyucunun kader kastı ile birimin anladığı aynı olamayabiliyor.Matrix revolutions da Neo bu konuda bir buhran geçiriyordu diye hatırlıyorum..
- Sibel Atasoy Peki Matrixin kahini buhran geçirdi mi?
-
Turan Erdal Kader aslinda oyun dışından oyuna müdahale edildiğini zannetmektedir.
-
Elvan Emekli Lineer zamandan nasıl çıkılır Turan bey ?
-
Harun U kader herkesin geçmesi gerektiği olduğu sınavlar bütünüdürSibel Atasoy sınav derseniz derde dönüşür 🙂
-
Ayça M Belki de; dünyevi doğum ve ölüm zamanı bireysel seçimin ötesinde daha karmaşık bir kurgu dahilinde belirlenmiştir. Arada kalan yaşam döngüsü ise seçimlik hatta adeta açık büfe usulü süregelmektedir. İstediğinizi istediğiniz kadar alırsınız tabağınıza 🙂
-
Elvan E Sonuçlarını göğüsleyebilirseniz istediğiniz şey olabilirsiniz..
-
Sibel Atasoy Ayçacığım, çok doğu en azından doğum sonrası, çünkü ondan öncesine dair sadece fikir yürütebiliriz, gerçek bilgiden yoksunuz. bu hayatta istediklerimizi tabağımıza alıyoruz, evet ancak bunun farkında olmayan çok büyük bir çoğunluk var. Esas farkındalık burada yapılan çalışmalardır, yani tabağına aldıklarını bilmen bile yetmez nerdeyse, bilerek alma ya doğru evrilmemizi özendiren bi rüzgar var sanki. Burada üç aşama var kabaca: 1. tabağındakileri sen seçtin 2. bunu hangi araçlar hangi motivasyonlarla yaptın 3.şimdi artık bilerek seçebilir misin?
-
Ayça M Yanlış hatırlamıyorsam Dean Hamer’ın şöyle bir sözü vardı: ” İstediğiniz herşey olamazsınız, ama sizin için mümkün olan herşeyi olabilirsiniz”. Bu sözün üzerinde çokça düşünmüştüm. Mümkün olanın tespiti belki de Elvan hanımın da dediği gibi (görünen, ya da ön görülebilen) sonuçların göğüslenmesi cesaretiyle de açıklanabilir. Gerçi Hamer uzmanlığı gereği konuyu genlere bağlamış olmalı ya neyse 🙂
-
Sade BasitLineer zaman dışından görebilmek için bir hayli çalışma yapmak gerektiği düşüncesindeyim..ben bir hayli yapmıştım ve hala yapmaktayım… bilinç altı ve bilincin örtüşmesinden önce gerçek özgür seçim pek mümkün değil gibi görünüyor. Ama bir kez köfte çakıldı mı -mekanizma anlaşıldı mı- işler daha zevkli hale gelebilir.Artık körlüklerini ayıklarken ahçı vahçı olmazsın en azından…Şimdi ben kaderin bir kararlar toplamı olduğu önermesine katılarak yanıtlıyorumV.erilen bu kararların özgür verilmediğinin anlaşılması için bir ayıklama çalışması yapmak bunun çeşitli yolları var–ya da bir biçimde bunu anlamak lazım-benim bilmediğim yollar da olabilirAma öncelikle bunu anlamayı istemek de gerek herhalde…. . Bu anlaşılmazsa v-hem gözü bağlı karar verilip,seçilip- bunlar seçtiğimiz unutuluyor.satr ın dediği gibi biz seçer ve unuturuz.Özgürlüğe mahkumuz. ve adı kader olur.Kararı verdiren -motive eden şeylerin farkındalığıyla körleme yinelemelerden çıkılıp özgür seçimler yapılabilir.Kabaca böyle…detayı ise çok..benim deneyimlerime göre yanıtım…Sibel Atasoy ben de genleri ve ona bağladığım arkaplan yetilerini bir değişken olarak alma taraflısıyım. Velakin bunlarr “niyetlilik”taşımıyor, onu koyacak olan insanın kendi iradesi
- Ayça M eğer seçimimizi biz yapmazsak görevi paradigmamız devralıyor. paradigmamız da bize ait elbette ama içinde yer alan dinamiklerin tamamı bizim tecrübelerimiz üzerine inşa edilmiş değil. bu sebeple belki de öncelikli olarak şu seçimi yapmak gerekiyordur: hayatta mı kalacağım hayatın kendisi mi olacağım. Ya da hayata rağmen mi akacağım hayatla birlikte mi?
-
Enver K bende kisa katkida bulunayim,hepsi teselli urunu [kabullenmek] iyisi,kotusu,guzeli cirkini,zengini fakiri, olusum;herkez kendi olusumundan mutlu olmanin yolarindan biri.
Harun U Matrix den kader anlayışı 🙂 “Ram-Kendra:Every program that is created must have a purpose. If it does not, it is deleted.” amacı biten ölür 🙂
- Elvan E Dua ,niyet ve seçimin birbirinden farkı ne?
- Sibel A: Dua, dilektir. Niyet, bilmediğimiz, bazen gözucuyla etkilerini fark edebildiğimiz bi şeydir. Seçim, bilinçli varlıkların ışın kılıcıdır.
-
Elvan E Seçimden bahsedebilmek için birden fazla olasılık olmalıdır. Bu olasılığın hangisinin bizim için iyi olduğunu bilerek seçmemiz durumunda bu bir biliş olurdu zaten.Sonuçlarını bilmediğimiz ama umarak seçtiğimiz olasılığın mümkün bütün sonuçlarına katlanabilme becerisine bilinçli seçim diyorsunuz?
-
Sibel Atasoy Önemli olan seçimi yapmaktır, seçtiğin şey zaten tam da ihtiyacın olan durumları sana getirir. İhtiyacın değilse onu seçmezdin velakin bazen kazayla bi dağınıklık anında ihtiyacın olmayan bi şeyi seçmiş olduğunu düşünürsün fakat bunların çektiği olayları öyle bir hızla geçersin ki yeniden seçim anına geri dönersin. Yani “yollardan hangisi doğruysa onu seçeyim, bunu yapacak gücüm var, lütfen hangi yol doğru bana söyle” diye allaha ya da bi arkadaşımıza, hocamıza yalvardığımız durumlar olmuştur. Ve buna sonraları çok gülmüşümdür. Doğru ya da yanlış yol olmadığını anladıktan sonra tabi : ) Bilinçli seçim ise, seçtiklerini yaşadığını bilmek demektir ve istemediğin durumdan yeni bir seçimle çıkabileceğinden emin olmaktır. Ya da o durumdan çıkmak için vermek gereken kararı hangi sebeple ertelediğini bilmek ve buna rıza göstermektir.
-
Elvan E Demekki seçtiğimiz olasılığın istemediğimiz sonuçları olabiliyor,bunu belirleyen ne?
Sibel Atasoy Değişime direnen kendimiz tabi. O öyle bi katı yerleşir ki, vinç getirsen zırnık oynamaz (vinç=öğreti,tavsiye), ancak şiddetli olay rüzgarları yani eylem eylem yine eylem! Sonrasında muhasebe, aralarda ve daima gözlem gözlem gözlem )
-
Elvan E Bir seçim yapıyoruz ama bunun hangi olaylar örgüsünde nihai noktaya erişebileceğini bilemiyoruz. Seçim yaptığımızda sebep sonuç veya olayların nasıl örüleceğini belirleyen ne?
Sibel Atasoy Bütünlüğünüzün ihtiyacı
-
Elvan E Seçmediğimiz ve farkında olmadığımız birde ihtiyaçlar çıktı… Nasıl bir akıldır ki bu hem seçmediğim şeyleri bana yaşatıyor, hem de ihtiyacı olduğunu bilmeyecek kadar şuursuz?
-
Ayça M insan aklını kullanmak üzere yaratıldı. ama biz aklımız tarafından yönetilen varlıklar hâline geldik. Bütün sorunmumuz bu.. Başlar ayak oldu :))
-
Harun U Yunus Süresi 100.ayet: ‘‘ Allah aklını işletmeyenlerin üzerine pislik yağdırır.’’ biraz yaşar nuri gibi cevap vericem dayanamadım..yağdığından biliyorum..birinci elden test ettim..dogmatik değil.
-
Sibel AtasoyEvet, insanlar neden istediğim olmuyo derler, bunu çok düşündüm (çünkü benmkiler hep olmuş), iki sebep buldum hahahahaha fazlası da olur da hele bunları bi öğütelim. Birincisi, insanların istediklerinin çoğu “azmettirilmş” isteklerdir. Yani kişisel bütünlüğün ihtiyacı ile ilgisizdir, dışardan empoze yalancı istekler.Bütünlüğüüz bunlarıdikkate almaz ve o isteğin oluşması için ışın kılıcını kınından sıyırmaz! İkincisi, insanların istediklerinin çoğu da olur, fakat onlar bunu istediklerini çoktan unutuş başka başka isteklere odaklanmışlardır ve gerçekleşen isteklerini fark etmedikleri gibi bbunu br de bu da nerden çıktı, çok şanssızım, ya da adaletsiz dünya şekinde yorumlarlar. Oysa isteklerin sonuca ulaşıp ulaşmadığı dikkatle gözlemlenmeli ve olduğunda teşekkürü yapılmalıdır. Teşekkür önemlidir; çünkü herşeyle olan bağlantınızı temiiz tutar, değilse yıllarca teizlenmemiş soba boruları gibi püf püf aksırır!
-
Harun U bilinc suur vs olabilirr..tamamen aklıyla yaşayamaz insan..yaşaması mümkün değil…aklı insanın ara ara girebildiği kutsal alanı olarak görüyorum..akıl cevherdir..kurtarıcıdır..insanın kendi mesihidir ama aklına tapan da apayrı bi bataklığa düşer.
- Sibel Atasoy istekler kısmına kayınca (kaderden) eski matrak yazıyı hatırladı: https://blog.sonsuz.us/?p=905
-
Elvan E Empoze edilenleri giyen Ego olsa gerek diye düşünüyorum..Belki seçimleri aklımız yapıyor sanırken onları da egomuz yapıyordur.Ama aklımızın yaptığını düşünürsek bile o da neye ihtiyacı olduğunu bilemediği olaylar yaşıyor..
-
Sibel Atasoy Kendimiz sandığımız şeybütünüyle egodur zaten.
-
Elvan E Buraya kader bahsinden geldik.. Seçim ve çekim yasası Belirsizlik ilkesine dayalı “.Bir parçacığın momentumu ve konumu aynı anda tam doğrulukla ölçülemez” diyor. Bu belirsizlik neyle ilintili?
Sibel Atasoy Işıktan yavaş olduğumuzla ilintili buluyorum
-
Ayça M antika bir radyoyu kullanmanın iki biçimi vardır. Bunlardan ilki; onu doğru frekansa ayarlayarak radyo yayınından istifade etmektir. Yani üretildiği amaçla kullanmaktır. İkincisi ise, bir rafa kaldırarak süs, aksesuar olarak kullanmaktır. Akıl için de durum farklı değil 🙂
-
Hürriyet K Kaderden maksat, belki de olayların peşi sıra gelişinin sabitliği değildir. Kaderden maksat belki de, hangi yoldan gidersen git aynı yere çıkacağını bilmektir. Ve belki…. bu dahi değişmiştir artık…Belki de kader artık, bugün lafın gelişi söylenen, insanlık tarihinin özetlenmesi gereken en yüklü sözcüğüdür.
-
Elvan E Belki de kader belirsizlik ilkesidir? veya değiştirilemez doğa koşullarıdır?Yaz mevsimi ile Kışın yerini değiştirebildiğimiz de Kader de yok diyebiliriz belki???
-
Sibel Atasoy Değişmiyo mu zaten, ben kaç yıldır mevsimlerin kaybolmaya yüz tuttuğunu gözlemliyorum.
-
Elvan E Ölüm olgusu meselâ.. eskimeye mahkum bir bedende yaşam sürüşümüz…:))
-
Sibel Atasoy Aldığın kararları unuttuğun ölçüde var olabilen b olgu da diyebiliriz kadere
-
Elvan E Cevaplanamayan sorular yine açıkta kalıyor..
-
Sibel Atasoy Elvan Hnm her yaptığımız tespit gerçeğimiz haline geliyor. Zaten dünyanın gerçeği olarak gördüğümüz şeyler de tüm insanların ortak mutabakatla kesinleştirdiği şeyler. En iyisi, sözleşmelerinizi yakaladıkça fesh etmeniz ve şimdiyi boşaltmanızdır. Bunun başka çaresini bulamadım ben.
-
Elvan EHaklsınız.Bütün resmi göremedikten sonra kuantum felsefesinin en büyük faydası ; kişinin yaradılışı itibarı ile var olan potansiyelini kullanacak hale gelebilmesidir.Çünki Ayça hanımın da akıl konusunda bahsettiği gibi var olanı kullanamamak durumu var.Kişisel sınırların bilinebilmesi açısından çok önemli…
-
Harun U Kaderi satranç oyunu gibi görebiliriz.Kuralları yaratıcı koyar..kimini şah kimini kale kimi er yapar.hepsi özünde taştır.Ama kuralların dışına da çıkamazlar. Taşların birbirine üstünlüğü tamamen görecedir.Ama eski yaşamlardan gelen birikimle ama sadece tek şansla taş olarak tahtaya gelir.. Bu deneyde kendisi için en doğru olanları seçer uygular ve sonunda bir başka taş tarafından yutulur..Aslında o taşta gene kendisidir.Görevi bitmiştir.Başka taşa dönüşmüştür ya da başka bir oyuna gitmiştir ya da tekrar bu oyunu baştan sona izleyeceği yerde bekleyecektir.Peygamber dedikleri insanlar ise bu oyundan çıkabilmiş ve bu döngüyü kırmış özel taşlardır.Bakın derler, bu küpten böyle çıkabilirsiniz, deneyin ve görün.Tanrısız yaşam hilesiz oyun bitirmeye kalkmak gibidir.Hileleri görevli insanlar verir..Er ya da geç bu satranç tahtası da yok olacaktır.Buna da kıyamet denir.Ve şu sözle herşeyin özünü verebiliriz.Bizler ruhu arayan bedenler değil bedeni deneyimleyen ruhlarız..Öldüğümde yok olmayacağıma uyuduğumda uyanacağımı bildiğim kadar eminim..Kader uyandığında kötü bir rüyaydı mı demek yoksa güzeldi aslında demek için mi yapılmış bunu zaman gösterecek.
- Harun U okumamıştım ama benzer şeyi anlatmışız.frekans kardeşliği 🙂
- Sibel Atasoy Bu güzel sohbet için teşekkürler,aydınlatıcı ve canlandırıcı oldu.
Görüş Belirtmek?
Bazı insanlar görüşlerini, başkalarının fikirlerini kötülemek yoluyla belirtirler. Bazıları bağımsızca kendi görüşlerini belirtir. Bazıları da başkalarının fikirlerini desteklemek yoluyla kendilerini beyan eder. Tabi bir de hiç görüş belirtmeyenler var. Bu insanlık yöntemlerinin gerisindeki motivasyon ya da sebepler nedir dersiniz?
Zeynep A bence o dahi dönemseldir..başka fikirleri kötülemek o insanın daha birliği ve herkesin otantik varlığı ve yolu olduğunu henüz bilmediği ve saygı duyamadığı dönemine rastlar ve bu kendi otantikliği ve yolunun otantikliğini kavrayamadığı ve bunların hiç birinin bir diğerine üstünlüğü olmadığını kavrayamadığı dönemine denk gelir ve bunu öğrenmesi için oradadır.. Bağımsızca kendi fikirlerini belirtmek otantikliklerinin farkındalığı ile ilgilidir..lakin her konuda otantikliğin farkındalığı hemen gelişmeye bilir..bu durumlarda bazen başka fikirleri onaylarken kendini keşfedebilir..görüş belirtememektede bence sakınca yok o da izleme demlemlenme süreçlerinde hepimize olabiliyor gibi geliyor bana.. bence sıradan insan ve sıradan olmayan insan yok..farkındalık düzeyleri var ve hep beraber muhteşemiz..avamın havasa havasın avama muhtaç olması gibi aslında havas ve avam yok..herkes kendi rolünü elinden gelenin eniyisi olarak icra etmesi var..
Hiç bir görüş bildirmemek “sükût ikrârdandır” denilse de,bence b/ilgisizlik durumudur..
Bütün alternatiflerde olumlu zaman/ortam bulunduğunu varsayıyorum tabi ki.
-
Elvan E Dile getirilmeyen görüşler bir değişiklik yaratmıyormu?
-
Gülşen G yaşamı nasıl algıladıkları ile alakalı sanırım genel anlamda yani nasıl algılıyorlarsa o şekilde ifade ediyorlar.. özel anlamda da çocukken yaşadıkları travmalar etkili olabilir.. her bireyin kendine has sebebi/leri vardır..Sibel Atasoy dile getirilmeyen (sesle ya da yazıyla) görüşler şişkinlik yapar
İkna
DJ şöyle der. “Sana yaşattığım her şey, bütün gösterdiklerim, gördüğünden fazlası olduğuna ikna etmek içindi. Kimsenin bize büyücülük öğretmesine gerek yok. Zaten öğrenecek bir şeyde yok. Bize gereken, burnumuzun dibinde sonsuz erkin var olduğuna bizi ikna edecek bir öğretmendir.
**
Castaneda “Bu olanlar bir açıklama getirmeli miyim?” diye sorar.
Don Juan tabii diyerek devam eder. “Zihnini sağlam tutmak senin görevin. Savaşçılar kafalarını duvara vurarak zafer kazanmazlar; duvarların üstünden geçerek kazanırlar. Savaşçılar duvarların üstünden atlarlar; onları yıkmazlar.”
**
Don Juan, “Öncelikle, senin yaptığın gibi her şeye çok ciddi yaklaşmak ölümcül bir yanlıştır. Alışılmadık olaylarda karşılaştığımızda hiç durmadan yinelediğimiz, üç kötü alışkanlığımız vardır.
Birincisi; her ne olursa bunu görmezden gelir hiç olmadı sayarız. Bu bağnazların yoludur.
İkinci olarak; olanı göründüğü gibi kabullenir, ne olup bittiğini biliyormuşuz hissinse kapılırız. Bu da Softa’nın yoludur.
Üçüncüsü de olan biten bizi baskı altına alır. Çünkü ne görmezden gelebiliriz ne de kabullenebiliriz. Bu da aptalların yoludur. Senin yolun bu mu acaba?
Birde dördüncü yol vardır, en doğru olanı; savaşçının yolu. Bir savaşçı hiç bir şey olmamış gibi davranır, çünkü hiçbir şeye inanmaz, ama her şeyi de görece değeriyle kabullenir. Kabullenmeden kabul eder, görmezden gelmeden görmezden gelir. Hiçbir zaman biliyormuş gibi, hiçbir zaman da hiçbirşey olmuyormuş gibi yapmaz. Altına yapacak kadar korksa bile denetimi elden bırakmaz ve böyle davranmakla, takıntı ve kaygılarını yok eder” der.
Dikkat ederseniz “alışılmadık olaylarla karşılaştığımızda” sözüyle başlamış. Yani kerteriz konusunda söylediğim liman dışına çıkma durumlarıdır bunlar. Yoksa alışılmış-öğrenilmiş babasına (gemilerin karaya bağlandığı baba) bağlı olduğu yerdeyken, insan her şeyi biliyormuş zanneder kendisini, çok normaldir. Alışkanlıkların terk edilmemesi durumu zaten ölümü beklemektir. Neyse ki sistem kendi handikabının çaresini de programa dahil etmiştir; kaza/şans denilen opsiyon, bu bağdan gönlümüz olmaksızın kopmamızı sağlar! (Matrix programına Neo’nun en baştan eklenmiş oluşu gibi)
Elvan E Kader kelimesini özellikle mi kullanmadınız? :))
Sibel Atasoy Yoo kader kelimesi gerekmedi 🙂
Elvan E Matrix programında Neo nun eklendiği sahneden bahsedince, otomatik olarak kaderinde kahin olmaklığının varlığı sahnesi geldi aklıma Sibel Hanım..Biraz karşılaştırmalı ilerliyorum.Serbest düşüş veya salınımın teminatı olanlardan birini kader olarak görüp görmediğinizi merak ettim sadece?Bir durum anlatmak için bazı bileşenleri geçici olarak gizlemek velinimetlerin kullandığı bir yöntemdir de aynı zamanda..
Sibel A: bunu nasıl açıklasam! Şu an tek zaman olduğundan, eğer kahin olmaklığı görmek için matrix dışına çıkabilip bakmışsan onu görebilirsin velakin bu bir kader değildir, çıkıp başka bi şey de görebilirdin. Kader her an güncellenir. Neye göre? insan özgür iradesinin aldığı kararlara göre.Yani özgür irade ve kader, tavuk yumurta döngüsünün dik alasıdır :))
**
Öncelik Sırası
Öncelik Sırası… Çocukken fark ettiğim sihirli bir kavram ve eylem.
Bu durum, gardrobunda birçok giyssi varken aynı şeyleri sık sık giydiğin halde bazılarını arada sırada bazılarını hiç giymediğin modelle benzeştirilebilir. Fakat bundan çok daha hassas bir durumdur.
Her kişi kendi öncelik sıralarını bilmeksizin kendi önceliklerini yaşamaktadır ve bu durum o kişinin hayatının nasıl olduğuna dair neredeyse tama yakın bir sebep sunar. Sonra bu kişi başkalarının hayatlarındaki bazı şeylere özenmeye başlar, neden onlardaki şeylere sahip olamamaktadır. Aslında çoğu kez bu özenme dış unsurlar yoluyla dikte edilir kişiye. Örneklemeler yapılır “bak falancaya, nasıl yapıyor şunu. Sen neden yapamıyorsun, demek ki beceriksizsin, tembelsin, vs vs” gibisinden ya da daha gizli olarak yapılır bu kıyaslar ve özendirmeler.
Kişinin öne çıkmış bir özelliği aşağılanır ve yakışıksız olduğu düşüncesiyle onu yok etmesi için çeşitli vasıtalarlaa empozeler yapılır. Sanki o şey yok edilebilecek sanılır. Koca koca öğretiler bile bu sanıya kapılıp takipçilerini mahfetmişlerdir bence (dünyanın nevrozlarla kaynadığını hatırlayın)
Oysa bu sadece ve basitçe;”öncelik sırası” kavramının kişiye gösterilmesi ve isterse bu sıralamayı değiştirebilecek olduğunun kolaylığının anlaşılmasına bakar.
Bizde var olan bir eğilimin yok edilmesi söz konusu değil, ancak öncelik sırasının değiştirilmesi olasıdır. Ve bence gerçek bir usta bunu yapmakla kalmaz, örnek de olur.
Öylesine hayati bir konudur ki Öncelik Sırası, sık sık kendime unutturmamak için çabalarım.
Lütfen sizler de isterseniz bu mesajı paylaşarak isterseniz kendi özgün kelimelerinizle bu konuyu kendinize çevrenize hatırlatın.
Bu konuyu gerçekten ANlamış kişiler bir daha asla şikayetlenemezler, kendilerini ya da yakınlarını boğamazlar; çünkü ilacı bizdedir bunun.
Öncelik sırana BAK. İstersen o anda DEĞİŞTİR.
İçinden değiştirmek gelmediğinde bile DEĞİŞECEKSİN, artık kurban rolüne bürünemeyeceksin. Çünkü öncelik sıralarını kendi özgür iraden ile belirlediğinden EMİN olacaksın. Seninle birlikte yakınların ve uzakların da değişecek. Bütün dünya değişecek.
Minnacık bir çaba buna yeter.
Ancak bunun sürdürülebilir olması için büyük çaba gerekir, hatırlatma hep hatırlatmak gerekir kendimize.
Ve sonunda öyle bir gün gelir ki artık eski halimize dönmek söz konusu değildir, dönüşüm gerçekleşmiştir.
KENDİMİZİN sözcüsü olmuşuzdur.