Beden ve Ruh

“Bedenim ben ve ruh.” – böyle der çocuk. Peki neden çocuklar gibi konuşmamalı? Oysa uyanık ve bilen kimse şöyle der: “Tamamıyla bedenim ben, bundan başka birşey değil, ruh ise beden içindeki bir şeyin adı ancak.”
Büyük bir akıldır beden, tek anlamlı bir çokluk, bir savaş ile bir barış, bir sürü ile bir çoban. Küçük aklın da senin bir aletidir bedeninin, kardeşim, o senin “ruh” dediğin – büyük aklının bir aleti ve oyuncağı. Düşüncelerinin ve duygularının gerisinde, kardeşim kudretli bir başbuğ durur, bilinmeyen bir bilge- Benlik derler adına. O senin bedeninde oturur, bedenindir o senin. Bedeninde senin seçkin bilgeliğinden daha çok akıl vardır.

Fıkralar

Hatim

Nasreddin Hoca ve karısı konusuyorlardi. Karısı :
– Benim yüzüme bakarken besmele çekiyorsun.
– Ne olmuş yani?
– Imam efendi, karısının yüzüne bakarak yasin okuyormuş.
Hoca güldü :
– Ben o kadını görsem, hatim bile indiririm!..

                  Cennet-Cehennem Ligi

Bir devrin tüm en klas futbolculari cennette toplanmışlar. Cennetin baş meleği
de futbola çok meraklıymış. Seytanı çağırtmış ve :
-Cennetle cehennem arasında bir maç düzenleyelim ne dersin?
-Bosuna oynamayalım, biz kazanırız, demiş şeytan.
-Olur mu en iyi futbolcular bizde. Ne kadar da kötü futbolcu varsa sizde.
Seytan şeytanca gülümsemiş ve :
-Ama bütün hakemler de bizde.

İyilik meleği

İnanç ve Matematik

Bir oyundasınız. Kehanetlerine güvendiğiniz bir kahin var. Ve karşınızda iki tane kutu. Kutulardan biri şeffaf ve içinde 1 altın var. Diğer kutu şeffaf değil, içinde bir kese altında olabilir veya olmayabilir.
İki seçenek hakkınız var;
– Ya karanlık kutuyu alacaksınız
– Yada iki kutuyu birden alacaksınız. (Evet yanlış okumadınız, iki kutuyu birden)

Şöyle bir durum var yalnız. Kahin sizin davranışınıza göre karanlık kutuya bir kese altını yerleştirir yada yerleştirmez. İki kutuyu alacağınızı tahmin ederse karanlık kutuyu boş bırakacaktır. Eğer karanlık kutuyu alacağınızı tahmin ederse içine bir kese altını koyacaktır.

Siz olsanız ne yapardınız? Unutmayın seçiminiz kahinin tahmininden sonra olacaktır..

Amway’e Açık Mektup

Bu şirket ürünlerini pazarlamanın güzel bir yolunu bulmuş. İnsanların umutlarını kullanarak, emeklerini ve zamanlarını harcatarak etkili bir yöntem kullanmakta. Tabiki bundan dolayı şirket suçlanamaz. Bu işe gönül vermiş inanmış insanlarda suçlanamaz. Aslında kimsenin suçlanamadığı bu durumun doğru olduğunu göstermez. Neler olup bittiğine bir göz atmakta fayda var diye düşünüyorum. Hepimiz amway ve amwayciler kelimelerini duymuşuzdur. Peki kimdir bu amwayciler?

Amwayciler bizim eşimiz dostumuz kardeşimiz, çevremizdeki insanlar. Peki neden yapıyorlar bu işi. Çünkü vaad edilen umutlar var. Nedir bunlar? Bir amway pazarlamacısıyla karşılaştığınızda size ilk yaptıracağı şey, “hayallerinizi” bir kağıda yazdırmak olur. Herkesin hayalleri vardır ve herkes hayallerini gerçekleştirmek ister. Ve hayaliniz ne olursa olsun bunu gerçekleştirmenin en etkili yolu olarak daha sonra amwayi sunacaktır. Ama önce bir müddet hayallerinizin üstünden gidip sizi hayal dünyasına sokmaya çalışacaktır. Burada ilginç olan bir başka nokta ise, sizin hayalinizin maddi yada manevi olması değildir. Maddi bir hayaliniz varsa (zengin olmak, araba almak, ev almak vs) iş kolay. Zaten amway hazır olarak sizi zengin etmek için orda durmaktadır. Manevi bir hayaliniz varsa, (aileyle vakit geçirmek, eş dostla yapılacak etkinlikler, kitap yazmak vs) yine amway sizin hayaliniz için koşacak ve size zaman yaratarak bu imkanları sağlayacaktır. Aslında durum sanıldığı gibi değildir. Peki neden değildir.