kelimekelimkelkeküye

Bana bu konuda ricada bulunan arkadaşları daha fızla kıramayacağım. Bu nedenle, yani biraz da bu genel istek üzerine forumu açıyor ve hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Katılım göstermek isteyeceklerden istenen şey, herhangi bir sonsuz us üyesi için onlara bu üyeyi çağrıştıran kelime veya kelimeleri yazmalarıdır.

Oynaması zorunlu değildir, gel gel yapmıyoruz, pot açık, bol şanslar.

92 yorum “kelimekelimkelkeküye”

  1. Minik bir açılış babında;

    xenix: far
    Hüseyin AKTAŞ: kurşun asker
    Calimera: kanatsız melek
    Agnostik: Agnostik

  2. calimera: pamuk prenses
    xenix: rum ateşi
    bilgisev: gökkuşağı
    gamaro: dokuz onbeş, nizami baraj mesafesi;)
    tosunpaşa: tosunpaşa

    ilk aklıma gelenler;)

  3. Tek Kaş : güzel bir tek taş yüzük:) ama hoş;) Düşünceliii ve nazik 🙂
    YASEMİN: bu kız deli olmalı:))
    Gamaro: akıllı akıllı çok hemde:))
    zamanla daha çok bulurum ama oyunu sevdim:)

  4. Deniz ülker: Denizler ülkesi….

    (Denizi çok severim; hem hayatımı denizden kazanırım, hemde korktuğum denizin dibine dalarım. Ölümüm ya bir deniz kıyısında güzel bir kasabada ya da denizin dibinde vurgunla olsun isterim.)

  5. gamaro: o bir çöl tilkisi, o bir kunduz 😉
    xenix: kirpi 😉
    tosunpaşa: denizatı
    Janus: beyaz güvercin
    Yabancı: gayzer
    Morgana: sabah tazeliği
    Rinda: Kar tanesi
    😉

  6. Bu pis oyun daha önce oynanmıştı. Tek soru neden ?

  7. xenix : Xenon far gibi maşallah, hem aydınlatıyor hem göz almıyor, ayrıca mavi uçuk bir etki bırakıyor, mübarek hem dalga hem parçacık, piza’yı da kurtarsa kurtarsa o kurtarır 🙂

    yabancı : Aslen yellowstone’lu olduğundan şüphelenmekteyim 🙂

    calimera : Gökten bir melek inmiş, sanki Jesus’tan helallik alıp da gelmiş, kanatları görünmezmiş 🙂

    Hüseyin AKTAŞ : Kelimeleri ona diyor ki, iyi bir öğretmendir kendisi, lakin cümle içi disiplin kurallarını belki biraz gevşetmeli:) Ve bir de, kurşun asker tabi..Sağlam bacağı Pal sokağı çocukları’nın emaneti:)

    rinda : Postacının güzeli 🙂

    morgana : Hem kedi hem tweety:)

    tosunpaşa : Asıl adı kahraman’dır, zaten kendisi de kahramandır 🙂

    levinstayn : Turuncu tank 🙂

    devam ederiz yine, herkese iyi geceler:)

  8. masall diyor ki:
    25 Şubat 2010, 13:38

    Olduda bitti maşallah:)

    Form açamayan Ebubekir, kendini sohbet kutusunu vererek, halkın arasına karışmış:)Ilımlı insan projesini an be an uyguluyor.Yoldaşı da var artık çok mutluu:)

    Teleskopi, küfürlü yorum yazınca, yazılarının daha da bir renkli olduğuna kendisini inandırmış..
    O da kendini küfürle ifade ediyor demek ki:))

    Gamaro içine kapanmış. Sürekli tek başına düello yapmak istediğini yazıyor:)

    Xenix işin geyiğinde:))Siteyi satmaya kalkmış:)

    Çetrefilciğimin, kütüphane rafında kamasutra kitabı olduğundan şüphe ediyorum:))

    Ahh kaplumbağa ne de güzel karşılıyordun yeni gelen üyeleri:) Bu karşılamadan sonra eylül bir daha siteye uğramaz oldu:)

    Güneşim ve gökyüzüm, kelimeler kifayetsiz kalıyor:))

    Şimdilik bu kadar. Devam edeceğimm:)

    Gökyüzü diyor ki:
    03 Mart 2010, 13:37

    Hala başka bir hayat var sananlar için, psikanalitik! günöteleri…

    Bizim de kırık cetvellerimiz var, ölçüp biçeceğimiz düşöteleri…

    Ve sonra yalan olup giden puslu reflektif aynaöteleri….

  9. Ve ilk çağrıştırdığı şeyi yazdım.

    gamaro: analiz
    oikos: tarih
    gumanji: organizasyon
    tek kaş: kabul görme
    deniz ülker: idealist
    morgana: edebiyat
    hüseyin aktaş: söz dizim
    toruk makto: hırs
    rinda: bilgi
    bilgisev: hem tasavvuf, hem kuantum
    iskorpit: antiislam
    calimera: almanca sanat
    öz: (yorumsuz)
    sonsuz: seyirci
    gereksiz: ciddiyet
    denge: standart
    delişey: coşku
    narin: koyu italik
    levinstayn: yoldaş
    janus: jesus
    samire: birikim
    çetrefil: sevgiyumağı
    yasemin: müslüman
    venüs: derin sentez
    agnostik: bilimsel
    omer_nt: (yorumsuz)
    elansir: okuyucu
    sonmedcezir: karışık
    marmaramus: sıkıntılı
    ebubekir: kemalizm
    marsseh: tepki
    kaplumbağa: romantizm pazarlamacısı
    deli: bilge
    tegafüle: isyan
    tosunpaşa: anı’cı
    toro: matematik
    efsunn: görücü
    masal: masallarda ki cadı
    angelyasam: acı
    yabancı: yabancı
    iüdex: mizahi ateist (aziz nesin)
    adilenur: adalet

    3 sayfa yeterli şimdilik 🙂

    xenix

  10. “Çetrefilciğimin, kütüphane rafında kamasutra kitabı olduğundan şüphe ediyorum:))

    Ahh kaplumbağa ne de güzel karşılıyordun yeni gelen üyeleri:) Bu karşılamadan sonra eylül bir daha siteye uğramaz oldu:)”

    😀 Haa ha haaaaa bu şekilde gülmek geldi içimden. Tam tarihçisin. Yakın tarih, uzak tarih, her türlü döküman mevcut. Devam et lütfen… 🙂

  11. Hoşuna gittiyse gece gündüz durmayız etiketleriz insanları…

  12. Güzel günler mi geçti
    Yoksa biz mi çirkinleştik
    Adını koyamadığımız hergün yeni şey var
    Yeşilmişik bir zamanlar
    Kuruduk, koyu kahverengi
    Tozu dumana katıyor yaşam

    İntegralimi al abi
    Limit sıfıra gider
    İstediğini yap bana
    Sessizlik sonsuzda nasıl olsa (…) Bülent Ortaçgil

    PS: insanları etiketleme nasılsa işi birilerinin, bir öncekinde kendileri en son “çok hastayım ama diyerek” davranışlarını perdeleme isteğiyle yanıp tutuşmuş ancak geçen zaman içinde yine başladığı yere dönerek tekrara düşmüştür. komik. yoğun istek üzerine falan…..komik olmalı…tam olarak düşündüğüm şu: erkekler kadınlara güzel laf söylemenin hemcinslerine sarkmanın (kadınlar için de geçerli) daha iyi ve özgüvenli bir yolunu bulmalı…bu bayat..aha ahahaha sana melek diğerine böcek dedim ahahahaha şimdi tatmin eşiğindeyim zira eşiğim oldukça düşük -ne o eğlenmiyor musun tatlım? tatlım? …soğuk bir soru mu? insanların nezaket ve hitap taleplerini duymak yerine mazeretler üretip “efendim ben zaten bana şöyle densin istmem böyle densin” demek…(sizinki sorulmuyordu ki)insanları açık alanlarda rencide etmek için çalışıp gizli gizli bir umutla mesaj kutularına yürümek, aman kendi aralarında halletsinler demek ve bunun üstüne şişmiş bir egoyla travma eseri paslaşarak “yoğun istek” üzerine etiketçilik yapmak hakikaten zor iş olmalı. Neyse en güzelini ortaçgil söylemiş sessizlik sonsuzda ve bir şey yapacaksan integrali dene.

  13. Zaten şu başbakana filan acayip karikatürler çizenler yok mu? “Sallandıracaksın bir iki tanesini meydanlarda bak bir daha yapıyorlar mı”… İnsanlar ortada gezemez oldular ya… Konuşamaz oldular… Ne bu ya… Asmak lazım böylelerini… cakamızı bozuyorlar abi…

  14. “integralimi al” diye mesaj bırakan şahsiyet, sizi de son kez ve nazikçe uyarıyorum, dağınık flash-back’lerinizi bana toplattırmayın.

  15. o halde ben de sizi son kez ve nazikçe uyarıyorum, dağınık falan değil gayet toplu da dağıtmayın isterseniz..

  16. İyi, bir ara uğrar gereğini yaparım.

  17. sevgili calimera için pamuk prenses, xenix için rum ateşi dedim…sayın bilgisev’in bana çağrıştırdığı renkleri güneşin önüne serdim…ben sevgi ve sempati dolu sözcükleri paylaştım sayın oikOs..yanılıyorsunuz, hiç de pis bir oyun oynamadım.

  18. xenix xenix kalksana
    farları bir yaksana
    ne diyor bu çocuk baksana…

    gamaro: ince şövalye, entellektüel
    xenix: tavşan atlet, bilgelik, muzip, “ermiş melek; yalnızca kendine kelek”, mutsuz mutlu-mutlu mutsuz…
    Toruk Makto: kendini kemiren yalnız kurt
    Efsunn: Günaydın:)
    Morgana: Eli maşalı… Gerisini diyemem döver, dilime kırmızı biber sürer…
    Samire : Yalnız açan çiçek
    Wikican: insan…
    Tek Kaş: tek baş, asi, aykırı, sevecen, anlaşırsak ölüme giderim…
    ebubekir: Abuuubekir, aynı gemideyiz!…

    Calimera: dünyayı sevmek kurtaracak
    Delişey: üzme kendini, doğru yoldasın
    Coşacak: coşmadı, suçluyuz; ezdik onu…

    Şimdilik bu kadar…

  19. 45 dereceyi buldu bugün Antalya. Bu sıcakta üşüttüm. Başım ağrıdı. Üç tane sözcük attım geçti:)

  20. Gamaro: Molnar edebiyat olsun diye şaka yapmış. Nemeçek yaşıyormuş:)

  21. einfach seltsam… Ich sehe auch nichts verwerfliches an diesem Forum, im Gegenteil. Ich kann nicht verstehen, wie man auf solche Gedanken kommen kann, dass dies ein dreckiges Spiel sein soll.

  22. Diğer forum sakinlerinden bir süreliğine bu konuya müdahil olmamalarını rica ediyorum.

    Çünkü burada olup bitenlerin ve tüm bu pislik vurgusunun asıl hedefi benim. Bu eski bir hikayedir, lakin iki adet forum kişisi için nedense her daim diridir, diri değilse bile olur olmadık pek çok yerde dirilir. Öyle ki, bazen bir bardak soğuk su almak niyetiyle açtığınız kapının ardında dahi gözünüze ilişebilir. Bu haliyle buzdolabı rafına bırakılmış bir ingiliz anahtarı gibidir. Ya da tüm bu olup bitenler flash-back zincirlerinden oluşmuş uzun metrajlı bir filme de benzetilebilir, ve her bölüm “bu son sözümdür” jeneriğiyle baş-ters edilir. Şu anki durum bu baş ters edişlerin son örneğidir. Ama sonuncusu değildir. Olmamıştır ve olmayacaktır. Bakın söylüyorum işte, hayır siz duramayacaksınız.

    Bu arada, daha önce de yazmıştım, bence ikisi de çok iyi insanlardır. Ama burası kırık bir ayna yüzeyi ve burdan yansıyan şey her neyse o da kendilerinindir şüphesiz. Hala minare hırsızlığı, hala ermeni inadından kılıf çıkarma provaları. Dedim ya siz duramayacaksınız, zaten hiç duramamışsınız. Başarısız ve arsızsınız. Benim kemiğime saplanan biyopsi setinin acısını, samimiyetle paylaştığım ve muhatabında karşılığını bulmuş bir ölüm korkusu ve dağınıklığı bile kendinize malzeme yaptınız.

    Şimdi gitmem lazım. Çünkü daha önemli işlerim var. Hem de çok daha gerçek. Mesela hayat kurtarıcı bazı süreçleri işlevsel kılmak gibi. Ama geleceğim, ve bu güne kadar bir kerecik bile hata yapmışlığı görülüp duyulmamış olan bu bir-takım profile ait kusursuzluğu kurcalayacağım. Diğer arkadaşlardan ricam, mümkünse bir süreliğine konuya müdahil olmamalarıdır. Dediğim gibi, kimse üzerine alınmasın, burda pisliğin öznesi benim, gereğini yerine getiririm.

  23. etiketleyin, yargılayın, ne halt ederseniz edin ama bana bulaşmadan yapın bütün bunları. Etiketlerden en çok çekenlerden biriyim herhalde. Üzerime hiç de olmadığım bir etiket bulaşmış durumda uzun süredir. Yukarıda hırs olarak tanımlanmışım bu doğru. Etiketsede doğru etiketlenmişim. Fakat beni olmadığım bir şeyle etiketleyip ısrarla üzerinde durduğunuzda sinirlenebiliyorum bazen…

  24. Parceque Calimera, dans les possibilites possible le plus etonnant il y a d’etre humain.

    Par example; Je peux aimer boire un gewurtztraminer ou manger le foie gras gersoise. C’est mon qualite et du tout. Qq. Mois avant on avait bien declare que nous ne voulons plus participer a ces types jeux. Comme vous devenez un ange, alors svp. restez calme avec cette etiquette.

  25. Olmuyor uzatmayalım diye rica da bulunmuştum.
    Ve bu almanca olayı nedir anlamadım.
    Benim ülkemde türkçe konuşulur ve türkçe düşünülür.
    Havanız kime ya da bu olayı bir açıklığa kavuşturun lütfen.
    Bende o zaman kırmançi dili ile yazayım ne dersiniz.
    ez dı hezdikim.

  26. Bitte oikos, ich glaube über Menschlichkeit brauchst gerade du mir nichts zu erklären.

    Sowieso macht mich deine Art und Weise sprachlos

    …

  27. Calimera Türkçe yazamadığını önceden beyan etmiş bir şahıs bu nedenle almanca yazıyor. Ben de buna istinaden fransızca yazarak cevap veriyorum. Olay bundan ibaret…

  28. Calimer bir alman forumdaşımız o sebeple almanca yazıyor ve almanca bilenler de almanca cevap yazdığı için tablo bu şekilde ortaya çıkıyor. Ama fransızcayı pek anlayamadım. Çünkü calimera türkçe cevapları da almacaya çeviriyor, yada tam tersi arasıra türkçe de yazmaya çalışıyor…

  29. Your text has been changed.

    In other side, your reflexion about human seems a little bit in suspect. Also i am not sure that you understand french.
    Google can’t translate the mind in me.

  30. Evrensel bir forum….::))
    Bilmiyordum Kaba ve Ukala bir şekilde sorgulamış bulundum
    ÖZÜR DİLERİM…

  31. hallo, Wie geht es Ihnen.
    Ich habe dich nicht verstanden. I ‘m sorry

  32. J’ai compris tous: (Wer deutsch kann, mag es bitte in türkisch übersetzen)

    Weil Calimera, unter den möglichen Möglichkeiten, ist es das meist erstaunlichste ein Mensch zu sein. (menschlich zu sein)

    Zum Beispiel, ich kann es lieben Gewürztraminer (Wein) zu trinken oder Gänsestopfleber zu essen. Das ist meine Qualität und überhaupt. Einige Monate zuvor haben wir deutlich (gut) erklärt, dass wir nicht mehr an solchen Spielen teilnehmen (teilhaben) wollen. Wenn Sie ein Engel werden (seien), dann bitte bleiben Sie still in dieser Etikette.

  33. sevgili Tek Kas,

    sag ol, iyiyim, ya sen? 😉 pardon, benim arkadaslarim bana bunu türkceye cevireceklerdir, umarimki 😉

  34. Mir geht es gut danke. Ich treffe mich mit Ihnen auf diese Weise nicht für die Fehler zu suchen. Ich war sehr erfreut. Calimera einen fantastischen Namen.

  35. Kendi yazımın türkçesi:

    Çünkü Calimera, mümkün olasılıkların içinde en şaşırtıcı olanı; insan olmaktır.

    Örnek olarak; ben bir alsace şarabı veya kaz ciğeri sevebilirim. Bu benim doğamdır ve hepsi budur. Birkaç ay önce bu tip oyunlara katılmak istemediğimizi bi şekilde beyan etmiştik. Madem siz bir melek oldunuz, o halde lütfen bu etiketle dingin kalınız.

    oikos: Ben yazdığım yazıyı anlamadığını ima etmiştim. Almanca olarak anladığını belirtmiş ve aynı metnin almancasını yazmış ve tercüme edilmesini istemiş. Ben bu şahsın fake olduğunu varsayıyorum zira google metinleri çevirirken lüzumsuz yerlerde BÜYÜK HARF kullanıyor. Calimera metinlerinde bunu görmek mümkün.

  36. …text has been changed…

    textim değişti mi? Evet bir iki sözcük kısaldı, ama anlam hala aynı. Bana susmamı öğüt verdin, ama senin bu genel tavrın karşısında insan söyleyecek birşey bulamıyor zaten oikos.

  37. Tek Kaş, çok teşekkürler, ben de memnun oldum

  38. Oyun devam ediyor…

    Ne dersin Rinda ?

  39. Ben onun fake olmadığını garanti ediyorum. Ha benim olduğumu sanıyorsanız forum yöneticilerine ip kontrolü yaptırabilirsiniz (her türlü)

  40. Madem siz bir melek oldunuz, o halde lütfen bu etiketle dingin kalınız.

    Tercüme budur. Yazdığım da budur. (içinde sessiz kal geçmemektedir.)

    Gökyüzü benim zaten. (Başka benzer bir olaydaki tepkimdir.)

    Kişi fake’dir. Eğer değilse gerçek kişinin ruhsal fake halidir.

    Yazdığım şey basit:

    Şimdi türkçe bir metin yazın ve bunu google çeviri ile türkçeden almancaya çevirin. İlgisiz noktalarda bazı kelimelerin büyük harfle başladığını görün.

    Örnek olarak az önce TEK KAŞ bir çeviri yapıp buraya asmış. DİKKATLE BAKIN. Ve sonra hemen calimera yazılarına bakın… Ne görüyorsunuz ? AAAA! Hayret…

    Sanatçılığa gelince; sanata saygımız sonsuz 🙂 Benim de ateist dualarım seninle…

    Bu konuda başka birşey yazmak istemiyorum. Forum sakinleri etiketleri farkedecek kadar olgundur sanırım.

  41. bilmediğimiz bir dilde, o dili ana dili olan bir yabancıya onun anadilinde cevap vermeye çalışmak nezaketliktir. Bunda hayret edilecek birşey yoktur. Calimera da, Tek Kaş da karşılıklı olarak birbirlerinin dillerinde nezakette bulunarak cevap vermişler google amca yardımıyla ve sayesinde. Bunda fake bir durum göremedim

  42. Kim fake kim değil sorgulamıyorum. Burda sanal dünyadayız. Bende sanalım, Herkes gibi bende fake im. O yüzden problem yok Fantastic bir dünyadayız.

  43. kaldı ki madem türkçe konuşuyoruz neden fake vb. yabancı kelimeler kullanıyoruz da sahte kelimesi kullanmıyoruz? Bbu da ilginç tabii

  44. Dilbilgisi kuralıdır. Almancada kelimeler cümlenin neresinde olursa olsunlar büyük harfle başlayarak yazılır. Ich bin zu Haus. (Ben evdeyim) Ich liebe meine Katze sehr(Ben kedimi çok seviyorum) Bence bir yanlış anlaşılma var. Eksik biliyorsunuz, hayret etmeyiniz sayın oikOs..

  45. Neden olayları akışında bırakmıyorsunuz. Derine inip sorguluyorsunuz. Sevgili rinda teşekkürler. Sevgili janus burada almanca dersinden not alma telaşında değilim. Sadece iletişim etkileşim ve sosyalleşme diyelim. O yüzden yazıyor ve yazdıklarınıza yorum katıyor ve yazdıklarınızı dikkatle okuyorum. Ve inanın burda sadece xenix i merak ettim kim olduğunu onuda öğrenemedim. Ve sizlerin de kim olduğu nu inanın merak etmiyorum. Çünkü sizler kafamda şekillendiniz. ve öylece kalacaksınız.

  46. Sen dikkati etikete çek…sonra ona çak, buna fake. Gudilekke!! Proprofilin ruhuymuş yok profilin ruhsal fake haliymiş. Cümleye tak, kelimeye tak, takmadığın bi harfler kalmıştı şimdi ona da takmışsın, hastamısın sen kardeşim? Takip edilme korkusumu var, küçükken çok mu azarladılar, saplantılımısın? Hayret bi şey ya, hayret bi şey ya, inanamıyorum valla!

  47. Dear Sonsuz.us inhabitants;
    the subject came from where to where, shake yourselves and pull yourselves together :))

  48. ..bu nasıl bir çılgınlık.. bu nasıl bir had bildirme isteği..bu nasıl bir..kimse sizin gökyüzünüzü birşeye davet ediyor mu sayın oikOs..tanrım,bu nasıl bir…Siz gökyüzü diyince güzel ve değerli..bir başkası melek diyince…etiket..mi? bu nasıl bir değer-lendirme..?Bilmiyorsunuz zannediyorum..suskunluğa davet ettiğiniz calimera çok yetenekli bir sanatçı.. ressam..müzisyen..başını güneşe sermiş bir salyangozun kıvrımındaki güzelliği farkedip.. akerdiyonuyla ona eşlik eden..gitarıyla kuşlarla konuşan..klasik müzik konserlerinde..solist olarak sesiyle güzellik katan..insaf..el insaf..dualarım sizinle oikOs…

  49. Deniz ne anlatmak istedin merak ettim.
    Janus teşekkürler. Hiç almanca dersi görmediğimden ve bilgimde olmadığından.. yaznış bulundum.

  50. Benim almancam iyi değil, istesemde not veremem size sayın Tek Kaş:) Lise öğretmenimiz bir deste söylemişti bu büyük harf konusunu, ordan hatırladım.Yanlış anlaşılma olmasın diye belirtmek istedim sadece.

  51. şey ben sanırsam şunu demek istedim :))
    sayın sonsuz.us sakinleri;
    Konu nerden nereye geldi. titreyin ve kendinize gelin :))
    benim ingilizcemle ancak bu kadar oldu :)))))

  52. Teşekkürler. Bende yukarda 2 defa belirttim uzamasın tartışma diye… Uzadı ama kırıcı olmadı ..

  53. Ehh millet almanca yazınca banada bir heves geldi, bakalım bende ingilizce yazabiliyormuyum diye denedim:) Biraz geliştirsem fena olmayacak sanırım.Ama hakkaten konu nerdeeeen nereye gelmiş.

  54. Ben almanca bilmem google translate programını kullandım..

  55. Efendi soru net; birisi size gökyüzü diyor,ne güzel hoş, biri birbaşkasına melek deyince oyunmuşda pismiş de, ayıp yahu! İçinde sessiz kal geçmiyormuş, dingin kal demişmiş, pardon niye dingin kalsın? dingin olmayan ne yapmışda dingin kalsın? Birisi kibarca neden pis bir oyun olsun ben böyle düşünmüyorum diyor, senmisin diyen, susma ama dingin kal! Yazık ya, bu kadar insan dünyanın hezeyanını çekiyor sayenizde. bravo, vallahi bravo!

  56. Efendi :
    Bana gökyüzü diyen eşimdir bu bir.
    Bunu derken oik0s= gökyüzü demez bu iki.
    Ben de ona güneşim derim bu üç.
    Eşime nasıl hitap edeceğime kimse karışamaz bu dört.

    Ayrıca eşim beni etiketlemek niyetiyle söylemez bu tip bir amaca da hizmet etmez… Bana Gökyüzüm derken herhangi birine öküz,donuk,vs. mi demiş? İki insanın birbiri arasında oluşan dile elbette bir sözümüz olamaz ancak herhangi birine herhangi bir şeyi söyleyecek medeni cesareti ve özgüveni bulamayan insanların bir de kalkıp burada oyun oynuyorduk ne güzel geldiniz demesi manidar. Soğuk mu demek istiyorsun de ya da başka bir şey…söylemek istediklerimi bir oyunla perdelemeden ve madem etiketten rahatsız da değilsiniz hayli eğlenceli buluyorsunuz an be an söyleyeceğime emin olabilirsiniz. Bu abuk oyun sonucunda oluşan tarafıma ve siz misafirlere öngörülen etiketler aşağıdadır:

    oik0s = Soğuk soru
    Misafir = Korkak
    oik0s = Somurtkan

    Bunlar dendi (Bazıları silindi – Bazıları duruyor)

    Gördüğünüz gibi “melekler” için herhangi sorun yok. OYUNA DAHİL OLMAK İSTEMEYEN fakat zorla içeri dahil edilen biz gönülsüzler için sorun var.

    Ve bu sizi ilgilendirmez. Haddini de bil.

  57. Burda haddini bilmesi gereken kişi sensin, yetti be sıtkımızı sıyırttınız. Adı orda burda ne geziyormuş, sen iyimisin ya, görende adın uyuşturucu kaçakcıları listesine eklenmiş falan zannedecek . Pes be, benim adım Derya, sen allah mısın oikos, herkesin niyetini mi biliyorsun, nerden alıyorsun bu hakkı? Sana somurtkan denmiş soğuk denmişse ne var,yazarsın calimera gibi insanca, beni bu oyuna katmayın lütfen dersin olur biter. Ne kasıntıdır bu ya? Senin güneşim dediğin eşin herkese ufak ufak zeka dağıtırken? Sen fakemi değilmi diye calimeranın ruhunun orasını burasını mıncıklarken ? Sana ne kimin kime ne dediğinden, sana ne meleklerden, sana melek diyen oldumuki ona buna dinginlik öğütlüyorsun?Şimdi de geri vitese alıyorsun, melekler için sorun yokmuş, yoksa ne konuşuyorsun? Gidin ya, siz profille, sözcükle, karakterle, harfle kafayı bozmuşsunuz. gidin bi profetereol filan yeyin. Yetti be, bu ne inattır..

  58. ..your text has been changed…

  59. Baktım, yani yuh..biri soğuk soru demiş, biri de altı ay önce somurtkan demiş, marseh bunu altı aydır unutmamış,sizde unutmamışsınız, bi de azarlama, zekadan azadelik, helal be..alkışlar size! Mizahınız hakikatten karaymış, helal olsun!. Marseh olsa ne derdi, şöyle derdi kesin, “birisi size somurtkan dedi diye bu sizin ona pislik demenizi gerektirmez! ” alkışlar, alkışlar,alkışlar,alkışlar! Vallahi doğru söylemişler, kusursuzlukta üstünüze yok, sırça köşkte mutluluklar, dışarısı kıro dolu aman!

  60. Sevgili oikos uzadı konu uzayacakta. Uzamasını istemedim rica da ettim bende siliyorum yazdığım kelimelerden meydana gelen cümleyi..

  61. Gamaro: Gamsız şovalye
    xenix: tatlı sert
    Hüseyin AKTAŞ: Medet sende ya hüseyin.
    Toruk Makto: İkran
    Efsunn: Nazik
    Morgana: Sempatik…
    gereksiz: dikkat çekici
    Samire : ..
    Wikican: Mazlum …
    ebubekir: Abı hayat
    gumanji: izleyen
    ……SİLİNDİ……
    Calimera: fantastik
    Delişey: Mücadeleci
    Coşacak: ezgin dertli
    sonsuz: İmparator
    agnostik: elastik

    Bak bu iyi oldu akşam akşam kafam dağıldı gemilerden gına gelmişti ….

  62. Hüseyin Aktaş, misafir olarak yazan benim. Misafir olarak yazmak bir haksa bu hakkı kullanmakta bir sorun olmamalı, o zaman misafir olarak yazmak yasaklansın. Bbirisi korkak derse der, zavallı derse der, ben bunu takıntı yapmam, güler geçerim. Buyrun adım Derya soyadım Şahin. yaşım 43. Adresimi de vereyim mi? Ne zamandır taskip ediyorum siteyi keyifle, ama burda bir hata var, hata bile az, kaçıkça birşey! Medeni cesaretse medeni cesaret, bunun için takma bir ada mı ihtiyacım var? Oikos kaç gündür saçmalıyor, sıkıldım yahu! hezeyanlar içinde, marsehinde ondan aşağı kalırı yok, ona sataş buna azar, etiket, kelime, harf, meleğin ruhunu mıncıkla, fakelik testi yap, diğeri zeka testi yapar önüne gelene, o iyi, bu vasat, Sonrada somurtkanla soğuğu namus meselesi yap! Pislik de ! Ne bu ya, ne bu ! sıtkım sıyrıldı yahu !

  63. “Etiketinize” bakarak bunları öğrendik. E tabi her etikete de aldanmayacaksın tabi. Kenan Evren’in de “orgeneral” etiketi vardı ama acaba kimlerin orgeneraliydi?…

    Evet tanımlamam kendimi izah eder. Sizinde bu erki kabul ettğinizi varsaymalıydım. Hayal kırıklığı mı ? Kenan Evren benim algılarımı değiştirir mi peki ? Ben seni bu forum alanında alenen etiketlememişken…

    Neden diye sormam gerekiyor. Nedenin cevabı mizahi mi acaba ? Ben güldüm mü ? Mutlu mu oldum ? O yapmış dur ben de yapim mi dedim ? Aslında ana tepkim sana da değildi. Yaşıt ve olgun olduğunu düşündüğümden olacak. Külü henüz soğumamış temcitin tekrar önümüze konması beni rahatsız etti.

    Düşünsene “Hüsso: Namert” yazmışım ve bunu komik bulmuşum. İzahsız değil mi?
    Ayıp bilinmez mi ? Bu kadar mı olduk ? Anadoluya yakışır mı ?
    Ben de Gırgır / Fırt / Akbaba okuyarak büyüdüm. Bu yaşlarda hala L-Manyak alırım. Gülmeyi severim. Mizahı anlarım. Fakat anlamsızlığı anlamdıramıyorum.

    Düşünsene şahsa “dingin kal” yazdık kıyameti kopardı. Ya arzu etmediği şekilde etiketlenseydi. Niye gülmedi ? bana gülerken iyiydi galiba… Hayat böyle işte…

    Eşim ve ben burada diğer forumdaşlarla ıncık cıncık olmuyoruz diye suçlanıyoruz. Gamaro bundan evvel bu forumda eşim Marsseh’e hiç gereği yokken, tanımadığı halde rahatsız edici psikolojik, tepkilerini tahakküm altına yönelik yorumlarda bulundu. Bir kısmı forumdaşların huzurunda olurken bir kısmı yönetim sayfalarında devam etti. Kendisine tıpkı şimdi sizin yaptığınız gibi ve aslında en başından beri bizim de yaptığımız gibi ” Kendimiz olma”, “Eğlenme”, “Tepki verme” hakkımız olduğu ve bunu ne hakla taciz ettiği sorulduğunda ise aldığımız cevap; bizi sağlıklı olmakla suçlayan ve tüm tepkilerini bizim bilmek durumunda olamayacağımız fiziksel rahatsızlığına verdi. Buna karşın yine bu ve benzer eylemler içinde bulunmak istemediğimizi kendisine söyledik. Alenen forum ortamında yürüttüğü “Marsseh kötü” vs. söylemine karşı hiç de aleni olmayan mesaj yoluyla özür yoluna gitti. Bu mesaja yanıtımız: “Tepkilerimizin ve fikirlerimizin forum alanında olduğu” idi.

    Bundan gayri anlaşılmayan “Dağınık flash-back”, “Gereğini yapma” “Geçmişi diriltme” gibi yeni söylemleridir.

    Evet yeni bir soğuk soru gelebilir. Basitçe düşünün ikili veya eşli olarak burada bulunan ender kişilerden olduğumu unutmadan…

    Bu yeni oyun senden bağımsızdır. Ve emin ol Hüseyin “Pis oyun” etiketlemem pek de “soğuk soru” bağlamlı değildi. Gene de samimi söylüyorum cevabını yeterli bulmadım. Nedir soğuk soru, kimdir, nasıl sorar, ne olur ? mizahi midir ? Yahu boşver adam eleştirmiş, yermiş. Eee bi dakka ben de etiketledim sizi pis oyun diye niye gülmediniz. Niye yahu ? Herkes oyuncu bi tek ben mi kötüyüm.

    Her halukarda bazen çocuk olunduğunu ve misketlerin kaybedildiğini varsaymalıyım.

  64. !!?

    Bundan sonrası mide bulantısı. Çingenelik diyeceğim şimdi, çingenelere hakaret olacak. Elimi kolumu sakınmaya çalıştıkça üstüme sıçrayıp duran bu çirkinlik sizin. Bence siz sağlıklı filan değilsiniz, ya da sağlıklıysanız bile hasta bir sağlıklısınız. Bütün bu çarpık algı, bütün bu saplantı, çarpıttığınız ve aldattığınız bütün bu anımsayışlar bunun göstergesi olabilir ancak.

    Bir dingin ol dedi diye başına neler gelmiş. Ne oldu beğenmediniz mi? Ama gamaro’yu biraz sükunet dedi diye azarlarken pek bi iyiydi di mi? Hani bi de ipucu verdim diye sarkmıştınız bana, hepi topu ipucu dediydim ya, biraz astronomi..o da keyifli miydi? Sahi bir forumdaş daha vardı, ha Full Full, onu da çapını beğenmeyip haşlamıştınız, kesin hatırlarsınız. Çocuk bu cümle kimin için yazıldı diye sormuştu da hepitopu, sizin için yazılsın efendim demiştiniz, siz akıllısınız da başkaları salak mı filan.. e sonra da üzüldüm de ondan öyle dedim diye yalan atmıştınız. ..Yalana ve saptırmaya devam, evet bundan sonrası mide bulantısı. Falsh back nerdeymiş, balık hafızası böyle bir şey olmalı, hormonlar efenim hormonlar, açıp bakın bi zahmet, şimdi ona da link vermeyelim, hadi bi zahmet.

    Bir de temcit plavı gibi denmez mi, yahu elinde kazanla gezen sizsiniz, (bakınız: bknz) bu nasıl bir körlük? Hem bana ne sizin ıncık cıncıklığınızdan. Çok derdimdi sanki bunca işin gücün arasında peşinizden koşturmak.Ama burda bi abukluk varsa o size aittir, başkasını suçlamayın. Çünkü arsız ve küstah olan sizsiniz. Bir somurtkandan kan davası güdensiniz. Başarısızsınız. Çünkü kırdığınız hiçbirşeyi tamir edemeyecek kadar beceriksizsiniz. Ama pardon ya..siz zaten hiç birşey kırmamıştınız değil mi? Ne kadar kusursuz bir…saçmalık.

    Doğru, sizin külünüz kurumamış altı ayda. Bi altı ay daha kurumaz bu gidişle.Uzamış yas sendromu..Neyse, gece üçe kadar çalışıp sabah dokuzda işbaşı yapıyorum bu aralar. Onun için şimdilik bu kadar. Ama bütün pazarımı size ayıracağım. Biriniz yetmezse ikiniz birden gelin.

  65. Heyt be 🙂 fake karşıtı hareket engellenemez. Kanıtı sadece varsayımlar olabiliyor ve maalesef varsayımları kanıt olarak sunamıyoruz. Fakat kendi hissettiklerimizi, sezgilerimizi oikos gibi dışavurabiliriz ve bu dışavurum illegal sayılamaz. Zamanında ben de bir kaç nickin fake olduğunu varsayarak onları yok sayacağımı beyan etmiş ve aynen de öyle yapmıştım. Şimdi yeni anlaşmalarım sayesinde bunu yapmama gerek kalmadı ama yine de bu yok sayma eylemi hoşuma gittiğinden, şimdilik devam edeceğim…

  66. Hüseyin bey size demiştim uzak durunuz lütfen diye, sebebi malum. Bakın gördünüz mü, kendisi de diyor zaten benim derdim seninle değil hüseyin diye. Geldiniz mi şimdi söylediğime, yormayın siz kendinizi lütfen.

    Toruk anlaşma filan demişsin ya, senle de bi anlaşalım yapalım o zaman. Sen dağ ol mesela, ben de fare, bu kez de dağ fareye küssün, olmasın haberi ama farenin. İster duy ister duyma, selametle.

  67. bu oyunu bi yerden hayal meyal “flash-back” hatırlıyorum.
    Evet, evet hatırladım…
    Çocuk yaşlarda kumda oynardık bunu, önce birisi diğerinin üzerine kum atardı, sonra birbirlerimizin üzerlerine kum atardık, sonuçta, kum kimin gözüne girerse “ha ha ha ha” yapardık…
    Evet, evet hatırladım…
    sonra da birileri kızdı mı, kızdı olurdu…
    oyunumuzun yeni ismi bu galiba, büyükler için sanal “kelimekelimkelkeküye”…

  68. levinstayn: darağacında içilen son sigara…

  69. Benim çocukluğumda da şöyle olurdu iskorpit;

    Bizler muhallebi mahallesinin çocukları olarak top oynamaya giderdik evimizin dibindeki arsaya. O kadar muhallebiydik ki, kızlı erkekli giderdik hem de..Ama sonra birşey olurdu. Birileri gelirdi ansızın, yani birileri dediysem, sekiz dokuz velet, cümbür cemaat .Kiminin elinde yarısı dişlenmiş bir şekilsiz domates, ve kimisi de şak şuk sallayıp durduğu bir parça lastikle gelirdi birdenbire. Ama işin ilginç tarafı, öyle bir yaparlardı ki bunu, sanki biz hiç yoktuk orada. Hiçbirimiz yoktu ve gördükleri tek şey bir lastik top olurdu sanki, öyle dalarlardı sahaya.

    İnsanın karşısındakini görmezlikten gelip, ya da karşıdakinin var olduğunu bilip de onu inatla “hiç” yerine koyarak hakaret edebilmenin çok etkili bir yöntemiydi bu. Dedim ya sanki biz “yok” olurduk o anda, ama “var” da olurduk aynı zamanda, çünkü hakaret doğası gereği bir varlık isterdi karşısında. Ve onlar yokluğa hakaret etmeyecek kadar akıllıydılar, ya da nasıl demeli, kendileri gibi olma hakkını yine kendileri gibi kullanırdılar. Adam paylaşılırdı süratle, o ondan, şu bundan, Ali kaleye, memed bekte kal sen, rüzgarın oğlu sağ açık, bu kale çim, berisi taşlık, ve tüm bu varlık yokluk çelişkisi içinde isimsiz ve sessizce sürülürdük biz. Sonra bir çelme, bir kritik müdahale, ve top da geçti mi ayaklarına biterdi zaten iş. Altmış saniyeyi bulmazdı tribüne gönderilmesi hepimizin. E sonrası geyik, Sülooo, la bu topun havası gidik lan!

    Kumu küreği, kızanı kızmayanı bilmem iskorpit. Erişkini sanalı, kelimesi kelkeki de farketmez. Ama oyunda pislik çıkarmak dersen eğer, bak işte o yukardaki gibidir. Top da benim oyun da, şikayetler müdiriyete.

  70. Sanırım eski hesap eski defterler derken küçük bir kıvılcımdan yangını yeniden başlatmak üzeresiniz.Hava sıcak, can sıkkın, eskisi kadar yapacak iş güç yok.İyiki varsın…….ınız..Çekin ya sabrınızı, dönün kendinize.Ben bile nelerle suçlanıp bilemezsiniz nelerden vazgeçtim.Haklıydım haksız oldum ama yeterrrr..Kimse ederinden daha fazla değilmişşşş.Cevap vermeye bile değmiyormuşşşşş.

  71. masal, ne güzel bi isminiz var sizin, en azından benimkisi gibi anlamsız değil:)

    (Şimdi bunu yazdım ya, özel bir misafir mesajı daha alırım herhalde, karı kız peşinde koşturan bir şerefsiz olduğuma dair.Hey allam ya:))

  72. masal, motor kayışı tamırcısı,

  73. Forum şekerim düştü. Bir yorum attım o da geçti:)

  74. Sayın oikOs,

    “oikOs: soğuk soru” sözü bana aitti ve sildim. Rahatsızlığınızdan rahatsız olduğum için sildim. Aradaki “=” imi değil, “:” imidir… Sizin bana çağrıştırdığınız sözcük tamlamasıdır. Eşitlemek yoktur bunda…

    Siz burada bu sözü tekrar sarfedince ve kimliğini bildiremeyen bir zatla aynı yorum içinde geçince ben kendime ait olanı belirtmek gereği duydum. Evet söyledim ve silmiş olmam da unutturmaz. Belki de silmemem gerekirdi. Yazdığım için pişman değilim. Sildiğim için pişman olma olasılığım var!…

    Bu “pis bir oyun” değidir. Bu bir mizah olabilir. Taşlama , yergi, övgü olabilir… Mizah sanatın bir ögesi ve kendisi de başlı başına bir sanattır. “Sanatsız kalmış bir milletin, hayat damarlarından biri kesik demektir” sözü sizin tek önder kabul etiğiniz Atatürk’ün sözüdür. Sizin bu sözünüz ilkelerinizle de çelişmek demektir.

    Eleştiri, yergi, övgü toplumsal ilişkiler içerisinde önemli bir yer tutar. (Bunu size söylemiş olmak bile üzüyor beni.) Toplum içine çıkan hepsine hazır olmak zorundadır. Siz buraya, bu foruma çıkarken beraber, zaten oyuna dahil olmuş durumdasınız! Bir iki sözcüklük “etiket” dediğiniz şeyleri bırakın, sayfalar dolusu yüzünüze, alnınıza, kimliğinize, ilkelerinize yakıştırılmaya ve yapıştırılmaya çalışılan yaftalara bakın ki, bunlardan bir kısmına karşı sizinle yan yana durduğumuzu da anımsıyorum, siz de anımsayacaksınız. Sizinle sert bir tartışmamıza rağmen doğru yazılarınızda yanınızda yer almaktan da gocunmadım. Bundan sonra da gocunmam. Bilimsel bakışta ve duruşta duygusallığa yer yoktur. Aslında duygusallık her düzeyde hatadır. Duygulu olmak ve duyguları paylaşmak ile duygusallık çok farklıdır. İlki insani özlemleridir insanın, ikincisi hatadır, hatalı bakıştır…

    Siz, size uzatılan elleri elinizin tersiyle itiyorsunuz. Oysa tutunursanız, tutarsanız, sarfettiğinizin de, şarz ettiğinizin de sizi güçlendirdiğini göreceksiniz.
    Elin kıymetini bilmeyen, elinin kıymetini de bilemez.
    İnsanı insan yapan elleridir. İnsan elini arayan hayvandır, buldukça insanlaşır. Bir elin nesi vardır, iki elin sesi vardır. Ses ise dildir. Dil ise söylemektir. Söylemek ise “etiketlemektir” bazen. İsim de bir etiket değil midir? “oikOs” diye etiketlemişsiniz kendinizi işte ne var bunda? Kişisel iletinizde de açıklamışsınız:

    “Oikos = Ev halkı; Genellikle Helence sanılan bu sözcük anadolunun ilk sahiplerine yani Luwi’lere aittir.

    Anaerkil olan ilk toplumların ataerkile dönüşmesinin kaotik gerçeğini yansıtır. Oikos, yapının kendisidir. Bu yapıda bir din, bir dogma, bir şekilcilik bulunmaz. Olabildiğince safça hayatta kalma mücadelesi veren, erkini gökte değil kendinde bulan, yaşamcıların mekanıdır oikos…”

    “Etiketinize” bakarak bunları öğrendik. E tabi her etikete de aldanmayacaksın tabi. Kenan Evren’in de “orgeneral” etiketi vardı ama acaba kimlerin orgeneraliydi?…

    Bu oyun pis bir oyun değildir. Bir düşünce ve duygu paylaşımıdır. Siz kendinizi, oyunun dışına çıkararak hareketlendirmek istediğiniz kitlelerin dışına atıyorsunuz. Ancak bir taraftan da daha yukarda dediğim gibi zaten oyun içindesiniz ve etiketi bırakın “yaftalar” takılmış durumda size…

    Hem sonra düşünün, siz evlisiniz ve çok iyi bilirsiniz, “seni seviyorum” sözü ne denli sihirlidir. İletişimciler, “yaa, sevmesem seninle beraber olur muyum” gibi yanıtları eleştirirler ve bu sözün her daim sevilen kişiye söylenmesini öğütler. Başarı, beğeni, takdir, taltif, bunlar insancıl ve ruhsal gereksinimlerdir. Maddi gereksinimler değin zorunludurlar. Bunların “iletilmesi” gerekmektedir. Şimdi yarın karne günü. Çocuklarım takdir getiriyor. O belge niye veriliyor acaba çocuklara? Çocuk bu belgeyi getirdiğinde orada tüm dersler “5” iken bir tane 4’ü bahane edip “bu ne lan” mı diyelim? “Amaaan, nolmuş yani takdir aldıysan” mı diyelim? HAYIR! Değil mi?…

    Bırakın insanlar birbirlerine sevgilerini, takdirlerini iletsinler. Bırakın yergilerini de iletsinler.

    “Beni en sert eleştiren, benim en yakın dostumdur” der Lenin. Eleştiri “ayırdına varma çabasıdır” ve eleştirnin ögesi sevgi olduğu kadar, yergi, taşlama, hicvetme de olabilmektedir… Mizah da başlı başına bir yol olabilmektedir.

    “Bir kişinin kendisi için söylediği söz, o kişinin kendisi için referans olamaz” der Marks da… Sizin kendinizi bu toplumdan izole ederek bir kenarda kendiniz için yargılar üretmeniz size referans olmaz, ama sizin dışınızdaki insanların sizin hakkınızdaki yargıları, yarın bir gün bir sokak eyleminde karşınıza dikiliverir. Sizin tavrınız hiç kabul etmeyeceğiniz İsa’nın tavrıdır: “Hüküm vermeyiniz hüküm verenler hükme uğrar”… Bu ise insanları “serbest atomlar” haline getirir ki, çok eleştireceğiniz ve karşısında olacağınız 12 Eylül bu topluma bunu yaptı zaten… Güvensizlik, bana necilik, elini elinden çekmek, karışmamak hiç bir şeye, korkmak, bunlar nasıl yıkılacak Sayın oikOs?…

    Bakın şimdi ben sizden daha soğuk sorular sordum. Değil mi?

    Saygılarımla…

    Not: Ben yukardaki misafir değilim. Açık açık söylerim sözümü ve cehenneme değin de savunurum. Gamaro “kimse karışmasın” dediği için nezaketen durdum ama oyunun içinde olduğum için de “pis” tespitinizden rahatsız oldum. Bu nedenle sildiğim bir sözü siz yeniden gündeme taşıyınca yazmak zorunda kaldım. Sizin yukarıda “misafirin ben olmamdan kuşkulandığınızı algıladım” bu yüzden ben olmadığımı söylemek için yazdım bir de… Hoşcakalınız…

  75. Durumunuz için üzgünüm Flight. Tek kelimeyle bahsettiğiniz nahoşluğun musebbibi olarak beni görüyorsanız eğer, bunun için de üzgünüm. Ama ben de kendi bulantımın sınırlarındayım bu aralar ve sizin için yapabileceğim özel birşey yok maalesef.

    Konuyla ilgili veya meraklısı olanlar gidip tekrar seyredebilirler, bu kusursuzluk sirkinin beni hedef alarak gösteriye başladığı yer ah sevgi vah nefret başlığı altındadır. Aylardır adını ağzıma almadığım bir profil sahibi, günlerdir uğruna kıyametler kopardıkları etiket ve etiketlemeden haşa uzak bir şekilde (çünkü kendisi daha çok isim tamlamaları ile görür işini, ve artık belirtilisinden mi olur yoksa belirtisizinden mi bilinmez, canı nasıl ve nerde isterse öyle “tam”lar) bir yandan şimdi geçmişe dönmek istemiyorum diyerek koşa koşa sahaya girmiş, bir yandan da dönmek istemediğini beyan ettiği geçmişe ait ( 5-6 ay öncesinden bahsediyoruz bu arada) linkler vererek kendi temcit kazanını yine kendi sırtında taşıdığını ispatlamıştır.

    Bu mesele herkesin ilgisini çekmeyebilir elbette, ama müsadenizle benim ilgimi çeksin lütfen ve her seferinde elimi kolumu sakınmaya çalıştıkça üzerime sıçrayıp duran bu çirkinlikten kendimi kurtarayım. Aslında ben, her ikisinin de gerçekte çok iyi ve olgun insanlar olduğuna inandığımı bir kez daha tekrarlamak durumundayım, ama bu sayfalara dahil olduklarında ne oluyorsa oluyor, ya da illaki birşey oluyor ve benim maalesef ki durup durup üzerime sıçrayan bu çirkinliği görmezlikten gelme gibi bir şansım kalmıyor. Yani bir süre tepkisiz kalmayı denedim aslında ve bütün o öğreten adam, saldırıp kültür abidesi moduna geçen adam, bakınız şirinler, sahibi bilir, laf yerini bulacak, son olacak, ha ha ha, ve devamında zarar zihin, vasat, yazık söylemleri karşısında doğrudan bir cevap vermedim. Sadece sohbet kutusunda bir başka arkadaşla yazışırken, biraz da yahu nedir bu çektiğim mahiyetinde selektör yapmayın başka ihsan istemez gibi bir iki önemsiz cümleyle gülüp geçiştirdim. Ama kendileri, artık içlerinde nasıl bir değerlendirme skalası taşıyorlarsa, işi pislik demeye kadar vardırdılar. Kelimeler yoluyla karakter analizi yapmak PİSLİKTEN başka birşey değildir diye yazdı birisi kocaman, mesajı hala panodadır.

    Bu cümleleriyle aslen beni kastettikleri ve pisliğin asıl öznesi olarak beni vurguladıkları aşikar olsa da, bu ifade aslında ilgili foruma yorumlarıyla katılan tüm insanlara karşı yapılmış bir hakarettir de bir yanıyla ve kannatimce çok vahim bir algı bozukluğuna işaret etmektedir. Örneğin, bu kişiler kendilerinde bir başka forum kullanıcısına yönelik olarak “vasat”, “zarar zihin”, “bakınız öğreten adam”, “melek mi?”, “ha ha ha, ay ne güzel, eşiğim çok düşük tatlım”, “dingin kal” ya da “pis” diyebilme noktasında bir sınır veya engel tanımazlarken, bir başka profil sahibinin kendilerine yönelik “somurtkan” veya “soğuk soru” çağrışımlarını bir tür sapkınlık ve hani nerdeyse ahlaksızlık (ve tabi pislik) olarak tanımlayabilecek derecede hassas bir zihinsel kurguya sahiptirler. Buna algıda seçicilik deniliyor sanırım. Ya da şöyle de ifade edilebilir; hem kör olup hem renklere duyarlı olmak. (Ya da onlar açısından burdaki sorun, söylenenlerin cümle şeklinde değil de sadece kelime olarak dile getirilmiş olması mıdır diye düşünmedim de değil aslında. Yani düşünsenize; birine pislik diyorsunuz ve o kişi de size diyor ki, hoop, bana bu şekilde hitap edemezsin sen, ve siz de diyorsunuz ki sonra “efendim ben sizin bir pislik olduğunuzu düşünüyorum”, ha şöyle, şimdi oldu, hey allam ya:))

  76. Bu arada bazı yeni site üyelerinin bu son yaşananlar ışığında yanlış kanılara kapılmasını da istemiyorum. Daha doğrusu eksik bilgi vermemek adına şunu da söylemeliyim ki, yukarda bahsettiğim malum algıda seçicilik durumu yeni ve akut bir hadise değildir. Bilakis kronik özgeçmişi sonsu us sayfalarında sürülebilir. Zaten bu çiftin bugüne kadar bir kerecik bile yanılıp hata yapmışlıkları görülüp duyulmuş değildir. (Bakmayın siz vakti zamanında Full adında bir arkadaşımızdan özür dilemiş göründüklerine. Ne tartışmalar oldu da yönetim sayfalarında, yazdılar işte bir şekilde, üzülmüşler de ondanmış. Ama üzüntüyle ya da değil, eğer o kadar gürültü patırtı kopmamış olsaydı yine de özür dilerler miydi derseniz..Hiç zannetmiyorum:)

    Diyeceğim şu ki, bu kişiler sıkça kullandıkları “kendimiz olma” “eğlenebilme” ve “kendimiz gibi davranabilme” söylemleri ile (sanki bunun aksini iddaa eden birileri varmış gibi) canlarını sıkan her kelimeyi (tabi o kelimenin sahibini de ihmal etmeden) bir sinek gibi avlama, ya da kazayla önlerinden geçme densizliğini gösteren her nesneyi bi güzel paylama ve yazıklama noktasında inanılmaz düzeyde yetki sahibi olduklarına inanırlar. Örneğin vakti zamanında (editör olarak sonsuz tarafından atandığım bir dönem vardı) site içerisinde son derece yüksek tonda tartışmalar devam etmekteydi. Özellikle tosyali isimli bir kullanıcının önderliğinde terörize edilmiş bir ortam, ve kişilerin birbirleriyle hayvan, salak, aptal, katil vs gibi doğrudan hakaretleşmelerle yazışmasına kadar ulaşmış bir süreç yaşanmaktaydı. Herkesin sinirleri gergindi ve tahammul eşiği düşüktü diyelim kısaca. Ben bu dönemde, yapmam gereken işin bir parçası olarak -ki bu işi benden yapmamı isteyen kişi de sonsuzdu- bu profil sahibinin bir başka forum kullanıcısına karşı sergilediği tavrı doğru bulmadığımı -alanen değil- ama yönetim sayfası içerisinde dile getirdim ve o arkadaşımız sadece cümlenin kimin için yazıldığını anlamamış, böyle basit bir soru karşısında niye bu kadar asabiyet diye bir not düştüm. Ve durup durup aynısını seyrettiğimiz bu filmin tekrar başladığı yer de burasıydı zaten. Ve o zaman da tıpkı şimdi yaptıkları gibi, konuyu başka mecralara çekerek tartışma yolunu seçtiler, zaten hep bir geriye sıçrama var usluplarında nedense..şimdilerde 5-6 ay öncesine sıçradılar, o zaman da efendim siz yabancıya öyle derken niyeydi..

    Dedim ya, onlar istediklerine vasat, istediklerine zarar zihin, istediklerine ay tatlım, benim eşiğim çok düşük, ha ha ha, yazık, karşı cinse güzelleme yapmanın özgüvensiz yolu vs diyebilmeyi “kendileri olabilmenin” doğal ve kusursuz bir gereği olarak görürken, bir gün birisi kendilerine hasbel kadar niye bu kadar asabiyet derse… el cevap: siz bizim tepkilerimizin sahibi bilmem nesi değilsiniz, senin zaten başka niyetlerin var, hem sen niye ipucu veriyosun ,sana ne, IRRİTE OLDUK, sen etik müdürü müsün..ay ay ay:)) Bi de bunları dedikleri yer de herkese açık sayfalar, hem içerde yazıyorlar yani hem dışarda..( Mesela o dönem içinden fırladıkları forum biraz IQ başlıklı bir forumdu, son örneği ise ah nefret vah sevgi oldu. Xenix onu dememiş bunu demiş, e Toruk’un derdi zaten başka, öbürü hoşgelmiş, ama bakınız kim var, bakınız bknz, vesaire vesaire..)

  77. Son yaşanan symekiz olayı aynı seçici ve kasıtlı algının bir ürünüdür aslında. Mesela orda bir misafir mesajı var, ne bu absurt tiyatro mu diyen. Ben işin absurtunda ciddiyetinde değildim aslında. Kendim de absurt tiyatro oyunculuğu yapmış biri olarak absurtun değerini iyi bilirim. Ayrıca Marrseh’in çarpıttığı şekliyle birisinin bana cevap verip vermemesi olayı da değildir o. O forumda olan şey, eğer benzetmek gibi olacaksa; symekizin’in afişe sosyal içerikli film yazıp içerde absurt bişeyler oynatması hadisesiydi. Benim tepkim de bu afacanlığaydı zaten. Marrseh’in bizati adam kayırıcı bir teknikle kalame aldığı yorum ise yine çok başka yerlerde dolanıyordu tabi ki..

    Neyse, benim bu kelime hokkobazlarının hilelerine artık karnım tok. Bu sayfadaki son mesajlarında dile getirdikleri tüm o çarpık algı ve anımsayışlar (Gamaro’nun Marrseh’in tepkilerini psikolojik tahakküm altına almaya yönelik tavırları, hastalığı sağlığı, yok bilmek durumunda olmadığımız fiziki rahatsızlığı, gizli özür dileme teşebbüsü vesairesi) bütün bu çirkinliğin son örneğidir ve onların da gereğini yapacağım, çünkü evet sıkıldım artık, gına geldi. Ben aslında çok uzunca bir süre evvel yazmıştım, ağzımla kuş tutsam yaranamayacağımı bildiğim bu bir takım profile hitaben demiştim ki, ” Bakın o öyle şu böyle demiyeceksiniz, diyeceksiniz ki gamaro ben seni daha gördüğüm ilk andan itibaren sevmedim, artık bilmiyorum neden ama irrite oldum işte, senin başka niyetlerin var ( o niyetleri hala söylemediniz bu arada).. işte böyle söyleyecek ve rahatlayacaksınız.”

    Yoksa ne olur biliyor musunuz, bu olur işte, kendi temcit pilavı kazanınızı kendi sırtınızda taşırken yakalanırsınız. Yine tekrarlıyorum; öyle hşşt demekle sessizlik olmaz sonsuzlukta, sorularınızı da alıp öyle gideceksiniz. Siz bana soru taşıdıkça bu iş daha çok uzar, sevgili kusursuzlar.

  78. Bir daha asla eşimin adını ağzına almanı istemiyorum. Her ne sebeble olursa olsun.

  79. eşeğin bir işlevi var ama, ya bu karikatürü yayınlayanın ne gibi bir amacı var onu anlamadım açıkçası. Hoş ben dik duruyorum gölgelerimizin kambur durması onların sorunu…

  80. Tartışmak,eleştirmek ,yorumları paylaşmak ve bu paylaşımlarda bulunurken önemli olan, kafa egsersizi yapmak ve başka fikirleride gözlemliyerek, görüş açımızı genişletmek keyifli bi durumdur.
    Oysa ki; uzun bi süredir kısır döngüye giren ve çirkinleşen bu tartışmalar sinir bozmaya başladı.
    Terbiye sınırlarını yeterince zorladığınızı düşünmekteyim sayın oikos..
    Tarzınız ve bu olaya yaklaşımınız hiç hoş değil.

  81. Benim için yapılmış tanımlamalar sahibini bağlar. Yapanın amacı kişisel algılamamı gerektirecek bir şey olsa bile ben bunu üzerime alıp kabul etmezsem sorun olmayacaktır. Yani yukarıda birisi Toruk Maktı: manyak, Toruk Maktı: mal, Toruk Maktı: üstüninsan… gibi tanımlamalardan herhalgi birisini yapmış olsa da ben bunu kişisel algılamadıkça bu topic’in var olması enerjimi tüketen bir olgu olmaktan çıkacaktır. (Geçmişte böyle yapmayıp tepkisel davrandığımı hatırlatmanıza gerek yok. Ben hatırlatayım. Tam tersini yapıyordum.)

    O nedenle sessiz kalmak istediğim topic’de sık sık nickim geçmesinden dolayı fikrimi söylemek istedim. Bence zararı yok ve kalabilir. Forum genelinde her kişinin düşüncesi benim gibi olmayacağından dolayı kişisel algılayanlarda olacaktır. Bütün bunlar sizleri bağlayacaktır. Nasıl davranacağınız ve nasıl algılayacağınız sizin seçiminiz.

    Bir nokta daha;
    Bazı nickleri görmezden gelme kararım benim için oldukça faydalı olmuştu ve enerjimin tükenmesini önlemişti. Artık enerjimi korumak adına bu kararları uygulamama gerek kalmadığından görmezden gelme uygulamasına son veriyorum.

    Bu durumda nickimin geçtiği kısa bir alıntıya yazmak istiyorum.

    “.( Mesela o dönem içinden fırladıkları forum biraz IQ başlıklı bir forumdu, son örneği ise ah nefret vah sevgi oldu. Xenix onu dememiş bunu demiş, e Toruk’un derdi zaten başka, öbürü hoşgelmiş, ama bakınız kim var, bakınız bknz, vesaire vesaire..)”

    🙂 “…Toruk’un derdi zaten başka,…” Aynı durum burada da geçerli. Toruk’un derdinin ne olduğunu düşünüyorsunuz? Her ne düşünüyorsanız bu sizin düşünceniz ve beni bağlamaz. Benim derdim nedir? Kendi kendime verdiğim cevap beni bağlar ve bu cevabın sizin cevaplarınızla paralel olup olmaması önemli değil. Derdimin her ne olduğunu düşünüyorsanız (pozitif/negatif farketmez) önemli değil. Ben artık bunu kişisel algılamıyorum…

  82. Yönetimden ricam, oikos’un bugün gönderdiği ilk mesajının orjinal haliyle bırakılmasıdır. Toruk posta kutuna bakabilirsin, düzeltme ihtiyacı hissetim. Gene gelirim.

  83. Çingene hala orda duruyor. Bundan sonra bu konuda bir şey yazmana gerek yok. Yüzüme söyle. Karşı karşıya mertçe. Oldu mu? Klavyenin arkasından değil.

  84. ?

    Bu ne şimdi oikos? Burada yazmak, (ya da senin tabirinle klavyenin ardında durmak) ne zamandan beridir namertlik oldu da, yüzyüze konuşmayı mertlik olarak tarif ediyorsun şimdi birdenbire? Ya da bugüne kadar burada birşeyler yazıp çizen herkes mertçe olmayan birşeyler mi yapmıştı yani? Veyahut siz, hadi kelimeleri bıraktım bir kenara, ama yeri gelip de katar katar cümlelerle tartıştığınız her forum kişisiyle yüz yüze mi görüştünüz sahi? Mesela mertçe olsun diye Ebubekir’i aramışlığınız var da biz mi bilmiyoruz?

    Namertlik dersen eğer, bak o bana yapıldı. Bir mesafir özel mesaj attı ve “Karının haberi var mı ulan bunlardan seni şerefsiz haysiyetsiz” diye yazdı, karı kız peşinde koşacağım diye yemediğim nane kalmamış meğerse..E ne yapayım, sohbet kutusu içerisinden cevap verdim ben de mecburen. Evet dedim, karımın haberi yok hiçbirşeyden, çünkü ne karım var benim ne de kocam..Efendim? Kadın mıyım erkek mi? Kime ne?..Algıları kalibre mi etmek gerekiyor illaki, ne denecek yani, kadınsa “es” erkekse “kes”…mi? Neyse..Ama söylesene, ne olacak yüzyüze görüşünce oikos? Birbirimize sesli hitap etmenin mertlik/namertlik ayrımında nasıl bir farkı olacağını düşünüyorsun? Ben size isimsiz bir özel mesaj atıp hadi ordan şerefsiz haysiyetsizler mi dedim ki, mertçe gel, saklanma arkasına klavyenin diyorsun şimdi bana? Ya da ne diyorsunuz, dışarda görüşelim gibi birşey mi bu söylediğiniz? Ne olsun peki, bi de iyiden iyiye abartıp aikido mu yapalım tüm bunların üzerine? Hatta o da yetmesin, mahkemelik de olalım mı, avukat duruşma peşinde koşalım mı? Bu mu istediğiniz?

    Benim adım gamaro, ve elbette aramayacağım sizi oikos. Sözüm burda, cismim burda, ve daha önce de söylemiştim, paylaştığım şey bu sayfa.

  85. [Bu arada kısa bir ilave: Önceki olayda mevzu bahis olan ve oikos’un ifadesiyle aleni olmayan bir tarzda özür dileme teşebbüsü olarak tarif edilen durumla ilgili olarak da şunu söylemem lazım. Bu durum aslında bizim coğrafyamızın sıkça alışık olduğu türden birşeydir. Mesela bir yerde bir kaza oldu mu herkes bağırır, ambulans nerdeee, nerde bu ambulans diye yer gök yarılır. Ambulansla olay yerine ulaştığınızda ise ister 3 dakikada ister 33 dakikada intikal etmiş olun, mutlaka çıkar birisi ve öfkeden kendini kaybetmiş bir halde nerde kaldınız ulan diye saldırır. Siz bu tacizlere aldırmadan işinizi yapmaya çalışırken bu sefer de başka birileri gelir ve size doktorluk öğretmeye çalışır..artık kime ne laf yetiştireceğinizi, kime nasıl müdehale edeceğinizi şaşırırsınız. Ve bunu hemen her gün ve hemen her nöbetinizde defaaten yaşadıktan sonra, birgün artık dayanamayıp cevap vereyim derseniz eğer etrafınızdakilerden birine, bunun adı da hastayı bırakıp birbirlerine girdiler olur. Woody Allen filmi diye ben buna derim işte..

    Evet, bir yerde bir kavga çıktığı zaman herkes birbirinin canını biraz acıtır. Zaten kavga başladıktan sonra herkes haklıdır, çünkü herkesin kendince su götürmez nedeni/nedenleri vardır, e zaten kavga da bu yüzden başlamıştır. Ayrıca tartışma ve kavga da insanlar içindir ve kavga etmek de her zaman kötü birşey değildir. Ama bir süre geçip de ortalık sakinleşmeye başladı mı ,eğer o zaman kendi içinizde bir parça ve yine kendinizle “neden böyle oldu?” veya “olmasa daha iyiydi” şeklinde konuşmuyorsa, ya da hala aylar öncesinin yüksek oktavında takılı kalmışsa, o zaman bunun adı daha başka birşey olur sanırım. Oikos’un bahsettiği ve özür teşebbüsü olarak tarif ettiği olay üç aşağı beş yukarı bu şekildedir işte.

    İnsanlar bazen olayın özü itibariyle kendilerini haklı görmeye devam etseler bile, yine de bütün bu gürültünün içinde yer almış olmaktan ve kendileri incinmiş olsalar bile aynı zamanda karşısındakini de incitmiş olduklarını düşündüklerinden dolayı kendilerini rahatsız hissedebilirler. Ama aslında bu sorumluluk hemen her kavgada karşılıklıdır ve yine hemen her zaman karşılıklı olarak paylaşılmalıdır. Yani lütfen yanlış anlasılmasın ama, yoksa her kavgadan sonra ağzını ilk açan kişi eşeğin bi tarafına sokulmaya çalışılmamalıdır.

    Benim yaşadığım şey buydu ve bu nedenle -haklı/haksız ayrımına girmeden- iki ucu açık bir cümle gönderdim kendilerine. ( Çok uzun zaman oldu ama eğer yanılmıyorsam şuna benzer birşeydi; herkes kendi içinde kalanı bilir ve ona göre davranır, yani ben bunu yapmak zorundayım...) Ama mesajıma karşılık olarak gönderdikleri yanıtı okuduğumda, benimkinin aksine onların içlerinde kalan hiçbirşey olmadığını inandım ve daha sonra da ne aleni ne özel, kendilerini ima edecek hiçbirşey yazmadım. Ta ki bu son yaşananlara kadar..Geçen sefer üzülmüştüm, bu sefer daha az üzgünüm. Ne yapayım, sanırım herşey hala aynı ve yaşanması gereken bir şekilde yaşanıyor.

  86. Ben yamacın kenarına kürenmiş kar gibiyim oikos. Küremenizde bir sorun yok gerçi, ama üzerime basmak isterseniz dikkat edeceksiniz. Neden biliyor musunuz? Çünkü ben de en az sizin kadar önemli ve değerliyim. Ve bunun için siz de bana hakettiğim saygıyı göstereceksiniz.

    Evetse eyvallah ve bilmukabele..Onun da gereğini yaparım, çünkü öyle kurguladığınız gibi pislik ya da hain birisi değilim. Ama cevap hayırsa ve hala ben içeceğim derseniz eğer bütün hoşafı , o zaman ben de aynı şeyi söylemek durumunda kalırım mecburen; e verin o kepçeyi de biraz da biz ölelim.

  87. Efendim iskorpit?

    Gamaro deyip üç nokta koymuşsun. Belli ki bana birşey söylemeye çalışıyorsun ama ben bu üç noktanın mesajın bütünlüğü içerisinde nereye gittiğini maalesef ki anlayamıyorum. Ya da anlayan varsa lütfen bana da anlatsın.

  88. sonsuz: Günah keçisi:)
    gamaro: Bilgi
    xenix : Dikkat danger
    gumanji: Organizasyon
    tek kaş: Boş lakırdı
    hüseyin aktaş: Küçük yaşta almış sazı eline ( ozan )
    toruk makto: Çocuk ( Kendine notun; hiç bir şeyi kişisel algılama) 🙂
    rinda: Adalet
    narin: Mırr mırr mırr ( kedi )
    çetrefil: Kamasutra
    sonmedcezir: Bulantı
    ebubekir: Takıntı
    kaplumbağa: Ev sahibi, mehter marşıyla karşılayıp izmir marşıyla uğurluyor:)
    angelyasam: Kaderci
    İskorpit : Teleskopi
    iüdex: Zeki
    asude makbule : Mutluluk vorteksi

    Şimdilik ilk aklıma gelen ”çağrışımları” paylaşmış bulunmaktayım:)

  89. Teşekkürler gamaro:) İsminiz değil, paylaşımlarınızdır önemli olan.
    Gamaro isminin de, bende çağrıştırdığı bilgidir.
    Siz bu platformda birikimlerinizi paylaşırken, öğrenmek adına burada bulunduğunuz ortadayken, misafirin böyle talihsiz laflar etmiş olması, zihninin çirkinliğinden kaynaklıdır.

    Not: flight, bulantı için nane limon iyi gelebilir:)

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.