LAVOİSİER in kellesi

Kimya biliminin dehası Lavoisier’in, asıl eğitimi hukuk idi ve Paris Barosu” na kayıtlı bir avukattı.

Bilimsel gözlem ve yorum üzerine yaptığı konuşmaları ile ünü bütün dünyaya yayılmıştı. Kimya bilimini reddeden yobazların kafasını gösterip “Bu kelleler hiçbir işe yaramaz” dediği için tutuklandı. Aynı gün yargılanıp ölüme mahkum edildi.

Lavoisier, matematikçi Lagrange’ı çağırdı. “Kellem giyotinden sepete düştüğünde gözlerime bak; eğer iki kere kırpıyorsam bil ki, insan kafası kesildikten sonra beyninin bir süre daha düşünmekte olduğunu anlarız.”

Lavoisier’in kafası kesildikten sonra sepete düştü ve gülerek iki kere göz kırptı..

Matematikçi Lagrange diyor ki, “Lavoisier’in son saniyedeki ispat arayışı, bilimselliğin yüzyıllar boyunca yanacak meşalesidir. Ama o yobaz kafalar ufunet üretmek için asırlarca karanlıkta sürüneceklerdir. ..”

Alıntı…

19 yorum “LAVOİSİER in kellesi”

  1. Bilim insanlarının -bilim aşkı- beni her zaman büyülemiştir.

  2. Aklıma matematikçi Galois geldi. O da hiç kazanamayacağı bir düelloyu kabul ediyor ve ölümünden bir gece önce oturup matematik teoremlerini yazıp bir arkadaşına mektup ile gönderiyor. Ertesi gün de ölüyor malesef. Arkadaşı matematik teoremlerini yayınlıyor ve adı ile anılan teoremler bilim tarihine geçmiş oluyor.

    xenix

  3. örnegin;

    James Murray adlı bir adam
    baslangicta mütevazi bir ögretmen
    Oxford´da avuc kadar evinde kirkalti sene oturmus
    yetmisbesbin kisiyle yazismıs..

    1150 yilindan o güne Ingiliz dilinde herhangi bir yerde gecen her kelimeyi derlemis..

    her kelimenin ilk kez hangi yil kullanildigini aramis zaman icinde hangi evrimi gecirdigini izlemis modern leksikografinin esaslarini kesfetmis..

    tarihin gelmis gecmis en muazzam sözlügünü hazirlamis dörtyüzbin madde yazmis üc otuz para maas almis..

    sonra kütüphane..

    British Librar´de kirk milyon kitap var ücer santimden 1200 kilometre eder üstelik bu kırk milyon kitap dünyanin her yerinden gelen herkese bila ücret acik..

    Gürcistan´da 1848´de cikan derginin su nüshasi lazim deyince adamin biri kosturup buluyor..

    bizdeki en kabadayi kütüphanede kirkbin cilt varsa
    sasarim..

    oradaki memure de yün örgüsünden vaktini caldin diye kötü kötü bakar..

    vaktiyle Bagdat´da kütüphane varmis evet Avrupa´dakilerden iyiymis ama yediyüzelli sene önce yikilmis yerine bir sey yapilmamis..

    burada sözkonusu olan sey maddiyat filan degil manevi bir üstünlüktür bunu görmek lazim..

    yapilmis ve yapilabilecek olanin dis sinirini zorlamislar..

    hayatlari
    rahat olsun kolay olsun diye degil san ve seref icin yapmislar dogru oldugu icin yapmislar inandiklari icin yapmislar baska bir dilde söyleyelim Allah rizasi icin yapmislar..

    es
    dost
    mahalle
    medya
    “aklin mi yok ne ugrasiyorsun” dedikleri halde yapmışlar..

    *

    Kristof Kolomb´un Amerika´nin kesfi de maddi bir güc organizasyon finansman vb. sorunundan önce bir manevi serüvendir bunu da iyice anlamak lazim..

    adamin biri cikmis bütün dünya ve bütün atalarimiz ve büyüklerimiz aksini de söylese ben buna inaniyorum ve bu ugurda hayatimi itibarimi evimi rahatimi feda ederim demis..

    bütün dünya haksizdir ben hakliyim diyebilmis
    yapayalniz kalmayi göze almis nefes kesici bir manevi cüret!

    ha sonra ne olmus ?

    kasifin pesinden gidenler kizilderilileri kesmisler falan filan..

    isin özünü degistirmez..
    insanlik alemi böyle bir sey..

    bir öncü /peygamber/ cikar yepyeni bir yol acar pesinden giden sıradan insanlar sıradan insanların her zaman yaptiklarini yaparlar..(alinti)

    slm.

  4. 1- Lavoisier bir dahiydi evet buna karşın fransız devriminin nefret ettiği herşeydi; Paris’in maliyeden sorumlu en üst kişilerinden biriydi, bir aristokrattı ve kralcıydı. Vergi toplamada gösterdiği kararlılık ve katılık bilimsel çalışmalarının önündeydi.

    2- İşin özü nedir ebubekir? Lavoisier şunu demişti :”Tabiatta bir şey yaratılmaz ve hiçbir şey yok edilemez” Benim bildiğim teistler bu sözü hiç sevmez.
    Malumunuz, eskiden dünyanın düz olduğuna, evrenin merkezinde olduğuna, gökte yedi kat kristal küre olduğuna, yıldızların bu kürelerden birinde asılı fenerler olduğuna inanılırdı. Kuran’daki “yerler ve gökler” ifadeleri bu eski inançların birebir aynısıdır. Bu inançlar, tanrı katlarına doğru yöneltilmiş bir teleskop sayesinde yerle bir olmuştu. Dinler bu keşfe önce bir direndi, sonra mecburen kabul ettiler, bununla da kalmayıp kutsal kitaplarındaki güya kanıtları! keşfettiler. Keşifler sürüyor.

  5. siz daha çoook şaşırırsınız ebubekir. Bakın ne buyurmuşlar;

    “bizdeki en kabadayi kütüphanede kirkbin cilt varsa
    sasarim..
    “

    Milli Kütüphanemiz arşiv varlığı içerisinde kitap sayısı 993.904 adettir (bu sayının her yıl arttığını da hesaba katınız) ama ben hiç şaşırmıyorum ümmet değil millet olduğumuzu bile bilmeyen birinden daima batıya tekbirli öykünüşler bunlar.

    Ne yün örgüsü ne ters ters bakan memuru ebubekir efendi kafanızı gömdüğünüz kumdan çıkarın bu ülkenin dört bir yanında birçok kütüphane arşiv kataloglarını digital ortama yüklemiş, gayet aklı başında insanlarla da faaliyetini sürdürmektedir. şaşırırmış..oysa ben size hiç şaşırmıyorum. kütüphaneleri tavsiye ederim, güzeldir.

  6. Hala galoisin bunu nasıl yaptığını anlamıyorum .Son gece yaptıklarını anlamak için yaklaşık iki yıllık bir çaba gerekiyor.Hemde 19 yaşında yapıyor bunları.Galiba bilim adamı olmak doğuştan gelen bir yetenek

  7. siz kendinizi DEV aynasinda dikizlemeye devam edeceginize kirin tüm aynalarida kac giram oldugunuzu anlayin..

    kendine DEV aynasinda bakarak
    DEV olduguna inananlar kendilerini avuta dursun
    sanal DEV numara-larini kimse yutmuyor bilesin..

    “..birçok kütüphane arşiv kataloglarını digital ortama yüklemiş..” mis ya bunu dahi uygar dünyanin bilgi zenginligine ve teknolojisine borclu/yuz/sunuz..

    buyur
    uygar kütüphaneler ve sizin 993,904 adet..

    dünyanin
    en büyük
    en zengin
    en kıymetli kütüphanesi
    Washington´daki Kongre (Meclis)Kütüphanesi`dir..

    Burada
    132 milyon kitap ve benzeri bilgi malzemesi
    haritalar
    belgeler
    resimler
    kartlar
    plaklar
    elyazmaları
    CD`ler ( vs.) bulunmaktadır..

    Kitap raflarının uzunluğu,
    peşpeşe dizildiği takdirde 850 kilometre tutuyor.

    Kütüphanenin sonsuz malî kaynakları vardır ve günde
    10 bin yeni kitap ve diğer malzeme girmekte, kayıtlanmaktadır..

    Rusyadaki Devlet Kütüphanesinde
    42 milyon kitap vs. bulunuyor.

    Yine Rusyada Petersburg Kütüphanesinde 33 milyon…
    Pekin Kütüphanesinde 22 milyon...
    Paris
    teki Millî Kütüphanede 13 milyon...
    Rusya
    daki Novossibirsk Kütüphanesi`nde 13 milyon…

    Meşhur Harvard Üniversitesinin kütüphanesinde 13 milyon...
    New York Şehir Kütüphanesi
    nde 11 milyon…
    Londradaki British Libraryde 12 milyon…

    LondradakiLondon School of Economics` yüksek okulunun kütüphanesinde sosyal ilimler ağırlıklı
    4 milyon kitap vardır..

    (Bu rakamlar aşağı yukarıdır. Çünkü bazı Avrupa ve bilhassa doğu ülkelerinde periyodiklerin her sayısı ayrı kaydedilmektedir.)

    Gelelim bize:
    Ankaradaki
    Millî Kütüphane
    deki kitap ve broşür sayısı bir milyonun altındadır..

    İstanbulun
    en büyük (!) resmî genel kütüphanesi olan Beyazıt DevletKütüphanesi
    nde, kitap ve diğer malzeme sayısı
    450 bin civarındadır..

    İstanbul
    2010 yılı dünya kültür merkezi hazırlıkları içindeyiz… Metropol nüfusu 10 milyon,
    varoş ve periferi nüfusu 10 milyon,
    yekûn 20 milyon nüfusa sahip,
    iki cihan imparatorluğuna başkentlik yapmış bu şehirde, içinde en az, evet en az 10 milyon cilt kitabı olan dev bir kütüphane bulunması gerekmez mi?

    Türkiye hızla ilerliyormuş
    Kitapsız
    kültürsüz
    sanatsız
    medeniyetsiz
    ilerleme olur mu?

    Bugün ülkemizde,
    tarih boyunca yabancı dillerde yayınlanmış,
    Türkiye ile ilgili kitapların bile tam bir koleksiyonu yoktur..(Tüm Gazeteler)

    *

    Bağımsız Eğitimciler Sendikası AR-GE biriminin hazırladığı “Türkiye’nin Okuma Alışkanlığı” adlı rapora göre

    Türkiye’de okunan kitaplar yoğun olarak,
    “siyaset, aşk, cinsellik” temalarından oluşuyor.

    Günde
    yaklaşık olarak 5 saat televizyon seyreden Türk halkı, kitap okumaya yılda sadece 6 saat vakit ayırıyor!

    Daha da vahimi
    Türkiye’nin kitap okuma konusunda çoğu Afrika ülkelerinin gerisinde kalmış durumda olması.

    Japonya’da toplumun yüzde 14’ü,
    Amerika’da yüzde 12’si,
    İngiltere ve Fransa’da yüzde 21’i düzenli kitap okurken, Türkiye’de yalnızca on binde 1 kişi kitap okuyor.

    Nüfusu 7 milyon olan Azerbaycan’da kitaplar ortalama 100 bin tirajla basılırken,
    71 milyon nüfuslu Türkiye’de bu rakam 2-3 bin civarında kalıyor.

    Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Raporu’nda kitap okuma sıralamasında ise Türkiye 86. sırada yer alıyor.

    Bir
    Japon bir yılda ortalama 25,
    İsviçreli 10,
    Fransız 7,
    bir Türk ise 10 yılda ancak 1 kitap okuyor.

    Türkiye’de,
    okuma alışkanlığı olan ortalama 70 bin kişi bulunuyor.

    ben hic sasirmadim..

    slm.

  8. Benim dev aynalarımın sizin cücelik kompleksinize kıyasla daha ‘arı’ olduğunu düşünüyorum. Gram mevzusuna girmeyeceğim zira olay beynin ağırlığından düşüncenin yoğunluğuna gider ki bunu sizinle tartışacak değilim. Aslında sizinle tartışmak, uzlaşmak vs. niyetinde değilim.

    Siz bu ülkede kitap yok demişsiniz ben de olduğunu yazdım peki siz ne yaptınız? her zamanki gibi çevir kazı yanmasın oryantal de iyi bir danstır edasında bana okuma oranı diyorsunuz. geçiniz. geçiniz. Burada günah batı’da nasıl hayranlığa dönüşüyor ben de bunu anlamıyorum. grammmış.

  9. bir de ‘aaa evet ben yanlış biliyormuşum, bilgilendirdin, teşekkür ederim Marsseh” diyeceğinize zeytinyağının özgül ağırlığında adımı yazıp durmayın bir şey söylüyormuş gibi.

  10. siz “..Benim dev aynalarımın sizin cücelik kompleksinize kıyasla daha ‘arı’ olduğunu düşünüyorum..” derken

    Türk halkina Bati uygarligi´ni hedef gösteren Ulu Önder ve takipcilerinin “cüce kompleks”li kisiler olduklarini mi
    ima ediyorsun ?

    slm.

  11. Batı uygarlığına güdük komplekslerle hayran olan kendi ülkesine yabancılaşmayı düstur edinen siz ülkenizin “anadolu” gerçeğini karartmaya çalışıp bu ülkenin gerçeğini sarık ve cübbe sanıyor ve bu minvalden Gazi Mustafa Kemal’e uzanıyorsanız..akıl silsilenizi gözden geçirin. Türk halkı hem folklorunu hem yeniyi algılayabilen, uygulayabilen ve bundan da zarar görmeyen oldukça zeki insanlardan oluşur. Ve benim de içinde bulduğum ülkenin sizin her fırsatta zırva bir alman hayranlığınıza kıyas konusu olan “ülkemin” sizden ahlak, medeniyet ve görgü dersi almaya ihtiyacı yoktur. Cübbe burada medeni almanya da değil herhalde.

  12. Lavoisier sunu demisti diyorsun;
    “Tabiatta bir şey yaratılmaz ve hiçbir şey yok edilemez”

    olabilir aksini söyleyenlerde var
    ne ilk
    ne de son
    bu fikirler
    o gün vardi
    bugün de var
    beni baglamaz
    onun fikridir/inancidir..

    rahatsiz olanlar varsa o da onlarin tercihleri büyütmeye degmez nitekim Galileo´nun dünyanin döndügü tezi de o dönemin gelenekcilerini rahatsiz etmisti..

    cagimiz bize yerinde sayanlarin
    kendini yenilemekten korkanlarin eninde sonunda kaybedecegini ispatlamiyor mu ?

    “..aklini kullanmayanlarin üzerine PISLIK/KAOS yagdiririz/birakiriz..”(yunus/100) ayeti bu durumu ne güzel vurguluyor..

    aklini kullanmayan
    islam dünyasinin gelenek cöplügünde medeniyet aramasi ve buna bagli olarak toplumsal/sosyal kaostan kurtulamamlari da ayeti teyid ediyor..

    örnegin;
    Galileo Galilei diri diri yakilmaktan korkmus
    mahkeme önünde dünyanin döndügü tezinden vaz gecmis..

    ama fisildayarak da olsa -eppur si muove- gene de dönüyor demekten geri durmamis..

    cünkü aklin ve vicdanin kutsalligindan bir dakika bile süphe etmemis..

    aklin emrettigine sonuna kadar inanacak manevi metanete sahipmis..(El Kitap Ehli)

    bunun ziddi nedir?

    aklin ve vicdanin kutsalligina inanci olmamak..

    ülkemizde bu TÜR ilim!adamlarindan gecilmiyor ama simdilik isim vererek birilerinin beyin uclarini ziplatmak istemiyorum..

    slm.

  13. beni “..ümmet değil millet olduğumuzu bile bilmeyen..” biri yani ümmetci olarak sucladin simdide
    kalkmis bati hayrani diye tarif ediyorsun ?
    bir karar versen ya her cevap da farkli tarif gülünc yani..

    kim bati hayrani onu ATA´nin gösterdigi hedeften ve müridlerinin söylemlerinden anlamak mümkün..

    hele Atatürk´ün arkasina siginarak atip tutmak gibi derdimin olmadigini da yazilarimi okuyan anlar..

    yenilenmeye ve degisime ayak uyduramayan
    Osmanli gelenekcilerine inat bu toplumsal dönüsümü basaran ATA´nin arkasina saklanarak kimin ve kimlerin ne haltlar karistirdiklarini dünya alem biliyor..

    alemi kör insanlari aptal yerine koymaktan vazgecin artik..

    derdiniz
    ülkemizin birinci sinif uygar dünyada yer almasi mi ?
    gipta edilen,ilkeleri örnek alinan bir ülke olmasi mi ?
    öyleyse yeni seyler söyleyin..

    vatan millet sakarya edebiyati kabak tadi verdi..

    slm.

  14. “aklin emrettigine sonuna kadar inanacak manevi metanete sahipmis..(El Kitap Ehli)”

    Galileo, haha haha haha sen beni güldürdün tanrın da seni güldürsün.

  15. Çok mu rahatsız oldunuz ebubekir. Bütün batı ülkeleri (Amerika, İngiltere, Fransa vs) hatta doğu ülkeleri (Japonya, Rusya, Çin vs) vatan, millet edebiyatı yaparlar. Milliyetçidirler, önce kendi ülkelerinin çıkarlarını düşünürler.

    Marseh haklı, bir şey söylüyorsun ardından söylediğinin yanlışlığı yüzüne vurulduğunda başka konuya geçiyorsun.

    Favorim aron du ama sen ona yetişmek üzeresin.

    )kapa parantez

  16. Araştırmalarım sırasında küçük bir kısmını okuduğum 993,904 adet kitap, git bari 10 tanesini de sen oku. bunun cumhuriyetle, atatürkle osmanlı ile ilgisi yok, ki başka söylem geliştir cehalet kokuyor. soru cevap aşaması sıfır, analiz-sentez yerlerde sürünüyor ki yeni ve özgün bir şeyin sözünü bile etmeyeceğim.

    marsseh: Aynam güzel, süper gülümserim bir trolle niye sohbet ederim.

  17. baksana rahatsizliklarini dile getirmek icin el birligi edip saldiriyor/lar/sunuz..

    korkarim dediklerinize daha dogrusu sacmaliklariniza da inanirsiniz siz simdi..

    IZM´lerin ögüttügü beyinlerin anlamasi mümkün olsaydi eger BATI´nin coktan terk ettigi kilisenin ortacag mantigini ülkemiz insanlarina milliyetcilik/vatanseverlik diye yutturmaya calismazdiniz..

    BATIyi bana anlatmayin BATIyi anlayin da gelin..

    *

    peki
    BATI bu isi nasil becerdi?

    “..Şeytan diyor ki “Hıristiyan ahlâkı” de.

    “Sezar’ın hakkı Sezar’a, ama tanrının hakkı tanrıya” diyen manevi özerklik ideali de.

    Ama doğru değil;

    bizim
    Rumlarla Ermeniler de Hıristiyandır, hem Batılılardan daha otantik Hıristiyandır, ama bizden bir tanecik Galileo çıkmamış.

    Başka bir şey olmalı.

    Tek kelimeyle anlat deseniz, bireyin kutsanması derim.

    Batı’nın beşyüz sene önce icat ettiği, daha önce beş kıtada eşine rastlanmamış tuhaf fikir bu.

    Adam herkesin bildiğinin aksini söylüyor, atalarımızın ruhlarını muazzep ediyor, muteber Prof.Dr.ların dediğine inanmıyor, vatana millete zararlıdır kesin, ama ne yapacaksın, saygı göstermek lazım diyen düşünce;
    bid’at sevgisi.

    Eline hayatta top, tüfek, kılıç almamış onbinlerce kişiyi kahraman ilan edip meydanlara heykellerini diktiren
    zihin iklimi.

    İşin bir de siyasi-hukuki yanı var, ki beşyüz yıldan daha eski, belki sekizyüz yıllık.

    -Devletin her boka maydanoz olamayacağı,
    -kamu otoritesinin dokunulmaz sınırları olduğu,
    -kamu yararının tek elden belirlenemeyeceği,
    -birtakım hak ve özgürlüklere tecavüze kimsenin gücü yetmeyeceği gerçeği,
    -Avrupa’nın başına ta 1200’lerde,yani bizdekilerin “Ortaçağ karanlığı” diye dalga geçtiği bir devirde dank etmiş.

    Sık sık tökezlese de, bugüne dek hayatiyetini korumuş.

    Eskiden adına tabii hukuk denirdi,
    şimdi “insan hakları” diyorlar.

    kemalizm ideolojisiyle basi derde girenin son care basvurdugu merci hani bu aralar su katilmamis militan kemalistlerin dahi medet umdugu merci canim..

    Batı zalimmiş,
    Batı adaletsizmiş,
    Batı bencilmiş,
    şöyleymiş böyleymiş, bunlar züğürt tesellisi.

    İnsanoğlu zalimdir.
    Gücü yeterse daha zalimdir.
    Batı zalim olduğu için güçlü değil, güçlü olduğu için daha rahat zulmedecek lükse sahip.

    Doğunun farkı daha az zalim olması değil,
    marjinal bazı alanlar dışında son 300-500 senedir Batıdan daha güçsüz olması.

    Gücün kadar zulmedersin.”(alinti)

    *

    BATIyi bana anlatmayin anlayin da gelin..

    evet
    Mustafa Kemal cakmisti davayi..

    evet
    O ne bilsin
    müridlerinin onu ucuracagini..

    evet
    O ne bilsin
    sözde taraftarlarinin O´nun mirasina
    O´nun adina ve muasir medeniyet sloganiyla ihanet edecegini..

    slm.

  18. Ben kıvırmandan rahatsızım ebubekir. Sen neden rahatsızsın? Karın ağrın var sanırım.

    )kapa parantez

  19. rahatsiz oluyorsan ulusal kanala gec duyduklarin ve gördüklerinle rahatlar böylece cevreyide rahatsiz etmemis olursun..

    slm.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.