Maniyerizm, 1520’lerin Floransa ve Roma’sında , merkezi Avrupa’yı bölen Protestan Reformu, binlerce kişiyi öldüren veba ve 1527’de Roma’nın yağmalanması gibi toplumsal sarsıntılar sırasında gelişti. Bu huzursuzluklara tepki duyan birçok sanatçı, ahenkli Rönesans ideallerini terk edip daha duygusal içerikli imgeler yaratmaya başladılar.
Correggio tablolarında uçsuz bucaksız alan ilüzyonları yarattı. Figürlerini aşağıdan bakıldığında göründükleri şekilde resmetmedeki yeteneği, Maniyerist ressamların, figürlerini alışılmadık pozisyonlarda veya pozisyonlardan çizmelerine ve çarpıcı imgelemler yaratmalarına ilham verdi.
Maniyeristlerin en gözde konularından biri çıplaklıktı. Genellikle uzatıp şeklini bozdukları figürlerde görülen ortak özellikler arasında dar omuzlar, geniş kalçalar ve uzun, incelmiş eller ve ayaklar sayılabilir.
Özgün ve bakanların ilgisini çekecek değişik unsurlara sahip eserler meydana getirdiler. Bunun altında yatan hakim düşünce sanat daha ilginç ve dikkat çekici kılıp kışkırtıcı ve düşündürücü hale getirmek ve sanatçıların klasik oranlar ve üsluplarla istedikleri şekilde oynayabileceklerini göstermekti.
Maniyerizm, Rönesans’ın idealize edilmiş dengesi ve uyumundan uzaklaşarak, sanatçıların daha özgün ve duygusal eserler yaratmasına olanak tanıyan bir hareket olarak dikkat çekiyor. Bu dönemde sanatçılar, figürlerin alışılmışın dışında pozisyonlarda tasvir edilmesiyle dikkat çeken eserler üretmişlerdir. Correggio’nun perspektif konusundaki ustalığı, bu tarzın gelişimine ilham olmuş ve Maniyerist sanatçıların yenilikçi yaklaşımlarını desteklemiştir.
Maniyerizm döneminde çıplaklık, estetik bir ifade biçimi olarak sıkça kullanılmış ve figürlerin biçimlerinde belirgin bir deformasyon eğilimi gözlemlenmiştir. Bu sanatsal tercih, hem izleyicinin ilgisini çekmek hem de klasik sanat anlayışına meydan okumak amacı taşımıştır. Eserlerde görülen uzun ve ince uzuvlar, geniş kalçalar ve dar omuzlar bu dönemin karakteristik özelliklerinden sayılabilir.
Bu akım, sanatı daha kışkırtıcı ve düşündürücü hale getirme çabasıyla klasik oranları yeniden yorumlamış, böylece sanatçılara özgürce yaratıcılıklarını ifade edebilecekleri bir alan açmıştır. Maniyerizm, toplumsal çalkantılar döneminde ortaya çıkan, özgünlüğü ve cesaretiyle dikkat çeken bir sanat akımı olarak tarihte yerini almıştır.