Nerden bildiniz?

“Osmanlı zamanında bir orman köyünde Ali dede isimli fakir bir oduncu yaşarmış, adamcağızın varı yoğu bir atmış. Ormandan odun keser, atına yükler, kasabada satar ve ailesine bu yolla bakarmış. Bir gün sabah uyandığında bir bakmış at yok, at kaçmış, bir feryat bir figan ailede, komşularda… Tek tek ziyarete gelmişler Ali dedeyi… “vah vah, görüyor musun şu başına geleni, ne kötü oldu senin için.” Deyince Ali dede hiç istifini bozmadan “nereden biliyorsunuz?” demiş, köylüler buna akıl sır erdirememişler bilmeyecek bir şey yok bunu, adam aklını bozdu herhalde deyip evlerine dönmüşler. Ertesi gün bir uyanmışlar evin önünde iki at, biri kendi atları biri de bir tay, nasıl sevinmişler , sanki düğün dernek… Komşular hemen kutlamaya gelmişler; “aman ne iyi oldu değil mi?” Ali dede yine sakin cevap vermiş; “nereden bildiniz?” komşular yine kös kös dönmüş evlerine. Ertesi gün Ali dedenin oğlu yeni taya binmeye çalışırken düşüp bacağını kırmış, yine çevreden bir ağıt bir ağıt “aman ne kötü oldu bu Ali dede” diye, bizimkinde yine ayni cevap “ nereden biliyorsunuz?”. Ertesi gün bir bakmışlar köye haberciler gelmiş, ferman okurlar; Osmanlı sefere çıkıyor, bütün gençler savaşa çağrılı, tabii bir tek Ali dedenin ayağı kırık oğlu kalmış köyde genç nevinden… Tüm komşular başlamış yine “ aman ne iyi olmuş da ayağı kırılmış senin oğlanın” ve Ali dedede ayni cevap “NEREDEN BİLDİNİZ?” ..BU HİKAYE BÖYLE SONSUZCA UZAYIP GİDER.”

a
Az önce bişey ararken gördüm bunu 🙂 Çok yıllar önceden bi selam gibiydi bana, çok sever çok anlatırdım bi zamanlar. Muhtemeln biliyosunuzdur da yine de paylaşayım bir dedim 🙂

3 yorum “Nerden bildiniz?”

  1. daha önce okumuştum hatırladığım kadarıyla ülkede savaş çıkınca padişah bütün genç erkeklerin savaşa alınmasını emretmiş ve Ali dedinin oğlunun bacağı kırık olduğundan o gidememiş ve bu nerden bildinizler tekrar etmiş:)

    Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Hayatin küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar aklin durması halidir. Akil, insani daima karara zorlar ve gezi asla sona ermez Bir yol biterken, bir yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, bir başkası açılır.
    Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz

    Lao Tzu

  2. lao tzu zen’i ne güzel anlatmis, gercekten bir kapı kapanırken bir baska kapı her zaman aciliyor..çok uzulup, nefes almakta cok zorlandıgım zamanlarım olmustur, duygulara cok fazla gömülünce bu kacınılmaz oluyor:)ama biraz nefes alıp, az biraz uzaklasinca olandan, resmin tamamına bakabilme sansınız oluyor,sevince ve kızgınlığa yada acıya ve neşeye aynı mesafeden bakabilmek sanırım bu,Ali dede bunu basarabilenlerdenmis..

  3. Evet ilk okumamda gözümden kaçmış “Akil, insani daima karara zorlar “ bu ne güzel bir cümledir.
    Peki bu durumda ne olur?
    1- Ya bir an önce karar almak gerekir. (Aklın zorlamasından kurtulmak için)
    2- Ya da akılı devre dışı bırakmak gerekir. (Daha sezgisel karar almak için)

    Sanırım Lao Tzu nun anlatmak istediği durum ikinci durumdur.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.