Ekonomik Büyüme Dini ve Terminatör

Ekonomik Büyüme Dinine inananlardan mısınız?
Ya da bütünlüğünüzün yüzde kaçı bilinçli, yüzde kaçı bilinçsiz inanıyor bu dine?

Gezegenin ekolojik dengesinin bozulup yaşanmaz hale gelme hızı ile, başka bir gezegen bulup 7 milyar insanı oraya taşıma teknik ve ekonomisinin sağlanması hızının birbirini karşılayabileceğini sanıyor musunuz?
Bu soruyu acil ve işlevsel buluyor musunuz?
Bu çerçevede ekonomik büyüme dinine inanç oranınızda bir fark oluştu mu?
Oluştu ise bu fark gündelik uygulamalarınıza ne şekilde yansıyacak?
*
Not: tabi bu soruları kendime de sorup ciddi cevaplar alabilmeyi umuyorum

*

Gün gelir google ya da facebook benim yerime oy kullanabilir ne de olsa bizden daha çok şey hatırlıyo kendimiz hakkında! Gerçi onlar da hata yapabilir diye eklemiş Harari homodeus’ta 😳liberalizm, yaşambilimleri sistemi beni benden iyi tanıdığı gün çökecektir diye de eklemiş 🙃🙄😃
Devamını oku “Ekonomik Büyüme Dini ve Terminatör” →

Woody Allen ile başlayan hafta ve İŞTAR

Woody Allen, Crimes and Misdemeanors filmindeki komedi üstadı kahramanına şöyle tanımlatıyor: “trajedi+zaman=komedi”

Evrenin kendisi soğuk bir yerdir, insanlar ısıtmaya çalışsa da…
Filmdeki Filozof da şöyle bir intihar notu bırakmış:
“Pencereden çıktım!”

Eskiden yani çocukluk ve ilk gençlik yıllarında Woody filmlerini beğenmezdim ve bir süre sonra seyretmeden kenara bırakır oldum. Dün gece bu filmi izledikten sonra balkona çıktığımda “sana haksızlık etmişim Woody”dediğimi duydum, karanlık da duydu! Sonra durup düzelttim ama ben o zamanki Sibel değilim ki! Aradan çok ama çok sular aktı. Bugünün daha dağınık ve şekilsiz Sibel’i senin sunduğun kamera merceğini zevkli buldu. Teşekkürler

*

Amerikan tanrıları sezon finali yaptı, ne final ama! Okuması bile incelik,derinlik, metanet gerektiren bu kitabın görselleştirilebileceğini hiç düşünmezdim. Bence büyük iş çıkarmış senarist ve yönetmen. Ben hala aynı soruyu merak ediyorum; kitabını okumamış olanlar da bu diziden zevk aldı mı?bir şeyler anladı mı?
Birbirinin aynı sıkıcı ve tekrarlarla dolu bi dolu yapım arasında güneş gibi parlıyor, hele bir de simgelerle okuyabilenler için tam bir hazine. Bir kez daha teşekkürler Neil Gaiman
Bu arada aklıma amerikan gods ın sezon finalindeki iştar daveti (paskalya kutlamasi) ve davetliler arasindaki çeşit çeşit İSAlar aklıma geldi. Aman tanrim ne mizansendi yaw, müthiş. Benim inancim/kandırışım seni döver! O sahneleri seyrederken gülmekten ve acılaşmadan katilabilir insan.
İnsanin aklına ister istemez sistemin muhteşemliği ve bir o kadar da berbatlığı üşüşüyor. Hay bin galaksi köftesi (kinoalı)
Diziyle alakasını kurmaya çalışmadan şunu da ilave etmek isterim:
Şu minik videonun akla getirdikleri: Tıklayınız
Evet ben de biliyorum sen kimsin :) Tam dişiler gününe yakışır bir video olmuş. Tabi ki sen İŞTARsın, yani namı diğer İNANNA. Haksızlığa uğradığını düşündüğün için hırçınlaştın, kırk çeşit katakulliye girmek zorunda kaldın. Tatlı dilli, işveli baharı getiren tanrıça.
Niye mi dişiler günü bugün? Ben dedim oldu 🙂  Deniz kaplumbağalarından hareketle bu sıpsıcak gün dişilerin doğuşunu göstermez mi?
İştar hakkında bi şeyler daha öğreneyim ya da hatırlayayım derseniz tıklayınız lütfen

Allah’ın sopası yok, yay burcu kadını var.

Bu kadar eğlenceli ve isabetli bir yoruma nadiren rastlarsınız. Yazının altında ALINTI diyor ama kimden alıntı ben çok merak ettim.

*

Sevgili kadınlar, hayatımız boyunca iki kelime etmek istemediğimiz bazı hem cinslerimizle mucizevi bir soru sayesinde saatlerce konuşabiliriz. “Burcun Ne???” Kadınlar birbirine bu sihirli kelimeyi söylediği anda o sohbet akmaz, adeta çağlar…

Bugün sizlere (özellikle erkeklere) kadınların burçları hakkında bazı hayati bilgiler vereceğim. Sonra da çıkarın kalem, kağıtlarınızı sözlü yapacağım.

Koç: Çok bilirler, yok yok tam olmadı, herşeyi onlar bilirler.”Yardımcı olur musun”cümlesi koçun yazılımında yoktur. Koç kadını Survivor Taner gibi her maceraya tek başına dalar. Baskın karakterlidir, erkeğe sözünü geçirmek ister ama sözünü geçirdiği erkeğe de saygı duymaz. Uzaklara gitmek ister, gitti mi de fazla açılmışız diye dönmek ister. İnsanın; -Ablacım ne istiyosun Allahınsen, diyesi gelir koça. Dedikodu yapamaz, kopya çekemez, hız limiti 75 se 60 la gider, kurallara bağlıdır, yalana ve disiplinsizliğe toleransı sıfırdır, bir de söz verip yapmadınız mı terlikle kovalar vallahi. Spiritüel aleme meraklıdır, gönül rahatlığıyla yanlarında ruh çağırıbilirsiniz, içlerinde bir tavernacı yaşar, sabaha kadar birlikte eğlenebilirsiniz.

Boğa: Vee karşınızda aforizma tanrıçası, dolaylı anlatım kraliçesi boğa. Ya arkadaş bir kere de doğrudan seni seviyorum, sana çok bozuğum filan desene, varsa yoksa alıntı. Boğa kadınına; “Hayatım nereye gidiyosun?” diye sorsanız. -Nereye gideceğini bilen için tüm dünya kenara çekilir. diye cevap verir. Yahu eltime gidiyorum desene, net olsana gözünü sevdiğim. Duygusal anlamda kendini net ifade edemese de, iş hayatında ne istediğini bilen ender burçlardandır boğa. Kafasına koyduğu herşeyi yapar, yeter ki istesin ama aşık oldu mu bütün planları şaşar, hemen ev terliklerini, alt aşortmanını giyip dolma sarmaya başlar. Fakaaat, verdiği değeri sizden göremiyorsa Uçan Adam Sabri gibi Alllaaaah diye kaçın, çünkü tersi boktur caarrt diye bırakır sizi.

İkizler: İki değil 10 kadın yaşar içinde, en tekinsiz burçtur, gülüp eğlenirken Medyum Memiş gibi zumzuğu ağzınıza çakabilir. Gönlünü hoş tutan erkekleri bünyesi reddeder, onu kanırtan, sinir hastası eden adamlara aşık olur. Konuşkan ve eğlencelidir, seyahate bayılır. İkizler kadınıyla yemeğe giderseniz 3 saatten önce yemeğinizin gelmemesi garantidir. -Tavuk var mı var, -makarna var mı var -ben lüfer aliym o zaman, diye sipariş verir. Bir mekanda bir yemek geri gönderiliyorsa arkasındaki kadın muhakkak ikizler burcudur. Yaşını göstermeyen narin ve zarif bir yapıları vardır, en geç yaşlanan burç ikizlerdir. Herkese şarladıkları, içlerinde bişey tutmadıkları için yaşlanmamaları doğaldır. Ohh iyi yapıyolar valla biz tuttuk da noolduu ayynen devam.

Devamını oku “Allah’ın sopası yok, yay burcu kadını var.” →

Deneyimleyen Benlik

Bilmek/deneyimlemek çaba gerektirmez,
anlaşılabilir şekilde ifade etmek çaba gerektirir.
#DeneyimleyenBenlik
#AnlatıcıBenlik

Başkasına da anlatsan aslında kendine anlatıyorsun çünkü deneyimleyen benlik anlam bulmaz, aramaz onun işi değil, o sadece dalgaya tutunmak ve onunla yol almaktır.

Deneyimin bir noktasında insanın aklına şu soru ya da türevleri mutlaka gelir: Şimdi ben ne yaşıyorum? Bu soruyla birlikte deneyimleyen benlik dalgadan kopar ve anlatıcı benlik devreye girerken gerçeklik çöker. Ben bunu kendi deneyimlerimden çok iyi bildiğim için eskiden beri defalarca yazdım fakat görüyorum ki bu konuda hayli bilimsel deney de yapılmış, gugillarsanız bulursunuz. Homo Deus kitabında da çarpıcı deneylere yer verilmiş

Bilişim/İletişim Çağı ve AlphaGO

1980’lerde İnternet’in kullanımının yaygınlaşması ve nihayet 1995’te tamamen serbest bırakılmasından sonra endüstri sonrası terimi yerini enformasyon sözcüğüyle değiştirmiş[, kavram Türkçeye Bilişim Çağı ya da Bilgi Çağı olarak yerleşmiştir. Günümüzde “Bilişim Çağı” terimi, 1990’lardan bugüne kadar olan süre için kullanılmaktadır.
Alberts, Papp ve Kemp’e göre Bilişim Çağı başlıca sekiz alandaki teknolojik gelişmeler üzerine kurulmuştur:
 
Gelişmiş yarı iletkenler.
Gelişmiş bilgisayarlar.
Fiber optik iletkenler.
Hücresel (mobil) iletişim teknolojileri.
Yapay uydu teknolojisi.
Gelişmiş bilgisayar ağları.
Gelişmiş insan-bilgisayar etkileşimi.
Dijital (rakamsal) iletişim ve veri sıkıştırma.
*Techworm’dan alıntı
 
Görünen o ki bu sekiz dalda uzmanlaşma en azından önümüzdeki 300 yıla damga vuracak.
Diğer yandan, Gayrı resmi (çünkü resmi olarak halen Yakın Çağ devam ediyor görünüyor) Bilişim ve iletişim çağında, en büyük şikayetin bilgi ve iletişim eksikliği oluşu kafa karıştırıcı!
*
Homosapiens için çanlar çaldı mı?
Skynet olası bir geleceğin habercisi miydi bir çok bilimkurgu gibi
Lee Sedol ile gururlanmak konusu? Dünyanın en eski ve en zor strateji oyununda yapay zekaya 4-1 yenilen fakat bu kadar da sevilen Lee Sedol Güney Koreli ve sanırım 9 dan oyuncusu. Bakın hakkında neler söylenmiş:
“9 dan seviyesindeki Go stratejileri hakkında fazla bir şey bilmiyorum ama spor hakkında oldukça bilgiliyim ve Lee Sedol’ün tüm seri boyunca gösterdiği soğukkanlılık ve asalet herhangi bir şampiyonluğa yakışır seviyedeydi. Kendisi maçtan önce sıklıkla Go’nun Roger Federer’i olarak tanıtılıyordu ve bu tanımı ne kadar hak ettiği ortaya çıktı. Onun savaşçı ruhu ve durdurulamaz görünen bir rakibe karşı aniden gelişen deha parlamaları, Federer’in İsviçreli efsaneyi geride bırakan genç ve kuvvetli rakibi Rafael Nadal ile olan efsane rekabetini anımsatıyordu. Lee Sedol neredeyse kimsenin yaşayamayacağı, kendisinin de geleceğini hiç hayal edemeyeceği bir deneyim yaşadı: Ona şöhret ve servet getiren yeteneğin bir dizi sıfır ve birler tarafından geride bırakılabileceğinin yavaş ve ızdırap verici farkındalığı.” İstanbul GO Okulu’ndan alıntı

galaksiler aşkına!
Bir dizi sıfır ve birler tarafından geride bırakılabileceğinin yavaş ve ızdırap verici farkındalığı
#AlphaGO #Sapiens