Planck Yasası

Neden ısı deyince aklımıza kırmızı renk gelir? Neden ısıtılan çelik önce kırmızı, sonra sarı ve en son beyaz ışık yayar? Max Planck bu renk değişimlerini ısının ve ışığın fiziklerini ilişkilendirerek kağıda dökmüştür. Işığı, sürekliliği olan bir dalga olarak değil de istatiksel olarak tanımlayan Planck’ın devrimsel fikri, kuantum fiziğinin de tohumlarını atmıştır.

Bir çok maddenin ısıtıldığında parladığını ve ışık yaydığını biliriz. Nesneler artan sıcaklıkla birlikte önce kırmızı, sonra sarı ve en son beyaz ışık yayar. Işık beyaz görünür çünkü var olan sarı ve sarıya daha çok mavi eklenmiştir. Renklerin bu dağılımı, kara cisim eğrisiyle gösterilir. Yıldızlar da bu sırayı izler: Ne kadar sıcak olurlarsa renkleri de o kadar maviye kayar. Yüzey sıcaklığı 6000 kelvin olan Güneş sarı bir yıldızdır. Sirius gibi bazı yıldızlar 30000 kelvine varan sıcaklıklarıyla mavi – beyaz görünür.

On dokuzuncu yüzyılda fizikçiler hangi maddeden yapılmış olursa olsun, nesnelerin ısıtıldığında yaydıkları ışığın hep aynı örüntüde olması karşısında şaşkındılar. Işığın büyük bir bölümü tek bir frekanstan yayılıyordu. Sıcaklık arttırılınca tepe frekans daha mavi (daha kısa) dalgaboylarına kayıyor, önce kırmızıdan sarıya, sonra mavi-beyaza doğru ilerliyordu. Karacisim ışıması terimini kullanmamızın sebebi ısıyı en iyi emen ve yayanların koyu renk madde olması. Fizikçiler kara cisim grafikleri elde ediyor ama bunları anlamlandıramıyorlardı. Frekansın neden tek bir renkte tepe yaptığını da açıklayamıyorlardı. Biliminsanları bazı kısmi çözümler elde ettiler. Ama bu çözümlerden bazıları, morötesi dalga boylarını ve ötesinde sonsuz miktarda enerjinin yayılması gerektiğini öngörüyordu. Bu soruna morötesi faciası adı verildi.

Kara cisim ışımınasını anlamaya çalışan Max Planck, ısı ve ışık fiziklerini birlikte ele alıyordu. Planck gönülsüzce de olsa denklemlerinin tutması için kurnazca bir düzeltme yaptı. Elektromanyetik ışımanın, termodinamik uzmanlarının ısıyı ele aldığı gibi ele alınması gerektiğini seziyordu. Sıcaklığın pek çok parçacık arasındaki ısı enerjisi paylaşımı olmasından yola çıkan Planck, elektromanyetik enerjiyi de bir elektromanyetik osilatör kümesi veya atomaltı elektromanyetik alan birimleri arasında bölüştürdü ve ışığı bunun üzerinden tanımladı.

Denklerim tutmasını sağlamak için her elektromanyetik birimin enerjisini frekansla orantılandırarak E=hv denklemini elde etti. Burada E enerji, v ışığın frekansı, h ise Planck sabiti denen sabit bir sayıdır.  Elektromanyetik enerjiyi bir çok osilatör arasında bölüştürmenin en olası yolunu bulan Planck’ın modeli enerjinin büyük bölümünü ortadaki frekanslara dağıtıyordu. Bu, tepeli kara cisim tayfına da uyuyordu. Planck 1901 de ışık dalgalarıyla olasılık arasında bağ kuran bu yasayı yayımladı ve büyük beğeni topladı. Kısa bir süre içinde bu yeni düşünce sayesinde “morötesi faciası” sorununun da çözüldüğü görüldü.

Planck’ın kuantaları, kendi yasasının matematiğinin tutarlı olmasını sağlamak için geliştirdiği fikirlerden ibaretti; o osilatörlerin gerçek olabileceğini bir an olsun aklına getirmemişti. Ama tam da atom fiziğinin hızla geliştiği bir dönemde Planck’ın bu yeni formülasyonunun çok şaşırtıcı çıkarımları olacaktı. Planck bir tohum atmıştı; bu tohum büyüyecek ve modern fiziğin en önemli alanlarından biri haline gelecekti: Kuantum Kuramı.

SPORCU İÇECEĞİNİ GROKLADIM

ŞİŞEDEKİ MAVİ RENKLİ SPORCU İÇECEĞİNİ GROKLADIM
31.03.2017

Önümde mavi rengiyle şişede duran sporcu içeceğine bakıyordum ve henüz groklama deneyimim olmamıştı ( bilinçli olarak)

Sakin bir an’ımdı, biraz havaya girdim ve şişedeki sporcu içeceğini (kısaca su diyelim) groklamaya yani –haline gelmeye niyet ettim. Başladım beklentisizce beklemeye, ne gelen bir vizyon var ne de suyun içinde mineralleri hissediyorum, bir akışkanlık hissi de yok. (iyi ki de beklentisizmişim !) Öylece boşlukta duruyoruz, bakışıyoruz, bir sakinlik var ve bu sakinlik bir anda beni dürttü. İşte o an anladım groklamaya başladığımı.

Su, müthiş potansiyelinin çok net olarak farkında bir varlık. Dingin de durabilir hiç sorun yok ama o çok daha mutlu olduğu, kendi potansiyelini tamamen hayata geçirdiği anlar için, içten içe kaynıyor. Bu noktada 2 şeye ihtiyacı var

1) İtici güç; harekete geçmek için itici gücü aldığı ilk andan itibaren çok mutlu oluyor çünkü artık kendini gerçekleştirmeye başlıyor. Öylesine zengin bir potansiyeli var ki, öylece bir köşede durması heba olurmuş gibi hissediyor.

2) Niyet; Onunla ne yapmak istediğinin niyetini bilmek istiyor, kendisiyle konuşulması (sesli veya sessiz) hoşuna gidiyor.

Suyu ister saksıya dök, istersen iç, istersen bez yıka ya da başka bir şey yap, onun için ne yaptığın önemli değil, o göreve her an hazır bundan müthiş haz alıyor, yeter ki niyetini koy ve harekete geçir. O bir an evvel kişiye nüfuz edip bütünleşmek istiyor, toprağa girdiğinde can vermek, bezin kirlerini temizlemek ve oradan bütününe kavuşmak istiyor, çok heyecanlı.

Her suyun her an harekete geçme gibi bir görevi de yok. Mesela odayı nemlendirmek için bir kaseye su koyup bekletiriz. O zaman da onun bir süreliğine orada durmasına niyet ettiğimizi, bu durumun hareket etmesine nazaran daha faydalı olacağını duyması onu huzurlu kılıyor.

Böyle tatlı bir groklama hikayesiydi benimkisi, suyun neler hissettiğini hissetmek çok heyecan vericiydi, çok teşekkür ederim.

Şimdi buzdolabında uzun süredir şişede içmemizi bekleyen sularımla konuşmaya gidiyorum 🙂

Hepimize keyifli zamanlar dileğimle

Ebru Dündar

*

Groklama Nedir:

*

Devamını oku “SPORCU İÇECEĞİNİ GROKLADIM” →

Sanal Sayılar

Kafamızda sanal sayılar üretebiliriz. Banka hesabımda bir milyar lira var dersem bu hayli sanal bir sayı olur örneğin. Fakat matematikteki anlamıyla sanal sayıların bu türden hayali sayılarla bir ilgisi yoktur.

“Sanal” adını, reel sayılarda çözümü olmayan bazı denklemlerin çözümü için filozof ve matematikçi Rene Descartes’in koyduğuna inanılır. Sanal sayılar gerçekte var mıdır yok mudur? Bu soru sanal sözcüğü üzerine kafa yoran filozofları meşgul etmiştir. Oysa matematikçiler için bu sorunun yanıtı nettir. 5 veya π ne kadar gündelik hayatın bir parçasıysa, sanal sayılar da o kadar parçasıdır. Alışveriş yaparken pek bir faydalarının dokunmadığı doğru; ama bir uçak tasarımcısına veya elektrik mühendisine soracak olursanız, sanal sayıların hayati öneme sahip olduğunu söyleyecektir. Ve reel bir sayıyla sanal sayıyı birbirine eklerseniz, felsefi açıdan kulağa daha sorunsuz gelen “karmaşık sayı”ları elde edersiniz. Karmaşık sayılar kuramının temelinde -1 in karekökü yatar. Peki ama hangi sayıyı kendisiyle çarpınca -1 elde ederiz?

Bir sayının kendisiyle çarpımı asla negatif olamaz. Bu durum 16. yüzyılda, karmaşık sayıların ilk bulunduğu yıllarda matematikçilerin önünde bir engel oluşturuyordu. Ancak bu sorun aşılıp da matematikçiler sıradan sayıların hegamonyasından kurtulunca, daha önceden hayal bile edilmemiş geniş alanlar açıldı. Karmaşık sayıların bulunması, daha mükemmel ve eksiksiz bir sayı sistemine kavuşmamızı sağladı.

Argand Diyagramı

Karmaşık sayıları diyagram üzerinde göstermek istediğimizde iki boyutlu doğaları hemen kendini gösterir. Bu diyagramlara İsveçli matematikçi Jean Robert Argand’ın adı verilmiştir. Gerçi aynı dönemde benzer gösterim kullanan başka matematikçilerin de olduğunu belirtmeliyiz.

Her karmaşık sayının “eşlenik” denilen bir kankası bulunur. Birbirinin eşleniği iki karmaşık sayıyı toplar veya çarparsak her zaman bir reel sayı elde ederiz.

Matematikçiler karmaşık sayılar fikrini oturttuktan sonra içgüdüsel olarak daha büyük çaplı genellemeleri denediler. Hamilton üç-boyutlu sayılar ve bunlarla ilgili bir aritmeti sistem oluşturmayı denediyse de dört boyuta geçene kadar başarı sağlayamadı. Çok geçmeden dört-boyutlu sayılar da sekiz-boyutlu sayılara (Cayley sayılarına) genellendi. Çoğu kişi bir sonraki adımın 16 boyutta olacağını tahmin ettiyse de, Hamilton çığır açıcı adımından 50 yıl sonra, bunun imkansız olduğunu ispatladı.

Groklama Nedir?

Groklamak, kısaca o olmak (olmak istediğiniz obje, şey) demektir. Aslında bu kelime ilk kez Heinlein’in Yaban diyarlardaki yabancı BK kitabında kullanılmış ancak çok tutularak ingilizce sözlüğe girmiştir.

Groklama tamamiyle şamanik bir yöntem olup, Hawaii şamanlığında Kulike yani şekil değiştirme uygulamalarının dördüncü fazı olarak yer alır ve kısaca “haline gelmek” diye tanımlanabilir.
Groklamak, gözlemcinin gözlem süreciyle bütünleşip onun bir parçası olması durumunu anlatıyor; iç içe geçme, toplu bir deneyimin içinde bireysel kimliğini kaybetme.

  1. HALİNE GELMEK: Olduğunuz şeyi değiştirmek için çevrenizdeki veya zihninizdeki

şablonlara bilinçli uyumlanmak.

GROKLAMAK, hem kendi orijinal şablonunuz hem de grokladığınız şablonu birlikte hatırlamayı gerektirir.( BAK gibi.) Serge hoca, bunun için %1 lik şaman payı diyor. Sibelin tanımı ise %1 lik tohumu saklamak, bunun sebebi ise çıkışı bulmak için, programa çıkış butonu koymak gibi.. Aksi takdirde yazdığın bilgisayar programında çıkış butonu olmaz ise döngüye girer, sonsuza kadar döner. Fişi elektrikten çekersen yani ölürsen döngüden çıkabilirsin.

Groklama Uygulaması:

Devamını oku “Groklama Nedir?” →

Sevindirik Emojisi

Sevindirik olma nedir?
Sevindiriklik hali bende, aynı anda birden çok ilgimi çeken konuyla karşılaşma durumlarında devreye girer. Sebepler bellidir. Eğer belli olmasaydı da buna benzer bir his olsaydı onu manik gibi bir kelimeyle ifade edebilirim.
Sevindirik olma halinin belirtilerinden biri anksiyete diyebileceğim bir bütünsel sarsıntıya kapılmak olarak nitelenebilir.
Aynı anda bütünlüğüme bir çok giriş olmaktadır ve buna hepsini derhal boşaltmakla ilgili şiddetli bir istek eşlik eder.
komik!

*

Çok sık olmasa da geyiği şaşırtmak için çabalarım olur. Örnegin gecen yıl migros kasiyerine; Bu sigaraları alabilmem için kimlik kartımı görmeye ihtiyacınız var mı? Diye sordum. Geyik degilse bile kasiyer şaşırdı, nasıl yani diye bariz sekilde 18 yasindan buyuk gorunen yüzüme baktı! En azindan ben de sıradakileri güldürebildigime sevindim. Galaksiler aşkına! Ugh

Hatırlayınca bile kahkaha atıyorummm :))))

Bırak sigarayı milletvekili bile olacak yaştayım aslında, bu daha da gülünç! hahahahahaha

Not: İlgili mercilerden sevindirik emojisi dizayn etmelerini talep ediyorum.

*

Devamını oku “Sevindirik Emojisi” →