Marion woodman’ ın henüz dilimize çevrilmeyen kutsal evlilik kitabından alıntı (jungsever- Özgür arkadaşımıza teşekkürlerimizle):
Birçok insanın iki ayrı ilişkisi var çünkü gölge ve bilinç taraflarını bir araya getiremiyorlar. Bunları entegre etmek ‘kutsal evlilik’te sürecin bir parçasıdır. İçsel evlilik, içimizdeki kutsalın tanınması, kabul edilmesidir. Ruh ve tinin içimizde birleşmesidir. Bir ressamsanız bunu resim yapışınızda tecrübe edebilirsiniz; siz ‘yapmadığınızda’ resim yapılır. Ya da bazılarınız bilir: Yazmaya başlarsınız ve sonra bir şey olur ve yazı kendi kendini yazmaya başlar. Dans ederken de böyle. Dans etmeye başlarsınız. Bedeninizi hazırlamışsınız, kaslarınız gayet sağlıklı. Sonra birden müzik sizi ele geçirir, bir şey olur ve bir bakmışsınız dans ettiriliyorsunuz. İşte o zaman içsel evlilik gerçekleşiyor demektir. İçsel evlilik size kendi bütünlüğünüzü hissettirir. Başka insanlarla bu bütünlükten yola çıkarak ilişki kurabilirsiniz ve bir ümit onlar da sizinle kendi bütünlüklerinden yola çıkarak ilişki kurabilirler. Böylece tabi oluş, bağımlılık yaslanma olmaz. Birbirinize, kendi bütünlüklerinizden yola çıkarak, ayrı birer birim olarak saygı duyarsınız, seversiniz. Bazıları diyor ki: “lyi de, içsel evlilik varsa dışsal evliliğin ne anlamı var?” İçsel evlilik dışsal olanı hakikaten mümkün kılar. Çünkü hepimiz insanız. Hepimizin dostluğa, yoldaşlığa, paylaşmaya, karşılıklı yansıtmaya, sevmeye ihtiyacı var. Hayat bu demek. İçsel evlilik dışsal olanı sadece zenginleştirebilir. Yalnızca partnerinizle, kocanızla ya da karınızla değil, arkadaşlarınızla ve doğayla da. Bana göre paradigma işte tam da burada değişir çünkü içinizde yaşadığınız hayat, sizi çevreleyen hayatta da yansımasını bulur.
Bir diğer Türkçeye çevrilmiş kitabı ise ayrı bir alem, tüm anne ve anne adaylarının okumasını arzu ederim:
