Kutsal evlilik ve Mükemmellik Tutkusu

Marion woodman’ ın henüz dilimize çevrilmeyen kutsal evlilik kitabından alıntı (jungsever- Özgür arkadaşımıza teşekkürlerimizle):
Birçok insanın iki ayrı ilişkisi var çünkü gölge ve bilinç taraflarını bir araya getiremiyorlar. Bunları 
entegre etmek ‘kutsal evlilik’te sürecin bir parçasıdır. İçsel evlilik, içimizdeki kutsalın tanınması, kabul edilmesidir. Ruh ve tinin içimizde birleşmesidir. Bir ressamsanız bunu resim yapışınızda tecrübe edebilirsiniz; siz ‘yapmadığınızda’ resim yapılır. Ya da bazılarınız bilir: Yazmaya başlarsınız ve sonra bir şey olur ve yazı kendi kendini yazmaya başlar. Dans ederken de böyle. Dans etmeye başlarsınız. Bedeninizi hazırlamışsınız, kaslarınız gayet sağlıklı. Sonra birden müzik sizi ele geçirir, bir şey olur ve bir bakmışsınız dans ettiriliyorsunuz. İşte o zaman içsel evlilik gerçekleşiyor demektir. İçsel evlilik size kendi bütünlüğünüzü hissettirir. Başka insanlarla bu bütünlükten yola çıkarak ilişki kurabilirsiniz ve bir ümit onlar da sizinle kendi bütünlüklerinden yola çıkarak ilişki kurabilirler. Böylece tabi oluş, bağımlılık yaslanma olmaz. Birbirinize, kendi bütünlüklerinizden yola çıkarak, ayrı birer birim olarak saygı duyarsınız, seversiniz. Bazıları diyor ki: “lyi de, içsel evlilik varsa dışsal evliliğin ne anlamı var?” İçsel evlilik dışsal olanı hakikaten mümkün kılar. Çünkü hepimiz insanız. Hepimizin dostluğa, yoldaşlığa, paylaşmaya, karşılıklı yansıtmaya, sevmeye ihtiyacı var. Hayat bu demek. İçsel evlilik dışsal olanı sadece zenginleştirebilir. Yalnızca partnerinizle, kocanızla ya da karınızla değil, arkadaşlarınızla ve doğayla da. Bana göre paradigma işte tam da burada değişir çünkü içinizde yaşadığınız hayat, sizi çevreleyen hayatta da yansımasını bulur.

Bir diğer Türkçeye çevrilmiş kitabı ise ayrı bir alem, tüm anne ve anne adaylarının okumasını arzu ederim:

Devamını oku “Kutsal evlilik ve Mükemmellik Tutkusu” →

Allah’ın sopası yok, yay burcu kadını var.

Bu kadar eğlenceli ve isabetli bir yoruma nadiren rastlarsınız. Yazının altında ALINTI diyor ama kimden alıntı ben çok merak ettim.

*

Sevgili kadınlar, hayatımız boyunca iki kelime etmek istemediğimiz bazı hem cinslerimizle mucizevi bir soru sayesinde saatlerce konuşabiliriz. “Burcun Ne???” Kadınlar birbirine bu sihirli kelimeyi söylediği anda o sohbet akmaz, adeta çağlar…

Bugün sizlere (özellikle erkeklere) kadınların burçları hakkında bazı hayati bilgiler vereceğim. Sonra da çıkarın kalem, kağıtlarınızı sözlü yapacağım.

Koç: Çok bilirler, yok yok tam olmadı, herşeyi onlar bilirler.”Yardımcı olur musun”cümlesi koçun yazılımında yoktur. Koç kadını Survivor Taner gibi her maceraya tek başına dalar. Baskın karakterlidir, erkeğe sözünü geçirmek ister ama sözünü geçirdiği erkeğe de saygı duymaz. Uzaklara gitmek ister, gitti mi de fazla açılmışız diye dönmek ister. İnsanın; -Ablacım ne istiyosun Allahınsen, diyesi gelir koça. Dedikodu yapamaz, kopya çekemez, hız limiti 75 se 60 la gider, kurallara bağlıdır, yalana ve disiplinsizliğe toleransı sıfırdır, bir de söz verip yapmadınız mı terlikle kovalar vallahi. Spiritüel aleme meraklıdır, gönül rahatlığıyla yanlarında ruh çağırıbilirsiniz, içlerinde bir tavernacı yaşar, sabaha kadar birlikte eğlenebilirsiniz.

Boğa: Vee karşınızda aforizma tanrıçası, dolaylı anlatım kraliçesi boğa. Ya arkadaş bir kere de doğrudan seni seviyorum, sana çok bozuğum filan desene, varsa yoksa alıntı. Boğa kadınına; “Hayatım nereye gidiyosun?” diye sorsanız. -Nereye gideceğini bilen için tüm dünya kenara çekilir. diye cevap verir. Yahu eltime gidiyorum desene, net olsana gözünü sevdiğim. Duygusal anlamda kendini net ifade edemese de, iş hayatında ne istediğini bilen ender burçlardandır boğa. Kafasına koyduğu herşeyi yapar, yeter ki istesin ama aşık oldu mu bütün planları şaşar, hemen ev terliklerini, alt aşortmanını giyip dolma sarmaya başlar. Fakaaat, verdiği değeri sizden göremiyorsa Uçan Adam Sabri gibi Alllaaaah diye kaçın, çünkü tersi boktur caarrt diye bırakır sizi.

İkizler: İki değil 10 kadın yaşar içinde, en tekinsiz burçtur, gülüp eğlenirken Medyum Memiş gibi zumzuğu ağzınıza çakabilir. Gönlünü hoş tutan erkekleri bünyesi reddeder, onu kanırtan, sinir hastası eden adamlara aşık olur. Konuşkan ve eğlencelidir, seyahate bayılır. İkizler kadınıyla yemeğe giderseniz 3 saatten önce yemeğinizin gelmemesi garantidir. -Tavuk var mı var, -makarna var mı var -ben lüfer aliym o zaman, diye sipariş verir. Bir mekanda bir yemek geri gönderiliyorsa arkasındaki kadın muhakkak ikizler burcudur. Yaşını göstermeyen narin ve zarif bir yapıları vardır, en geç yaşlanan burç ikizlerdir. Herkese şarladıkları, içlerinde bişey tutmadıkları için yaşlanmamaları doğaldır. Ohh iyi yapıyolar valla biz tuttuk da noolduu ayynen devam.

Devamını oku “Allah’ın sopası yok, yay burcu kadını var.” →

Geleceğe duyulan Merak!

Kadınlar neden geleceği böylesine arzulu ve hırsla merak ederler?
Bunda önemli bi ipucu olabilir frekanslar. Nedir sizce cevap?

  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü garanti… güven duygusu… gelecek iyiyse, bugünden iyi hissedersin… bugünün iyi değilse geleceğinin iyi olmasını ümit edersin…
  • Turan Erdal Geleceği çoğu insan merak eder, çünkü belirsizlik stres yaratır. Geleceği bilmek ve onu kendi isteği yönünde etkilemek çoğu insanın istegidir.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü bence sadece kadınlar değil erkeklerde merak eder.Erkekler gelecekle ilgili kaygı duyarlar ve bu da bir çeşit merak,emin olamama,güvenlik arayışıdır.Gelecek geçmişin deneyimlerine dayanılarak endişeye dönüşür Bu da kimliklerle ilgilidir diye düşünüyorum.K.Ama safiyane tatlı bir meraksa zaten sezgilerle yanıtını barındırır.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü kadınların çocuk sahibi olma konusunda da erkeklere göre farklı bi tutumları var.geleceğe dair hırs ve arzularına bir işaret olarak görülebilir bu.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Gelecekte ne giyeceğini ayakkabısını çantasını hazırlamak ister :))) tedbir yanii

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ben falcı kuyruğunda bekleyen erkeğerastlamadım. Ayrıca uygulamalarımda konu uysun ya da uymasın, sadece kadınlar bu uygulamanın geleceği haber verip vermeyeceği ile ilgileniyorlar. Tuhaf ama gerçek budur. Kaçınmaya gerek yok. Halının altına süpürdüklerin çok geçmeden açığa çıkar. Sebeplerinin üstüne gitmeliyiz.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü her fırsatta fal baktıran medyuma giden çok erkek gördüm..KUyrukta gözükmek işlerine gelmez sadece:))

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Sağ beyin farkı , bence kadınlar sağ beyinlerini daha fazla kullanırlar . Kadın duygusal bir varlık hem kendinde hemde erkektede duygu yaratabilen bir organizma . Hem başlatıyor hemde çoğaltıyor . hayal kurma , tasarlama konusunda yaratılış itibariyle daha yetkin . Bilerek veya bilmeyerek tasarladığı , hayal ettiği şeyi merak etmesi kadar normal başka birşey olamaz .

    Sibel Atasoy Kurgusunun gerçeğe dönüşüp dönüşmeyeceğini merak ediyor diyorsun, mantığa uygun doğrusu. O halde kadınlar kurguların gerçekleşmeye mecbur olduğundan emin olsunlar böylece geleceği bu denli kovalamaya gerekleri kalmaz. Şu anda oturup halı örer gibi kurgular ya da geri söküverirler 🙂

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Kurgulamak pasif -dişil bir iş. Hareket olmadan , hamle olmadan olmaz. Eril bir etki lazım . Oyuna bir ortak lazım . Oyun kurmak yetmez oyuncular lazım . Tek başına olmaz . Tek başına yapamaz .

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Çok doğru bir tespit ancak eski dünyanın kuralları bunlar. Çünkü yeni dünya Kendiliği bulmayı gereksiniyor. Kendilik ise açıkça eril ve dişil yanların tam ve eksiksiz olarak her insanda aktif hale geçişiyle başlayan bir süreç. Kendilik devreye girdiğinde, dış unsurlara ihtiyaçtan değil gerçek ilgi ve sevinçten yakınlaşırsınız.

Bozulan kim?

Her gün birbirinden değişik. Sınırsız kostüm dolapları olan starlar gibi olduk. Üstelik hangi giysiyi seçeceğiz diye düşünmemiz de gerekmiyor, öylesine yerinden havalanıyo ve üstümüze geçiveriyor! Dün atlatılması güç bi gün oldu, yoğun bi basınçlla geldi yumuşayarak gitti. Bizler de hayatımızın ilk’lerini yaşamaya devam ediyoruz. Yeni Dünya her şekilde bizi şaşırtan bi giriş yapmıştı ve öyle devam ediyor. Bizse öncelikle rüyalarda ve günlük aldığımız her basit kararla onu biraz daha kesinleştiren resim boyayan çocuklarız.

**

Kendi hızımıza yetişemiyor gibiyiz.

**

Son yıllarda doğa konusunda duyarlı insanların çoğalması ve bu sorumluluğu çocuklarına da geçiriyor olmaları (umarım zevkle, öfkeyle değil) çok hoşuma gidiyor. Sloganlarını buralarda her yerlerde görüyorum: doğayı bozma gibisinden şeyler. Niyeti anladığım için hep destekliyorum fakat biraz gülümsemekten de kendimi alamıyorum. İçimden bi ses “ayol o bozulmaz sen kendine bak! bozulmuş olan sizlersiniz” diyo. Tabi “ses” insanlığın kendini doğallıktan koparmış olduğunu kastediyor.

**

Güçlü kadınlar vaktinden önce geldi mi, erkekleri de rus erkekleri gibi oluyor (genelleme için özür), hep sarhoş, amaçsız, dengesiz, kavgacı, uykuda! Zaten kadınların 5000 yıldır geri çekilmeleri de erkekle temsil edilen “eril bilincin” hatta birey bilincinin güçlendirilmesi içindi. Ben bu konuyu iyi inceledim. O isimsiz karısı Deli Dumrul için hayatını Azraile vermeseydi, ortada bi eril bilinç filan kalmamış olacaktı zaten. Tek tanrılı dinlerin doğuşu, kadınları bastırması hep bu plan dahilinde yapılmıştı. Kimse kimseye kızmasın. Kadınlar zamanında verdikleri kararı (üzerinde anlaştıkları ve yaptıkları sözleşmeyi ) unutmasın! Kimse kimseyi kandırmasın! Artık tüm eski sözleşmelerin fesh edildiği zamana geldik. Umarım söylediğim bu şeyleri bi anlayan olur.

**

Sekse Dair-5

Konu başı için tıklayınız

Birey bilinci gelişmiş, kendine yeterli (bunlardan çoğaldı fakat biraz ukalamsı oluyolar), evlilikmiş çocukmuş tasası duymayan (eh nispeten azlar ama ustaca gizlerler) ve sadece aşk için anlamlı ilişkiler kurmaya yanaşan (bu bölüm oldukça az) extra ve erkeklerdeki hekuras’ı bilen (hiç yok) bi kadınlar gurubu oluşmaya başladı dünyada ve tabi ülkemizde de. Ben şu an bu gurup kadınlara yaklaşamayan erkeklere sesleniyorum; bu davranışınızın altındaki sebepler nedir? İkinci sorum, bu durum lezbiyen nüfusunun artışına sebep oluyor mudur? Ve üçüncü sorum; hızla artan bu kadın gurubuna karşı gelecek için (en azından oğullarınız için) bi tehlike görüyor musunuz?

ha: enteresan bi devam olmuş:)

sa: Beklenmedik mi?

ha: cesurca diyelim.konuşulamayanları konuşmaya iten soruların yarattığı heyecan verici bir hal.soruların öncelikli muhattabı erkeklerin yanıtlarını pek merak ediyorum doğrusu.

hs: Bilgisayar müsaade etse; iki çift söz yazıcam da. Kısmet; artık başka bahara.

ha: yerim dar muhabbetine döndü bu iş:) belki de elektrikler kesilmiştir:)

sö: bu grup kadınlara erkeklerin neden yaklaşamadığını öğrendiğim an hayatımdaki bir gizem çözülmüş olacak. bu gerçekten son zamanlarda beni en çok zorlayan konu. mustaripim 🙂 eğer cevaplar gelirse beni haberdar edin lütfen olur mu?

sa: özel servis veremiyoruz sevgili sö.kardeş, lütfen bu başlığı takip et, abone filan ol. Hem gelen yorumlara göre senin de yeni soruların olabilir, ya da bu muzdariplik durumun değişebilir, kimbilebilir ki

hs: Tanımladığınız şekilde kadınlar var diyorsunuz; ve bu tanımlanan kadınlara erkekler yaklaşamıyorlar. Denklik problemi olabilir belki. Acaba “gerçekten” böyle kadınlar var mı? diye sorasım var:)) Ama siz var diyorsanız vardır. Eğer gerçekten var iseler; en genel anlamı ile kadınların içinden alt küme alt küme… daha dar anlamda bir grup oluşturduysanız; bunun karşısına da… en genel anlamı ile erkekler dememek gerekir bence. erkeklerin içinde de alt küme alt küme oluşturarak denk kümeler elde etmek gerekir. Sonra da aralarında eşleşme olur mu olmaz mı? sorusuna cevap aramak. bir kısım kadınları özel kümeye alıp erkekleri genel anlamda ele almak yanlış sonuca götürebilir…

as: hs arkadaş doğru diyor…

sa: bu durumda sizler için soruların anlamı kalmıyor çünkü davayı esastan bozuyorsunuz. Belki haklısınızdır. Ne de olsa bu benim hayatımı adadığım bi gözlemcikler sonucuydu.

Peki konuyu esastan reddetmeyen beyler var mı? Ve bu konuda konuşmak isteyen kadınlar cevap hakkı kullanmak istiyorlar mı?

as: oğullarım da bu tarz kadınları çekici bulduğu için bir problem görmüyorum 🙂

sa: Hs ve siz konuyu esastan reddettiğiniz için bu konuda sizlerle konuşacak pek bişey kalmadı kanaatindeyim. Yok fikrinizi değiştiriyorsanız lütfen belirtin. Bu arada oğlunuz adına çok sevindim ve ümitlendim.

as: Hayır, konuyu esastan reddetmedim, tam tersine bu kadınlar azınlıkta sözüne belki itirazım var. Ayrıca yetişkin 2 oğlum var 1 değil 🙂 Oğullarımı yetiştiren anneleri de aslında bahsettiğiniz türden bir kadın olduğu için belki de oğullarım şanslıydı

sa: soruyu tekrar dikkatle okumanızı rica edeceğim. Eşinizi de bu arada yürekten kutluyorum

as: “neden zavallı taklidi yapan, size pek ihtiyacı varmış gibi sızıldanıp duran kadınları arayıp durmaya teşnesiniz? Neden sanki onlar varsa kendinizi güçlü sanma yanılgısına düştünüz?” sözlerinizi de yeni okuyabildim ki bu da zaten esasta an…laştığımızı gösteriyor. Aslında hayatta (gerçek anlamda yaşayabilmek için) kalabilmek için bir kadına muhtaçtır çoğu erkek. Erkeklerin yalnız kalmaktan korkmaları aslında doğrudan “yemek yapan olmaz aç kalırım” düşüncesidir çoğu zaman, ama hiç bir kadın yaşayabilmek için (survive) bir erkeğe bu şekilde muhtaç değildir.

sö: ben bu grup kadınlardanım. dolayısıyla beylerin neden yaklaşamadığını henüz tam olarak çözemedim. bir çeşit tehdit hissettikleri gibi teoriler üretsem de, ki bir yerde bu doğru asıl ilgilendiğim soru yaklaşmasını istediğim beylerin yaklaşma…larını nasıl sağlayabilirim oldu? bunu da henüz çözemedim 🙂 lezbiyenlikte artış yapacağını düşünmüyorum. en azından kendimde öyle bir gidişat görmüyorum. bir de sanırım erkekler, kadınlar talepkar olduğunda veya zayıflık gösterdiğinde kendilerine ihtiyaç duyulduğunu hissediyorlar. dolayısıyla içsel gücünü bulmuş bir kadının yanında ne işe yarayacaklarını anlayamıyor olabilirler. bu arada tabii erkeğin de içsel gücünü bulmuş olması gibi bir ayrım gündeme gelmiş oluyor. bu başka bir konu. fakat bahsettiğimiz konuda kişisel olarak beni en çok üzen şey, görebildiğim bir insanın beni görememesidir. görmekten kastım içine bakmak kim olduğunu görmek.

sa: Çok derli toplu ifade etmişsiniz Sö Hnm. özellikle “içsel gücünü bulmuş bir kadının yanında ne işe yarayacaklarını anlayamıyor olabilirler” cümlesi dikkat çekici.

as: Sö Hanım, belki de erkek çocukların, dünyanın merkezi gibi yetiştirilmesinde biraz da bunun cavebı (göster çocuğum amcalarına….) Bu abartılmış egonun altının aslında tabii ki boş olması bir güvensizlik yaratıyor tabii..

sa: Şimdi siz burada söz konusu olan guruptan bir kadın bulmuşsunuz ve böylece çocukları da gelecek için garantiye almış bi mutlu azınlıksınız. Biz biraz da gerçekten sorunu yaşayanları dinleyelim istiyorum

hs:kadınları özelleştirip erkekleri genelleştirerek bu soruyu çözemezsiniz uykum kaçtı sayenizde:))

sa: O halde soruyu hemen düzeltelelim şöylece: Bu kendine yeterli, birey olmayı becermiş kadınlar gurubuna, birey olmayı başarmış kendine yeterli erkekler yaklaşabiliyor mu? Bu iki kesim buluşabiliyor mu? Çünkü ben bu bahsettiği kadınlardan çok ama çok sayıdagörüyorum (yalnız ve ilişkisiz yaşayan), bi tane bile böyle erkek göremiyorum. Bu erkekler nerde öyleyse, uykunu kaçırmasın, söyle nereye saklanmışlar?

et: Kadınlar (Yani yetişkin dişiler), her şeyden önce küçük kız çocuklarını gözlemlesinler ve onlardaki o doğal, önyargısız, beklentisiz, sevecen ve işveli halin farkına varsınlar. Onlar gibi olmaya çalışsınlar diyemiyorum; çünkü bu, “mış gibi …yapmak” olurdu ancak. Kendileri gibi olsunlar yeter bence… Elalem ne der diye düşünmeden. Kanımca o zaman, ne eşcinselliğin artması ve ne de çocuklarımızın geleceği hakkında sorular sormamıza gerek kalmacaktı… :))

sa:  Güç için (başkalarını yönetmek, para ve mevki sahibi olmak böylece kadınların gözünü boyamak için) ormanları yakarak, keserek yok eden erkeklerin göğsündeki hekuras organı giderek küçülüyor, öyle zayıflamış ve ufalmış ki onu görebilmek için uzay teleskobu kullanmak gerekiyor. Bu konuda kadınları suçlamamak lazım.  Bu durumda uzayteleskobu olmayan kadınlar başka özelliklerine bakarak ilişki kurabilecekleri erkekleri bulmyaya çalışıyor ve hatta buna artık ilişki bile denebilir mi bilemiyorum, iş sadece lokantaya gidip ne bulduysan yeyip çıkmak ve bi daha orayı hatırlamamaya dönüşebiliyor.

hs::))iki tarafta adı üstünde kendi kendine yeterli oldukları için kendi kendilerine yetinip gidiyorlardır. Belki de bu kendi kendine yeterli tanımı tanımlamasında da yanlışlık var. Kendi kendine yeterlilik iyi bir şey değildir belki de. Kend…i kendime yeterliyim demekten vazgeçseler belki ortak bir noktada buluşabilirler. Bir fıkra var onu anlatmayayım; onun yerine müsaadenizle bir şarkı önerebilirim meseleyi özetleyen…

‎sa: “kendine yeterli” birey bilinci içinmutlaka gerekli bir durum Halim, bunun anlamını sanırım sendenbaşka herkes anlıyordur ya da açıklayayım; yalnız kaldığında kendine bakabilen, fiziki,duygusal,ekonomil ve mental yeterliliği olan, kendi eril ve dişil yönlerinin farkına varmış kişi. kişi böyle olduysa cinselliğe, aşka ya da başka türlü tanımlayacağı bi ilişkiye ihtiyacı yok anlamına mı gelir?

et: E işte ben de onu anlataya çalışıyorum zaten Sibelcim. Doğallıktan her sapış, yeni sapkınlıkların da önünü açıyor gibi geliyor bana. Ama şu da bir gerçek ki geri dönüş çok zor maalesef. İşin doğalının ne olduğunun farkına varsak bile..

hs:  :)) Anlayışım biraz kıt olabilir evet..

sa: Eh işte böyle oluyo örneğini verdiğin gibi, hemen bi alınganlık, kendini geri çekerken alay ve incitme denemesi 🙂

hs: Yok yahuuu. Öyle bir durum. En son Orman ruhu yorumunuzu geç farkettim. Güzel tanımlamışsınız ve bence daha bir açıklayıcı olmuş. Bir de; “konsept gereği” anlayışı kıt birisi olmamın bir mahzuru ve sakıncası yok, bilakis konuyu daha anlaşılır bir hale getirebiliriz bu sayede.

sa: Benim hislerim hep kuvvetli olmuştur Hs, hangi sorunun ne niyetle sorulduğunu hemen anlarım. Sen anlamadığın için değil başka niyetlerle yapıyosun ve bunlar da hep aynı niyet değil farklılar ve bu detaylara girmek istemiyorum. İkimiz de ne dediğimizi anlıyoruz şu an 🙂 Biz konuya odaklanalım

‎et: “Yalnız kaldığında kendine bakabilen” !!! çok iddialı bir ifade bence Sibel. Biz hepimiz, kadın erkek birbirimize muhtaç kırılgan varlıklarız. Yerine göre burnumuzu sürtmeyi, incinmeyi de göze alabilmeliyiz gibi geliyor bana. Hatta şu da var ki, karşımızdaki insanı mutlu edebildiğimizi görmek, tarif edilemez bir haz gibi geliyor bana. Ayn Rand ne düşünüyordu bu konuda acaba?!!!.. :))

sa: Hiç iddialı değil çünkkü hem ülkemizde hem de dünyada böyle kadınlar çok. Evet erkekler çok az çünkü anneleri tarafından muhtaçlık durumuyla yetiştirilmişler, muhtemelen ve kendilerine bakamıyorlar! Mutlaka bi kadın olmalı onlara. Bu lafım öylece ortaya savrulmuş bişey değil, kaç tane yalnız yaşayan kadın var kaç tane yalnız yaşayan erkek var bakın çevrenize, istatistik raporlarına ulaşın. Yalnız kalan erkek senesine ölüyor, ya da acilen başgöz ediliyor.

hs: Eskiler söylerdi… ölen karısı iyiyse erkek, elbet bütün kadınlar iyidir der tekrar evlenirmiş, ölen karısı kötü ise yenisi ondan da kötü olacak değil ya der tekrar evlenirmiş. kadınlar cenahında ise; ölen koca iyiyse, ondan iyisi gelmez gelmemiştir dünyaya dermiş kadın ölen koca kötüyse, erkek dediğin hepsi aynı bela aman benden uzak olsunlar dermiş.

sa: Bu arada hep ben cevap yetiştirmeyeceğim sizlere, buralarda soruda tanımladığım guruba giren bi tek Sırma hnm yoktur herhalde, onlar da fikirlerini beyan etsinler, ne yapıyorlar ve ne ile karşılaşıyorlar?

şb: Bence her iki taraf için de, ilişkiler de yansıtmalar söz konusu. Bunun en bariz olanı da “iyi ebeveyn”, “kötü ebeveyn” yansıtması. Şiddetleri ne olursa olsun terk edilme, mahrumiyet ve boşluk ile yüzleşmek kolay değil. Bahsettiğiniz, birey olmuş, bağımsız kadın tiplemesi belki de erkeklerin “terk edilme” korkusunu fena halde tetikliyor olabilir.

sa: Gayet dikkat çekici bi saptama Şb hnm. Bu arada dünya çapında yapılmış bazı bilimsel araştırmalar da var, örneğin erkek nüfusu düşüyor. Erkeklerin canlı sperm sayısı %30 a düşmüş (hormonlu yiyecek ya da endişe vs sebepleri bilemeyeceğim ve bu araştırma en az beş yıl önceye ait), erkekler erken ölüyor. İşte bu sebeple önceki başlıkta bu oyuna nasıl getirildiklerini sordum onlara, kimseden cevap çıkmadı. Keşke şuralarda bi kişi zahmet edip bu konuda yazdığım kitabı okumuş olsaydı!

Şu çalışmaya da (BAK) göz atmak isteyebilirsiniz: http://tuvasanat.com/index.php/haberler/yeni-enerji-ve-yeni-bilincte-ask-ve-cinselik-nasil-bicimleniyor-10-12-birlesik-alan-kullanimi-surec-notlari/ Anlaşılmayan hususlar olursa yardımcı olmaya çalışır arkadaşlarımız