Bitkilerle maceralarımız ve oyunlar

Keçi boynuzunun tozu olduğunu iki gün önce aktarda öğrendim. Tabi sözcük beni küçüklük anılarına götürüp getirdi bir an. Keçi boynuzu toplanışına şahit olmuştum bir kere, ağacın altına çok geniş alana kilimler örtüler serip sonra ağacın dallarını sopayla uzun süre dövüyorlardı, ta ki tüm meyveler dökülene kadar. Zorlu bir süreç gibi görünmüştü gözüme belki sadece küçüktüm. Tadını severdim, keçi boynuzu kemirmek eğlenceli gelirdi. Çocuklukta köylerde yaşamışlığım olduğu için kendimi şanslı hissederim, öğretmenlerin bir yere nakil istediklerinde önce o yerin köylerinden geçmeleri cefalıdır ama çocukları için biraz da sefalıdır 🙂 Keçiboynuzu tozuna dönecek olursak, gerçekten de kakaoyu çok andırıyor görüntüsüyle, az önce evde yaptığım tazecik yoğurtla karıştırarak denedim, baskın bir lezzeti yok, yani kibar bir varlık 🙂

*

Ortaklı ve havuzlu (risk/kazanç havuzu) oyunlarda herkes havuza güvenli ve bloke edici kartlar oynar, bu havuzun daha da birikmesine sebep olur tabi. Derken oyunculardan birinin atacak güvenli kartı kalmaz! İşte o an bi duraklama olur ve ortağına şöyle seslenir; CYEP 🙂 bunun açılımını oyunlarda herkes bilir; close your ace partner. yani gözlerini kapa ortak! Gözünü kapasan da kapamasan da fark edecek bi şey yoktur aslında, bu işaret ortağı hazırlamak için peşin bir özürdür 🙂 İlginçtir insanlar ortaklı oyunları da kişisel oynamaya devam ederler çünkü senin elinde güvenli kart çok olabilir, belki oyunun sonuna kadar yetecektir ama ortağının elinden ne haber?! Senin havuza gömdüğün şık şıkırdım kartlar çoğu kez rakibin kazanmasının garantisidir. Hele de erkek oyuncular aman aman… Safi kşisel, safi kumar hissiyle oynuyorlar, istisnası yok denecek kadar az 🙂 Kadın oyuncuları soracak olursanız, gayet sakin, tasasız, dağıtımdan gelen şansa ve oyun kabiliyetlerine güvenle oynar çoğu, büyük kazanç peşinde koşmaz. Üstelik naziktirler. Kadın oyuncu olsun çamurdan olsun 🙂
Oyununuz ve keyfiniz bol, hafta sonunuz kutlu mutlu olsun sevgili frekanslar

10.000 Saat Kuralı

Michigan Üniversitesi yeni bilgisayar merkezini 1971’de yeni bir binada kurdu. Zamanın en modern, en büyük bilgisayarlarını barındıran merkez, uzay filmlerini andırıyordu. Michigan Üniversitesi dünyanın en ileri bilgisayar eğitim programını sunuyordu. Bu programı alan binlerce çocuktan en ünlüsü Bill Joy’dur.

16 yaşında, Merkezin açıldığı yıl üniversiteye başlayan Joy, arkadaşlarının ‘sevgilisiz inek’ diye tanımladığı çok çalışkan bir öğrenciydi. Merkezi görür görmez kendisini bilgisayar dünyasına gömdü ve bir daha da buradan çıkmadı. Gecesini gündüzüne katıp üniversitenin bu olağanüstü imkanından yararlandı, yeni programlar geliştirdi. UNIX’i yeniden yazma görevi alınca o kadar iyi yazdı ki bugün bile dünyadaki milyonlarca bilgisayar bu işletim sistemiyle çalışır. İnternete ulaşmamızı sağlayan yazılımların çoğunu Bill Joy yazmıştır. Mezun olduktan sonra 3 arkadaşıyla kurduğu Sun Microsystems, bilgisayar devriminin başlıca oyuncularındandır. Orada yazdığı Java programıyla efsanesi daha da büyümüştür.
Devamını oku “10.000 Saat Kuralı” →

Einstein’in Buzdolabı

GERÇEKTEN DE MODERN BUZLUKLAR TASARLADI

Einstein.

Tek bir ismin insanın zihninde bu kadar çok imgeyi canlandırması şaşılacak şey. Deha. Bilim adamı. İzafiyet kuramı. E=mc2. Dağınık saçlar.

Ancak pek az insan Einstein’ın birkaç yılını buzdolaplarını geliştirmeye adadığını bilir. Ve bu, dünya çapında tanınan bir bilim adamı olmasından yıllar sonra gerçekleşmişti.

Nobel Ödüllü, dünya çapında şöhret ve deha sahibi bir insan neden buzdolabı üretmek gibi sıradan bir proje için vaktini harcamaya tenezzül eder ki diye düşünebilirsiniz.

Aslında Einstein yaptığı işi oldukça ciddiye almıştı. Birçok kaynağa göre, 1920’lerin başında bir gün Almanya’da oturan Einstein, gazetede tüm fertleri ölen bir ailenin haberini okudu -anne, baba ve çocukları. Buzdolabından sızan zehirli bir maddenin hepsini uykularında öldürdüğü anlaşılıyordu.
Devamını oku “Einstein’in Buzdolabı” →

Retorik

retorikRetorik için, kısaca güzel söz söyleme sanatı veya dili, ikna etmek için kullanma sanatı diyebiliriz.Retorik, bir konu üstünde bireylerin farklılığı tartışmalarıdır. Retorik aracılığıyla, benzerlik, farklılık, kendimizin veya başkasının benzerliği, bunları donduran toplum, bunları yasallaştıran ve kimi zaman sarsan siyaset, bunların içlerinde dalgalandığı psikoloji ve ahlak tartışılır.

Yani bizim burada bolca yaptığımız bir şeydir retorik. Temelinde ikna etme olan retoriği yaygınlaştıran ve kendilerinden bolca söz ettirenler gezgin sofistlerdir. Sofistlerden ünlü Protagoras “insan her şeyin ölçüsüdür” diyerek göreceliğe temel atanlardandır.

Platon’a göre; sofist (sözle inandırma yeteneği ve sanatına sahip olan kişi) filozofun antitezidir. Retorik doğru düşüncenin zıddı ve dinleyicilerin yönlendirilmesidir. Akıl retoriğe yabancıdır. Çünkü akıl açık seçik olmak ister ve dolayısıyla sadece felsefeyle ilişkilidir. Aristoya göre ise retorik bilimin tersidir.

Peki sizin kişisel duruşunuz ne yöndedir retorik konusunda. Doğruluğuna ikna olduğumuz öznel ve göreceli bir gerçeklik mi? Yoksa bizden ve ikna olmamızdan bağımsız, nesnel ve mutlak bir gerçeklik mi?

Fırsat

Sıra dışı başarılı insanlar hakkında öğrenmek istediğimiz şey nedir? Nasıl biri olduklarını, kişiliklerini, zeka düzeylerini, yaşam tarzlarını, yeteneklerini merak ederiz. Ve biz bu kişisel özelliklerin, onları nasıl olup da zirveye çıkardığına açıklık getireceğine inanırız. Her yıl yayınlanan otobiyografilerde ünlülerin ve başarılıların nasıl mütevazi koşullardan geldiklerini, sırf kendi çaba ve yetenekleriyle zirveye vardıkları anlatılır. Hatta bunun dışında sahip olduğu imkanların ve fırsatların gizlendiği bile olur. Bizim için ‘başarı eşittir kişisel çaba.’ dır.

Outliers’da sizi, başarının bu açıklamasının işe yaramadığına ikna etmek istiyorum. İnsanlar sıfırdan yükselmezler. Aile, hamiler (koruyan, gözetenler), gizli avantajlar, doğaüstü fırsatlar, kültürel miras, doğum tarihi ve yetiştiği yer kişinin öğrenmesini ve çok çalışarak başarı kazanmasını sağlar. Ait olduğumuz kültür ve atalarımızdan kalan miras başarı düzeyimizi tahminlerin üzerinde etkiler.
Devamını oku “Fırsat” →