7.Prensip PONO’nun masalı:Doğrunun ölçüsü etkinliğidir.

Her zaman başka bir yol vardır.

Hawaii de Awa (Kava) kutsal bir içecekti, tıpkı ayahuska ya da meskalito gibi. Çok eski zamanlarda AWA’yı tanrı Kane’den yalvar yakar istiyorlardı. Her bir kutsal tören zamanı geldiğinde topluluktan bir kişi seçiliyor ve Kane’nin oturduğu adaya ondan biraz Awa koparmak amacıyla gönderiliyordu. Bu böyle çok uzun zaman sürdü ta ki Awa isteme sırası Maui’ye (Hawaii masallarının değişmez genç delikanlısı) gelene kadar.

Maui, tanrı Kane’nin huzurunda AWA için yalvarıp yerlerde süründü ve bundan da pek hoşlanmadı. Kane sonunda razı olup arkasını döndü ve içeceği hazırladı sonra Maui’ye bir tas Awa’sını verdi. Maui teşekkür edip ayrıldı ama adayı terk edeceğine ağaçlık bir alana gidip tastaki awayı yerlere serpti, sonra hemen dönüp tanrıdan yeniden istedi, yalvarıp yakardı. Tanrı Kane yine razı olup arkasını döndü ve içeceği hazırlayıp ona verdi ve aynı işlemler tam dört kez tekrarlandı  Maui beşinci kez awa istemeye geri geldiğinde sıkılan ve bu işten bıkan tanrı Kane bu kez Awa’yı sırtını dönmeden hazırladı. Maui içeceğin nasıl hazırlandığını sonunda görmüştü ve bu kez gerçek bir muhabbetle defalarca teşekkür etti, sevinçle artık çok dikkatli olacağına söz verdi.
O zamandan beri hiç bir adam Kane’den bir tas Awa istemek zorunda kalmadı!

Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine.

*

Bilgeliğini, dalganın sırtında sörf yaparken göster. Hawaii atasözü

Günlerden bugün

Dün yaz başı, bugün sonbahar sonu!
Küçüklüğümden beri Anadoluyu çok severim (belki doğduğumuz yer olduğundan bilemiyorum) birçok muhteşem özelliği arasında dört mevsimin yaşanabildiği nadir coğrafyalardandır. Tabi biz dört mevsimi ya zaman ya da mekan değiştirdiğimizde yaşardık oysa şimdi biz yerimizde duruyoruz, o bize geliyor! Nonlokalitenin tüm haşmetiyle gelmekte olduğunu hissediyoruz. Hatta öyle ki kendimi The Cube filminde sandığım bile oluyor, sen kendi noktanda beklerken asansör gelip seni bulsun durumları 🙂 Hayırlısı olsun, ne demişler elle gelen düğün bayram

*

Gördüğünüz ya da benim deyimle size download olan vizyonu tercüme etmeye çalışmamak, onu bir şekilde yazarak çizerek anlatarak paylaşmaktan kendini alakoymak, başı o minik delikten görünmüş olan bebeği doğurtmamak gibidir. Hangi ebe buna seyirci kalabilir!

*

“Sorgu odasının tek taraflı penceresinden oldukça endişeli olduğu görülen çoban Hüsnü, yarım saattir yalnız başına beklemekteydi. Her şey o kadar hızlı olmuştu ki, çoban ne olup da böyle birdenbire ortalığın karıştığına anlam verememişti. Oysa işleri gayet iyi idare ettiğini sanmıştı ve rutin işleri arasında o olayı unutup gitmek üzereydi. Gayet iyi biliyordu ki tipik köylü kurnazlığı dünyanın her yerinde olduğu gibi her daim işe yarardı; çeneni kapalı tut, gereksiz hareketlerde bulunma, olduğundan da zavallı görün, gözlerini egemen şehirlilere dikme! Kurallar böylesine basitti.”
Kurnazlıkla akıl, akılla zeka, bilgelikle zeka,entellektüellikle bilgelik, bilgelikle dervişlik, dervişlikle delilik, delilikle psikopatlık, psikopatlıkla başkanlık, başkanlıkla çobanlık, çobanlıkla koyunluk, koyunlukla cehennemin dibi!
vız gelir bana walla

bezginlikkkk

Bilimde yeni düşüncelerin kabulü

Bilimde yeni düşüncelerin kabulü, tahmin edilebilir, dört aşamalı bir sıra takip eder. Birinci aşamada septikler (şüpheciler), bu yeni düşünce Bilim Yasaları’nı ihlal ettiğinden, düşüncenin olanaksız olduğunu güvenle ilan ederler. Bu aşama, düşüncenin geleneksel bilgeliğe ne kadar meydan okuduğuna bağlı olarak yıllarca, hatta yüzyıllarca sürebilir.
İkinci aşamada septikler, istemeye istemeye de olsa, düşüncenin mümkün olabileceğini; ancak çok fazla ilginç olmadığını ve iddia edilen etkilerinin aşırı zayıf olduğunu itiraf ederler.
Üçüncü aşama, egemen düşüncenin, bu düşüncenin sadece önemli olduğunu değil, aynı zamanda etkilerinin önceden düşünülen duruma göre daha güçlü ve yayılmış olduğunu fark etmesiyle başlar.
Dördüncü aşama, önceden bu yeni düşünceyi reddeden kişilerin, aynı düşünceyi ilk kendilerinin düşündüklerini ileri sürmeleriyle tamamlanır. Nihayet, kimse bu yeni düşüncenin bir zamanlar tehlikeli bir aykırı düşünce olduğunu hatırlamaz.
Bilinmeyen Gücümüz Dr. Dean I. Radin

İşte dördüncü aşamadaki unutma çengeli olmasaydı, çevremizdeki beğenmediğimiz ya da beğendiğimiz insanların ya da görüşlerin artık bizde aktif olmayan -ama hala bütünlüğümüze dahil- majör enerji kalıplarını kullanan enkarnosyanlarımız olduğunu tanıyabilecektik.

*

Bir şeyi ya da kişiyi muhabbetle ya da tam tersi nefret ve kızgınlıkla düşünürseniz, dikkatinizi hep o konuya verirseniz, bir süre sonra o şey/kişi olursunuz. Olan şey böyle görünür ancak aslında olan; o kişinin majör enerji kalıbını giyinmiş olursunuz.
Değişik coğrafya ve zamanlarda farklı isimler alan ve bizim kültürde “mürid/mürşid” ilişkisi olarak isimlendirilen kavram, yukarıdaki gibi işleyen bir fizik olaydır aslında. Üstelik bu işlemin gerçekleşmesi zaman-mekan kısıtına da tabi değildir! Her şey bilincin, nonlokalite (mekansız) pozisyonunda olup bitmektedir.

Deepak Chopra’nın nonlokaliteyi anlattığı kısa videoyu görmek isterseniz tıklayınız.

Faydalı Keyfilik (ayrılık) Nedir?

Gezgin şamanın yolu, Huna bilgeliğinin 7 ana prensibinden ilki olan İKE, bütün sınıflamaların (sistemlerin, inançların, kanunların), kaynağı ne olursa olsun, potansiyel olarak faydalı ancak keyfi olduğunu söyler. Ayrılık, sadece pratik değeri olan, faydalı bir yanılsamadır.
Bu bilgi, eğer içeriğini deneyimlerimizle örtüştürebildiysek bizi her şeyin BİR olduğuna ikna etmeye yeter.
Her şeyin BİRliği çıkarımı yeni bir şey değildir, özellikle mistik öğretilerin hem açılış hem kapanış cümlesi budur aslında. Gezgin şamanın mistiklerden farkı bu bilgiyle ne yaptığımız konusunda ortaya çıkar; Mistikler ayrılığı getiren tüm bu sistem ve inançlardan soyunmayı, çıplak(!) kalmayı böylece tanrıyla bir olmayı salık verirler, amaçları budur. Bu sebeple insanın tüm anlam verme çabalarının ürünü olan çıkarsamaları kötüleyip reddederler. Sonuç olarak aralarında gerçekten BİRliğe ulaşmış olanlar var ise dünyanın bu boyutundan -aslında tüm boyutlardan, yani VARLIK aleminden -uzaklaşmışlardır.

Oysa gezgin şaman BİRliğe olan kesin imanını, şu an ve burada pratik uygulamalara dökmek isteyendir, bu sebeple de tüm sistem ve inançların bir yanılsama olduğunu bile bile bunları “anda gerekeni yapmak” şeklinde kullanmayı seçerler. Bu keyfilik, Tolteklerin “denetimli delilik” kavramıyla örtüşen bir esneklik yani ustalık kazanmanın provasıdır.

Ho’oponopono Nedir?

Ho’oponopono kadim zamanlardan gelen bir Hawaii uygulamasıdır, anlamı; barış yapmak, anlaşma yapmaktır. (Mauinin bu konudaki masalını hatırlayanınız var mı?)
Sık sık uygulamanızı hatırlatmak için uygulamayı tekrar anlatıyorum:
başlangıç:
Ho’opono pono
Sorumluluğu %100 alıyorum
sıfır noktası lütfen beni arındır

devamı(mümkün olduğunca çok, içinden ya da sesli tekrar ediliyor):
seni seviyorum
özür dilerim
lütfen beni bağışla
teşekkür ederim.

Not:

Ho’oponopono uygulaması içinde yer alan; “sıfır noktasının arındırmasını dileme” durumu, son derece fizik bir işlem. Zıt yüklü çıkıntılı başka bir atomu arayıp bulan bir atomu düşünün, bu arayış sıfır dengesinin arayışıdır ve bu işlemin adı da manyetizmadır. Ne kadar metafizik bi fizik 🙂

Bir de önerim, Ho’oponoponoyu yaparken belli bir olaya, kişiye, yere odaklanmadan sözcükleri söylemek tabi bu arada akla gelen olaylar olabilir, ona tutunmadan devam etmek tıpkı meditasyonlarda yaptığımız gibi, zihnin dalgalarına tutunmadan seyirci kalabilmek daha iyi sonuç verir.