Hayatlarimizin bu denli icinden cikilmaz derecede karmasiklaşmasinin yegane sebebi “genellestirme” denen tek dişli canavar. Hayatta kalmak, en hos durumlarda yasamak icin, deneyimlerimizden sonuclar cikardik, bunlarin sadece o an o deneyim ve o kisiye has oldugu unutuldu, çikarimlar, gerek örf adet, din, gerekse kanunlar, bilimsel gercekler olarak “tüm zamanlar ve tüm insanlara” geçerli sayilmak istendi. Cok iyi niyetlerle donanmis bu istek, her devirde ayagimizin prangasi, ozgurluk kuşumuzun kafesi, gözumuzun yaşı, kalbimizin yası oldu. Kendi onayimizla baglandigimiz bu zincirler icin dövüstuk birbirimizle, kıyıştık kıyasiya, hala devam ediyoruz. Ben bundan bıktım artık, hepimiz bıktık. Genellestirme canavarini keskin kararimizla bir vurusta devirmeliyiz, tipki tepegözü yere serdigimiz gibi vaktiyle. Tum bu seyler, tarih, gecmis ve gelecek dedigimiz her şey uydurmadan ibaret, hepsi su an yasaniyor ve bir an bu kabustan uyanabilmek umuduyla tekrar tekrar hepimiz tarafindan elbirligiyle sahneleniyor.
Venüs Bağlantisina teşekkür
Yaşayan karakterlerle bir solukta bir kitap mı okudum,bir tiyatro mu izledim bilemedim…..Bir bulmacanın labirentlerinde gezerken onların gözbebeklerindeki ışığı gördüm,parfümün kokusunu duydum,dokundum tenlerine,yaralandıklarında canım acıdı…Duyguları bire bir hissettim.Merakları,açmazları,acıları,keyifleri,telaşları,aşka dokunuşları,yaşama tutunuşları….Venüs Bağlantısı….Öyle bir bağlantıydı ki,birbirlerini hiç tanımayan insanların,dokumadaki atkılar ve çözgüler gibi birbirleriyle doğrudan ilgili olduklarını gördüm….ve dokudukları hayattı…ve hayat güzeldi,sanal olsa bile:)))Sanırım bir rüya gördüm,bir rüyalar ustasının kurguladığı,çünkü ancak bir rüyadaki kadar gerçekti her şey…Teşekkürler Sibel Atasoy
Zeynep Şizen Ersoy
Ruhsal zeka ile bağlantı kurmak.
En derindeki kurtulusumuz, kendi en derin hayal gücümüze hizmette yatıyor olabilir.
Ortanin tuttuğu ve üzerinde düşündüğü o derin ve anlamli merkezden yoksun olan çoğunluk hayatin parcalanmis kenarina takılmis, nilüferin dış taç yapraklarina izole edilmiş durumda. Sonuç olarak bizler, çogunlukla anlamı materyalizm, rasgele seks, amaçsız isyan, şiddet, uyuşturucu veya Yeni çağ okültizmi gibi bozunmuş ya da dışlanmiŞ durumdayizdir.
İngilizcede sağlık ve bütünlük kelimeleri ayni kelime kökünden gelmektedir; sağlıklı olmak bütün olmaktir. Newtoncu dusunce vücudu bir gen makinasi olarak, hastaliklarin yok edilmesi, yaşlanmayi ve ölümü ise “çare bulunmasi gereken” bir şey olarak sistemin hatasi (!) Veye dusmanlari olarak gormekteydi. Halbuki bazi doktorlar ve filozoflar hayata artik baska acidan bakmaya basladilar; çektigimiz acilarin cogu hatta kronik fiziksel hastaliklar dahi “anlam hastaliklari” kapsamindadir.
Nıce yıllara Türkiye
Bayramimiz kutlu, mutlu, huzurlu olsun.Bu güzel topraklara yakisan bu güzel insanlar, her biri bu mirasin ürunü, biricik ve kendine has, birlikte hepimiz nadide bir mücevheriz, mutlu bayramlar
Bir fidanin hayata tutunmasi ne cok gayret ve ihtimam istiyor.
Bebegimiz hala ihtimam istiyor, bunun icin once kendi hayatlarimizdaki cumhuruyetten baslamak gerek sanirim.
Akrep Burcu – TEKİNSİZ BAR’ın FİLOZOFU
http://junoastrology.com/2013/10/22/akrep-burcu-tekinsiz-barin-filozofu/
Muhteşemmm… Akrep olup da okumayan kalmasin, bunu kaçirdiklari icin üzülmeyeyim. Akreplerle gecinmeye çalisanlar hiç kaçirmasin ”Ordunun hırslı başkomutanı ve Kraliçe’nin gözdesi olan Mars, güzel bir nedimeyle hiç bir yere varması beklenmeyen bir aşk yaşar! Mars’ın gayrı meşru çocuğuna hamile kalan talihsiz kız saraydan atılır. Köprüden atlamak üzereyken, arabasıyla oradan geçen yeraltı dünyasının amansız patronu Pluto tarafından kurtarılır ve onun metresi olur. Kendi kanından bir varisi olmayan Pluto, güzel metresinin zekası ve yetenekleriyle dikkat çeken çocuğuna Scorpio – Akrep adını verir ve onu evlat edinir! Ona sevgi veremez… Zira insan kendinde olmayan bir şeyi kimseye veremez! Ama gittiği her yere Scorpio’yu da götürür… Ve böylece ona bir çocuğun hatta birçok büyüğün sahip olmadığı bir şeyi, ”hayatta kalmak için gereken bilgeliği” öğretir.”Herhalde ”İlk Akrep”in hayatı roman olsaydı, kitap böyle bir ”Prolog” ile başlardı :)))Klasik yöneticisi Mars olup, sonradan Pluto’ya emanet edilen ve sonsuzluğun hiçlikle, hayatın ölümle, hazzın günahla, arzunun ifratla içiçe geçtiği 8′inci evde ikamet eden bir burçtan, baska ne beklenir ki