Bu pazar İstanbul’da BAKlıyoruz:

Bu pazar İstanbul’da BAKlıyoruz:

http://www.facebook.com/events/323687967743636/

Ve 2 Şubatta Ankaradayız, Bİrleşik Alan Kullanmak isteyen herkesi bekleriz:

http://www.facebook.com/events/460857987296787/

*

Sabahın er vaktiydi, güzel bir frekans yayan ne dediğini anlamaya çalışmadığım bir şarkı çalıyordu.. ve üzerime parlak bir güneş doğdu. Yalnızdım ama değildim. hatta tamdım. Şaşırtıcı ama tamdım. Hiç bir beklentim, hayalim,endişem yoktu. Hatta hiç bir arayışım kalmamıştı. Herşey bitti. Öyleyse yENİ’den başladı.

*

“Başlangıçta işini hafife alan öğrenci, daha sonra o oranda büyük zorluklara maruz kalır.”
Her şeyin bir kapısı var, elinizi kolunuzu sallayarak öylece içeri dalamıyorsunuz, kapıdan içeri buyur edilmek için önce niyetinizin sarsılmazlığı test ediliyor. Bunu kim yapıyor derseniz kesin bir cevabım yok ancak bütünlüğümüze dahil her oluş sanki adına saygı diyebileceğim samimi bir kararlılığı talep ediyor

*

Yapacağınız şeyi düşünmeyiniz, onun nasıl yapılması gerektiğini tasarlamayınız. Atış nişancıya sürpriz gibi gelirse, ancak o zaman kaygan bir atış hâline gelecektir.”
Yay ile Ok Atış Sanatında ZEN

RÜYA VE VİZYON ile Bilinçaltı Çözümleme

Bireysel Seanslar

Kimi araştırmacılara göre rüyalar uyku sırasında beyinde görülen etkinliklerin bir yan ürünü yalnızca; kimilerine göreyse insanların bilinçaltının kişiliklerinin geri planda kalmış yönlerinin kendine çıkış yeri bulduğu özel bir durum. İnsanların yaşam biçimlerinin getirdiği kısıtlamalar sonucu kişiliklerinin ortaya koyamadıkları yönleri rüyalarda ortaya çıkıyor. Rüyalarda geçen semboller bilinçaltından gelen zihinsel görüntülerdir ve yadsıdığımız ya da endişe duyduğumuz yönlerimizi tanımamıza ve kabullenmemize yardım eder. Bu sembollerin kökeninde Jung‘un “ortak bilinçaltı” olarak adlandırdığı bilinçaltının doğuştan gelen başka insanlarla ortak bölümü de vardır.

Rüyalar, bilemediğimiz bir bölgede yer alsa da onlarla ilgilenip gönderdiği mesajları aydınlatmak size şu an ve burada algı genişlemesi yaratır, ilişkilerinizi kolaylaştırır, varsa düğümleri çözer, hayatınızın toplam kalitesini yükseltir.
Rüyalar üzerinde çalışmanın yaratacağı değişimi-şifayı başka hiç bir yol ile elde etmeniz mümkün değil, bazı çok tehlikeli yollar olsa bile hiç biri kalıcı etki sağlamıyor, oysa rüya size her gece verilmiş bir hediye, bunun kıymetini biliyor musunuz?

Bireysel rüya seansları için lütfen  [email protected] adresinden randevu alınız.

Rüya Görüşmecisi Sibel Atasoy hakkında: https://blog.sonsuz.us/?page_id=2

 

Rüya günlüğü tutunuz

Rüyalar, bilemediğimiz bir bölgede yer alsa da onlarla ilgilenip gönderdiği mesajları aydınlatmak size şu an ve burada algı genişlemesi yaratır, ilişkilerinizi kolaylaştırır, varsa düğümleri çözer, hayatınızın toplam kalitesini yükseltir.
Rüyalar üzerinde çalışmanın yaratacağı değişimi başka hiç bir yol ile elde etmeniz mümkün değil, bazı çok tehlikeli yollar olsa bile hiç biri kalıcı etki sağlamıyor, oysa rüya size her gece verilmiş bir hediye, bunun kıymetini biliyor musunuz?

Bireysel rüya seansaları için randevu alınız.

*

Acı, kurban edilmek için halen çok taze olanın ürettiği dumandır.
Pannikar
Yaş bir odunu yakmaya çalıştığınızda öyle bir isli duman çıkar ki, o yanmaya çalışırken seyrederseniz adeta acı çektiğini görürsünüz, oysa kuru bir odun minicik bir dumanla çıtır çıtır kolayca yanar ve kendini yeni formuna bırakıverir.

Düşün ötesine, özgürlüğün içine

Şimdi, bu spiritüel düşler, bu büyük umutlar hakkındaki ilginç şey… İlginç olan şey, o kadar kirlenip sulandılar ki, çoğunuz onun ne olduğunu unutmuş vaziyettesiniz. İnsan psikolojisinde bu ilginç bir olgu. Sizi ayakta tutan bu kocaman hedeflere sahip olabiliyorsunuz, sonra ne olduklarını unutuyorsunuz. Ama o düşlerin, aslında ne olduklarını bile unutarak, sizi ayakta tutmasına izin veriyorsunuz.

Daha pratik bir örnekle açıklarsak, bazılarınız spiritüel bir merkez açmak hayaline sahip. Bazılarınız, çocukları iyileştirebileceğiniz büyük bir klinik işletme hayali kuruyor. Gerçekten mi? Bazılarınız gidip, mağaralarından ejderhaları çıkarma hayalini kuruyor. Sahi mi?! Bunu söylediğimde kulağa aptalca geliyor, değil mi?

Bazılarınız, içine koyduğunuz bilgelik sayesinde, tüm dünyadaki insanların okuyup, aniden uyanacağı mükemmel bir kitap ya da kitap serisi yazmanın hayalini kuruyor.

Bazılarınız o kadar çok spiritüel olmanın düşünü kuruyorsunuz ki, etrafta süzülerek gezinmek istiyorsunuz. Süzülüyorsunuz ve etrafınızda sizi çevreleyen bir ışık var. Ve sizin yanına gittiğiniz saksılardaki bitkiler çiçekler açıyor.  Ve sonra sokaktaki  o hasta köpeği görüyorsunuz ve onun yanından süzülerek geçtiğinizde köpek aniden ayağa fırlıyor ve iyileşiyor. Ve ölü bir kuş ve kuş aniden… (Kahkahalar) Ciddiyim. Kendinize gülebildiğinize sevindim.

Başka hangi düşleriniz var? Hadi ciddileşelim, çünkü biz… Ve biraz sonra, bu düşlerin sizi neden geride tuttuğunu ve bununla ilgili ne yapacağımızı açıklayacağım. Ve bu arada, burada olan bazılarınızı gücendireceğim – belki de hepinizi, bilmiyorum – ama artık, bu ana konulara değinme zamanı, çünkü düşler bir dikkat dağıtıcıya, bir yanılsamaya dönüştü ve birkaç dakikaya kadar, bu düşlere ne olacağını açıklayacağım.

…o hayaller aslında hep sana karşı çalıştılar ve yaşamında çok fazla enerji tuttular. Neden bir işe yaramadığını, neden bu kadar güç olduğunu merak ettiğinde, o hayallere bakabilirsin. Onlar suni bulutlar gibiler. Onlar, bir çeşit büyük dikkat dağıtıcıları, gerçeklikten uzaklaştıran. Gerçeklikten.

Şimdi, gerçekliği sadece orada olan olarak değil, yarattığın şey olarak düşün.

Bu hedeflere sahip olmamız gerekmiyor muydu? Bunlara sahip olmayalım mı? Bizden sadece hiçbir şey olmamızı mı istiyorsun?” diye soracaksınız. Hayır. Onları fantezi ve “Hiçbir yer” ülkelerinden çıkarıp, tam buraya koymak istiyorum. Sorun da baştan beri buydu.

O düşleri buraya koymak, şimdiye kadar büyük ve rahat bir yastık gibiydi (Bulut gibi bir şey çizer ve onu işaret eder) başka bir yerde, X boyutunda ve – eh, çöp adamlar artık yok (Bir insan çizer) –ve yaşamı yaşamak için hayaller oradayken, bir çeşit kristal tavanla ayrılmış haldeyken, onları orada ayrı tutmak içindi. Bu küçük bir numaraydı. Bu küçük bir tuzaktı. Bu şekilde gerçeklikle asla yüzleşmeniz gerekmiyor. İlginç.

Peki, peki ya o hayalleri dağıtsak? Ve onu bu gerçeklikte yaratmaya başlasak ve bir sürü uzay gemisinden de, yeni enerji kavramından da, çok daha büyük olsa? Onlar bile sınırlıydı. Onlar sadece düştü. Onlar derin düşünmeydiler. Peki ya zarafet, kolaylık ve basitlikle gerçek olmaya başlarlarsa ve sadece hayal etmek yerine, onları burada gerçekleştirmeye başlarsak? Hmm. Birazcık korkutucu aslında.

Olan hep şuydu; “Hadi onu hayal düzeyinde tutalım ki, hiçbir zaman gerçekleştirmek zorunda kalmayalım.” Peki ya onu buraya getirirsek? Ya olayları burada yaratırsak ve bu rüya halinden kurtulursak? Bolca endişe mevcut. Peki ya işe yaramazsa? Ya elinize yüzünüze bulaştırırsanız? Ya, bu da o başarısızlıklarınızdan biri olursa? Bunu söylediğimde kimseye bakmıyorum. Ya bunların hepsi makyo ise?

Her birinize yönelteceğim soru şu: Denemeye değmez mi? Hayali düşler ülkesinden vazgeçip, onları gerçekten burada yaratmaya değmez mi? Başarısızlık olasılığına değmez mi?   Bunun makyo olduğuna ve hiç birinin gerçek olmadığı olasılığına değmez mi? O kristal tavanı, sonsuza dek tuzla buz etmeye değmez mi? Bu büyük bir adım, ama küçük de bir adım.

Bu büyük bir adım çünkü kendi kendinizle karşılaşacaksınız. Büyük adım. “Şimdi tam zamanı” diyeceksiniz. “Bu, performans zamanı, yaratım zamanı, enerji zamanı”. Ve bu büyük bir lokma çünkü onu orada dışarda, hiçbir yer ülkesinde tutmak ve kötü bir gün geçirirken oraya gitmek biraz daha kolay. “Hayali düşlerimi düşüneceğim. Onların olduğunu hayal edeceğim – dünyayı kurtarmak, belki de tüm yunusları. Oh! Benim hayalim bu. Ve bana hayalim için biraz para verebilirlerse eğer bunu başarabilirim” Hayır, çünkü görüyorsunuz ya, siz para yoku yaratıyorsunuz. Çünkü bir şekilde, hayalin gerçekleşmesini istemiyorsunuz. Onun burada olmasını istemiyorsunuz. Onu orada tutuyorsunuz.

Şimdi, onlar diğer boyutlarda, Yakın Dünya âlemlerinde, bir yerlerde havada uçuşuyorlar. Pek çok boktan düş var diyebilirsiniz. Hadi onları oldukları isimle çağıralım – boktan düşler.  aptalca düşler. Belki başlarda aptalca değillerdi ama şimdi aptalcalar. Pekâlâ, Eski Enerji Düşleri. Bu kadar. Onlar Eski Enerji’de düşünüldüler. Eski Enerji’de düşlendiler ve şimdi uygulanabilirlikleri kalmadı çünkü uygun değiller.

Düşler. Artık orada geçerlilikleri yok. Elde edilemez bir halde tuttuğunuz düşler. Onları asla buraya getirmeyeceksiniz. Onlar birer spiritüel havuçtular. Dikkat dağınıklığı, kandırmaca ve bir bakıma sizi yaşamaktan alıkoydular.

Düşünüz neydi? Bir anlığına onu düşünün. Ya da düşler. Birden fazla olabilir. Neydiler? Çok pratik bir şey olabilirler. Bir masaj merkezi açmak. Bunun negatif olduğunu söylemiyorum. Tüm söylediğim, eğer şuan onu doğru dürüst bir şekilde yapmıyorsanız, eğer hayalinizi gerçekleştiremiyorsanız, bu onu başka bir yerlere kaldırmışsınız anlamına geliyor. Ulaşılamazdı ve inanılmaz miktarda enerji tutuyordu. İnanılmaz miktarda kalbinizi, kaynaklarınızı ve umutlarınızı bağlıyor.

Hayalleriniz neydi?

Ve biraz sisli olması ihtimali büyük. Biraz sisli. Ne olduğunu hatırlamayabilirsiniz. Bu düşler çok başka bir yerlerde olduklarında, bu denli ulaşılamaz olduklarında, olan şey budur.

Düşleriniz neydi? Büyük vizyon… Evet.

Herkes bir anlığına düşünsün. Düşleriniz neydi?

Birkaç bir şey önereceğim. Öncelikle, gelecek ay içinde o düşlerin neler olduğunun farkına varmaya çalışmanızı istiyorum çünkü çoğu öylesine kirlenmiş, üzeri örtülüp belirsizleşmişler ki, ne olduklarını hatırlamıyorsunuz bile. Bir şeyler var. Bir şeyler var, biliyorsunuz ama pek çoğunuz ne olduğunu unutmuş vaziyette. Oldukça pratik bir şey olabilir. Dünyaya ışık tutmak olabilir. Bu güzel bir düş ama… (Adamus biraz kıkırdar) Neden? Neden? Böylece dünya size bunu yapsın diye mi?. (Orta parmağını gösterir) İşte yapacakları bu. Işığınızı yansıtın ve sizi ters yüz etsinler. (Kahkahalar) “Ne yapmaya çalışıyorsunuz?! Hah!” (Bazıları kıkırdar) Evet. Bu çok doğru.

Sadece ışığınızı yansıtın. Dünya üzerine değil. Sadece ışığınızı yansıtın. Diğer bir değişle, gündeminiz olmasın.

Düşlerinizi orada tuttunuz. Onlar Eski Enerji’den temel alıyorlar. Yepyeni bir sayfa açıyoruz. Hadi bu düşlerin gerçekten çok fazla enerji içerdiğini söyleyelim, enerji umut ve ya umut kaybı olsun yâda olmasın, tatmin ve ya tatminsizlik içersin yâda içermesin. Ne olursa olsun, şu anda hepsi bir miktar enerjiden başka bir şey değil ve hepsi kapana kısılmış durumda. Onlar, orada bir yerdeler. Orası gerçekten sisli bir yer ve… Nerede olduğunu görmüyorsunuz bile.

O bulutun aşağıya yağmur olarak yağmaya başlamasına, enerjinin yaşamınıza girmesine izin vermenizi öneriyorum. Bu birkaç şey yapacaktır. Bulutu, gizemi, şeylerin belirsizliğini, sis örtüsünü dağıtır. Onu o âlemden bu âleme taşır. Ve ayrıca gelirken, orada var olan kristal tavanın temizlenmesine yardım eder ve onun eriyip gitmesini de sağlar. Kristal tavan şekerden oluşuyor ve kendiliğinden eriyecektir. Enerjiyi bu gerçekliğe getirecek – orijinal düşleri değil, enerjiyi getirecek  – çünkü bu yaşamda her şey onu buraya getirmekle ilgili. Orada tutmakla değil. Eğer düşünüzü orada başka bir yerde tutarsanız, bu yıl sık sık bunu size hatırlatacağım. Onu, tanrısallığınız da dâhil, buraya getirme zamanı. O konudan da bahsedeceğim.

Ama önce onun üzerinize yağmasına izin verme zamanı. Sizi hiçbir şemsiye koruyamaz.

(Adamus, mükemmel bir şemsiye çizer ve birisi “Aferin” der) Teşekkürler. (Bazıları kıkırdar) Şemsiye yok. Bırakın üzerinize yağsın ve kendinize onu hissetme iznini verin. Hatta duştayken hayal edin, burada o bulutun sembolünü kullanıyorum, bulutlar uzakta bir yerlerde olduğundan, bu sadece kafa karışıklığını değil aynı zamanda da kütle ve mesafeyi de temsil edecek. O bulutun tüm enerjisiyle üstünüze, aşağıya yağmasına izin verin, elde edilemez düşleri yıkayıp temizlesin ve onları bu gerçekliğe ulaşılabilir yaratımlar olarak getirsin. Eski düşler değil, sadece tutku.

Sonra “Şimdi, onu neyin yerine koyacağız?” diyeceksiniz. O anda olacak. Burada aşağıda bulutlar yaratmayacağız ya da yanınızda olsa bile ulaşamadığınız türden bulutlar yaratmayacağız. Onların, eski düşlerin ötesine hareket edelim.

Çok önemli bir nedeni de onun bolca enerjiyi serbest bırakması. Sizi özgür bırakıyor. Size artık bu gerçeklikte yaratma imkânı tanıyor. Çok büyük miktardaki özünüz, oraya bir yerlere yatırım yapmış durumda, artık burada yaşayamadığınız gerçeği noktasına. Nerdeyse artık burada hiç bir şey yaratamıyor olduğunuz bir noktaya geldiniz. İstediğinizde yaratılacak inanılmaz şeyler var. Yaratılacak basit şeyler. İstemiyorsanız, hiç bir şey yaratmayabilirsiniz de. Tamamen size kalmış. Ama bu artık burada gerçekleşecek, orada değil.

Düşleri çıkarıp atıyorum. Gerçekten yapıyorum. Düşleri buraya indirin demiyorum. Onlardan kurtulun. Burada yaratmaya, olmaya, yapmaya başlayın. Tam burada.

Bunu net bir şekilde duymanızı istiyorum. Buraya sadece eski düşleri getirmeye çalışmıyoruz çünkü onlar eski düşler. Onlar, Yeni Enerji’de, zarafet ve kolaylıkla – sanırım ona daha büyük diyebilirsiniz – çok daha tatmin edici olabilirler. Onları buraya getirin. Bolca enerjiyi kendilerine çekecekler.

Pek çok inanılmaz potansiyel mevcut ama bu potansiyeller ayrıca bu eski düşlerin bazılarınca gölgelenmekte.

Hadi derin bir nefes alalım.

Derin bir nefes alın ya da… Bırakın nefes sizi solusun. Bu zarafettir.

Bu zarafettir. Sadece bırakın nefes sizi solusun.

Sevgili dostlarım, bu yılı öyle dönüştüreceğiz ki, artık düş bir yanılsama olmaktan çıkıp bir gerçek olacak, o sizin yaşamınız olacak.

O serbest bırakılmış düşten gelen tüm enerjiyi içimize çekelim… Özgürlüğü içimize çekelim. Düşün ötesine, özgürlüğün içine. Ne güzel bir başlık.
Mutlu yeniçağlar.

Adamus-Kırmızı Çember

2013’ün en önemli Kelimesi

Enerji. Bu aslında çok açık. Enerji 21 Aralık’tan beri farklı çünkü öyle olmasını seçtiniz. Enerji çok farklı bir şekilde geliyor. Eski yolları kullanarak gelmiyor. Zihne dolanıp kalmak, tüm o arka yollardan ve dikkat dağınıklıklarında geçmek ve sonunda artık heba olmak istemiyor. Zihnin içinden, bedenin içinden ve her şeyden önce, zamanın içinden akıp gitmek istiyor.

Bir sonraki kelimemiz, “İzin verin”. Bu kadar basit. İşiniz, dış görünüşünüz. Dış görünüşünüzdeki değişime izin verin. Her şeydeki değişime izin verin, ilişkilere ve özellikle de olayların tezahür ediş biçimine. Artık çabalama ve strese son. Bu yıla izin vererek, çok basit bir şekilde yapılabilir, hadi enerjilerin gelmesine izin verelim– pat! – o kadar hızlı ve işe yarıyor.

Önce biraz rahatsızlık verici olacak çünkü özellikle de biraz daha yaşlı olanlar sizler…Kalıplara alışmış olanlar için – bunu söylemenin daha kolay yolu – hala belirli şekillerde yaşamaya alışıksınız. Ona geri dönmeye çalışırsanız, çok fazla bunalacaksınız. İşleri yoluna koymanın, bilgiyi işlemenin ve enerjiyi kullanmanın eski yöntemlerine geri dönmeye çalışma eğilimi olacak. Bunu yapmaya çalışırsanız, bu çok bunaltıcı olacak. Ve yapacaksınız da. Çünkü geçmişte öğrendiğiniz şey bu.

“Ben egemenim. Bunu farklı bir şekilde yapmaya izin vereceğim.” dediğiniz anda ve ona gerçekten izin verdiğinizde, çok çabuk gerçekleşecek.

Şaşırtıcı şekilde, çabucak.  Şaşırtıcı şekilde. Ama o uzun konuşmalara, nefesinizin kesilmesine ve söyleyeceklerinizi söyleyemediğiniz o eski yöntemlere geri dönme eğilimi olduğunda, bizim buradaki basitlik örneğini aklınızdan çıkarmayın. Basit tutun. O kadar basit. Hayatınızdan bir şeyin çıkmasını mı istiyorsunuz? Basit tutun. Sadece, “Artık yeter.” deyin. Sadece iki kelimeye gereksinim var. Uzun açıklamalara girmeyin. Sadece ”Artık yeter” ve sonra yolunuza devam edin.

Listemizdeki bir sonraki, zarafet.  Evet, zarafet bir haldir… Ben ona, zihinsel parametreleri olmayan bir bilinç hali diyorum. Akışa izin verir. Zarafet, anda yaşamanıza izin verir. Varlığınız tam anlamıyla oradadır. Zarafet, yaşamlarınızda kolaylık, çok daha az stres ve gerginliğe ve çok daha az fiziksel acıya neden olur. Zarafet, bir sonra ne olacağı konusunda endişelenmediğiniz bir bilinç düzeyidir. Çünkü zarafet her şeyin zaten mükemmel olduğunu bilir. Ve kader diye bir şey de yoktur. Her neredeyseniz ve her ne yapıyorsanız, bu mükemmeldir. Bazı tanrılar, melekler, meclisler ya da her hangi bir şey olduğu için değil. Sadece siz olduğunuz için. Sadece siz olduğunuz için.

Kolaylık

Kolaylık hem bu yıl ve hem de siz Üstatlar için önemli bir kelime. Siz bunu zor yoldan yapmaya alışkınsınız. Artık yeter. Artık yeter. Artık hepsi kolaylık, izin vermek ve zarafetle ilgili. Orada başka bir varlık sizi kollayıp gözettiği için değil. Sizin gelecek zamandaki Özünüz’den dolayı değil. Bunu onlarla sulandırmayın. Bu sadece “Ben, Zerafet, Kolaylık ve Egemenlik içindeyim” demek. O kadar basit. Bunu başka şeylerle sulandırmayın.

Hadi bununla derin bir nefes alalım.

Bu yıl, enerjinin zarif bir biçimde ve kolaylıkla geliş yılı olacak diyebilirim. Çünkü buna izin veriyorsunuz. Enerjinin bilinçle nasıl çalıştığını anlama yılı.

Bilinci bir mıknatısa benzetebilirsiniz. Işık ve enerjiyi buraya getirir. Ancak geçmişte enerji ve sizin aranızda ambale olmuş, karma karışık bir ilişki vardı. “Sadece yeterince” ile bolca dram. Sadece yeterince. Bu yıl, her ikisine de artık yeter deme zamanı. Buna artık yeter deyin. Artık yeter. (Seyirciler onaylar)

Hadi şimdi izin vermek, zarafet ve kolaylıkla basit bir deneyim, kişisel bir deneyim yaşayalım. İzin vermek, Zarafet ve Kolaylık. Terminolojiyi unutursanız – kalemi ödünç alabilir miyim lütfen? – Neden bahsettiğimizi unutursanız, o AGE, ya da aslında AGE-less*. (Adamus İzin vermek (Allow), zerafet (Grace)ve kolaylığın (Ease) ilk harflerini daire içine alır; birisi “Ohhh” der) Ohhh! Ne kadar da akıllı!

*ÇN: AGE “yaş” demek. Less son eki ise, birşeyden yoksun olunduğu anlamı kattığından, “Yaşsız” bir bakıma asla yaşlanmayan anlamına gelebilir.

Yaşamda kolaylık ve zarafet. Neden olmasın? Neden olmasın? Kazanmanız gereken hiç bir şey yok. Bu yıl süresince, kendi bilinciniz olmaya izin vermek için, derin bir nefes alın. Kolaylıkla ve zarafetle.
Aslında, havayı burnunuz aracılığıyla akciğerlerinize hareket ettirmek zorunda olmadığınızı keşfedeceksiniz. Sadece yapmak. Bu zarafet. Sadece yapmak.
Her biriniz yaşamı kolaylık, zarafet ve keyifle yaşama hakkına ve yeteneğine sahipsiniz.
Kristal bir tavan yarattınız –dünyalar arasında kristal bir tavan – cenneti ve dünyayı, tanrısalı ve insanı birbirinden ayıran. Bir şekilde o kristal tavanı kabullendiniz. Belki de artık “Artık yeter” deme zamanıdır. Artık onu çözme zamanıdır. Onu kırıp geçmeye çalışmak yerine, “Artık yeter” deyin.

Bazı gizlerin, sırların ve insana bilinmez olan bazı şeylerin olduğunu kabullendiniz. Sadece birkaç kişinin bunları bildiğini, ama henüz sizin vaktinizin gelmediğini kabullendiniz.

Kendinize bakmanızı ve “Neden ”demenizi istiyorum.

Öncelikle, siz öyle olduğunu seçmediğiniz sürece, sır diye bir şey yoktur. Sır, o kristal tavanı neden oraya koyduğunuzdur. Bu gerçek sırdır. O sunidir. Doğal değildir. Buraya ait değil.

Kolaylık. Zarafet. İzin vermek, anahtar kelimeler.  Ve enerji. Çünkü enerjiyi bu getirir.

O, enerji çevrede asılı duruyor ve emredilip, kullanılana kadar bekliyor diyebilmeniz gibi. O, izin vermekle, zarafetle ve kolaylıkla gelir.

Komik olan, bunu yapmak zorunda…. O, o kadar da büyük değil. Enerji gerçekten de büyük değil. İnsan zihni, onu büyük bir şey zannediyor. İnsan zihni “Tüm bu enerjiyle başa çıkabilir miyim bilmiyorum” diyor. Tabii ki başa çıkabilirsiniz. Enerji gerçekten de oldukça basit. Gerçekten de basit. İnsan “Enerji! Baş döndürücü! Ya beni yakıp kül ederse?” diyor. Bunu yapmayacak. Bu sadece enerji. Enerji basittir. Şimdiye kadar o kadar basitti ki, rakamların ya da elementlerin bir iki tanesiydi. Bu kadar. Tamamen basit. Sonra bir araya gelip, şeyleri çok daha büyük hale getiriyor. Ama temelinde çok basit.

Yeni Enerji çok daha basittir. O iki element değildir. Sadece bir tane. Bu kadar basit. Enerji asla sizi yormamalı. Asla sizi yormamalı.

(adamus)