Başbakandan Açıklama: “Dublörün ezberi kötü”

Başbakan güvenlik sebebiyle kullandığı dublörünün ezberi çok kötü olduğunu bu yüzden memleket meselelerinde çeşitli gaflar yaptığını basın yolu ile açıkladı. Basın toplantısında ki sözlerini “Lütfen dublörümü mazur görün, kendisine yeterince ezberletemiyoruz. Zaten videoya dikkatli bakarsanız hangimizin dublör olduğunu anlarsınız” diye noktaladı.

Nişanyan’a Karşı Feministleri Savunmak…

Sevan Nişanyan, bir üniversitenin Teoloji ve Ateizm Sempozyumunda konuşma yapacakken beklenildiği gibi sağcı gruplar tarafından değil feminist ve LGBT grubu tarafından protesto edildi. Zamanında eşiyle yaşadığı malum hadise ve feminizm için söylediğ sözler bu protestoyu tetikledi. Protestonun ardından gençlere ettiği hakaretamiz kelimeler de tuz biber oldu. Facebook hesabında ise ”kendisini konuşturmamak isteyen bir takım odakların oyununa getirilen feministler” argümanını savunmaya çalışıp feminist öğrenciler ile Akit’in aynı yere bağlı olduğunu iddia etti! (Belli ki Nişanyan kendisinin çok önemli biri olduğuna inanıyor!)

Öncelikle belirtmek gerekir ki, yıllar önce eski eşiyle arasında yaşananlar ”kimseyi ilgilendirmeyen şeyler” falan değildir. ”Özel ilişkim”, ”Karım değil mi döverim de severim de”, ”Aile içi ilişkilere burnunuzu sokmayın” v.b. denerek her gün beş kadın öldürülüyor bu ülkede. Aile denen kumdan kalenin kadının tahakkümü üzerinde yükseldiğini de biliyoruz. Nişanyan’ın eski eşiyle arasındakiler özeldir, doğru ama özel olan da politiktir. Kadınların çıkarları nesnel bir gerçekliktir. Feminizm bir cins olarak kadın çıkarlarını dile getirir. Bazı kadınların bireyci-bencil bir yönelime sapmaları veya kendi çıkarlarını umursamamaları feminizm akımını bir nefret ideolojisi falan yapmaz. İşçilerin çıkarı da bellidir ve işçiler adına konuşmak mümkündür. Nişanyan zihniyeti (evet, artık kadın konusunda takındığı tavır sayesinde kendine has bir erkek egemen zihniyet üretmiş haldedir!), ”Sadece kendi adına konuş, sana ne benim yaptıklarımdan, istediğimi yaparım” mesajı veren, kendini kurtarmacı bir zihniyet. Bu zihniyet, kendisinin liberalizm anlayışıyla da doğrudan bağlantılı görünüyor. Nesnelliği tümüyle görmezden geliyor. Birey var ama dünya yok! Diğer insanlar yok. Kültür de yok! Sadece birey var ve bireylerin arasında yaşananların genelle bağı yok, sadece o iki kişiyi ilgilendiriyor! Bu zihniyetin teoloji eleştirisi yapması aslında komiktir zira kendisi baştan sona metafizik!

Bir tecavüz olayı örneğin, sadece iki birey arasında mı geçer? Tecavüzcünün toplum tarafından onaylanacağını hissetmesi, kadının giyiminin sorgulanacağını bilmesi, yasal düzenlemelerin yetersizliği, kanunların ataerkini yansıtması, erkek egemen kültür, genel ahlak, ataerkil inançlar v.b.’nin etkisi yok mudur? Peki etkili olan ve ataerkini yeniden üreten bu genel olguları, genel adına konuşup kadınların özgürlüğü için eleştirirken (çünkü bu olgular genel olarak kadınları mağdur etmektedir), birileri çıkıp ”Benim adıma konuşamazsınız! Tüm kadınlar adına konuşamazsınız!” dese ona ne denir? Aklıma, ”Hayat senden ibaret değil küçük hanım, dünya senin etrafında dönmüyor!”dan daha kibar bir cevap gelmiyor şimdilik.

Yeni Dönem- Yeni Macera

Sağlığım konusunda endişelenip bana ulaşmaya çalışan arkadaşların içini rahatlatayım, gayet iyiyim, biraz şaşkınım, velakin ben şaşırmayı severim 🙂 Bu ilk hafta biraz yavaş çekim yaşayacağım, telefonlara bakmıyorum.
Epey bi süredir bilgilerimi fazla ciddiye almıyordum, bu rahatlatıcıydı ancak galiba gelişen görülerimi bundan biraz ayrı tutmalıymışım. Görülerimi biraz daha ciddiye alıp bunları tercüme etmek için gerekli bi iki lisanı öğrenmek gerekebilir belki, kimbilir. Eğlenebileceksem zahmet ederim walla, değilse umurumda değil 🙂

Hepinize teşekkürler ilgi ve ihtimamınız için. Biliyorum adı korkutucu -kalp krizi/anjiyo vs- ama bence işlevi harika bu işin, çünkü şifası aynı anda içinde, öldüysen de hayatta kaldıysan da otomatik şifalandın anlamına geliyor 🙂 Bence önümüzdeki günler heyecanlı olacak.
Gayet iyiyim bu arada,bi yerim filan ağrımıyor çok şükür, biraz ağırdan alıyor oluşumuz yalnızca bi önlem. Benim tepki baştan sona şaşkınlık olmuştu şimdi aradan beş gün geçtikten sonra ise şaşkınlığımın yerini bi çeşit minnet duygusu alıyor, sanki bi ödülü hak etmişim ve ulaşmışım sonunda gibi bir his. Tıkalı damarların-meğerse- ardından sürdürdüğüm hayat sonlandı şimdi bilinmedik bi başka maceraya açılıyorum 🙂 Öpüyorum hepinizi.

Kuantum teorisi çift yarık deneyini nasıl açıklarsınız?

  • Elektronlar tesadüfen bir noktada oluyor ve sonuçlar olasılık kümelerine göre şekilleniyor.
  • Elektronun çift yarıktan geçtikten sonra nereye gideceğini belirleyen doğa üstü bir güç var.
  • Böyle bir şey mümkün değil, deneyler hatalı.
  • Elektronlar bilinçli davranıp nereye gideceğini kendi buluyor.
  • Elektron istediği zaman dalga istediği zaman parçacık olabiliyor.
  • Bu anketin ne hakkında olduğuna dair en ufak bir fikrim yok.
  • Bunların dışında bir durum söz konusu ve düşüncemi yazıyorum.