Ezop ve Nasreddin tanıştılar mı?

Rüzgâr ve Güneş kimin daha güçlü olduğunu tartışıyorlarmış. Rüzgâr
-Ben daha güçlü olduğumu kanıtlayacağım. Şu karşıdaki paltolu yaşlı adamı görüyor musun ? Paltosunu senden daha hızlı çıkaracağıma bahse girerim
Demiş. Güneş bir bulutun arkasına çekilmiş ve rüzgâr kasırga şiddetinde esmeye başlamış. O kuvvetle estikçe ihtiyar adam paltosuna daha sıkı sarılıyormuş.

Sonunda rüzgâr pes edip durmuş.

Güneş bulutların arkasından çıkıp yaşlı adama nazikçe gülümsemiş. Çok geçmeden adam alnındaki teri silip paltosunu çıkarmış.

Sonra , rüzgâra dönmüş nazik ve dostça davranışın, şiddet ve güç gösterisinden daha etkili olduğunu söylemiş.
Ezop masalları
*

Ezop (Yunanca: Aisopos), İ.Ö. VI. yy’da yaşadığı varsayılan eski Yunan masalcıdır. Kahramanları çoğu kez hayvanlar olan masallarıyla büyük ün kazanmış olan Ezop’un yaşamıyla ilgili bilgiler kesin değildir.

Bir söylentiye göre Trakya’da doğmuş, bir süre köle olarak Samos adasında yaşamış, azat edilince birçok yolculuk yapmış, Delphoi’ye yaptığı yolculuk sırasında bir cinayete kurban gitmiştir.Ancak Ezop’un bugünkü Emirdağ yakınlarında ki Amorium kentinde doğup büyüdüğü de dile getirilmektedir.

Ezop ile Nasreddin deyişleri arasında ne benzerlikler nasıl farklılıklar var? Sonuçta aynı coğrafyanın mollaları. herhalde bu soru ilgili fakültelerde sorulmuştur:)

Zorunlu hareketler

Mevcut eski dünyanın uzantısı olan günümüzde, sadece özgün yaratımla, başkalarının ya da en azından yakınlarınızın onayını alamıyorsunuz; çünkü onlardan kopmuş olsanız da hala onları ve getirilerini umursuyorsunuz. Ne gibi? Değerli bulunmak, para ya da ün sahibi olmak, yalnız olmamak gibi. Bu sebeple hala bu beklentiler varsa (ki şu ana kadar en gelişmiş kişilerde bile bunlardan bi kısmının sürdürdüğüne şahidim) bu durumda, eski dünyanın zorunlu hareketlerini (okul,meslek,aile,çocuk,asgari ilişki kuralları vs gibi) ucundan azıcık yapmış olmak gerekebilir, böylece diğer insanlar sizi GÖREBİLİRler ve bi kere gördülerse özgün yaratılarınızı da beğenebilirler. Değilse ya bu dünyaya iz bırakmadan göçersiniz veya çok nadir olarak ölümünüzden sonra görülebilirsiniz 🙂
Şüphesiz bu tespitlerimin yeni dünyada pek geçerliliği yok.

İdam Cezasına Başbakanın Tutumu

Sene 2002, Başbakanın sözleri: “İdam cezası kalkmalı. Bunun için hükümete destek vermeye hazırız.”

Geçen hafta: “Bu ülkede on binlerce insanın ölümüne vesile olan bir terörist başına idam verilmiştir ama bu ülke, birilerinin bazı malum yerlerin baskılarıyla idamı dahi kaldırmıştır. İdamı kaldırmak suretiyle şu anda İmralı’da yatmaktadır. Şu anda birçok insanımız kamuoyu araştırmalarında idam yeniden gelsin diyor.”

Ha bir de 12 Eylük referandumunda idam edilenler için ağlamışlığı var.

Başbakanın bu kıvrak dansını 10 üzerinden değerlendirirseniz kaç verirsiniz?

Dünyanın Dengesi

Dünyada meraklılar çok…

Biri hocaya:

-Şu dünya ne kadar tuhaf demiş.

Hoca aksakalını sıvazladıktan sonra:

-Neresi tuhaf diye sormuş.

-Sabah oldumu insanların her biri bir tarafa gidiyor.

Bazıları bu yana bazıları bu yana…

Neden ki? Deyince

Hoca çok fazla düşünmeden şu cevabı vermiş:

-Neden olacak hepsi bir tarafa gitse dünyanın dengesi bozulurda ondan .


Molla Nasreddin’den

Bilincime Rağmen Bilinçaltım!

Bilinçaltında neler olup bittiği çoğumuzun merak ettiği bişeydir ancak bunların açığa çıkması yani bilinçli alana katılması gerçekleştiğinde (rüyalar usulüne uygun biçimde analiz edildiğinde) çoğu kez “ben ama ben” diye dönüp duran sınırlı ve sancılı kişiliğimiz (ego) ortaya çıkanlardan pek de memnun olmayabilir. İşine gelmez. Burada hayatii soru şudur; kişide bu karşı durma basıncına göğüs gerebilecek, bütünlüğüne erme isteğini uygulamada tutabilecek kararlılık var mıdır?
Şahsi kanaatim şu ki, bu gerçekten de bir erk meselesi.

*

Rüyalarımın analiz edilmesini istiyorum çünkü  neden hala sevdiğim biriyle evlenemediğimi  öğrenmek ve buna ulaşmak istiyorum,
Yoga öğreniyorum çünkü neden hala güzel bir arabam yok buna ulaşmak istiyorum,
Nefes tekniklerini öğreniyorum çünkü neden babamla durmadan kavga ettiğimi öğrenmek ve onu yenmek istiyorum,
Reiki öğreniyorum çünkü neden en iyi işleri başkaları buluyor öğrenmek ve buna ulaşmak istiyorum,
BAK uygulamalarına katılıyorum çünkü neden dünyanın böyle berbat olduğunu öğrenmek ve dünyayı düzeltmek istiyorum,
vs vs böyle gidiyor…
İnsanlar bu eğitimleri özgürleşmek için değil inatla istedikleri şeyi elde etmek için aldıkları sürece, ne eğitimciler ne de katılımcılar için büyük bir yol kat edilemiyor, çok küçük kıpırdanmalar sağlanabiliyor ama bu da kimseyi tatmin etmiyor.
Kendimize pek de açık değiliz sanki, istermiş gibi yaptığımız özgürleşme acaba sadece bir perde mi?