“Büyücüler için hüzün kişisel bir şey değildir. Evrenin derinliklerinden gelen bir enerji dalgasıdır bu ve büyücüler tıpkı radyo dalgalarını yakalayan radyolar gibi açık olduklarında onlara çarpar. Eski zaman büyücüleri, hüznün evrende bir güç olarak bulunduğuna, bunun ışık gibi, niyet gibi bir olgu olduguna ve bu sürekli gücün özellikle artık hiçbir koruyucu kalkanları kalmayan büyücüler üzerinde etkin olduguna inanıyorlardı. Büyücüler arkadaşlarının ya da çalışmalarının ardına gizlenemezler. Aşkın, nefretin, mutluluğun ya da mutsuzluğun ardına gizlenemezler. Onlar hiçbir şeyin ardına gizlenemezler. Büyücüler için hüzün soyuttur. Bir şeye gıpta etmekten, bir seyden yoksun olmaktan, ya da kendini önemsemekten kaynaklanmaz. BENden kaynaklanmaz. Sonsuzluktan kaynaklanır.
Etiket: kalkan
Gorme ve Buyuculuk
Don Juan, “GORMEnin, dostlardan ve buyuculuk uygulamalarindan bagimsiz bir surec oldugunu ileri surmekteydi. GORMEnin, baska insanlari etkileme ugrasi demek olan buyuculugun cikarci uygulayimlariyla bir ilintisi olmadigina gore, bunun dogal bi sey oldugunu belirtti. GORME , buyuculuk degildir ama hep karistirirlar bu iki seyi, ustelik gorme buyuculuge ters duser cunku GOREN kisi her seyin onemsizligini kavramistir.
Bir baska dumancik uygulamasindan sonra Don Juan, bir savascinin bos yere kendini ortaya koymayacagini, yol ortasinda durup marizlenmeyi beklemeyecegini ve siradan insanlarin kaza dedigi seylerden cogu kez kacinilabilecegini soyledi ve soyle ilave etti: “Yasam kosullari, olcup bicip onlardan yararlanma alistirmalaridir bir savasciya, oysa sen yasamin anlamini bulmaya calismaktasin. Ne yapsin yasamin anlamini bi savasci!”
Yasamin anlamindansa comezini GORMEye ulastirmak istegiyle dopdolu oldugunu gorebiliyoruz bu yakinmada 🙂
Kendimi sana gormeyi ogretmeye adamisim, der DJ, ancak once bir savasci olmadan GORMEK insani enez kilar. Gostermelik bi alcakgonulluluk takinmana, cekilmene kacmana yol acar. Ilgisizligin yuzunden curuyup gider govden. Unufak olmayasin, silinip gitmeyesin diye seni bi savasci yapmaktir ilk gorevim. Seni bi kez zor kurtarmistim o dostundan hani hatirlarsin, cunku kalkanini yitirmistin. Nedir bu kalkanlar dersen, insanlar neyle ugrasiyorlarsa, iste o seyler onlarin KALKANlaridir. Senn de kendi dunyanin ogelerini secmelisin artik. Bi savasci o bilinmedik ve amansiz guclerle karsilasiverir; cunku zaten onlari arayip durmaktadir. O gucler bi geliverdiler mi uzerine, apisip kalacaksin; yarigin aciliverecek, korkudan da yasamin ucup gidiverecek sen karsi koyamadan. O halde yapilacak ilk sey hazirlanmaktir. Bu guclerden biri karsina dikilir de yarigini acarsa, kendi kendine kapatmalisin yarigini. Bunu basarabilmen icin sana buyuk erinc ve zevk veren bir takim seyler bulman secmen gerekir; aklini korkundan uzaklastirmak ve yarigini kapatip kendini sapasaglam yapabilmek icin, bile bile kullanabilecegin seyler… Savascinin kalkanlarini olusturan seyler, nesneler YUREK TASIYAN BI YOLDAKI seylerdir. Bi savasci olmanin ilk kurali ise siradan insanlarin olumlerine kadar yapadurduklari IC KONUSMAYI kesmendir. Bunun icin once gozlerini biraz olsun rahatlatmak icin kulaklarini kullanmayi ogrenmelisin. Dogdugumuzdan bu yana dunyayi degerlendirmek icin gozlerimizi kullanmisizdir, bi savasci bunun farkindadir ve dunyayi dinler. Dunyanin sesine kulak verir. Bu dinleme isini buyuk bi sabirla yapmalisin. Dunya soyledir boyledir demeyi durdurursak, dunya da oyle soyle olmaktan cikacaktir. Sorun su ki, insanlarin yaptigi seyler, bizi cepecevre saran guclere karsi birer kalkandirlar. Bu seyler bize rahatlik verir, guven duymamizi saglar. Insanlarin yaptigi bu seyler dogrudur ve cok onemlidir; ama yalnizca kalkan olarak. Ne yazik ki siradan insanlar olarak ne yaptigimizi, bu seyleri hic ogrenemeyiz ve bunlarin yasamimiza egemen olarak yasamimizi yikmalarina goz yumariz. Hatta diyebilirim ki insanliga gore, insanlarin yaptiklari bu seyler dunyanin kendisinden bile buyuktur ve onemlidir. Siradan bi insan icin dunya bi giz olmamistir hic. Ve yaslaninca da, artik yasamasina bi neden kalmadi sanir. Yasli biri icin dunya tukenmis degildir, yalnizca insanlarin yaptigi seyler tukenmistir. Ama kafasi oyle karismistir ki sersemce, dunyada kendisi icin bi giz kalmadigini sanir. O kalkanlar karsiliginda odenen igrenc bir bedeldir bu! Bunu bilen bi savasci dunyayi sonsuz bi giz kaynagi ve insanlarin yaptigi seyleri de sonsuz bi sacmalik diye ele alir.
Don Juan ve Castaneda
Eğer 12 kitap elektronik ortamda olsaydı ve belli bir cümleyii aratabilseydik Don Juan’ın Castaneda’yı en çok uyardığı konunun şu olması muhtemeldi: “kendini fazla kaptırıyorsun!”
Kendini kaptırmak,dikkatini kaptırmak demektir aslında. Örneğin çok kalabalık bir salonda oturacak bi yer bulmuşsun. Fakat sonra bi ihtiyaç oluşuyor, tuvalet ihtiyacı gibi ya da kapıdan giren ve mutlaka görüşmek istediğin birisini yakalamak için yerinden kalkıyorsun..veee artık bi yerin yok! :)))
Cevap aslında basittir; bulunduğun yerden (kalkarken yerine bi şey atarsın, bir bekçi! Örneğin sandalyeye meşgul olduğunu göstersin diye ceketini ya da çantanı bırakırsın, o yerine göz kulak olmaya çalışır. Bilinç dünyasında ise bu bekçiye Gözlemci adını vermek istiyorum; Gözlemci hem yokluğunda olan biteni, hem de gittiğin yerde olan biteni gözlemlemiştir. Onunla sonradan istişare etme olanağın vardır. Tabi eğer kullanmayı akıl edersen.
**
Soru: “Savaşçı, kendi dünyasının nesnelerini özenle seçer. Çünkü seçtiği her nesne, kullanmak istediği güçlerin saldırısından korunacağı bi kalkandır.” Bu cümleye bi açılım rica etsem? Daha önce belki onlarca defa okumuş olmalıyım ama ilk defa duyar gibiyim.
Cvp: Çeviri tam doğru mu onu bilemiyorum (elimde orijinalleri yok) ancak savaşçıların çok büyük bölümü büyücü olmak ister (çok çok azı bilgi adamı olmayı arzu eder) ve eğer büyücü olacaksa DOST (ally)ları kendi isteğince kullanmayı öğrenecektir mecburen. Yani bu cümlede savaşçının kullanmak istediği güçlerin aracısı olan DOSTların saldırılarından da korunmak gerekecektir. Böylece savaşçının kendi dünyasına seçtiği nesneler, onun korunma kalkanı olacaktır. (benim şu anki yorumumböyle tabi başka açılımları da olabilir.
**
Gerçekte zor olan, toplanma noktasını hareket ettirmek ya da kişinin devamlılığını kırmak değildir. Gerçek zorluk, enerjiye sahip olmaktır. Kişinin enerjisi varsa toplanma noktası hareket ettiğinde sorgulanacak olaylar ortaya çıkar!(CC)
Oysa bizler ortaya “sorgulanacak olaylar” çıktığında bunu başarısızlık gibi algılarız. Dervişler neden birbirlerine dert diliyorlardı ki?
**
“Denetlenen delilik, tamamen kendini aldatma değilmiş demişti, her şeyin ayrılmaz bir parçası olarak kalırken, her şeyden ayrı olmanın inceden inceye düşünülmüş, sanatsal bir yöntemiymiş”(CC) her okuyuşta yeniden muhteşem diye bağırırım! Hayatımda gördüğüm en büyük manevra diyebilirim buna. (size komik gelebilir ama ataların düşmanı her zaman yenilgiye uğratan hilal biçimli kaç-çevir-yen taktiğine benzer)
**
Don Juan dölyatağına algılama kutusu diyordu. Rahim ve yumurtalıkların üreme döngüsünden çıkarıldıklarında algılama araçları haline gelerek evrimin merkezini oluşturabileceklerinden emindi. Kadınların üstünlüğü, bileşim noktasının yorumlama işlevini dölyatağına aktarabilme yetenekleriymiş.
“Algılama, yaşamımızda çok ufak bi rol oynuyormuş gibi, oysa ne olduğumuzun tek yanıtı; algılayıcı olmamız gerçeği! İnsanoğlu enerjiyi bütün olarak kavrayıp duyusal veriye dönüştürür. Sonra bu duyusal verileri günlük yaşama göre yorumlar. Bu yorumlama bizim algılama dediğimiz şeydir.” Diyor.
**
çömez, bilinmeyenle yüzleşmek için gerekli olan ilk 4 öğeyi ufak tiran aracılığı ile pratik eder, tiranın işlevi budur. Bu öğeler:
1 – denetim : tiran seni ayaklarının altında ezer iken kibirden kaynaklanan bir psikolojik yıkıma uğramamayı öğrenmeye ve sağduyulu kalmaya denetim denir. don juan’a göre tiran’ın aslında tek yapabildiği bedene işkence etmektir. tiran işkence ederken kişinin ruhuna işkence eden tiran değil gururdur, kendine acımasıdır.
2 – disiplin : tiran işkence ederken bile kafayı çalıştırıp tiranın zayıf ve güçlü yanlarını araştırmaya disiplin denir. “bi araba kötek yerken tiranın güçlü ve zayıf yanlarını gözlemleyebilecek duygusal kuvvete disiplin denir” der don juan.
3 – sabır : “dinginlikle, acele etmeden beklemek, olacakları neşe ve yalınlıkla ertelemektir sabır”
4 – zamanlama : gemlenen herşeyin koyuverildiği andır. disiplin ve denetimi bir nehir, sabrı bir baraj olarak nitelersek zamanlama barajın tiranı boğmak için patlatıldığı andır.(CC)
**
Kendini ve kendinin bütün uğraşlarında bilinçdışında taşıdığı o karanlığı bile göremeyen nasıl doğru görür? (G.Jung)
**