Dört bir yandan, değişim, dönüşüm, kişisel yol haberleri alıyorum bu günlerde, bunları duymak harika, emeklerimiz boşa değil, hepimiz bir yanımızdan şifalanıp, özgürleşiyoruz. Bazen ümitsizliğe kapılır gibi olsak da o kadar geçici ki, üzerinde durmaya gerek bile yok. Dayanışmamız, sevgi ve saygımız galip geliyor. Bireyselliğimiz ve bütünlüğümüz birbirleriyle dengeye geliyor, ,her biri diğerinin varlığını kendisi için sebep görüyor! İşte bu dualitenin ve ikili aristo mantığının aşıldığına işaret değilse nedir frekanslar?
İşte Şenayımızın öyküsü:
Rüyalarla,BAKla,Sibelle Değişim/Dönüşüm Yolculuğu
Sibel’i tanıyalı 2 sene olmuştur herhalde. O süre içinde de neredeyse tüm BAK çalışmalarına katıldım. Katıldıkça da BAK bende bi tutkuya dönüştü. Nasıl dönüşmezki; beni kendimden çıkaran, anı yaşatan ve gelen rolle başka bi gözle dünyaya baktıran… Uzun vadede, kolaylıkla kendimden çıkmam ve dünyaya farklı gözlerle bakmamda bana yardımcı oldu, BAKlar… Nerde olursa alırdım bu oyunu. Çünkü o kadar kendi içimde ve kötü olarak gördüğüm dünyamda kaybolmuştum ki.. Neyseki BAKlarda rahat bi nefes alıp o dünyanın dışına çıkıyordum yada bi şekilde bana kendi dünyama dışardan baktırıyordu çünkü aldığım rollerin hep benle alakası vardı.. Kendi dünyamın hem dışına çıkıp hemde ordan dünyama baka baka annemle yada babamla tartışırkende birden o tartışmanın dışına çıkarak durabildim. Tüm yaşadığım olayların içinde kaybolma derecem ciddi oranda düşmeye başlamıştı. Bir senelik BAK katılım süreci sonunda Nepal’e bir yolculuk yaptım. Orada da olaylara dışardan bakabilme sürecim devam etti. Döndükten sonraki ilk BAKımda Sibelle uzun uzun konuşma fırsatı bulduk. Daha doğrusu ben konuştum; Nepali ve kendimi anlattım, o da dinledi. Orada sanki aramızda bi bağ oluştu.