“Doğaya uygun yaşa” Stoacıların düsturu budur.Bunun anlamı doğanın hakkında bilgi edinebileceğimiz bir şey olduğu ve mantıksal bir sonuç olarak, dünya hakkında öğrendiklerimizi kendi hayatlarımıza uygulayabileceğimizdir.
Stoacılık insan kapasitesinin en yüksek düzeyde kullanılmasına, ama aynı zamanda alçakgönüllülüğüne ve kendine göre bir düzeni olan devasa bir evrende ne kadar zayıf bir durumda olduğumuzu anlama cesaretine bir çağrıdır.Stoacılık Romanın Filozof İmparatoru Aurelius’u yönlendiren etikti.
Bugün dahi bu okulun etkilerini hissetmekteyiz.
Stoacılık Kıbrıslı Zenon, Kleanthes ve Khrissippos tarafından geliştşirilmiştir.
Bu sonuncusu, sonradan Roma düşünürleri nezdinde büyük revaç gören tutarlı bir felsefe oluşturmuştur.
Bu düşünürler Stoacılığın ödev ve mevcut düzene itaat konusundaki ahlaki vurgusunu Roma’nın askeri ve emperyal değerlerinin hizmetine koşacaktı.
Bu felsefenin üç gelişme evresi vardır; erken, orta ve geç evreler.
Bu dönemleştirme, okulun Yunanistan’dan İmparatorluk Roma’sına, oradan da geç Roma dönemine yolculuğunu anlatır.
Erken dönemin çoğu metinleri kayıptır. Araştırmalar, ikincil yazılar ve daha geç dönem çalışmaları üzerine yoğunlaşır.
