Basmakalıplık

Şeyleri basmakalıp şekilde dışımıza dehlemek bize dönüştürücü etki sağlamaz. Onlara konuşma kendini ifade etme şansı vermek kendime dönüşebilme fırsatı tanımaktır.sa

  • Nilgün Börükanlar konu güzel.Dışarı nasıl dehliyoruz diye açsak mı??
    Sibel Atasoy Reddederek,kızarak, anlamayı inkar ederek vs dehliyoruz onları. Değişmemek işin kendi gölgemizi dışarı projekte ettiğimizin farkında olamıyoruz.
    Nilgün Börükanlar ve projeksiyonlarla kapışarak enerji ziyan edip realitemizi muhafaza ediyoruz.

BAK Oynamaya ne dersiniz?

Tuva Sanat 23 9
Bu pazartesi Sibel Atasoy’la BAK yapmaya ne dersiniz
Sibel Atasoy’la B.A.K (Birleşik Alan Kullanımı)

Voynich elyazması

Voynich elyazması, bilinmeyen bir yazıyla yazılmış, anlamı çözülemeyen gizemli bir kitap.

Tüm kitap okumak icin: http://archive.org/details/TheVoynichManuscript

1450 ila 1520 yıllarında yazıldığı tahmin edilmektedir.Kitap 15 cm.’ye 22,5 cm. ölçülerinde ve 240 sayfadır ancak tamamının 270 sayfa olduğu düşünülmektedir. Kitaba ismini veren, 1912 yılında varlığını ortaya çıkaran Wilfrid M. Voynich adındaki sahaftır. Yapılan bilimsel incelemeler, kitabın Voynich tarafından yapılmış bir sahtekârlık olmadığını kanıtlamıştır.

Kitap çok sayıda ilginç resim içerir. Bunlardan bir kısmı yıldızları, bitkileri ve tuhaf bir tesisatla birbirine bağlı küvetlerde yıkanan çıplak kadınları gösterir. Resimlere bakılarak kitabın belli konularda (astroloji, bitkibilim, vs.) bölümlerden oluştuğu tahmin edilmektdir.

Beyaz Bir Atkı

Senin rüyaların, benim iz düşümlerim
ipek telciklerle bağlı elime koluma
Ben kıpırdadıkça sen görüyorsun
Ben uyuduğumda ölüyorsun.

Seninle kardeşten öteyiz, biliyorsun
Ben transparan bir elbiseyim
Sense üzerimdeki ışıltı
Ben durduğumda ölüyorsun

Bir bisiklet selesinde
Rüzgara ve güneşe doğru gidiyoruz
Bir şarkı mırıldanıyoruz
Beyaz bir atkı gibi uçuyor geriye
sa-2005
*Resim oyunlarımdan; bisikletli kız

Sokağın Eski şarkısı

.

Sokak lambaları gölgeleri sever
çoğalır çocuklar oynarken
o kadar istekli
o kadar biz olmaya
o kadar oyunbaz
artar hareleri gitgide

içimizden geçeni bilir
hesapsız sobelenmek bile güzel
an içinde
“elim sende”

sokak lambası evinize üç beş adım yakın
ve uzak
ama olsun
elim sende

Islık çalmayı bilmeyen
damdaki denize giremez
saklanamaz dağlarına
kaçakta olduğu günler
soluk soluğa kalır ormanında
ve güneş tam dalacakken denize
ıslık çalmayı öğrenir
en çiçeğimiz
son anda

Dün mahallede
ne kadar oynadıysak
dayak yediysek ne kadar
yenildiysek yendiysek
yan mahalleyi

o kadar güzel
o kadar masum uyurduk