Homeland ilk 12

Plan, önce İsa öldürülerek başladı. Uyurgezer görünen uyanık bir kız (carry-taşıyan) tarafından uygulama dışı bırakıldı.

Sistem içinde her daim casus olduğu için önce sistemin başına zamanı geldiğinde kızı sistemin dışında bırakacak bir budala getirildi. Kız sistem dışında kaldığından gerekli atağı yaptı ve planı sabote etti. Bedeli kıza delilik olarak patladı. Elektro şok yapıldı, olanlar unutturuldu.
Fakat Soul (ruh) hala sistemin içinde. Ve o, kızı seviyor, çünkü onun öğrencisi. Kendini öğrencisinde görebildiği için onu seviyor.
Bir fikri öldürmek için neden bir insan öldürmek gereksin diye soruldu. Planın bir bacağı (walker) oyun dışı kaldı.

What is really Matter?

Tek kişilik Bir BAK oynayayım geldi içimden ve soruyla birlikte geldi: “What is really Matter?” Yani “gerçekten fark eden nedir?”

İçimdeki niyet dünya için şu andaki durumu öğrenmekti. Bunun zor bir hesaplama, zaman alabilecek bir bilanço-kar-zarar tablosu olacağını zannettim. Ama aklımdan kovdum. Biliyorsam neden sorayım ki, bilmiyorum dedim.

Bilmiyorum.

Sonsuzca sürermiş gibi gelen bir dinginlik hissediyorum. Hislerimi yazmak için görevlenirilmiş olan ellerim şu an yazmakta olduğum kelimelerin gerginliğini üstlenmek istemiyor ama yine de görevini yapıyor.

Aslında bir enstrüman çalmak ister gibi, ya da çalabilirmiş gibi, havada, tuşlar üzerinde bir dalgalanma halinde parmaklarım, iyi bildiği bir şey bu dalgalanma, onun bildiği benim bilmediğim. Ne tuhaf! Duymadığım ama kesinlikle hissettiğim bir müzik var ve parmaklarım onu biliyor.

Yeni Dünya için Nöronlar

http://www.okyanusum.com/belgesel/tanri-noronlarda.html

Yirmi dakikalık bir video olduğu ve manken ya da futbolcu barındırmadığı için sabırla izlemek belki zor olabilir 🙂 Şaka yapıyorum…

Bu konu gerçekten de çok önemli; Kendin nedir? işte bu soruya oldukça yalın bir izah yapılıyor; çünkü orada burada devamlı söylenen kendini önemseme, egonu öldür gibi tembihlerin neden yapıldığına dair öncelikle  insanların ikna edilmeleri gerekir. KENDİN denen şeyin seçebildiğin bir arka plan tezine dayanıyor olması, yüceltip yere göğe koyamadığın DUYGUlarının düşünceler tarafından oluşturulduğunu anlamanın değeri çok büyük.
Hislerle duyguların bir an önce ayrılması lazım, TDK yı da göreve çağırıyorum, bu şaka değil çok hayati bir durum.

Videoda göreceksiniz ki bizler sürekli “akla yakın hale” getirmeye çalışan organizmalarız, yani yabani olanı ehlileştirmeye çabalıyoruz, eğer yapamazsak onu reddedip görüş alanımızdan atıyoruz. Dıştan ve içten sürekli ETİKETLİYORUZ. Bu ise mutluluğumuzun en büyük engelihaline geliyor. Şu anda yaşamaktan söz ederken her sözümüz eğer etiketse, anlıyoruz ki zor dostum zor. Aslında bu da şaka çünkü gerçekten zor değil.
Hiç bir şey DIŞSAL değil ve bu varsayımsal bir felsefe değil, günümüzün gerçekliği.
O halde ne yapalım:
1.Kendini gözlemle (bundan kaçış yok)
2.Kesinlik yerine olasılık kelimesini koy
3.hepimizin zincirleme bir reaksiyon olduğunu fark et

Dünyanın Büyüsü

Yaptığımız her seçimin dünyaya bir yansıması olur.
İnsan bunu gerçekten bildiği halde parmağını oynatabiliyorsa çok cesur ve sorumluluk sahibi derim ona. Ya da aslında ben-biz hepimiz fark etmez ise o zaman kuşlar gibi özgür de olabilirsin 🙂

*

Çocuk doğduğu anda evrenin bildiğimiz ve bilmedimiz alanlarını kaplayan “kartalın yayılımları”ndan ayrı değildir, onun uzantısıdır, ancak doğduğu andan itibaren ona başta “isim” verilerek, ÖZNEler öğretilerek ve bütün bunların üzerine bildiğimiz Dünyanın Olması inşaa edilir. Bu inşa edilen şey aslında çocuğun üzerine bir yumurtayı kaplayan kabuk gibi sıvanır, zamanla sertleşir. Böyece Jung’un da bahsettiği içeri ve dışarı kavramı net olarak(fakat aslında farazi) oluşturulmuş olur.
Bundan sonra mesele; içteki yayılımlar ile dıştan kabuğa baskı yapan yayılımların dengelenmesi ve mümkün olduğunca birbirlerie bağlanabilmesidir. Ne kadar çok iç/dış yayılım birbirine bağlanırsa o kişi o kadar bilge diye nitelendirilebilir bizim uygarlıkta.
Evet dıştan gelen yayılımları hissedebilme niteliğimize EMPATİ diyoruz. Tabi ki herkeste olmakla birlikte batı uygarlığı bu niteliği körleştiren bir eğitim vermişti, şimdi hatalarını anlayıp dönmeye çalışıyorlar!
SÖZler her ne kadar büyü ise de, onların ilk büyüsel etkileri binlerce yıl içinde bozulmuştur, gerçi şimdilerde sözcüklerin arkalarına eklediğimiz (uçurtma kuyruğu gibi) üstelik eklediğimizi dahi bilmeyecek kadar körleştirildiğimiz niyetimiz, ilişkilerde anlaşma-anlaşamama durumlarının başlıca sebebidir..
Bu konu hayati anlamda önemlidir bana göre.

Gözlerime bi ayar çektim

Bi ayar çektim gözlerime
Tam da alacakaranlıktı
Bilinmez ki böyle şeyler
Bakarsın denk gelirim sizlere

Adeta boşum, boş oldum
kaç kere dedi hem
ben deyim üç siz deyin altı
ağırlıksızım artık
Bakarsın denk gelirim sizlere

Dağınık bi düzenim var
Sakınık bir üzenim var
Gel zaman git zaman
Paşa gönlüm süzenim var

sa

27.09.2012