Paylaşmak mı, saklamak mı?

Neden paylaşılır ki diye  yadırgayan, kıskançlığa sebep olur diyenlere:

Deneyimi abartmadan, iddiasızca paylaşmak kıskandırmak değildir velakin kıskanma güdüsü varsa bi insanda bundan ne yapsanız kaçınamazsınız. İnsanlığın en büyük dertlerinden biridir kıskanmak. Paylaşma güdüsü bazı insanlarda doğuştan vardır; iyi ya da kötü, gerekli ya da gereksiz demek, yeşil elma gereksizdi neden var ki demek gibidir. Paylaşmak istemeyen rezerve insanlar da vardır,onlar da yaradılışlarının gereğini yapıyorlar. Bunlar bi sonuca vardırıcı şeyler değil bana göre.
Geçenlerde peygamberin bi davranışını yazmışlardı çok hoşuma gitti. Sokaklarda gezinirken çok büyük çok şatafatlı bir binaya rastlamışlar, bu ev kimindir diye sormuş felanca eşraftan kişinin demişler. Yüzünü yere eğmiş bişey dememiş. Belliki ev denen şeyin kişiliğin sembolü olduğunu bilirmiş. Belki o evi gösteriş olsun diye değil halk buluşsun faydalı işler yapsın diye yaptırsaydı ve umuma bağışlasaydı bunu yadırgamazdı peygamber, kimbilir. Bana kalırsa büyüyen irileşen doğal görünmeyen her şey yıkılmaya mahkum olur (son zamanlarda adım başı rastladığımız çirkin iri ördeklere benzeyen camileri de sayabiliriz bunlar arasında), kaosun gadrine uğrar. Paylaşıp dışına atmak ve onu unutmak belki bu açından hafiflemeye sebep veriyor da olabilir.
On yıl kadar önce sevdiğim bi yazar arkadaşımla bir kafede buluşup sohbet ediyorduk (ilk kitabını ben basmıştım, kültürünü, ağırbaşlı ve güzel türkçesini çok sevmiştim, daha sonraları kendini de sevdim,uzun zamandır yollarımız kesişmedi gerçi), daha bir önceki gece acaip vizyonlar görmüş ve kendimce önemli mekanizmaları çözmüştüm. Ona bunları anlattım, şekilleri kendi gördüğüm şekilde her daim yanımda taşıdığım bir defter yaprağına çizdim. Uzun süre merakla ve sessizce beni dinledi, sonra sesini sanki bi şey gizlemek ister gibi kısarak, “sibel böyle şeyleri anlatma” dedi. Şaşırmıştım neden dedim. Bunlar sana verilmiş hediyeler anlatırsan çarçur etmiş olursun bi daha sana gönderilmezler dedi. Şaşırmakla birlikte onu anladığımı sanıyorum, ne de olsa bilinen tarih boyunca yeraltı gizem guruplarını her rastladığım yerde okumuş ve en başta gelen prensiplerinin de gizlilik ve paylaşmama olduğunu öğrenmiştim. Fakat ben bu gizliliği, onun söylediği (bu arada arkadaşım oldukça tasavvufsever biriydi) sebebe değil, dış otoriter hakim güçlerden korunma amaçlı olarak algılıyordum. Belki de ben sadece şaşkının biriyim ya da fazlasıyla optimistik. Her neyse arkadaşımın bu ikazını ciddiye alıp üzerinde düşündüm, çok değerli bir başka dostuma danıştım. Hatta bir süre paylaşmamaya da çalıştım fakat insanın doğasına aykırı gelmesi galiba imkansız. Şimdilerde ise durumu ister arkadaşım isterse benim gibi algılamanın da farksız olduğunu görüyorum. Bana sevinç veren coşkumu artıran şey benim yolumdur, benim “doğru” yolum.

Boxworld

Bu Oyun 100 Bölüm. Bilenlerden Bu Oyunu Bitiren Varmı..?

Bitirenler yada Hâlâ devam edem edenler Varsa, En Çok Zorlandıkları Bölümleri Yazabilirlermi..?

Bu Oyun Üzerinden Sorular da Oluşturulup Sorulabilir mi..?

Tel Kaç Metre

Bir İnce Teli Tam ortasından katlıyoruz. Sonra Oluşan İki Kat Teli, Tek Telmiş gibi tam ortasından tekrar katlıyoruz ve sonra Tekrar Aynı işlemi yapıyoruz. Bu Katlamayı 11 kez yaptıktan sonra Elimizdeki Katlanmış Teli, Tek bir Teli Böler Gibi 3 Eşit Parçaya Bölüyoruz…

Böldükten Sonra Kaç Parça Tel Oluşmuştur..?
Kısa Tellerden 1 tanesi 1 Metre ise, Telimizin Toplam Uzunluğu Kaç Metredir..?

Not:Telin Katlanma Noktalarındaki Yarım Dairesel Kısımlar Hesaplamaya Dahil edilmeyip ihmal edilmiştir. (sürtünmeler ihmal edilmiştir 🙂 )

Geleceğin deniz kentleri

1. Nilüfer kentleri

Japon teknoloji şirketi Shimizu’nun yeni tasarımı, yeşil teknolojileri kullanan, sıfır-karbon odaklı şehirler yaratmayı hedefliyor. ‘Yeşil Yüzer’ olarak adlandırılan proje, her biri birer kilometre genişliğinde ve 10.000 ila 50.000 kişi barındıran belirli sayıdaki hücrelerden oluşuyor. Hücreler Pasifik Okyanusu’nun ekvator çizgisine yakın enlemlerinde bağımsızca yüzerken aynı zamanda biraraya gelerek daha büyük kasaba veya şehirler oluşturabilecekler. Ortaya çıkan modüller ise sonrasında daha da büyüyerek ülkeler halini alabilecek.

Bu cesur yeni dünyanın sakinleri genellikle her bir hücrenin merkezinde yer alan 1 km. yüksekliğindeki gökdelenlerde ikamet edecek. Gökdelenler, deniz suyu kaynaklı magnezyumdan elde edilecek metal ve süper hafif bir alaşımdan inşa edilecek. Merkezdeki kule çevresine yayılmış olan bölgelerde de yerleşim yerleri bulunmasının yanında, petek biçimli dubalar üzerinde yüzecek olan ormanlar, yeşillik alanlar ve tarlalarla sarılması planlanan bu merkezi kulenin, besin açısından kendi kendine yetebilmesi planlanıyor.

Bir Kadını Öldürmek- Kol Boyu Mesafesi

Slm,
Hiç bitmesini istemediğim ‘ Bir Kadını Öldürmek’ adlı romanınızı dün akşam bitirdim.Diğer kitaplarınızda olduğu gibi son derece açık, net, kısa ama etkili kelime seçimlerinizi beğeniyorum.Okurken yormuyor insanı ve çok akıcı…Bir kadın olarak romanı bir erkeğin ağzından yazmanızda çok ilginç ve de başarılı….Sınır bilmez hayalgücünüzü konuşturmuşsunuz gerçekten..
Detaycı yaklaşım bir romaniçin gerekli elbette hayat detaylarda gizlidir bencede. Fakat, özellikle ‘Go oyunu’ hakkındaki detay bana biraz, harika bir film izlerken araya girmiş çoook uzun bir reklam gibi geldi.Bir ara konuyu unutur gibi oldum sanki.’Her eleştiri bir armağandır’ mantığı ile şunuda söylemek istiyorum.’Oyun Kuramı’ konusu da çok güzel ve derin bir konu aslında ve belki de ayrı bir kitap konusu olmayı hakediyor bence…