Uzaylı Kocakarı

Menopoz, akla gelebilecek en cazibesiz konudur herhalde; bu da ilginç, çünkü menopoz hala bir tür tabu kırıntısına sahip olan pek az konudan biri. (..)

Ama değişim önemsiz değil; kaç kadının bu değişimi yürekli bir biçimde yaşadığını da merak ediyorum doğrusu. Üreme kabiliyetlerini küçük ya da büyük bir mücadele sonunda kaybediyorlar, bir kere gitti mi de iş bitiyor. Neyse, en azından bir beladan kurtuldum, diyorlar; zaten ikide bir kendimi kötü hissetmemin nedeni de hormonlardı. Artık kedim oldum. Ama bu, esas meydan okumadan kaçmak yalnızca; yalnızca yumurtlama kabiliyetini değil, bir Kocakarı olma fırsatını da kaybetmek.

Eskilerde, menopoza erecek kadar uzun yaşayabilen kadınlar, bu meydan okumayı daha çok kabullenirlerdi. Antrenmanlıydılar ne de olsa. Hayatlarını daha önce bir kere radikal biçimde değiştirmişler, bakire olmaktan çıkıp, olgun kadın/eş/karı/ana/metres/orospu/vs olmuşlardı. Bu değişiklik yalnızca ergenliğin psikolojik değişimlerinden – kısır çocukluktan verimli olgunluğa geçiş – ibaret değildi; toplumsal olarak kabul gören bir var oluş değişimiydi aynı zamanda: Kutsal olandan dünyevi olana doğru bir durum değişikliği.

Dünya Barış Günü

Günaydın frekanslarr,iyi bi hafta sonu olsun dilerim.
Dün gece cnBcE’de yine Matrix üçlemesinden sonuncusu vardı, hadi bir de sesini kapatıp izleyeyim dedim; çünkü bu üçüncü film çok gürültülü.
Gölgesiyle kapışan Neo’nun savaşını ve onu ölümüne destekleyen (Deli Dumrul’un isimsiz karısı) Trinity’yi, onlara inananları ve inanmayanları, her neyse bol bol kapışma izledik.
Ve her nasılsa savaş kazanıldı, şimdilik barış geldi. (Dünya barış gününe bu filmi denk getirmeleri oldukça uyanıklık bu arada), peki sizce bu savaş nasıl kazanıldı?

*

YENİ’den Doğanlara kitabının kapak tasarımı esnasında editör arka kapak için söyleyecek bişeyiniz var mı diye sordu, ben de hemen onun yanında dikilip dizaynın nasıl olduğuna bakıyordum, düşünmeden şöyle demişim: “Bazılarımız tersinden,bazılarımız yüzünden yürüyor bu yolu. Fark etmez.” Sözüm bittiğinde ekranda yazdığını da gördüm çünkü ben söylerken yazmış arkadaş. İçimden şöyle geçti, biraz düşünüp doğru dürüst bi şey mi söyleseydim acaba diye sonra da boşveeer dedim yine içimden nasılsa her söylediğim saçmalık olacak.
Az önce Ersinin verdiği adreste rastladım, I Ching’in(Değişimin Kitabı)önsözünde şöyle yazıyormuş: ““Bazen gölgeli taraftan, bazen de aydınlık taraftan; işte gerçek yol bu.”
Hayat çok şakacı. Gölgesiyle savaşan Neo, ve ona tapan Trinity.

Aşk bi alabalik deresi olabilir mi?

Gittim, oynadım, seyrettim, döndüm. Burası uğultulu tepeler. Yayınımıza kaldığımız yerden devam etmeyi umuyoruz.
Fermiyonlar bozonlar, higs ile gitmiş idim, Murat Uhrayoğlu arkadaşımızın birleşik alan teorileri ile döndüm. 20 sayfaydı tam 2 saatte bitirebildim, harika bir yolculuk oldu, merak eden araştıran ve bunları başkalarıyla paylaşanlara bir kez daha selam olsun. Newton Einstein,Manyetik yükler, microblackhole lar; İnception, zenon ve bi sürü başka şeyi daha aklıma getirdiler. Sanırım şu an bildiğimiz dünyaya biraz sallantılı iniş yapışımın sebebi bunlardır 🙂

**

Ayirmakta olanla birlestirmekte olani; iyi veya kotu olarak degerlendiremeyiz . Yapabilecegimiz sey yalnizca uzmanlik derecelerini olcmektir.

*

The river why… Ask bi alabalik deresi olabilir mi?
Gunun ilk filmi…Seyredilesiiii

Evlilik vd.

Bir tv programında bayan bir kitap yazarı evliliğin ortaya çıkışıyla ilgili şöyle birşey söylemişti..(ne yazık ne yazar ismi nede kitap ismi hatırlayamadığımdan aklımda kaldığı kadarıyla yazıyorum) Konuyu açmadan önce araştırdım ama google amca bana bu konuda pek cimri davrandı..Kaynağı bulamadım..

Kadınların birden fazla erkekle beraber olmalarında bir sakınca görülmez kadın hamile kaldığında erkekle beraber yaşamaya başlar ve bebeği beraber büyütürlermiş. ( BİR SÜRE! ) Kadın çocuk belli bir yaşa geldiğinde o erkekten ayrılırmış. Zaman ilerleyip 🙂 işin içine şu toprak meseleleri girince..erkek malını mülkünü kendi soyundan (nereden emin olucaksa =) ) birine bırakmak istemiş.Önceki şartlarla çocuğun kimden olduğu pekte belli olamayacağından.. kadına tek eşlilik getirilmiş olmuş.. Ve evlilik- kurumu 🙂 ortaya çıkmış. ( Der yazar bayan )

Biyonik – Doğadan Öğrenmek

Biyonik teknik problemleri biyolojik işlevleri örnek alarak çözmeye çalışan uygulamalı bilim dalıdır. Doğada mevcut metod ve sistemleri inceleyip modern mühendislik sistemlerinde ve teknolojilerinde kullanmayı hedefler.

Leonardo da Vinci, Otto Lillienthal:

Doğadan öğrenme, süreci basit anlamda doğanın yöntem, teknik ya da süreçlerini birebir taklit etmek anlamına gelmiyor. Biyomimikri ile anlatılmak istenen, doğanın çözümlerinden esinlenerek insanlığın (belki tümüyle farklı alanlardaki) sorunlarına çözümler üretmek… Doğayı birebir taklit etmeye çalışmak, her zaman iyi çözümler vermeyebilir; hatta ciddi yanlışlara neden olabilir.

Günümüzde nanateknoloji adı verilen uygulamalı bilim dalının gelişmesi ile birlikte biyomimikri kendine yeni ufuklar buldu. Bu çerçevede biyolojik alanda esinlenme sistematiği, nano ve makro ölçekli yapılar ve süreçlerle eklemlenerek “nanobiyomimikri” yeni bir alana zemin hazırladı. Diğer yandan günümüzün yenilikçi teknolojilerine bakıldığında; biyolojinin bir bilim dalı olarak hızla yükseldiğini ve başka bilim dalları ile ortak paydalar üretmeye başladığını görüyoruz. Bilim ve teknoloji tarihinde biyolojinin yıldızı hiçbir zaman bu denli parlamamıştı.