Kişi Kültü

Bu konuyu daha önce başka bir sitede tartışmıştık.. Oradan beğendiğim/istediğim yorumları buraya aktararak konunun tartışmaya açılmasını istiyorum;

“Ölülerden yardım istemek uygar bir topluluk için utanç vericidir…”

M. Kemal Atatürk
H.R. SOYAK, Atatürk’ten Hatıralar, s.268

Giriş

Kişi Kültü nedir?

Kişi kültü birden fazla biçimde tanımlanabilir. Benim beğendiğim tanımlardan ikisi şu şekilde:

1-Bir şahsın geniş kitlelerce ‘bir insandan daha fazlası’ olarak görülmesi durumu.

2-Bir şahsın halkın gözünde medya, propaganda, eğitim gibi yöntemleri kullanarak idealize edilmiş, sorgulanmayan övgü ile beraber gelen bir imaj yaratması durumu. [1]

Kelimelerden Eski Dil

Özel olarak bitkilerle ilgilenmiyordum, ama binanın zemin katında bulunan çiçekçi iş yerini kapattığı için bir satış yapılıyordu ve sekreter de büro için bir çift bitki satın aldı: bir kauçuk bitkisi ve latince adı dracaena cane olan bu bitki. Saksıların dibinden su akıp gidene dek musluğun altında tutarak onları suya doyana kadar sulamıştım ve nemin bitkinin en üstüne ne kadar zamanda çıkacağını görmek için meraklanıyordum. Özellikle dracaena ile ilgileniyordum, çünkü su uzun bir gövdeyi tırmanmak ve sonra uzun yaprakların ucuna ulaşmak zorundaydı. Eğer yalan makinesinin ciltteki ani karşılıkları gösteren dedektörünü bir yaprağın ucuna bağlarsam, nem elektrotların arasına ulaştığında en küçük bir direncin kağıt üzerine kaydedileceğini düşündüm.”

“Bu, en azından, asıl öyküdür. Daha derinde bir başka nedenin olup olmadığından emin değilim. Bir başka bilinç düzeyindeki herhangi birisinin bunu yapmam için dürtüklemesi de olasıdır.”

Rüya ve vizyon gerçekliği

Ona da, aynı fabrika üretimi olsa da bazı modellerin nerdeyse bunu inkar bile edecek kadar birbirinden uzaklaşmış olduğunu gözlemlediğimi söyledim.
Herkes yerinde ve komşu seri numaralarla keyif yapsın kardeşim, herkesle anlaşmak zorunda hissetmiyorum ben kendimi.
Benim model zati sulu bişeydir. Bi sürü netameli tasarımı var. Ama işe yarıyo mu yarıyo! En azından ben tepe tepe kullandım walla.

Netekim bazen anlaşamasak da güzel olduğunu hissettiğimiz modellere rastlıyoruz. Kendi adıma konuşayım; şöyle içine dışına iyice bi göz atıyorum, hayran oluyorum. Adını sanını, işlevini bilmediğimiz fonksiyonlar koymuşlar. Vardır bi bildikleri tabii. İnsan gurur duyuyo netekim. Mühendis çocuklar şevkle çalışıyorlar diye düşünüyorum.

Mantık

İnsanların ikna oluş veya inatlaşma süreçlerinde sıkça karşımıza çıkan mantık kurallarından biraz bahsetmek istiyorum. Düşülen mantık çıkmazını fark edip veya fark etmeyip devam etmenin tek mantıklı açıklaması düşüncelerinin aslında sağlam olmadığını kabul etmekteki zorluktur.

Dil aynı zamanda mantık kuralları için oluşmuştur. Bu yüzden söylediğiniz her cümle aslında bir mantık cümlesine çevrilebilir. Cümlelerinizdeki tutarsızlık mantığınızdaki tutarsızlığı ortaya serer.

Geçmişten günümüze bazı basit mantık kurallarına birlikte göz atalım.

Özdeşlik yasası: Her şey kendisiyle özdeştir. Yani a=a
Çelişmezlik yasası: Hiçbir önermenin aynı anda hem doğru hem de yanlış olamayacağını belirtir.
Üçüncü halin olanaksızlığı yasası: Her önerme ya doğru ya da yanlıştır.

Sonsuz Potansiyeller Denizi

“Allah ya vardır ya da yoktur. Hangi olasılıgın dogru oldugunu aklımızla
saptayamayız. Ama, bu iki olasılıktan birini seçersek yasamımız etkilenebilir.
Eger Allah’ın var oldugunu seçersek sonsuz hayata ve mutluluga ulasma
sansımız olabilir. Bu seçenek daha ahlaklı bir yasam tarzına yol açabilir. Allah olmasa da bu seçenegin bize zararı yoktur ve hatalı seçim yapmıs olsak bile herhangi bir kaybımız olmaz. Su halde Allah’ın varlıgını seçmemizde yarar vardır.”  Demiş ünlü Pascal. Mantık doğru olmakla birlikte oldukça eril bir yaklaşım değil mi? :)))
Oysa Allahın ya da BİR’in veya Sonsuz potansiyeller denizinin varlığı zaten her anımızda vesikalı ispatlı, bunun için mantık yürütmeye gerek yokmuş gibi geliyor bana, belki benimki de dişil bi algıdır:)