Yeni’den Doğanlar

Yeni’den doğanlar, gerçeklikleri birlikte inşa ettiklerini unutmazlar.

Ne bütün sorumluluğu üzerlerine alacak kadar ahmak, ne de hiç sorumluluk almayacak kadar şaşkındırlar. Birlikte yaratımın lezzeti daima dillerinde, genizlerinde ve kalplerindedir onların. sa

**

Hayat bize çıkmış bir piyango ve biz ondan maksimum fayda/maksimum zevk ortak bölenini çıkarmalı ve onu onurlandırdığımızı sadece sözle değil edimimizle göstermeliyiz. sa

**

Yazar olmakla, romancı olmak farklı şeyler midir? yazmaya hevesli, istekli bir kişiye yol gösterecek yöntemler var mıdır, yazmak öğrenilebilir bir şey midir?

Kurgu yazmak farklı bi şeydir, iyi gözlemciliğe ilaveten zengin hayal dünyası, matematik, mizah duygusu gerektirir. Bunun dışındakiler nispeten daha kolaydır, içinizde bi taşkın hissi olduğunda eğer parmaklarınız olduğunuzu hatırlarsanız, gülmek, ağlamak saldırmak ya da intihar etmek yerine parmaklarınızdan dışarı taşacaktır.

Hepimiz Akrabayız

Siyoux kabilesinin şifa törenleri hep aynı cümleyle bitermiş: “hepimiz akrabayız”
Ve bunun üzerine tek kelime edilmeden dağılınırmış.
“”Hepimiz” gerçekten hepimiz, sadece insanlar değil. Bunu anlamak önemli çünkü buna tam anlamıyla aydıktan sonradır ki, hepimiz seninle konuşmaya başlar.

**

İnsanın kendini kandırması normaldir fakat bunu bilmezden gelmesi herkese dert çıkarır. sa

**

Bi savaşçı, herşeye hakkını vermeyi öğrenir. İnsanların yaptığı şeyler, hiçbi durumda dünyadan daha önemli olamazlar. Ve bunu bilen bi savaşçı da dünyayı sonsuz bi giz kaynağı, ve insanların yaptığı şeyleri de sonsuz bi saçmalık diye ele alır.

Bi savaşçı için yaşam; koşulları, ölçüp biçip onlardan yararlanma alıştırmalarıdır.

Ders 1

Ders 1.

Adamın biri tam duşa girmek üzeredir ve karısı da duşunu almış olarak kabinden çıkmaktadır ki, kapının zili çalar. Kapıya kimin bakacağıkonusunda ufak bir
tartışma sonrasında kadın pes eder. Üzerine bir havlu alarak merdivenleri aşağı iner ve kapıyı açar. Gelen eşinin arkadaşı x’tir. Kadın daha selam veremeden x “havlunuzu üzerinizden yere düşürürseniz size anında 300 Euro veririm” der. Kadın bir müddet tereddüt eder, ancak havlunun düğümünü açarak havlunun düşmesini sağlar. X ona bakar ve 300 Euro verir ve söze devam eder:
“Antrede doğabilecek ufak bir tensel yakınlık için size 500 Euro daha verebilirim, hem de derhal” der.
Önce şaşkın, fakat daha sonra adrenalinin verdiği heyecan ve alacağıpara ile yapabileceklerinin anlık hayaliyle kısa bir duraksamadan sonra kabul eder.
Yaşamış olduğu olayın ve kısacık bir süre içerisinde edinmiş olduğu ufak servetin heyecanıyla merdivenleri yukarı çıkarak banyoya geri döner.
Hala duşta olan eşi ona kimin geldiğini sorar. “Arkadaşın x” diye cevap verir kadın.
“Çok iyi, ona borç verdiğim 800 Euro’yu getireceğini söylemişti, onu getirdi o zaman.”

Atom Saati

ABD’nin Colorado eyaletindeki Boulder şehrinde bulunan Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü 1999’da, saniyeyi tanımlamak için NIST F-1 olarak bilinen bir atom saati kullanmaya başladı.

Bir saniye, bir sezyum atomunun tam olarak 9.192.631.770 titreşimi olarak tanımlanır! NIST F-1 (Paris’teki benzer bir saatle birlikte) bugün dünyadaki en doğru saattir. Gezegenin dört bir yanındaki bir dizi atom saatiyle birlikte Eşgüdümlü Evrensel Zaman’ı belirlemek üzere kullanılır.

Ancak bu inanılmaz derecede doğru saat bile her 20 milyon yılda neredeyse tam olarak bir saniye “artacaktır”.

Hiçbir şey mükemmel değildir!

Srebrenitsalı Anne: “Biz kimseye hiçbir şey yapmamıştık.”

“Dünya bu katliama seyirci kaldı!”

(Hatice Mehmedoviç)

Bundan tam on iki yıl önce, 11 Temmuz 1995 yılında Srebrenitsa’da Sırpların gerçekleştirdiği katliamın en yakın tanıklarından olan Srebrenitsalı Anneler Derneği Başkanı Hatice Mehmedoviç’in, Potoçari Şehitliği’nde İHH ekibine anlattığı acı dolu hikayesi:

Ben Srebrenitsa’da yaşıyordum. Srebrenitsa zaten benim şehrim, burada doğdum. En güzel ve aynı zamanda en zor günlerimi burada geçirdim. Çocuklarım burada doğdu. İlk oğlum doğduğunda duyduğumuz sevinci kelimelerle anlatmak mümkün değil. Bunlar güzel günlerdi, ama Srebrenitsa’da daha sonra çok zor günler yaşadık. Benim için en zor günler ise bütün ailemi kaybettiğim günlerdir.
Zor günler, 1992 yılında savaşla birlikte başladı. “Çocuklarım, ailem, savaştan sağ çıkabilecek mi?” İşte bu soru aklımdan hiç gitmedi. Ancak ailemi kaybedeceğime hiç ihtimal vermiyordum; “Böyle bir şey olamaz.” diyordum hep kendi kendime. Çocuklarım zaten çok gençti ve biz kimseye hiçbir şey yapmamıştık. Srebrenitsa, 1993 yılında BM tarafından korunaklı bölge ilan edilmişti ama 1995 yılına kadar hemen her gün hayatını kaybeden insanlarımız oldu. Her gün… Bütün dünya bunu sadece seyretmekle yetiniyordu. Zaten kimsenin silahı yoktu. Şunu anladık ki dünya Sırplara bizi öldürmeleri için müsaade etmişti.