Her gün yeni güne uyanırken AKP’nin yeni projeleri ne olacak diye merakla bekler olduk. Çağdaş toplum yapısına uygun en medeni projeler AKP’nin işi. Yeni projesi : din psikologları 🙂 ve sıkı durun bu psikologlar bildiğimiz imam hatiplilerden oluşacak. Tabi sürekli imam hatip lisesi açmaktan oluşan imam birikimini eritmek için mezun olan imamları hayatın her alanında yaymak zorunda kalıyor. Ayrıca bir taşla üç beş kuş vurma talim tarbiyesi alan bu sistem, bir yandan imamlara istihdam sağlarken diğer taraftan da insanları dine iyice bulayıp sarıp sarmalama düşüncesini hayat geçiriyor.
Psikologların yıllarca aldıkları eğitimi bir çırpıda yok sayan bu yönetime ne desek bilmem! İmam her derde deva demekki:) Kesin tıp bilimi ile bir problemi var başkabanın zira önce jinekologlar, şimdi psikologlar… Sırada kim var acaba???
Zodyak içimizde mi?
Astrolog Öner Döşer, Zodyak içimizdedir diyor sayfasının başında. Buna katılan var mı aranızda?
Açıkçası ben kendi bedenim ve hayatımda birçok kez bu paralelliği görüp şaşırdım. Zaten küçükken de damarlarımda dolaşan kan ve içindeki alyuvarlar akyuvarlar bana nedense kozmozu anımsatırdı. Küçük bi çocukken bu bana çok normal geliyordu.
Bir çok insan -özellikle bu konuda fikir beyan eden erkekler- gökcisimlerinin kendilerini gerek kişisel özelliklerini gerekse zamanla gösterdikleri eğilimleri etkilediğini düşünmekten hoşlanmıyor, hatta yüzlerinde bi küçümseme ve tiksinti rüzgarı bile gördüğüm oluyor. Sizce bunun sebebi ne ola?
Eğer Zodyak içimizdeyse -ki buna katılıyorum- insanların büyük bölümü kendi içlerinden tiksiniyor olabilir mi?
Bu tılsımlı, mucizevi varoluşumuzda yalnız ve yalnızca iyiye odaklandırılmış insanların nevroz vakası olmalarında şaşılacak bi şey var mı?
Eğilimlerimizi keşfetmek için hangi aracı kullandığımız fark eder mi?
Rüyada uyanmak namı diğer Lücid
Rüyada uyanmak, yani lücid rüya görmek herkesin yapmak istediği birşey. Hani bazı şeyler açıktan bazı şeyler gizliden karalanır ya toplumda, lücidin üzerinde böyle bi gölge yok, uyan uyanabildiğin kadar!
Benim merak ettiğim bu hayattan ne farkı kalıyor o rüyanın?
-
YENİ’den DOĞAnlar Kulubü yıllardır rüyalarında uyanabilen biriyim. uyanmakla kalmayıp, rüyanın içindeki kişilere, benim rüyamda olduklarını söylerim ve rüya mekanının dışında gezinebileceğim, yapabileceğim şeyleri araştırırım. bikaç gün önce birdenbire, uyanık rüyaya dair oluveren şeylere dünya gerçekliğimizle kıyaslamayı düşündüm:) şu yukarda yazdığım cümlelerde bile, rüya kelimesinin yerine dünya yada yaşamım kelimelerini koyduğunuzda ortaya çok çarpıcı bir durum çıkıyor. dünyanın olağan gerçekliğinde, yani dünya uykusunda uyanabiliriz, dünyada olduğumuzun farkına varabiliriz, çevremizdeki insanlara ben dünya rüyasındayım, sen de benin dünya rüyamın içindesin diyebiliriz, dünya rüyasının sahnelerini değiştirebilir, mevcut durumlarımızın arkasındaki şeyleri görebiliriz..çok heyecan verici öyle dimi?:)
Bir Varmış, Bir yokmuş:)
Geçmişe bakıldığında üstteki başlığın doğruluk derecesini daha iyi anlayabiliriz. Türban vardı konuşulan, konuşuldu, ortalık karıştırıldı, tabiri caizse “dost- düşman” belli oldu, karşı çıkanlar – destekleyenler. Bir yokmuş oldu… Artık başörtüsü zulmünden bahsedilmiyor…
İmam hatipliler üniversiteye girecekler mi –giremeyecekler mi? Bu konuda da ayrı bir mağduriyet senaryosu işlendi. Filmi çekildi, seyircisi bol, katılımı geniş propagandalar yapıldı. Sahnede yeniden din üzerinden “dost-düşman” ayrımcılığı… Ayırım yapıldı, gerekli düzenlemeler ışık hızıyla gündeme dahil oldu eğitim sistemi “iyileştirildi” filan falan… Karışıklık çözüldü, konu kapandı. Bir yokmuş oldu.
Ama başkabanın canı halen sıkkın, e tabi bir de gündemi değiştirmenin zarureti gelip kapıya dayanınca!!! Toplumu ayrıştırmanın başka bir boyutu olan “yaşam biçimlerine saldırı” şu sıra gündemde. Kendi kontrolü dışında, izni dışında oluşan ilişki biçimlerine acayip sinirleniyor. Hele kadının her anlamda özgürleşmesi ödünü patlatıyor olmalı ki!!! Konu geldi oturdu kadının göbek kısmı ve bacak arasına…
Zar Adamın Peşinde
“Amacımız daha iyi insan ve daha iyitoplum yaratmak değildir; en azından geleneksel anlamda. Bizim değerlerimiz sadece üç tanedir: Oyunbazlık, esneklik ve çok benlilik. Oyunbazı ciddi olana, çokluğu tekliğe, esnek olanı kalıplaşmışa yeğ tutarız. Bunların hepsi sadece özgürlüğe değer verdiğimiz anlamına gelir.
Zar ve şans sadece çeşitli evetler ve çeşitli hayırlar yaratmanın bir yoludur; katılığın norm olduğu yerde esnekliği yaratmak, ciddiyetin norm olduğu yerde oyunu yaratmak için.”
Doğa neden insan yaradılışına ciddiyet denilen bu yıkıcı, neşe düşmanı günah unsurun yerleştirmiştir ki? O olmadan insanlar kelebek gibi süzülüp, arı gibi sokabilirlerdi. Ciddiyetle filler gibi süzülüp, pireler gibi sokuyoruz.