YENİ’den Doğanlara yorumlar

Yenicik  kitabımıza -ki kendisi henüz 10 günlük bir bebeciktir- kitap dostlarından yorumlar gelmeye başladı.

YENİ’den Doğanlara okuyucu yorumları:

Oldukça içten bir yaban senfoni bu. Duymayanlar duyanlara anlatacak gibi görünüyor. Kendini gerçekleştiren insanlık yolunda yel de sabit fırtına da. Anlamda anı yaşatanlara yeniden doğmak da bir, binlerle ölmek de.

Kutluyorum
Ömer Serdar

**

Minik kitabımızı çok sevdim.facebookda da yazdım.
bana Küçük Prensi okuduğum zaman gelen duygu geldi yine..O duygu neydi diyorum kendime.. çok önemli birşeylerin en sade en anlaşılabilir belki de “işte hepsi bu” dedirten bir biçimde ifade edilmesi.. Picassonun çocuk sadeliğinde yaptığı resimler vardır ya, aslında herşeyi anlatır orada,
bakarsın ve baktığın anda anlarsın, çünkü sende de bilgisi vardır bunun ama içinde öyle karmaşık dururlar ki, birtürlü netleştiremezsin, sonra biri gelir, sana birkaç resim yapar önüne koyar,
onlara bakarken birden ayma hali olur ve “işte bu” dersin, ben de “işte öyle birşey diyorum”ve
sınırlar ötesi buluşmalar hissediyorum
sevgilerimle

AXA Sigortaya Teşekkür

Memnuniyetimizi ifade etmenin şikayetlerimizden daha da önemli olduğunu düşündüğüm için yaşamımda bunu uygulamaktan mululuk duymuşumdur.

Sigortanın her şeklini hayatım boyunca aksatmadan sürdürdüm ve geçen aya kadar da geri dönüş kullanmadım. Buna her daim memnun oldum çünkü sigorta kurumunu; kazaya uğrayan, bilinmedik beklenmeyen durumlarla karşılaşan insanların bir yardımlaşma fonu gibi görürüm.

Geçtiğimiz ay evimde beklenmedik şekilde ortaya çıkan bi arıza olduğunda birden sigortalı olduğumu hatırladım, pek bi beklentim yoktu ama yine de Axa Beylerbeyi acentama konudan bahsettim. Sıcak bir ilgi ve hızlı bir prosedür tamamlama girişimi görünce biraz şaşırdım; çünkü tüketicinin her konuda o kadar çok şikayetini görüp duyuyorum ki ister istemez insanın üzerinde bir yılgınlık duygusu bırakıyor.

Tanrı’ya ne yapacağını söyleme

Einstein “Tanrı zar atmaz!” ünlü sözünü dile getirdiğinde, Bohr’un “Tanrı’ya ne yapacağını söyleme” dediği rivayet edilir. Einstein kuantum fiziğine şüphe ile yaklaşıp, onun bitmemişliğini gözler önüne seriyordu. Bohr ise kuantum konusundaki araştırmaları olduğu kadarıyla kabul ederek tüm evrende uygulayabileceğini düşünmüştü. Hangisi haklıydı hala bilmiyoruz çünkü hayatımıza giren her yeni bilgi ile, kuantum fiziği de o denli anlaşılmaz bir yapıya dönüştü. Önceden tüm bilimlerin en tarafsızı olarak kabul gören fizik şimdi insan ruhuna olan gereksinimi yeniden keşfediyor ve onu ‘gözlemci’ olarak evren hakkındaki tüm görüşlerin merkezine koyuyor. Kuantum fiziğinin en etkileyici yönlerinden biri, fiziksel dünya üzerine oluşturduğumuz geleneksel düşünme biçimimizi kökten bir meydan okumayla yerinden sarsmış olmasıdır.

Kuştan korkan darı ekmez!

Gerçekten Bertrand mı söyledi bilemiyorum fakatvgüzel saptamalar:

Filozof olmak isteyen saçmalıklardan korkmamalı
Bilim, felsefenin, başarılarından, felsefe de bilimin başarısızlıklarından örülmüştür.
Bilim, bildiklerimiz; felsefe ise bilmediklerimizdir.
Serbest rekabete ticarette değil, fikirlerde gerek vardır.
Eğer gerçek düşünce özgürlüğü var olacaksa, değişik görüşler arasında fırsat eşitliği olması da zorunludur.
Akılsızca bir şeyi milyonlarca kişi söylese de, o şey yine akılsızcadır.
Tüm uzmanların aynı görüşte olmaları, hepsinin yanılmaları anlamına da gelebilir.
Düşünce özgürlüğü lehindeki temel sav, bütün inançlarımızın kuşku götürür olmasıdır.
Gerçek bilgiye en yakın şeylerin yalnız bilim alanında bulunabilmesine rağmen, bilimcilerin tutumu kuşku doludur ve zamanla değişebilir.
Kendi kuşkuluğumuz hakkında bile kuşkucu olmalıyız.
Gazeteler bir defasında benim öldüğümü yazmıştı ama kanıtları yakından incelendikten sonra bu açıklamanın yanlış olduğunun sonucuna vardım.
Günümüzde, dünyadaki temel sorun aptalların kendilerinden son derece emin, akıllıların ise devamlı şüphe içinde olmalarıdır.
Pek çok kişi, kafalarındaki ön yargıları başka bir şekilde düzeltirken düşündüklerini zannetmektedirler.
Kişinin duyguları bildikleri ile ters orantılıdır. Ne kadar az bilirsen o kadar çok kızarsın.
Ateşli bir şekilde savunulan görüşler asla iyi bir temele dayanmayan görüşlerdir.
… şiddetli duygusallık, görüş sahibinin rasyonel kanıtlardan yoksun olduğunun bir göstergesidir.
Kendi refahımızı, herkesin refahının güvence altına alınmasının dışında bir yolla güvence altına alamayız…
…kendinizin mutlu olmasını diliyorsanız başkalarının da mutlu olmasına rıza göstermek zorundasınız…
İnsanlığın iki tür ahlakı vardır. Biri, sözünü edip uygulayamadığımız, diğeri de uygulayıp sözünü etmediğimiz.
Aşk ancak özgür ve kendiliğinden olduğu zaman yeşerir sonra görev gibi düşüldüğünde öldü demektir.
İyi bir evliliğin özü, eşlerin birbirlerinin kişiliğine saygı göstermeleridir.
İstediğiniz bazı şeylere sahip olamamak, mutluluğun bir parçasıdır.
Ne yazık ki çoğu insan daha önce mutlu olduğunu ancak mutsuzluğa düştüğü zaman anlıyor.
Bir uçurumun kenarında yürürken düşme riskiniz, korktuğunuz oranda artar.
Korku batıl inançların temel kaynağıdır.Korkuyu fethetmek, bilgeliğin başlangıcıdır.
Üç tutku hayatımı önemli derecede etkilemiştir; sevgiye olan özlemim, bilgiyi araştırma merakım ve insanlığın çektiği acı ve ızdırap için duyduğum büyük merhamet.
BERTRAND RUSSELL’DEN ÖZDEYİŞLER

VARsıl- YOKsul

Yoksulların açlığını gidermek kolay. Asıl sorun, zenginlerin açlığının giderilmesinin imkansız olması!

Demişler, doğrudur da neden? Sebebini düşündünüz mü?

  • Turan Erdal İlki bedensel, digeri zihinsel oldugu icin…

    Jaan Eric Maslow ihtiyaclar semasinin en alt basamagindakiler icin karnin doymasi en temel ihtiyac, karni doydugunda toktur artik, bir dahaki acikmaya kadar. Yukseldikce tatmin, beklenti yukseliyor, paranin hersey oldugu bir deger anlayisi yaratiliyor, realiteyi yaratanlar oldugumuz unutuluyor veee sonuc hep aclik..

    Sibel Atasoy Söyledikleriniz gayet yerinde görünüyor. Benim de ilk aklıma gelen “sürdürülebilirlik” oldu. Bi şeye bir kez ulaşmak nisbeten kolaydır. Yeterli ve saf arzu bile bazen şans çarkını işletir. Fakat o şeyi sürdürülebilir kılmak büyük bi iştir! İşte bana göre zenginlerin tasası ve doyamaması seviyelerini sürdürülebilir kılmak olunca açlık bitmez. bu sadece parasal refah için değil, sürdürmek istediğiniz her şey için geçerlidir ve belki paradan çok aşk konusunda kendini alanen gösterir.
  • Jaan Eric Zorla guzellik olmuyor, zer(altin, para, mal) ile de olmuyor, birakmayi hatirlamak icindir belki de hersey 🙂