Şartlanma

Şartlanma sizce nedir?

Şartlanma nasıl olur? Şartlanma olumlu denilen yaratıcı kısımdamı yer alır, yoksa olumsuz denilen yıkıcı kısımdamı yer alır?


Kendimce;

Şartlanma denilen hal, doğumumuzdan itibaren elbet ki etkili değildir, pek çoğumuzun bildiği üzere… şartlanma çocuğun, çevresini anlaması, bu dünyanın bir üyesi haline gelmesi adına, bizlerinde isteyrek veya istemeyerek yaptığı bir durum bir koşuldur.

Dövüş sanatlarından karatede bilindiği üzere beyaz kuşaktan başlanıp, siyah kuşak 10. danda son bulur. 10. dan sonra, Japon felsefesine göre, hiçbirşey değilim, hiçbirşey bilmiyorum düşüncesi yattığından tekrar beyaz kuşak alınır.

Ne alaka bu şimdi sucu?

Şartlanma bizlerin bilmeden yaptığı ve olumlamalardan ibaret değilmidir? Daha küçükken sobaya yaklaşma elini yakarsın gibi kesin netleştirmeler çocuğun hayatını kurtarır çocuğun yaşamını kolaylaştırır gibi düşünce yapıları ile yapılmaktadır. Tabii ki çocuğu harekete geçiren ebeveynler, doğumundan sonra, diğer insanlar gibi yapmamak adına kendilerine hatalı ya da doğru olan yeni şartlamalara sebep olurlar ve kendi çocuklarının dünya üzerinde ki en kusursuz varlık olduğunu düşünüp çocuğun sıradan bir insan olmaktan çok dünyayı kurtarmak amacı ile doğduğunu varsaymasını istemeden sağlarlar.

İtiraf (L’aveu)

İtiraf (L’aveu)

“Lenin kalk artık, bunların hepsi çıldırdı!”

Filmin sonunda bir grup öğrencinin duvara yazdıkları yazı böyleydi…
İtiraf, Artur London’ın kendisine isnat edilen asılsız suçlamalarla aylar süren sorgulama ve düzmece bir mahkemede geçen yargılama sürecinin ayrıntılarıyla anlatıldığı nefis bir eser. Ayrıca Stalinci Sovyet bürokrasisinin bir karabasan gibi komünistlerin üzerine çöktüğü karanlık bir döneme dair ışık tutan da bir belge.

Çekoslovakya’da dışişleri bakan yardımcılığı görevindeyken bir gün arabasını kesen gizli polislerce apar topar tutuklanır ve gözaltına alınır London. Ardından bitmek bilmeyen bir sorgulama süreci başlar…
London’ın, yargılama süreci boyunca kendisi hakkında önceden verilmiş bir karara, yani “Troçkist ve emperyalist casuslardan müteşekkil bir örgütün şefi olarak devlete karşı gizli bir komplo kurduğu” iddiasını kabul etmeye zorlanması; aslı astarı olmayan ifadelerin altına imzalar atmak suretiyle bütünüyle “kurgusal” bir iddianın içine itilmesini okumak insanın gerçekten kanını donduruyor. Aylar süren hücre hapsinde London aç, susuz ve uykusuz bırakılır; şiddete maruz kalır, tartaklanır…

Çığlık …120 milyon dolar


Ressam Edvard Munch’un “Çığlık” tablosu, 119 milyon 922 bin 500 dolara (yaklaşık 212 milyon TL) alıcı buldu.

Sotheby’s Müzayede Evi’nde yapılan satışta, insanın duyduğu kaygının modern sembolü olarak nitelendirilen 1895 tarihli eseri kimin aldığı açıklanmadı. Açık artırma 40 milyon dolarla başladı.

Bir önceki rekor Picasso’nun 106,5 milyon dolara (yaklaşık 188 milyon TL) satılan “Çıplak, Yeşil Yapraklar ve Büst” adlı eseri olmuştu.

Aynı müzayedede Picasso’nun 1941 yılında yaptığı “Sandalyede Oturan Kadın” tablosu ise 26 milyon dolara (yaklaşık 46 milyon TL) alıcı buldu.

A.A

Sevmek, özgünlük ve Çağımız

Sevmekten sevmeye öyle bi anlam aralığı var ki; bin Big Bang geçer. sa

**

Özgürlük, her bir ayrı görünenin özgünlüğüne iman etmek ve onların aslında bir olduğunu unutmadan unutabilmektir.

**

Bir ilişki, farklı şehirlere gittiğiniz halde aynı otobüste olduğunuzu fark etmekle biter. Birinden biri diğerine hayırlı yolculuklar dileyerek otobüsten iner. sa
(Bir okurumun sorusu üzerine: “Sizce bir Birliktelik veya evlilik ne zaman bitmiştir?”)

Tabi her zaman başka seçenekler vardır.

**

Bizler yaşamımızın öznelliği ve özelliği ölçüsünde, çağımızın yalnızca kurbanları değil, aynı zamanda etkenleriyiz de. Çağımız biz demektir. Jung