Senaryoyu Değiştirmek

Bugün politikada ve dış ilişkilerde gördüğümüz sefil senaryonun sadece bir detayını kendi içimizde, günlük yaşamımızdaki yansımasını bulup bunu değiştirmeye kesin karar verip uygulasak, dünya o anda makul bir miktar değişir.

Burada iki sorun var gibi görünüyor; Birincisi o senaryonun farkına varmak, ikincisi değiştirmeyi istemek. Fakat üçüncü ve ilk ikisini içeren sorun, farkına varıp, değiştirmek isteyip bunu dışarıdaki kişileri değiştirmek,yani senaryonun oyuncularını değiştirmek olduğunu sanmamız. Yani CASTı değiştirirsen olay bitecekmiş, önceki oyuncular hatalı ve kötüymüş zannı dünyayı bitiriyor. biz değişmesi gerekenleri neye değişsin cevabını bularak bunu hayatımızda uygulamaya başlayıp, gerisini evrenin kuantum çalışmasına bırakmalıyız. cevaplar ardı ardına hızla önümüze akar.

Çok klasik ama şöyle örnekleyeyim, Adolf Hitler kötüydü, kötü işlere imza attı,onu değiştirelim, bu rolü başkasına verelim. Bu kez Hiter monty’yi bulduk, onu aldık işe, aynı senaryoyu oynamak üzere, perde açıldı, aynı senaryo oynandı, belki biraz performans farkı olur! Demem o ki senaryoyu değiştirmek oyuncularla ilgili değil bu senaryoyu beğenmeyen BEN ile ilgili, oturup senaryoyu değiştirip kendi hayatımda oynamam gerekiyor.

Ben şöyle bir şey öneriyorum: Dünya ve ülke bazında oynanan senaryolardan en rahatsız olduğunuz 3 husus seçin, öncelik sırasına koyun ve düşünmeye başlayın, bunlar benim minicik küçük hayatımın, kişiliğimin hangi alanında yer alıyor diye. Onu bulduktan sonra, konu açıklık kazanacaktır çünkü değiştirmek kolay değil, belki hayatımız boyunca değiştiremiyeceğiz onları ama bazı adımlar atacağız, çocuklarımız bunu görecek, kendi KU’muz (Bilmeyenler için BEDEN HAFIZASI anlamındadır Huna bilgiisinde) bunu fark edecek. En azından dışarıda olup bitene, şahıslara lanet etmeyi keseceğiz, kendimize de zaten fazla kıyamayız 

Bilincimizin KU bölümü (beden hafızası) özne ve zaman bilmez. Bunu unutmadan yaşamak lazım.

Senaryo nedir?

Senaryo (sinema), belli bir teknik ve yeteneğe dayanan, yedinci sanat kurallarını ve o günün teknik kurallarını dikkate alan, ilk satırdan son satırına dek sinemaya uygun olarak hazırlanan metin. Bir başka deyişle senaryo, görüntü ve sese dönüşecek bir düşüncenin, bir olayın yazıya dökülmüşüdür.Göstermeyi esas alan bu nedenle, yazım biçimi, kurgulama, zaman, mekan ve diyaloglar gibi teknik açıdan farklı nitelikler taşıyan yazıdır.

Kısımları: (Sinopsis-Tretman-Senaryo)

Sinopsis:Kısımları nelerdir? (Sinopsis-Tretman-Senaryo)Sinopsis: Senaryonun alt yapısını oluşturur. Senaryo öyküsünün anlatımının yapıldığı tek sayfalık özettir. 4-5 sayfalık ve daha fazla olan örnekleri de mevcuttur. Özet aktarılırken kesinlikle diyaloglara ve sahnelere yer verilmez. En kısa ve genel haliyle filmin konusunu anlatır.

Örnek: Kar ve Kaplan (The Tiger and The Snow) Künye:Yapım: 2006Yönetmen: Roberto BenigniSenaryo: Roberto BenigniOyuncular: Roberto Benigni, Nicoletta Braschi, Jean Reno…Süre: 114dk.Sinopsis: Attilio Roma’daki Yabancılar Üniversitesinde şair ve okutmandır. Yıl 2003’tür ve Irak savaşı henüz başlamamıştır, fakat havada savaş kokusu duyulmaktadır. Her şeye rağmen Attilio kendine ait dünyasında olan bitene kendini kapatmış o çok sevdiği şiirlerin şairlerine ait duyduğu hayali seslerle yaşamaktadır. Edebi alanda kendine ait bir ünü vardır ve son kitabı The Tiger and the Snow’u henüz yayınlamıştır. Kitap eleştirmenler ve okuyucular tarafından çok beğenilmiştir. Olan olaylar onu korkutucu bir şekilde etkilemeye başladığında rüyalarında evlenmek istediği kadını görür. Kadının adı: Vittoria’dır ve gerçek hayatta Attilio ile evlenmeyi bırakın hiçbir şey yapmak istememektedir. Aslında bu sevimli adamın ona yaklaşmak için yaptığı herşey, ölümsüz aşkını ilan ediş tarzı Vittoria’yı daha da kızdırmaktadır. Attilio her yerde onu takip etmekte sonsuz mutluluk sözleri vermekte ve genellikle ayaklarının dibinde bir halı gibi kendini bu aşka adamaktadır. Fakat sevimli şair ne kadar bu konuda baskı yaparsa, güzel kadın onu o kadar güçlü bir şekilde reddetmektedir. Vittoria da edebiyat dünyasından bir isimdir. Üzerinde çalıştığı son kitabı ise Irak’lı bir şairin biyografisini anlatmaktadır. Yıllardır Paris’te yaşayan bu ünlü şair Bağdat’a dönmeye hazırlanmaktadır. Eğer savaş patlak verirse Bağdat’da kendi insanlarının yanında olmak istemektedir. Vittoria ve Attilio onunla Roma’da buluşurlar. Aradan zaman geçer ve günün birinde Attilio Bağdat’a dönmüş olan ünlü şairden bir telefon alır. Vittoria biyografiyi bitirebilmek için onunla birlikte Bağdat’a gitmiştir, ilk Amerikan saldırısında başından yaralanmıştır ve ölümün eşiğindedir. Attilio aynı gün Irak’a doğru yola çıkmak ve sevdiği kadına ulaşmak için bir dakika bile tereddüt etmez…İnatçılığı ve şansı sayesinde aynı gün Irak’a varmayı başarır ve Irak’lı şair onu aşkı Vittoria’nın her şeyden habersiz ve bilinçsizce ölümü beklediği hastaneye ulaştırır. Hastane ve doktorlar savaşın mahvettiği koşullarda çaresizdir. Ne ilaç ne de gerekli malzeme yoktur. Vittoria’nın beyninde ödem oluşmuştur ve bunu geçirmeye yarayan hiçbir ilaç hastanede yoktur. Umutsuzluk ölümden bile kötüdür…Delişmen Attilio ise umutsuzluğu asla kabul etmeyen tavrı ile şehirde ilaç aramaya başlar. Aramaları her seferinde yıkılmış eczanelerde son bulur. Eğer ilaç yoksa, o zaman imal edilmelidir… Aşk ölümsüzdür…. Vittoria ölmemelidir.

Tretman: Geliştirme senaryosudur. Yapısı itibariyle senaryoya benzeyen ama henüz nihai sonuca ulaşmamış taslak metin anlamındadır. Henüz kaleme alınmamış fikirlerin, senaryo ve kurguya geçmeden önceki düzensiz halidir.Senaryo yazılırken ve daha sonrasında kurgulanırken, tretman notlarına bakılarak başlangıç ve bitiş noktaları saptanır ve kurgulama gerçekleştirilir. Sinopsisin geliştirilmiş halidir. senaryoda yer alacak sahnelerde nelerin aktarılacağının paragraflar halinde belirtilmesidir. Senaryo sahnelerinin azlığı-çokluğu bakımından 10 sayfa ila 15 sayfa arasında değişkenlik gösterebilir

.Örnek: Çarpışma (Crash)Künye:Yapım: Temmuz 2005Süre: 00:17:35 dk.Yönetmen: Umut ARALSenaryo: Umut ARALOyuncular: Ruhi Sarı, Gürkan Uygun, Ali Çekirdekçi, Serhat Uluergüven..Tretman: http://www.umutaral.com/carpisma/tretman.htm

Senaryonun Yapısal Unsurları: (giriş, gelişme, gerilim, sonuç)

Giriş (Serim) Bölümü:  Her konu, bir sürecin parçasıdır. Sürecin hangi noktasından başlarsak başlayalım, konunun bir öncesi vardır. İzleyiciye, konunun anlaşılması için önceki olayları da iletmek gereklidir. Konunun öncesini, kişileri, aralarındaki ilişkileri, gerekliyse zamanı ve olayın geçtiği yeri, sahne dışında ya d a perdeler aralarında geçen olayları, sebeplerini, nasıl geliştiğini de aktarmak gerekiyor. Yazar bir ortamı bir çevreyi de sergilemek isteyebilir. Bunların tümünün anlatıldığı kısma, giriş bölümü denir.

Gelişme (Düğüm) Bölümü: Düğüm, izleyiciyi meraklandırmak için kullanılan bir öğedir. Pratik bir tanımla, izleyicinin,”şimdi ne olacak?”, “ne yapacak?”, “bu açmazdan nasıl çıkacak?”, “bu zor sorun nasıl çözülür?” diye meraklandığı durumdur.             Merak uyandırmanın tek yolu düğüm değildir. Yarım bilgi verip gerisini erteleme; bir gelişimi en kritik noktada kesip başka bir sahneye geçme; bir kağıdı gösterip “bu belgenin büyük sırrı sakladığını..” belirtip sırrın ne olduğunu açıklamayı ileriye bırakma; biri içeri girince telaşla bir şeyi saklama gibi davranımlarla da merak uyandırılabilir.

Gerilim Unsuru: Yoğun, sert çatışmalar, düşmanlar karşı karşıya gelmeleri, olumlu karakterin tehlikeye düşmesi, doğal olarak filmde gerilim yaratır. Her şey izleyicinin önceden tahmin edebileceği gibi gelişiyorsa, izleyici ne gerilir, ne de meraklanır. Bir süre sonra filme olan ilgisi de söner. İzleyici, gelişimin bir aşamasından sonra, karakterin amacına varıp varamayacağı konusunda kuşkuya düşerse, bu da çatışma gibi gerilim yaratır.

Çatışma Unsuru : Biri ya da bir şey, güçlü bir isteğin, amacın, düşüncenin, bir beklentinin ya da bir işin önüne engel çıkarır ya da sürmekte olan ilişkiler düzenini, durumu sarsar. Kişinin kendisi de, amacına ulaşmasına engel olabilir. Engeli yeni engeller izleyebilir. Benimsememe, destek vermeme, paylaşmama, anlamama da bir çeşit engeldir. Dramatik karakter, sürdürücü özellik taşıdığı için bu engeli/engelleri gücüyle ya da zekasıyla, ya da ikisiyle birden aşmaya çalışır. Doruk sahnenin sonuna kadar sürecek olan bu karşılıklı çabalara, çatışma adı verilir.

Doruk Sahne: Çatışma, çekişme, yarış, sonsuza kadar sürüp gitmez. Taraflara son bir çatışma olanağı verip dramayı bitirmek zorundayız. Doruk sahne, tarafların son kozlarını oynadıkları, son defa çatıştıkları, çatışmanın en hızlı, şiddetli ya da en incelikli, duyarlı ve sonucun kesin olduğu, bu yüzden heyecanın yükseldiği sahnedir.

Senaryoda bulunması gereken öğeler

Senaryo (Drama) unsurları

Tema: Senaryoda sunulan ana düşüncedir. Her dramatik  eserin bir tema’sı vardır. Tema kısaca, yazarın izleyiciye iletmek istediği ana düşünceyi belirten bir cümledir. Yazar seçtiği temaya göre malzeme toplar, ya elindeki malzemeyi temaya göre ayıklar ya da tamamlar.

 

Kaynakça: www.wikipedia.orgTurgut Özakman, ‘Tiyatro Oyunu ve Senaryo Yazma Tekniği’ – tiyatro, radyo, televizyon,  sinema – Bilgi Yayınevi 4. basım 2007 s. 327.Hazırlayan: Kerem KA

Bitkinin yeteneği insanda yok mu yani?

Bir bitki dahi insanın aklından geçen şeyi hem de yalan veya samimi olduğunu ayırt ede ede biliyorsa, insan bunu yapamaz mı da, insanlar kafalarını devekuşu misali kuma gömmüşler?! Ya da önce insanları bu yeteneklerini kullanamayacak hale getirmişler, bunu yapanların bi art niyeti olmalı, öyle ya da böyle bi gizli niyetleri olmalı değil mi, yoksa neden böylesine bir yeteneğin çalışması engellenir?
Don Juan bunu yapanlara “uçucular” diyordu, bazı yerlerde de “yabancı zihin” diye geçer. Fakat DJ demiş dememiş fark etmez ki bi şey, zaten her şey ortada deil mi? Kendimiz bunu görebiliyoruz. Mesele şu bu konuda ne düşünüyoruz, ne gibi önlemler alıyoruz? Böyle gelmiş böyle gitsin mi? Neye hizmet ediyoruz? Belki de yabancı donanım kendimizi kandırdıımız kendi icadımızdır ve kendi gizli niyetimize hizmet ediyordur! Oyun içinde oyun var burada

İyi ve kötünün olmadığı bi senaryo yazamıyoruz, gerekçe şu; o zaman zevki olmaz, yavan olur, izlenmez. Sanki içinde iyi ve kötünün olmadığı bir senaryoyu daha önce gördük mü, yaşadık mı da zevksizliğine karar verdik! Burada da bi azmettirme var sanki!
Aba altından gösterdiğin sopa, gerçeğe dönüşmüş de haberimiz yok. Oysa bence herşey denetimli divanelik olarak başlamıştı ama işin ucu kaçıverdi, gerçek(!) oldu!

  • Ibrahim LifeisLife LifeisLife azmettirmek zihinde ellerinin temiz kalacağını düşünmeni sağlayan ( aslında ben yapmadım )
    Padişahların bir müslümanın kanını dökemeyeceği gibi etrafındakilerin boğdurulması da aynı tarz bir düşünce köküdür. azmetmek can almak eğer bir kötülük ise azmettirmek kötülüğün yalanımıdır acaba.
  • Sibel Atasoy Harika bi açıklama İbrahim bey, evet neden olmasın. Ben kendimle ilgili bu söylediiniz yöntemi kullandığımı ilk fark ettiimde utancımdan intihar edecek oldumdu! Fakat sonraalıştım

     

    Ibrahim LifeisLife LifeisLife insan doğası gereği gelişimini tamamlayabilmek için eksik kalan noktalarını kapatabilmek adına kendisini çevreleyen bütün etkileri alt etmek veya onlardan faydalanbilmek için kendi zıtlığını üretme gayretini gösterir. Sonunda da azmedersin yalanınla onları.

     

    Sibel Atasoy Aynen katılıyorum, birçok yerde de yazdım fakat kendi kandırıımıza tam olarak inanmış olmamız yani denetimli deliliin şartını yerine getirememiz sebebiyle şimdi bu çukurun içinde debeleniyoruz. Geçenlerde bi röportaj sırasında bana “deli” tanımlaması yapmamı isteyen kapalı bir soru yöneltildi.Deli ve akıllı konusu gerçekten karmaşık bir durum

     

    Ibrahim LifeisLife LifeisLife Kesinlikle aklı olan insanın içinden gelenleri özgür ve iradesiz bir biçimde dışa vurmasını, aklı ile yönlendirip yönettiği bir aralıkta anlamsız kalan bir değeri ancak dengesizliğinin kontrolü mümkün olmayan bir insana verilebilecek değeri aklı olana yüklememek gerekir.

     

    Sibel Atasoy biraz ağdalı bir cümle olmuş ancak anladığım kadarıyla kontrolü mümkün olmayanın -dengesizlik- akılla anlam verilemeyen bi aralık için gereğinden söz ediyorsunuz?
  • Ibrahim LifeisLife LifeisLife akıl ile yönetilebilen sınırsız özgür bir yaşamda delilik yerine sınırsız çılgınlığa terk etmiştir. Kontrol edilemez olduğu an ise dengesizlik değilmidir.

Çocuk Kitapları Yazmak

“Çocuk kitapları yazıyorsunuz değil mi?”
Evet anneciğim
“Kitaplarınızı çok beğeniyorum-gerçek kitaplarınızı yani; çocuk kitaplarınızı okumadım tabii!”
Tabi babacığım.
“Arada bir de basit(!) şeyler yazmak rahatlatıcı olmalı.”
Tabii basittir çocuklar için yazmak. Onları yetiştirmek kadar basit. Bütün yapacağınız, seksi çıkartmak ve küçük kısa kelimeler, küçük salakça fikirler kullanmak, çok korkunç olmamak ve mutlu bir son olmasına dikkat etmektir.Tamam mı? Kolay. Hemen yazın. Haydi. UGH

Ursula Hemşiremiz çok haklı, ben yazamadım. Dört yıldır hazırlık yapıyorum, cesaret biriktiriyorum ama daha kaç yıl geçecek yazabilmem için bilemiyorum. Belki de onlara hitap edebilmeye hiç bi zaman yetkin olamayacağım, ya da bi gün aniden sevinçle şakıyacağım. Doğrusu tam bir muamma şimdilik.

Ahlaki iyiliğin en güçlü aracı hayal gücüdür demiş Shelley. Oysa  şimdilerde hayal kurma eğer bir teknoloji ortaya çıkarabileceksen ancak müsamaha edilen bi edimdir, değilse bull shit (pardon Türkçe kullanmadığım için)
Rüyalar boş, hayal kurmak bomboş öyle mi?
Öyleyse sizi ben bile kurtaramam 🙂

*

Bir kurgu (roman, senaryo,piyes ) yazdığınızda -bilmeden-yüzlerce rüyanızı yazmış gibi olursunuz.Bilinçaltınızdan devasa bir kütle dışarı çıkar ve tabi eğer ne yazdığınıza ayabilecek olursanız şifalanırsınız hatta onu okuyup seyredenler de özdeşlik kurarsa onlar da şifalanır.sa

Kıyamet- Kıyam et

Dün gece kıyamet konusunda ve başka bazı konularda arka arkaya vizyonlar gördüm. Bunları anlatmanın bir yolunu bulmaya çalışacağım. Görüntüleri anlatmak bana hep zor gelmişse de unutmak istemediğim için (hiç olmazsa kendime hatırlatacak simgelerle) iz düşmek isterim.

Kıyamet bana nedense tarot destesindeki mahkeme kartını anımsattı. Üşenmedim kartın anlamını okudum;

“Mahkeme kartının kelime anlamı olarak genelde yanlış anlaşıldığı ve son mahkeme yani cezalandırma, lanetlenme, korku ve endişe gibi anlamlar çıkarıldığı görülmektedir. Oysa bu kartta görülen diriliş (yeniden doğma), daha önceleri saklı veya başka şeylerin altında kalmış olanın kurtuluşu anlamındadır. Gerçeğin, Tanrısal olanın, karanlık derinliklerden kurtularak gün ışığına çıktığını gösterir. Kartın tamamen olumlu yorumlanması gerekir.Kendini bulmak veya değişim sürecinin olumlu tamamlanması için atılan önemli adımı simgeler. Daha güncel olarak bu kart, tüm dertlerden ve endişelerden, gereksiz çekingenlik ve utançtan kurtuluşa işaret eder. Ayrıca bu kartın ışığı altında gerçekleştirmeyi düşündüğümüz bir olay sayesinde kısmetimiz olan hazineyi bulacağımızı gösterebilir.”

Mahkeme kartının yorumu gördüğüm kıyamet vizyonuna şaşırtıcı ölçüde benziyordu. Ya da ben zaten uydurma konusunda uzmanım :)))

Görüntü şöyleydi:

Kıyamet de bütün diğer kavramlar gibi tamamen şematik olarak önceden hazırlanmıştı. Olası bütün sebep ve sonuç ilişkilerine göre hesaplanmış potansiyel kıyamet senaryoları, bir daire biçiminde (bir noktadan çıkan yelpazeleri andıracak biçimde küre oluşturuyordu) halihazırda şu anda vardılar. Ve hepsi uygulamaya konmuştu!

İnsanlar kendi g-örme kapasiteleri oranında bu senaryoların birinin içine girmişlerdi ve onu yaşamaktaydılar. Burada ilginç olan, her insanın hayal ettiği/yaşadığı/yaşamak üzere olduğu kıyamet senaryosunun biricik olasılık olduğunu sanmasıydı. Bu beni şaşırttı ve güldürdü.

Birbirine yakın senaryolar üreten insanların hemen yakınındaki, kendininkine fazla ters düşmeyen diğer senaryoyu hayal meyal farkettiğini görüyordum.

Vizyona bakarken sevinçle şunu farkettim; kıyamet; dinlerin, bilimin, mistiklerin, bilimkurgucuların bize olacağını söylediği biçimde felaketler sinsilesi şeklinde olmayabilirdi. Elbette bu ihtimal vardı, her türlü felaketli kıyamet senaryosu da hazırlanmış ve şu anda uygulamaya dahil edilmişti ancak asla tek ihtimal değildi! Bunu farketmiş olmanın beni ne kadar sevindirmiş olduğunu, nasıl hafifletmiş olduğunu sanırım anlayabilirsiniz. Oturup sevinç gözyaşları dökesim geldi.

Dünya adına ve bütün insanlar ve bildiğimiz, bilmediğimiz kainat ve tüm yaratılmış olanlar adına bir müjdeydi bu.

2005.Günlükten

Anasının Karnından dizisi