İlişkiler-1

Şimdiye kadar sahip olduğunuz en kıymetli ilişki, kendinizle olan ilişkinizdir. Başkalarıyla olan ilişkileriniz, bir anlamda kendinizle olan ilişkinizin bir aynasıdır. İlişkilerle ilgili meydan okumalar ve sorular içeriye taşınılmalıdır.(T)
Kendimizle olan ilişkilerimiz de çok boyutludur ancak an itibariyle çevremizde yürütebildiğimiz ilişki çeşidi kadardır. Hem nicelik hem de nitelik açısından değişmez değildir iç ve aynası dış ilişkiler. Zaten biz hayat oyununu neden oynuyoruz ki? 🙂

**

Gerçekte ne kadar planlarsanız planlayın ya da ne kadar aydınlanmış olduğunuzu düşünürseniz düşünün, diğer tarafa gittiğinizde, tekrar enkarne olmayacağınızı düşünseniz de ya da eğer enkarne olacak olursanız, sağlıklı ve zengin bir aileyi seçeceğinizi düşünseniz de büyük bir ihtimalle seçemezsiniz.

Neden mi? Bir çeşit manyetik ya da elektromanyetik bir çekim nedeniyle. Sizi aynı soyağacına, o aynı aileye geri götüren bir girdap. Bazı durumlarda eski karma, eski ilişkiler, sevgi ve bazı durumlarda da mutluluk ve tatmin. Bu atalara bağlı karma büyük bir etkiye sahiptir.

Şimdi yarın ailenizi arayıp sonsuza dek elveda deyin demiyorum. Bazılarınız yapmış olsa bile, eşinizden boşanın da demiyorum. Sadece derin bir nefes alın ve harika arkadaşlar, mükemmel bir anne-baba ya da kuzenler olduklarının farkına varın. Er ya da geç egemen varlıklar kendilerini onlardan özgürleştirirler ve bunu şuan siz de yapabilirsiniz.(A)

İlk paragrafta Adamus’un sözünü ettiği reenkarnasyon fikrini mevcut spritüel söylemler paralelinde algılamıyor olsam da, genetik, kan bağı, aile ağacı gibi ifade edilebilecek bir “devam” hikayesi olduğumuzu biliyorum.

Devam hikayeleri asla başlangıcın seviyesini tutturamamıştır! Ortalamaya çekilme kanunu sebebiyle. Bu isimleri büyürken öğrenirken buldum ancak böyle bir bağı zaten pek hissetmezdim. Heele son yıllarda ve şimdi tamamiyle bağımsızım. Asıl olmak varken neden devam hikayesi olayım?

**

Kendinizi dünyaya getirmek varken neden başka bir varlığı dünyaya getiresiniz? (A)

Neyse çabalarım meyve verdi, sonunda (son üç aydır) Adamus beni duymaya başladı 🙂 (şaka yapıyorum tabi, içindeki anlam şu frekanslarımız örtüşmeye başladı)

Bakınız ben de bu konuda bi çok kez yazdım, söylendimdi (Tıklayınız)

Kıyamet- Kıyam et

Dün gece kıyamet konusunda ve başka bazı konularda arka arkaya vizyonlar gördüm. Bunları anlatmanın bir yolunu bulmaya çalışacağım. Görüntüleri anlatmak bana hep zor gelmişse de unutmak istemediğim için (hiç olmazsa kendime hatırlatacak simgelerle) iz düşmek isterim.

Kıyamet bana nedense tarot destesindeki mahkeme kartını anımsattı. Üşenmedim kartın anlamını okudum;

“Mahkeme kartının kelime anlamı olarak genelde yanlış anlaşıldığı ve son mahkeme yani cezalandırma, lanetlenme, korku ve endişe gibi anlamlar çıkarıldığı görülmektedir. Oysa bu kartta görülen diriliş (yeniden doğma), daha önceleri saklı veya başka şeylerin altında kalmış olanın kurtuluşu anlamındadır. Gerçeğin, Tanrısal olanın, karanlık derinliklerden kurtularak gün ışığına çıktığını gösterir. Kartın tamamen olumlu yorumlanması gerekir.Kendini bulmak veya değişim sürecinin olumlu tamamlanması için atılan önemli adımı simgeler. Daha güncel olarak bu kart, tüm dertlerden ve endişelerden, gereksiz çekingenlik ve utançtan kurtuluşa işaret eder. Ayrıca bu kartın ışığı altında gerçekleştirmeyi düşündüğümüz bir olay sayesinde kısmetimiz olan hazineyi bulacağımızı gösterebilir.”

Mahkeme kartının yorumu gördüğüm kıyamet vizyonuna şaşırtıcı ölçüde benziyordu. Ya da ben zaten uydurma konusunda uzmanım :)))

Görüntü şöyleydi:

Kıyamet de bütün diğer kavramlar gibi tamamen şematik olarak önceden hazırlanmıştı. Olası bütün sebep ve sonuç ilişkilerine göre hesaplanmış potansiyel kıyamet senaryoları, bir daire biçiminde (bir noktadan çıkan yelpazeleri andıracak biçimde küre oluşturuyordu) halihazırda şu anda vardılar. Ve hepsi uygulamaya konmuştu!

İnsanlar kendi g-örme kapasiteleri oranında bu senaryoların birinin içine girmişlerdi ve onu yaşamaktaydılar. Burada ilginç olan, her insanın hayal ettiği/yaşadığı/yaşamak üzere olduğu kıyamet senaryosunun biricik olasılık olduğunu sanmasıydı. Bu beni şaşırttı ve güldürdü.

Birbirine yakın senaryolar üreten insanların hemen yakınındaki, kendininkine fazla ters düşmeyen diğer senaryoyu hayal meyal farkettiğini görüyordum.

Vizyona bakarken sevinçle şunu farkettim; kıyamet; dinlerin, bilimin, mistiklerin, bilimkurgucuların bize olacağını söylediği biçimde felaketler sinsilesi şeklinde olmayabilirdi. Elbette bu ihtimal vardı, her türlü felaketli kıyamet senaryosu da hazırlanmış ve şu anda uygulamaya dahil edilmişti ancak asla tek ihtimal değildi! Bunu farketmiş olmanın beni ne kadar sevindirmiş olduğunu, nasıl hafifletmiş olduğunu sanırım anlayabilirsiniz. Oturup sevinç gözyaşları dökesim geldi.

Dünya adına ve bütün insanlar ve bildiğimiz, bilmediğimiz kainat ve tüm yaratılmış olanlar adına bir müjdeydi bu.

2005.Günlükten

Anasının Karnından dizisi