Urban Shaman ilk iki seviye Konu Başlıkları

Kent Şifacısı workshopları ilk 2 seviye konu başlıkları

Nefes ve enerji meridyeni uygulaması

Genel olarak şaman konsepti

Maceracı şamanın Yolu

Hawaii şamanlığının tarihçesi, gelişimi, urban şaman

Huna sağaltım öğretisinde; kahunalar-Tarikatlar

Tanrı anlayışı, Kane-Ku-Lono-Kanoloa

İnançlar ve gerçekler/Yaşam ve Ölüm/ İyi ve Kötü/Sevgi ve duygular/Görecelik

14.00     Bilincin üç Yönü

“Tüm Bilgiler aynı Okulda öğretilmez”

KU – Beden Hafızası

LONO – Bilinçli zihin

KANE – Üst benlik/Aumakua

7 Şaman Prensibi

“Fikirler tartışılmadığında yabanileşir”

1’nci Prensip: İKE – Dünya düşündüğünüz şeydir.

2’nci Prensip: KALA – Limit yok

3’ncü Prensip: MAKİA – Enerji dikkatin gittiği yere akar

4’ncü Prensip: MANAWA – İktidar anı şimdidir.

5’nci Prensip: ALOHA – Sevgi birlikte sevinçle büyümektir.

6’ncı Prensip: MANA – Bütün Güç İçeriden Gelir

7’nci Prensip: PONO – Doğruluğun ölçüsü etkinliğidir.

Bedendeki armoniyi yaratmak

Stres belirtileri – Stresin Kaynağı – Direnç çeşitleri

Sihirli Dokunuş KAHİ – Bedenin sekiz merkez, dört köşesi

Karşılıklı KAHİ – Gurup Kahi ve mental Kahi uygulamaları

Bir başka şifa dokunuşu KAULIKE

Sezgi Yoluyla gelen Değişim

HAILONA – Yaratıcı Sezgi

Oi-pahu, FA’nın onaltı Gözü, Şaman taşları ile uygulamalar

Rahatlama-salıverme Tai chi basit uygulama

La’a kea – Sevginin ışığı uygulamaları – frekans ve rezonans hakkında bilgiler

Şaman rüyasıyla dünyayı değiştirmek

PO’nun üç Bölgesi

Rüyaların çözümlenmesi- rüya değiştirmek-gündüz rüyası

Özel yerlere şaman seyahati- Lanikeha ve güç hayvanları

Haipule – Yeni Rüyaları oluşa taşımak

Yapılandırılmış Rüya – Garden Tiki

**

Workshoplar tarih ve içerikler için Detaylı Bilgi & Rezervasyon:

İstanbul için; [email protected]

212 293 4434
0532 485 9862
0535 560 0014

Ankara için:  Yaşambilim Akademisi 0533 418 74 88 numarali tlfdan Tugce Hanım

Ayrıca Türkiye ve yurt dışından yeterli katılım sayısını oluşturabilen guruplar doğrudan beni [email protected] adresinden arayabilirler.

*

Pili kau, pili ho’oilo
Hawaii atasözü
Kuru sezonda ve yaş sezonda BİRLİKTE

Urban Şaman Atölyesi Tanıtımı

Yaklaşık yirmi yıldan beri Dünyanın hem antik zamanları hem de şimdiki modern zamanlarında bilinçle ilgili yoğun bir seyahat yapmaktayım. Hatta bu somut ve soyut gezintim bazen buradan gelecek zaman gibi görünen başka boyutlara da çıkıyor ki bunları da bir çeşit bilimkurgu başlığında kayda alıyor ve makaleler ve kitaplar olarak paylaşıyorum.

Bu uzun süreçte geçtiğim yerleri, görkemli bilinç yapılarını daha önceki birçok çalışmamda, eğitim ve paylaşım amaçlı programlarımda dilim döndüğünce anlattım, hepsini şu an burada tekrar zikretmekle vakit kaybetmeyeceğim; çünkü son bir yıldır üzerinde çalışmakta olduğum Hawaii şamanlığı zaten tüm önceki konuları kapsayan ve onlara yeni boyutlar katma becerisini gösteren ve belki de dünyanın bilinen en eski bilgelik ve sağaltım yolu olarak gönlümde taht kurdu. Peki, ben neden dört seviyede yapmayı planladığım bu atölyelere Hawaii ya da maceracı şamanın yolu değil de Urban şaman ismini uygun buldum?

Urban kelimesi bildiğiniz gibi, şehirle/kentle ilgili bulunan her şey, hatta bazı çalışmacılar buna modern zamanlar ismini de uygun görüyorlar. Aslında zaman lineer bakışla ilerlermiş gibi görünse de zaten öğrenip öğrettiğimiz bu konu, tüm içerikleri ile zamanın sadece ‘şu an’ olduğunu kanıtlıyor. Bizler de onun çok boyutlu katmanlarında şimdinin gezginleri olarak bir nevi altın arayıcıları gibi algımızı gezdirmenin yol yordamını öğrenerek derinliği ve ahengi aradığımızı biliyoruz.

Hakkında fazlaca somut kanıtın hala bulunmadığı ancak varlığını gönülden hissettiğimiz ve gezegenimizin en eski gelişmiş uygarlığı olarak rivayet edilen Lemurya uygarlığının gizli bilgisi (Huna) nesilden nesle geçerek bu güne Hawaii adalarından seslenmektedir. İçeriği itibariyle paylaşım temelli olduğundan değişik isimlerle son on bin yıldır dünyanın pek çok yerinde kendini değişik kültürlerde ve lisanlarda gösterebilmeyi başarmıştır. Sadece bu özelliği dahi onun sağlamlığı ve kapsayıcılığını ispata yeter. Ben Urban Şaman atölye çalışmamda, bu öğretiyi bize en derli toplu halde, yaşayarak ve yaşatarak, tıpkı Carlos Castaneda gibi alçak gönüllü bir ifadeyle aktaran Kahuna Serge King’i temel almak suretiyle sunacağım ve pek tabidir ki her insanın kendi biricik kokusu gibi doğal olarak onunla gezen özünü, yani kendi özümü öğretiye katmış olacağım.

Urban Şamanlık, herhangi bir din ya da mezhebe ait değildir, pratik, faydacı ve eyleme yöneliktir. Erişimi, öğrenilmesi ve uygulaması kolaydır. Özel ritüeller gerektirmeksizin, evde, yolda, işte, oyun oynarken ya da seyahat ederken uygulanabilir; çünkü nerede olursak olalım ana malzememiz olan zihin ve bedenimiz bizimle birliktedir. Modern zamanların ihtiyaçlarına ve ortak lisana son derece iyi adapte olabilmektedir. Şamanlığın doğası gereği bilirsin ki; kendini sağaltırken başkalarını da iyileştirir, kendin dönüşüme uğradığında tüm gezegeni değiştirmiş olursun. Üstelik bunun pratik sonuçlarını derhal görür ve test edersin ki öğretinin temelde kuantumsal olan tüm özelliklerinin herhangi bir kesitinin ortak özelliğidir bu.

Eğer bu öğretiyi ve onun uygulayıcısı şamanı tek cümleyle ifade etmek mutlaka gerekseydi ona “İlişki Sağaltıcı” denebilirdi. Peki, hangi ilişkiler? Bunları; zihin ve beden arasındaki, insanlar arasındaki, insanlar ve durumlar arasındaki, insan ve doğa arasındaki ve madde ile mana (ruh) arasındaki ilişkiler şeklinde özetleyebiliriz. Huna sağaltım bilgeliği; ilişkileri esas alır çünkü ilişki olmaksızın var olamayız, sebebi açıktır; gayet kuantumsal ve mantıklı bir temele dayanan bu ana çıkarım çalışmalarımız esnasında örnek uygulamalarla çok daha derinlikli olarak anlaşılacaktır.

Şamanlar, sadece anlayışı ve bilgiyi edinmekle yetinmezler, onlar doğal insan deneyiminin içine tüm boyutlarıyla nüfuz eder, gündelik pratiklerin içinde birlikte yaratımın sanatını uygularlar. Bir şaman için tatmin edici sonuçlar almak önemlidir, bunun için kullanılan yöntemler sadece araçtırlar, onların birine ya da ikisine tutunup kalmazlar, inançlar, kültürler ve genellemeler onları bağlamaz, netice alana kadar tüm insan deneyiminin biriktirdiği yöntemleri denemekten çekinmezler. Bunu uygularken, sevginin boyutlarını geliştirmeye, ilişkileri sağaltarak yaşamın ahenkli hale gelmesine odaklanırlar.

Milyarlarca insanı barındıran bu büyük köyde artık on binlerce şehir şamanına ihtiyacımız var ve siz onlardan biri olabilirsiniz. Umarım sunmaya çalışacağım bu öğreti; barışı, sevgiyi ve gücü bulmanıza yardımcı olur. Hoş geldiniz.

Ayrılık, sadece pratik değeri olan bir yanılsamadır.

Sibel Atasoy

2015

*

Bu hafta sonu 19 saatlik bir maratondan yüzümüzün akıyla ve biraz da tatlı bir yorgunlukla ciktik. Preshamanlar dikkatlerini bi an icin bile dagitmadilar, gercekten övülesi bir sarsilmaz niyet tasıyorlardi ve buyuk odulum de buydu zaten. Gece yatmadan once aklima g.anatomy dizisinin gecen bölumundeki 19 saatlik beyin operasyonu geldi, şuphesiz ki biz saglikli ve keyifliydik herhalde gösterilen üstün performans acisindan onu hatirlamis olmaliyim, aloha hepinize

Senaryo nedir?

Senaryo (sinema), belli bir teknik ve yeteneğe dayanan, yedinci sanat kurallarını ve o günün teknik kurallarını dikkate alan, ilk satırdan son satırına dek sinemaya uygun olarak hazırlanan metin. Bir başka deyişle senaryo, görüntü ve sese dönüşecek bir düşüncenin, bir olayın yazıya dökülmüşüdür.Göstermeyi esas alan bu nedenle, yazım biçimi, kurgulama, zaman, mekan ve diyaloglar gibi teknik açıdan farklı nitelikler taşıyan yazıdır.

Kısımları: (Sinopsis-Tretman-Senaryo)

Sinopsis:Kısımları nelerdir? (Sinopsis-Tretman-Senaryo)Sinopsis: Senaryonun alt yapısını oluşturur. Senaryo öyküsünün anlatımının yapıldığı tek sayfalık özettir. 4-5 sayfalık ve daha fazla olan örnekleri de mevcuttur. Özet aktarılırken kesinlikle diyaloglara ve sahnelere yer verilmez. En kısa ve genel haliyle filmin konusunu anlatır.

Örnek: Kar ve Kaplan (The Tiger and The Snow) Künye:Yapım: 2006Yönetmen: Roberto BenigniSenaryo: Roberto BenigniOyuncular: Roberto Benigni, Nicoletta Braschi, Jean Reno…Süre: 114dk.Sinopsis: Attilio Roma’daki Yabancılar Üniversitesinde şair ve okutmandır. Yıl 2003’tür ve Irak savaşı henüz başlamamıştır, fakat havada savaş kokusu duyulmaktadır. Her şeye rağmen Attilio kendine ait dünyasında olan bitene kendini kapatmış o çok sevdiği şiirlerin şairlerine ait duyduğu hayali seslerle yaşamaktadır. Edebi alanda kendine ait bir ünü vardır ve son kitabı The Tiger and the Snow’u henüz yayınlamıştır. Kitap eleştirmenler ve okuyucular tarafından çok beğenilmiştir. Olan olaylar onu korkutucu bir şekilde etkilemeye başladığında rüyalarında evlenmek istediği kadını görür. Kadının adı: Vittoria’dır ve gerçek hayatta Attilio ile evlenmeyi bırakın hiçbir şey yapmak istememektedir. Aslında bu sevimli adamın ona yaklaşmak için yaptığı herşey, ölümsüz aşkını ilan ediş tarzı Vittoria’yı daha da kızdırmaktadır. Attilio her yerde onu takip etmekte sonsuz mutluluk sözleri vermekte ve genellikle ayaklarının dibinde bir halı gibi kendini bu aşka adamaktadır. Fakat sevimli şair ne kadar bu konuda baskı yaparsa, güzel kadın onu o kadar güçlü bir şekilde reddetmektedir. Vittoria da edebiyat dünyasından bir isimdir. Üzerinde çalıştığı son kitabı ise Irak’lı bir şairin biyografisini anlatmaktadır. Yıllardır Paris’te yaşayan bu ünlü şair Bağdat’a dönmeye hazırlanmaktadır. Eğer savaş patlak verirse Bağdat’da kendi insanlarının yanında olmak istemektedir. Vittoria ve Attilio onunla Roma’da buluşurlar. Aradan zaman geçer ve günün birinde Attilio Bağdat’a dönmüş olan ünlü şairden bir telefon alır. Vittoria biyografiyi bitirebilmek için onunla birlikte Bağdat’a gitmiştir, ilk Amerikan saldırısında başından yaralanmıştır ve ölümün eşiğindedir. Attilio aynı gün Irak’a doğru yola çıkmak ve sevdiği kadına ulaşmak için bir dakika bile tereddüt etmez…İnatçılığı ve şansı sayesinde aynı gün Irak’a varmayı başarır ve Irak’lı şair onu aşkı Vittoria’nın her şeyden habersiz ve bilinçsizce ölümü beklediği hastaneye ulaştırır. Hastane ve doktorlar savaşın mahvettiği koşullarda çaresizdir. Ne ilaç ne de gerekli malzeme yoktur. Vittoria’nın beyninde ödem oluşmuştur ve bunu geçirmeye yarayan hiçbir ilaç hastanede yoktur. Umutsuzluk ölümden bile kötüdür…Delişmen Attilio ise umutsuzluğu asla kabul etmeyen tavrı ile şehirde ilaç aramaya başlar. Aramaları her seferinde yıkılmış eczanelerde son bulur. Eğer ilaç yoksa, o zaman imal edilmelidir… Aşk ölümsüzdür…. Vittoria ölmemelidir.

Tretman: Geliştirme senaryosudur. Yapısı itibariyle senaryoya benzeyen ama henüz nihai sonuca ulaşmamış taslak metin anlamındadır. Henüz kaleme alınmamış fikirlerin, senaryo ve kurguya geçmeden önceki düzensiz halidir.Senaryo yazılırken ve daha sonrasında kurgulanırken, tretman notlarına bakılarak başlangıç ve bitiş noktaları saptanır ve kurgulama gerçekleştirilir. Sinopsisin geliştirilmiş halidir. senaryoda yer alacak sahnelerde nelerin aktarılacağının paragraflar halinde belirtilmesidir. Senaryo sahnelerinin azlığı-çokluğu bakımından 10 sayfa ila 15 sayfa arasında değişkenlik gösterebilir

.Örnek: Çarpışma (Crash)Künye:Yapım: Temmuz 2005Süre: 00:17:35 dk.Yönetmen: Umut ARALSenaryo: Umut ARALOyuncular: Ruhi Sarı, Gürkan Uygun, Ali Çekirdekçi, Serhat Uluergüven..Tretman: http://www.umutaral.com/carpisma/tretman.htm

Senaryonun Yapısal Unsurları: (giriş, gelişme, gerilim, sonuç)

Giriş (Serim) Bölümü:  Her konu, bir sürecin parçasıdır. Sürecin hangi noktasından başlarsak başlayalım, konunun bir öncesi vardır. İzleyiciye, konunun anlaşılması için önceki olayları da iletmek gereklidir. Konunun öncesini, kişileri, aralarındaki ilişkileri, gerekliyse zamanı ve olayın geçtiği yeri, sahne dışında ya d a perdeler aralarında geçen olayları, sebeplerini, nasıl geliştiğini de aktarmak gerekiyor. Yazar bir ortamı bir çevreyi de sergilemek isteyebilir. Bunların tümünün anlatıldığı kısma, giriş bölümü denir.

Gelişme (Düğüm) Bölümü: Düğüm, izleyiciyi meraklandırmak için kullanılan bir öğedir. Pratik bir tanımla, izleyicinin,”şimdi ne olacak?”, “ne yapacak?”, “bu açmazdan nasıl çıkacak?”, “bu zor sorun nasıl çözülür?” diye meraklandığı durumdur.             Merak uyandırmanın tek yolu düğüm değildir. Yarım bilgi verip gerisini erteleme; bir gelişimi en kritik noktada kesip başka bir sahneye geçme; bir kağıdı gösterip “bu belgenin büyük sırrı sakladığını..” belirtip sırrın ne olduğunu açıklamayı ileriye bırakma; biri içeri girince telaşla bir şeyi saklama gibi davranımlarla da merak uyandırılabilir.

Gerilim Unsuru: Yoğun, sert çatışmalar, düşmanlar karşı karşıya gelmeleri, olumlu karakterin tehlikeye düşmesi, doğal olarak filmde gerilim yaratır. Her şey izleyicinin önceden tahmin edebileceği gibi gelişiyorsa, izleyici ne gerilir, ne de meraklanır. Bir süre sonra filme olan ilgisi de söner. İzleyici, gelişimin bir aşamasından sonra, karakterin amacına varıp varamayacağı konusunda kuşkuya düşerse, bu da çatışma gibi gerilim yaratır.

Çatışma Unsuru : Biri ya da bir şey, güçlü bir isteğin, amacın, düşüncenin, bir beklentinin ya da bir işin önüne engel çıkarır ya da sürmekte olan ilişkiler düzenini, durumu sarsar. Kişinin kendisi de, amacına ulaşmasına engel olabilir. Engeli yeni engeller izleyebilir. Benimsememe, destek vermeme, paylaşmama, anlamama da bir çeşit engeldir. Dramatik karakter, sürdürücü özellik taşıdığı için bu engeli/engelleri gücüyle ya da zekasıyla, ya da ikisiyle birden aşmaya çalışır. Doruk sahnenin sonuna kadar sürecek olan bu karşılıklı çabalara, çatışma adı verilir.

Doruk Sahne: Çatışma, çekişme, yarış, sonsuza kadar sürüp gitmez. Taraflara son bir çatışma olanağı verip dramayı bitirmek zorundayız. Doruk sahne, tarafların son kozlarını oynadıkları, son defa çatıştıkları, çatışmanın en hızlı, şiddetli ya da en incelikli, duyarlı ve sonucun kesin olduğu, bu yüzden heyecanın yükseldiği sahnedir.

Senaryoda bulunması gereken öğeler

Senaryo (Drama) unsurları

Tema: Senaryoda sunulan ana düşüncedir. Her dramatik  eserin bir tema’sı vardır. Tema kısaca, yazarın izleyiciye iletmek istediği ana düşünceyi belirten bir cümledir. Yazar seçtiği temaya göre malzeme toplar, ya elindeki malzemeyi temaya göre ayıklar ya da tamamlar.

 

Kaynakça: www.wikipedia.orgTurgut Özakman, ‘Tiyatro Oyunu ve Senaryo Yazma Tekniği’ – tiyatro, radyo, televizyon,  sinema – Bilgi Yayınevi 4. basım 2007 s. 327.Hazırlayan: Kerem KA