Cornell Üniversitesine ait bir atletizm sahasını aydınlatan ışık direğinde kurulu bir şahin yuvası var…. kızıl şahin çiftini ve yavrularını live stream olarak izlemek isterseniz linki takip edin..görüntü kalitesi süper.
şuan yavrusunu besliyor.
Cornell Üniversitesine ait bir atletizm sahasını aydınlatan ışık direğinde kurulu bir şahin yuvası var…. kızıl şahin çiftini ve yavrularını live stream olarak izlemek isterseniz linki takip edin..görüntü kalitesi süper.
şuan yavrusunu besliyor.
“Bilimin sustuğu yerde şiir başlar ve evrenin gizli kapıları şiirle açılır.” Zülfü Livaneli.
Biraz önce sonsuz.us’un tepelerinde okudum. Ama katılmam bu söze, katılamam Sayın Livaneli. Bilim, salt bir gerçeğe ulaşma istenci değil, insanca bir hayret duygusunun nesnelleşmesidir.
Bir şair yıldızlara bakar. Evrenin gizeminden İLHAM alır. Bunu, en başta sevgiyi ifade etmek için kullanır.
Bilim adamı yıldızlara bakar; dünyanın evrenin sınırlarına olan uzaklığının 1,5×10üssü 23 metre olduğunu hatırlar. Duyduğu his hayrettir, ürpermedir, dehşettir, sevgidir, saygıdır, mütevaziliktir, aşktır. Yöntemleri katı matematiksel karalamalara dayansa da, bu yöntemlerin çıkış yolu insancadır. Hatta olabilecek en insanca duyguların birbirine karışıp masaya servis edilmesidir.
Bana göre hayatın kendisi yeterince şaşırtıcı, akıl almaz. Hayata büyük çerçevede baktığımızda, ne kadar önemsiz ayrıntılarla boğuştuğumuzu anımsamak için deneyimler değerlidir. Gazetelerde, televizyonlarda veya çevrenizde gördüğünüz, gerçek ama hayrete düşüren, acayip, korkunç, komik, tuhaf, ürpertici, şüpheli, inanılmaz, garip vs. olayları bu başlıkta toplayalım. Buna kendinizin veya yakınlarınızın deneyimleri de eklenebilir.
Bir kişinin bilgisini ölçmek kolay. O’na konuyla ilgili sorular sorarsınız ve cevaplarına göre bilgisini değerlendirirsiniz.
Peki bir kişinin düşünce biçimini veya düşünme şeklini ölçmek için ne tür sorular sorardınız? Cevaplarını nasıl değerlendirirdiniz?
Gerçek dertliye kendim ilâç, kendim derman;
Hem âsıkım, hem masukum, kendim canan;
Rahm edeyim, adım Rahman, zatım Sübhan;
Bir nazarda içlerini safa kıldım.
http://www.halukberkmen.net/pdf/180.pdf
İç-Dış İlişkisi
**
Bugün bireyselleşme sürecini tanıyabildiğimiz kadarıyla “self” her zaman bir gurup biçimlendirmeye eğilimlidir, bu da bir yandan bütün insanlar için bir duygu bağı, öte yandan belli bireyler için belirli duygu borcu oluşturmakla olur. Bu bağlar ancak self bütünlüğü tarafından kurulursa, gurur çatışmaları, kıskançlık ya da olumsuz yansımaların guruba sıçramıyacağı umulabilir.
Elbette bu, görüş farklarının ya da görev çatışmalarının olmayacağı anlamına gelmez, ama her bireyin her seferinde etkin bir şekilde geri çekilmesi, kendi selfinin yönlendirdiği pozisyonu bulmak için iç sesini dinlemesi gerekir.