Klavye kırdırıcıları!

Yeni gelen istihbaratlara göre, Çin’deki fason klavye mause üretim sektöründe kriz başlamış. Sektördeki daralmanın üstesinden gelmek için üreticiler çok ilginç ve sinsi bir planı tüm dünyada devreye sokmuşlar. Binlerce sanal klavye kırdırıcısını işe almışlar. Malum, üzerine bir sıvı dökmedikçe Çin malı da olsa bu klavyeler uzun süre dayanıyor. Rekabet etmek için planlı eskitmeyi de alenen kullanamıyorlar. Daha adisini üretemediklerinden bu çözümü bulmuşlar.

Plan nasıl işliyor?
Piyasaya saldıkları klavye kırdırıcılarının insanlara sanal forum ortamlarında sataşarak onları çileden çıkarması sonucu sinirden kuduran kullanıcıların ilk saldırdıkları cismin klavye olduğunu tespit etmişler. Klavye kırdırıcısı sataşıp tahrik eder. Baktı ki kurban çok soğuk kanlı. Sataşmaya hakaretleri de ekler. Bunu sürekli yapması halinde eninde sonunda kurbanının sinirlenip klavyeyi kıracağını ümit eder.
Çünkü kırdırdığı klavye başına prim alıyor. Gelen sinirli tepkileri copy paste ederek aylık raporuna ekliyor. Raporu mail atmasını takiben üç iş günü içerisinde sonuçlar değerlendiriliyor ve gelen tepkilere göre klavyenin %100 kırdırılmış olduğu sonucuna varılan sataşmalara prim veriliyor. Dünya genelinde aylık en çok klavyeyi kırdıran kırdırıcıları dünya turuna yollayarak ödüllendiriyorlar. Böylelikle hangi ülke insanının ne tür sataşmalara ne tür tepkiler verdiklerini de birinci elden öğrenmiş oluyorlar.

AYAKLAR HAREKET EDİN!

Hipnoterapinin ve psikoterapinin pratiğini ve teoriğini Milton H.Erickson’ dan daha fazla etkileyebilen bir kişi bulmak gerçekten zordur. Bir psikiyatrist ve aynı zamanda psikolog olan Profesör Erickson, dünyanın en önde gelen hipnoz uygulayıcısı, teorisyeni ve öğretmeni olarak bilinir. Modern medikal hipnozun babası olarak anılan tek isimdir.

Erickson çocuk felci geçirmiş, uzun yıllar boyunca yataktan kalkamamıştı. Ancak bu olumsuz durumu en iyi şekilde kendi yararına kullanmayı bildi. Hastalığı süresince sadece gözlerini hareket ettirebildi. Bu durumda yaşamdan zevk almanın yollarını düşünmeye başladı. Yapılabildiği ona zevk veren tek şey, yeni şeyler keşfetmek için insanları gözlemlemekti. Kız kardeşlerini gözlemlemeye başladı. Kız kardeşinden öğrendiği ilk şey birinin, “Evet” dediğinde, bunun hayır demek anlamına gelebildiğiydi…Aynı şekilde kardeşleri “Hayır” dediklerinde bunun anlamı “Evet” olabiliyordu. Erickson bu şekilde yıllarca insanları gözlemleyerek gözlemin gücünü keşfetti. Sözsüz iletişim ve beden dili konusunda keşifler yapmaya başladı. Öğrenme süreçlerinde bilinçaltının gücünü keşfetti. Yokuş inerken yer çekiminin aşağı doğru uyguladığı kuvvet gibi insanların öğrenmesi sırasında da bilinçaltının da etken bir kuvvet olduğunu savundu.

Haşir neşir

Kuramlar içindeki KUT’u yumuşakça sarıp sarmalı ama bırakmamacasına değil. sa

**

Haşir neşir olmak nerden geliyormuş bakın:
haşir, -şri Ar. §aşr
a. esk. 1. Toplanma, bir araya gelme. 2. din b. Kıyamet gününde ölülerin diriltilip mahşere çıkarılması.
neşir, -şri Ar. neşr
a. esk. 1. Yayma, dağıtma, saçma. 2. Yayım.
TDK.

Nefes gibi yani, toplayacaksın ve  yayacaksın.

Doğrusunu anlayamadım

Direk yazmayı becermeye çalışacağım, içimdekileri aktarma çabası güderekten.

İnsanların bir çoğu, huzurlu, mutlu, keyifli, sağlıklı yaşamak gerekir, iyi olmak, anlayışlı olmak doğrudur. Kabaca pozitif olmak iyidir yapısı ile yaşamaktayken, bazı bireyler ise, herşeye olumsuz bakmak, hata görmek, altında bir çapanoğlu aramaktalar. Başka bir ksesim birey topluluğu ise, tüm olanlara bakmakta, görmekte ve koklamakta iken, bu durumunun yanlış olduğunu düşünenlerin tepkilerine karşı sertçe bir tutum sağlamaktalar.

Sanırım şu sitede, bir çok kişi, refahın yaşandığı, problemlerin olmadığı gibi yapılara sahip olmak ve pozitif olarak saflaştırdığı yeni güncel akım içinde yerini almış olmayı daha çok benimsiyordur. Hayır ben negatif kısımda yerii almak istiyorum demekte olan kişilere, hafifden bir tartımlı bakılarak, içten içe, ölçümlü davranılarak, yargılar, eleştiriler ve hatta işin sonucunda kabalaşmalar meydana gelmektedir…

Organ Ticareti

Organa ihtiyacı olan hastaların bir kısmı organ bağışı yapmış ve hayatını kaybetmiş kişilerden organ bulurken bir kısmı da kendi eş, dost veya akrabalarından organ buluyor. Fakat bu iki kısım da hem korunması hem zedelenmeden elde edilmesi açısından çok elverişli değiller.

Biliyorsunuz, insan zorlansa da tek böbrekle yaşayabiliyor. Ekonomik düzeyi kötü ülkelerden iyi olan ülkelere doğru bir organ ticareti süregelmekte. Parası olan ama sağlığı olmayan kişi sağlığı olan ama parası olmayan kişiden böbreğini satın alıyor. Dünya üzerinde her yıl yaklaşık 6000 böbrek bu şekilde satılıyor. Ekonomik durumu kötü olan ülkelerin insanları ailesi için bu fedakarlığa girebiliyor.

Olayı hukuksal açıdan incelerseniz de her hangi bir sorunla karşılaşmıyorsunuz. Satın alan kişi kendi yaşam hakkını devam ettirmek için bu eylemi gerçekleştiriyor. Keza satan kişi de öyle…

Etik açısından değerlendirdiğinizde; Böbrek alım-satımlarında tarafları haklı veya haksız bulduğunuz noktalar var mı? Yasal önlemler alınmalı mıdır? Nedir bu konuda ki düşünceleriniz.