Neden 23 Nisan?

TBMM’nin açılışıyla ilgili coşku neden çocuklara ithaf edilmiş?
Her şey YENİ doğunca çocukluk dönemini geçirir diye mi?
Çocukluk özelliklerinin TBMM’ne sirayet etmesi için mi?
Demokratik bir yönetimin, çocuklara sirayet etmesi için mi?
veya başka hangi nedenlerle?

Ley Sabah Hepsi olası, bence de çocukları değerli olarak algılama algılatma fikri.

**

Günde farkında olmadığımız binlerce karar veriyoruz. Hatırladıklarımız ise bize bir şekilde duygu yaşatanlardır; kararımıza ya bir coşku ya bir çaresizlik vb. eşlik etmiştir.
Çocuktan beri ilgimi çeken bir söylemi vardır insanların: “Başka seçeneğim yoktu!” derler. Bu bazen pişmanlığı, bazen sorumluluktan kaçınmayı ve nadir olarak alçakgönüllülüğü gösterirdi.
“Ya o ya da bu”, hatta “sadece bu” deme alışkanlığından kurtulacağımız günlere kavuşmak dileği ile happy 23 Nisan.
Her zaman başka seçenekler vardır.

Etik Çeyiz…

gamaro:
konu dışı yorumların silinmesi meselesi etik bir mesele değildir, kural hatası var.

gamaro:
zaten bizzat bu kararın alınmasına evet oyu veren iki etik kurul üyesi bir başka başlık altında konu dışı yorum yaptılar

gamaro:
siz de (sonsuz) şikayet ettiniz, ve ben ona da kalsın dedim

gamaro:
gerçi neye şikayet ettiğiniz belli değildi ama, farketmezdi benim için
gamaro:
bazen ne kadar kötü kokarsak o kadar iyidir

sonsuz:
yok o genel bir şey değildi, yani şikayet başlığına özel kaldırdım ben o yorumları.

sonsuz:
o başlıktaki tartışmalar ara ara siliniyor (7-8 defa temizlendi tamamen)

sonsuz:
şikayetimi belirtmemeye gelirsek 🙂 etik kurulun yolunda olmayan şeyi bulacağına eminim.

gamaro:
etik kurula göre kim içerde daha uzun cümleler kurarsa o daha etik:)

Diktatörlük

Diktatörlük cinslerinin denenmeyeni kaldı mı bilmiyorum, sermaye diktatörleri,işçi sınıfı diktatörleri, din adına diktatörler, askeri diktatörler, kendi adlarına diktatörler… Dikte eden olmanın neresi zevkli anlamış değilim.

Selim B: hak veriyorum,fakat bazen toplum bir yalana inandırılmıştır ve o yalanın;yalan olduğunu topluma göstermek için şuursuzca inanıp o yalana hizmet edenlerin cebren susturulması gereklidir.Bu yönden bazen dikdatörlük uygulanması zorunlu ıslah durumudur.
buna terör sorununu şahit gösterebiliriz,osmanlıda isyanlar halkın önünde bastırılırken hukuk devletlerinin en büyük sorunudur terör…
herkes gibi insan yerine koyulur ve nice insan onlar yüzünden zarar görür.
Bazen sert bir tavırda ya da daha sert yönetimlerde saadet olacağı kanısındayım.

Sibel Atasoy Hayatta KAZA faktörü vardır. Ancak kaza önceden belirlenemez, tanımlanamaz, haklı bulunamaz.. Hatta bununla da kalınmaz, hata beklenmeyen ve istenmeyen arizi bir durumdur. İnsanlar kazadan kaçınmak için tüm güçlerini ve yeteneklerini ortaya koyarlar. Tabi tüm bu çabalara rağmen evrimin işlemesini sağlayan kaza bilinmeyen bir şekilde ortaya çıkabilir. Bana göre diktatörlük ancak kaza ile ilişkilendirilebilir.

Cinsel Ayrımcılık

Cinsel ayrımcılık, insanların diğer insanlar hakkındaki yargıları, kişisel değerlerden çok cinsiyete dayandığında ortaya çıkan ve kimi zaman nefret içeren çatışmalı durumdur. Daha genel olarak, cinsiyete dayanan her tür ayrım cinsel ayrımcılık olarak tanımlanabilir.

Cinsiyetçilik, bir cinsiyetin diğerinden üstün olduğunu savunan görüş ve ideolojidir. Bu (bazı istisnaları olmakla birlikte); tarihte genel olarak erkeklerin kadınlara karşı, heteroseksüellerin eşcinsellere karşı üstünlüğü şeklinde rastlanır ve günümüzde de geçerliliğini yaygın şekilde korumakta, insanlar arasında halen etik bir değer ve tabu olarak varlığını sürdürmeye ve kabul görmeye devam etmektedir. Cinsiyetçiliğin insanlar arasında neden böylesine geniş ölçüde kabul gördüğü hakkında yapılan tartışmalar genelikle şu sonuçları işaret etmektedir:

* İdealist Ateistler ile Materyalist Teistler

Bu konuda iki soru üzerinde duracağım:

1) Her ateist materyalist midir/olmalı mıdır?

2) Materyalist bir dindar olabilir mi?

Konu ve sorular hakkındaki fikirlerimi belirtmeden önce, bazı kavramları konunun daha net anlaşılması açısından literatürdeki karşılıklarını baz alarak açıklığa kavuşturmak istiyorum. Tanımlamalarla konuyu dallandırmak istemediğim için, olabildiğince kısa tutacağım. Farklı bir tanımlama yoluna gitmek isteyenler, ayrıca fikirlerini belirtebilirler.

Materyalizm: Kısaca; evrendeki tek tözün madde olduğunu, varlığın fiziki bir nitelik taşıdığını ve evrende tinsel bir tözün bulunmadığını öne süren görüş, ve indirgemeci bir öğreti olarak materyalizm yalnızca maddeye varlık yükler, zihin ya da ruha bağımlı bir gerçeklik ya da ikinci dereceden bir varlık verir veya ruhun hiçbir şekilde varolmadığını öne sürer. Gerçek dünyanın, halleri ve ilişkileri itibariyle değişen maddi şeylerden meydana geldiğini savunan maddecilik, maddi bir şey ya da nesneyi ise, sadece mekan ve zaman içinde olma, şekil, büyüklük, kütle, katılık, sıcaklık türünden fiziki özellikler sergileyen bir şey olarak tanımlar. [1]