Din ve Yaşam

Bugüne kadar karşılaştığım çoğu din ile ilgili tartışmalarda gözlemlediğim bazı durumlar var. Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Dinini pazarlayan, öven, yaymaya çalışan kişiye dinci diyorum. Bunu bir hakaret olduğu için değil yaptığı şey bu olduğu için diyorum. Gelelim gözlemlere.

Çoğu tartışmada lise fiziği bilmeden big-bang teorisi, enerji, fotonlar, kuantum kuramı vs hakkında konuşup bir şeyleri ispat etme derdindedirler.

Çoğu tartışmada lise biyolojisi düzeyinde bile bilgisi yokken evrim teorisi, üreme, gen, DNA vs hakkında konuşup bir şeyleri ispat etmeye çalışırlar.

Yine çoğu tartışmada jeolojiden denizlere, dünyadan uzaya bir çok konuda bilgisiz oldukları halde konuşup bir şeyleri gösterme derdindelerdir.

Güncel esintiler

Türkiyede işi bozulan, ya inşaat işine ya da futbol işine girer. Sebebi ise, ilkinde kadınların, ikincisinde erkeklerin gözünün dönmesidir! Kendilerini kaybetmişlerden kazanmak ve toparlanmak kolay olur.

**

Meijin, dünyanın en iyi go oyuncusu unvanı olduğuna göre, o joseki bilmez, onun yaptıklarına başkaları joseki der.  Bir Meijin artık tesuji yapmayı bile bırakmıştır, O yalnızca oluyordur.(Bakınız)

· oyun biter bitmez en iyi nasıl oynamak gerektiğini anlarsınız. (Daha da önemlisi yeniden oynadığınızda nasıl oynamak gerektiğini yine hatırlayamayacak olmanızdır. İşin ironisi de burada)

· taşlarınız ölmüş gibi görünüyorsa daha fazla üzerinde durmayın.

(Dursanız da elinize bi halt geçmez! Ölüler giderek çürür, fena kokular çıkarır ve bir çok börtü böceği kendine çeker. Neden? Çünkü ölünün kendi bile tüketilip bir an önce yok olmak ister. O halde siz neden ölmüş taşlarınız başında ağıt yakıyorsunuz? Oyunda taş mı kalmadı yani!)

İnsanlar diğer canlılardan farklı mı?-9

İnsanlar kendilerini doğadaki tek bilinçli yaratık olarak görür. Fakat “bilinç” kavramı göreli bir değerlendirmedir. Zihinsel özürlü bir insanın bilinci, bir köpeğin bilincinden daha düşük bir seviyede olabilmektedir. Bu nedenle kesin sınırlı bir bilinç tanımı söz konusu değildir. Bilinci en basit şekliyle “bir varlığın kendisini etkileyen faktörleri fark etmesi ve davranışını bu faktörlere göre ayarlaması” şeklinde tanımlarsak, tüm varlıkları, özellikle de kuantsal düzeyde, bilinçli kabul etmemiz gerekir

Sürekli değişim-dönüşüm içinde olan dinamik bir doğal sistemde yaşıyoruz. Dinamik sistemlerde tüm olaylar ve oluşumlar bilgi oluşumuna dayalı olasılık hesapları gereğince gerçekleşmektedir. Bu nedenledir ki, dinamik sistemler teorisi “information & self-organisation = bilgi oluşumuna dayalı otonom örgütlenmeler” olarak özetlenmiştir.  “Maximum Information Principle = mümkün olduğunca çok bilgi oluşturma ilkesi” dinamik sistemler teorisinin en önemli faktörlerinden biridir. Bu nedenle “bilgi oluşturma” tüm varlıklarca çok önemli olmaktadır.

Atom altı parçacıklar-özet

Leptonlar ve kuarklar şimdiki bilgilerimize göre elementer parcacıklardır. Yani, kendilerini oluşturan başka parçacıklardan yapılmamışlardır.Leptonlar içinde hepimizin yakından tanıdığı ‘Elektron’ vardır. Elektron şimdilik başka parçacıklardan yapılmamış olarak kabul edilmektedir. Leptonların spini (dönüş) ½ ve elektrik yükleri -1 veya 0 dır. Yunanca lepton hafif parçacık anlamına gelmektedir.

Temel Parçacıklar

1-) Leptonlar

2-) Kuarklar

3-) Nötrinolar

Elementer parçacıklar içinde adını James Joyce dan alan parçacıklar Kuarklardır.
Kuarklarda spin ½  ve elektrik yükleri 2/3 veya -1/3 olan parçacıklardır.
Şimdilik bilinen 6 kuark vardır.

Atom cekirdeği etrafında bulunan elektron bir elementer parcacık olduğu için
onunla fazla uğraşmayacağız. Geriye kalan, “çekirdek nedir”?
Sorusuna cevap arayacağız.

Takiyon nedir?

Işık konusunda, örneğin, ‘ışık hızı’ aşılması mümkün olmayan bir limit hız olarak kabul edilir ve tüm evrenin sadece ışıktan yavaş hareket eden parçacıklardan ibaret olduğu var sayılır. Oysa ki görelilik (rölativite) kuramına göre ışık hızından daha yüksek hızlarda hareket edebilen parçacıklar var olabilmektedirler. Takiyon adı verilen bu parçacıklar zamanda geriye doğru gitmekte ve sanal kütleli olmaktadırlar. Işıktan hızlı ve sanal kütleli parçacıkları hiçbir aletle gözleyemeyiz. Sanal (imajiner ‘kök içinde eksi bir sayı’) kütleli bir parçacığı gözlemek mümkün değildir, çünkü sanal kütle ölçülemez. Bir diğer zorluk da Takiyonların gelecekten geçmişe hareket etmelerinden dolayı bizim ölçüm aletlerimizle girişime girmelerinin olanaksız oluşudur. Biz, neden sonuç içinde geçmişten geleceğe gelişen olayları ölçeriz. Tersini ölçemeyiz, zira evrenimizde nedensel olaylar hep geçmişten geleceğe doğru gelişirler.