Katalizör Etkisi-8

Sürekli bir değişim-dönüşüm içindeki bir doğada yaşıyoruz. Patel’in (2008, p. 188) vurguladığı üzere: “Tüm varlıklar atomlardan oluşurlar …  Ve tüm biyokimyasal olaylarda (bu atomlar) farklı şekilde tekrar dizilirler-düzenlenirler. Bizleri oluşturan bu atomlar bir zamanlar Buddha’ya, Cengiz Han’a vaya Isaac Newton’a aittiler. Görüleceği üzere, zamanla değişen şey, bu atomların dizilim şekilleridir ve bu dizilim şekilleri farklı bilgiler oluştururlar. …  Sözün kısası: Hardware’ler değiştirilir, software ise hassaslaştırılır!” Bu ifadelerin daha kolay anlaşılması için, ‘madde ile mana’ arasındaki şu bağlantıyı belirtelim. Madde, bildiğimiz atomlardan oluşurlar. Ancak bu atomların nasıl bir araya geleceği, ne kadar büyük veya küçük sistemler oluşturacakları gibi konular, enerji dediğimiz kuantsal salınımcıların denetimindedir.

Hayvanlar Konuşamaz ama…

Arabayla toprak bir yolda seyrediyoruz. Dağ yolunda bir köy yerleşimine yakın bir yerde küçük bir tepelik dikkatimizi çekiyor. Etrafı tel örgüyle çevrilmiş, tel örgünün içinde onlarca keçi. Kimi kül rengi, kimi siyah, kimi yaşlı, kimi çocuk daha. Biz oradan toz kaldırarak geçip giderken onların dikkatini çekmiş olmalıyız ki içlerinden en yaşlı olanı dikkatimi çekti.

Anlık bakışlarımız buluştu sanki. Ve yaşlı keçinin bize bakmasıyla beraber diğerleri de hep birlikte yönlerini bize doğru dönerek pür dikkat kesiliverdi. Görüntü ilginçti. Arabayı durdurduk. Aşağıya inip yanlarına gittik. Yaşlı keçi gözlerini ayırmadan bakmaya devam etti. Biz de ona baktık. Öylece bakıştık bir süre. Anlamaya çalışır gibiydi hali. Bir şey söylemeye çalışır gibi…

Motorla Olympos yolunda iniyorum. Yavaş gidiyorum. Motoru kapattım. Eğim yardım ediyor gidişime. Ve bir bukalemun gördüğümü sandım anlık. Durdum ve geri döndüm. Yolun ortasındaydı. Hareket ediyordu. Sevindim. Hemen onu alıp güvenli ormana bırakacağımı düşünerek sevindim. Yanına gittiğimde garip bir şekilde gövdesini yukarı doğru kaldırmaya çalıştığını gördüm. Kafasında kan izleri olduğunu görmek çok büyük bir hayal kırıklığına uğrattı beni. Kan vardı ağzında, gözleri kapalıydı. Karnını yukarı çekmeye çalışıyordu. Hemen aldım, kenara koydum. Hiç kıpırdamadı uzunca bir süre. Ne yapacağımı bilmiyordum. Nefes alıyordu. Elini tuttum. O küçücük eliyle son gücünü de toparlayıp elimi tuttu. Ağlıyordum. Ondan bana gelen etki karışıktı. Enerjisini hissedebiliyordum. Karışık, ölümcül bir şey… Kuyruğuna baktım. Arka bacaklarında his kaybı vardı. Kımıldamıyorlardı. Sağlıklı hali geldi gözümün önüne. Şimdi iyi olsa kuyruğunu elime dolardı diye düşünmeden edemedim. Gözleri bir o yana bir bu yana bakarken çok yavaş hareketleri hayranlık uyandırırdı bende. O ise ölmek üzereydi. Vücudunda bir yara yoktu. Ona çarpan her neyse başına darbe vermişti. Bir süre daha geçti öylece. Elini tutmaya devam ediyordum. Ve kısa bir süre sonra kusmaya çalıştı. Ağzını açtı birkaç kere. Ve öylece can verdi. Gözleri kapalıydı zaten. Hiç açmamıştı. Elini bıraktım ve öylece kalakaldım orda…

Hücre anayasaları-7

Bedenlerimizin Yapımcıları ve Bakımcıları Olan Hücreler

— Oluşturdukları bedenlerde neden ağrı, sızı gibi rahatsız edici durumlar oluşturuyorlar?
— Neden Kanserojen Olup, Yaptıkları Bedenleri Tekrar Yok Ediyorlar?

Sürekli değişim-dönüşüm içindeki bir doğada yaşıyoruz. Yani doğa ve dünyamız dinamik bir sistemdir ve dinamik sistemler teorisi ilkelerine göre düzenlenmektedir. Bu ilkeler ise, salınımcılar dediğimiz temel canlıların, daha rahat bir duruma ulaşmak için oluşturdukları ortaklık prensipleridir. Bedenlerimiz de, bu temel prensip uyarınca hücrelerimizin oluşturdukları ortaklık sistemleridir. Acı duyma diye bir uyarı sisteminin olmadığı bir beden düşünün. Hücrelerin ortaklık sistemi olan bir bedende bir yara açıldı ve hücrelerin ihtiyacı olan maddeleri taşımaya yarayan kan dışarı akıyor. Akma durdurulmazsa, kan kaybından ortaklık tamamen çökecek. İşte bu gibi bir duruma karşı, hücreler ortaklık sistemlerini acı duygusu ile donatmıştır ki, acının olduğu yerde bir sorun olduğu anlaşılsın ve yara sarılarak kan akımı durdurulsun!

Evrensel İlkeler-6

. Evrensel ölçekte geçerli doğal ilkeler

► Her öğe, kendine en yakın komşuları ile etkileşim içine girecek ve davranışını ona göre belirleyecektir. (Bunun nedeni, varlıkların karşılıklı olarak birbirlerine sahip oldukları enerji türünü çeşitli sinyaller olarak bildirmeleri ve bu sinyallere göre varlıkların birbirlerini çekmeleri (veya itmeleri)dir. Oluşacak çekim kuvvetinin şiddeti, yandaki şekilde gösterildiği üzere, öğeler arası mesafenin karesiyle ters orantılı olduğundan, varlıkları etkileyen en büyük kuvvetler, kendilerine en yakın olan öğelerin potansiyelleri olmuş olur.)

Şekil 18: Doğadaki tüm varlıklar birbirleriyle etkileşirler (yani haberleşirler).

► Oluşturulacak bir ortaklıkta geçerli olacak kurallar (ki buna ‘orderparameter=düzen-ölçütü’ denir) tüm katılımcıların ortaklığı ile oluşturulur, her öğe en ekonomik yapısallaşmayı tercih edecektir. Bu amaçla hücrelerin atom ve moleküllerinin bilgi sistemlerinde simetri-kırılması yapılarak, yeni hedefe uygun davranılacak bir rezonans sistemi oluşturulur;

Divan-i Lügati’t Türk’ten Atasözleri-2

Sınamasa arsıkar, sakınmasa utsukar//

Sınamayan aldanır, sakınmayan yutulur.

**

Balık subda közi taştın

Balık suda, gözü dışarıda.

**

Barçın yamağı barçınka, karış yamağı karışka

İpek yaması ipeğe, yün yaması yüne.

**

Bor bolmayıp sirke bolma

Şarap olmadan sirke olma.

**

Boşlaglansa boksuklanur

Kızıp kuduran kişi boyunduruklanır.

**

Böri koşnısın yemes

Kurt komşusunu yemez.

**

Buğday katında sarkaç subalur

Buğdayın yanında karamuk otu da sulanır.

**

Bütün ümlüğ kanca bolsa olturur

Şalvarı sağlam olan nereye istese oraya oturur.

**

Çakşak üze ot bolmas, çakrak bile ubut bolmas

Taş üstünde ot olmaz, yanşak kişide ar olmaz.