Batma yüzeyi

Kendi yumurtanızdan, sulbünüzden doğurup OLdurmadığınız çocuklarınızı da kütüğünüze yazdırın. Batma yüzeyini genişletmelisiniz. Bu acil bi durum.

  • Hanife A batma yüzeyini genişletmek zaman kazanmaya çalışmak değil midir? yani en baştan işin içine “batma” lafını koymuşuz:)

    Sibel Atasoy Her zaman tufan olmuyor 🙂 batarız çıkarız olsun diye

    Hanife Altuntas eşeği sağlam kazığa bağlayalım diyorsun:)

    Sibel Atasoy ağırlığınız artacakmış gibi görünür ama tam tersine hafiflediğinizi görüp bana teşekkür edeceksiniz. Hoş beklentim yok, hayat yeterince ediyor )
  • Hanife A ilk cümleyi açar mısın biraz?

    Sibel Atasoy hangisi

    Hanife A ‎”kendi yumurtanızdan sulbünüzden doğurup OLdurmadığınız çocuklarınızı da kütüğünüze yazdırın.”

    Sibel Atasoy kan bağından kurtulun diyorum 🙂

    Hanife A ha ben yanlış anlamışım..hem kendi yumurtandan doğuracaksın, hem oldurmamış olacaksın, sonra kütüğe yazacaksın gibi..o nedenle anlamakta zorlanmıştım.tşk ederim: şimdi oldu.

    batma da çıkma da netliğe kavuştu.:)

    Sibel Atasoy farklı yollardan ifade etmeyi deniyoruz ya 🙂 KBK (kan bağından kurtulmak), kabakulaktan kurtulmak gibi hahahahahaha Belki kabakulak olunca uyanış müziğini duyamıyoruzdur
  • Hanife A
    ben çocukken geçirmiştim o hastalığı. rahmetli anneannem başımda günlerce beklemişti..bu aralar, özetleme işinin ucundan kıyısından tuttuğumdan, çocukluğuma da küçük seyahatler yapıyorum.öylece izliyorum çocuk- beni.onu anlıyorum, seviyorum, onurlandırıyorum..onunla birlikte, ona kucak açan, herkesi de..daha geçenlerde bir rüyamda da rahmetli babamı gördüm..ömrü hayatında takım elbise kravat giymemiş adamcağız, takım elbiseli göründü rüyamda. iyi mi?:) bu yorumlarda çenemim düşmesi, çocukluk anılarıma gidişlerim de bundandur yani..haberiniz ola:)

Siz kaç tanesinden uyandınız?
Tekrar tekrar tekrar… Bu bir kişiyle olacak iş değil. Herkesin farklı işlevi var. Ancak bir gurupla başarılır uyanmanın kalıcılığı.

Sürdürülebilir inovation…Moda oldu, Her büyük şirketin ana ilkelerine girdi. Güzel buluş ama kendini sürdüremez kelimeler, insanlara muhtaçlar.

Yolları yanyana yürümekten yanayım

Olurda olmazsam buralarda…
Yanağındaki küçük çukura saklanmak istiyorum.
Uyumak, yüzyıllarca uyumak.
İlla isim konulacaksa ben masal değil hayat demekten yanayım.
… Bu yolları yanyana yürümekten yanayım…
… …Erguvanlar açmaya başladı, mavi mi pembe mi ayırt edemiyorum renkleri, kokuna bir isim bulmaya çalışmaktan da vazgeçtim.
Geldiğinde bir masada kahvemizi yudumlayıp, heyecanla dedikodu yapacağız.
Sana kaçırmadan anlatmam gereken aylar biriktirdim.
Biraz sessizlik olacak sonra.
Sen hüzünlü gözlerini uzaklara salacaksın. Cümlelerim topallayacak, ağır, aksak kelimelerle soracağım.
Nasılsın ?
Nasılsın derken bile iyi olmana dualar ediyor olacağım.
Hiç bir sözümüz umutsuzluk taşımıyacak.
İnanacağız, inandıracağız, yaşadığımız cehennemin cennete dönüşeceğine.

Sadi Şirazi

**

Şeriat kapısı, toplumsal şartlanmaların en yoğun olduğu ve doğumla birlikte gelen insanın kendi özüne en yabancı kaldığı devirdir. Dünya yaşantısında olduğu kadar tanrı anlayışında da bir yüzeysellik ve şirk görülmektedir. Buna gizli şirk’te denir. Fakat, şeriat ehli bunun farkında değildir. Tanrı ona göre yerde yada gökte bulunmaktadır. İnsanlara oradan buyruklar yağdırmaktadır. Ölümden sonra sevap çoksa yani gökteki tanrının yağdırdıkları emirlere içtenlike itaat etmişse, hurilerle dolu cennete; günahları çoksa, cayır cayır yanacağı cehenneme gideceğine inanır. (Tıklayınız)

Aklın yolu bir demişler. Ha Hacı Bektaş demiş ha Ken wilber:)))Buyrun siz karar verin:https://blog.sonsuz.us/?p=6173

‎TE: ” Daha önceki doğumu ‘kan bağı vasıtasıyla doğmak’ olarak görür ve bu dünyadaki ikinci doğumun manevi-ruhi bir doğum olacağının bilincine varır.” En önemlisi bu ikinci dogumdur.

sa: Ben doğumlar arasında bi önem sırası yapmayı anlamsız buluyorum. Bu, kırmızı tatlı bi elma haline gelmeyi, çiçeğe durmaktan önemli zannetmeye benziyor :)))

TE:Birinci doğum zorunlu doğum, ikincisi ise isteğe bağlı…

sa: Evet tüm çiçekler tomurcuğa durmaz, duranların hepsi de büyüyüp ham elma olamaz, çoğu bi nedenle takrar çevrime girer. Ham elmaların da çoğu kızarıp tatlanamıyor. Ancak ne farkeder ki?Levazye’ye katılırım ben. Boşa giden hiç bişey yok 🙂

TE: Evet, herşey yerinde gerekli, ilk anda tam neye gerekli olduğunu bilmesek de.

**

Bir ırmağa düştüğünde yapabileceğin üç şey vardır:
-Bir işe yaramayacağını bile bile akıntıya karşı yüzebilirsin. Hem gideceğin yere gidemezsin hem de gücünü aptalca tüketip ölebilirsin.
-Kendini akıntıya bırakırsın, ırmak seni kendi istediği yere götürür.
-Hem kendini akıntıya bırakırsın, hem de akıntıyla beraber yüzersin. Böylece ırmağın aktığı yönde senin seçtiğin bir yere gidersin.

**

Nefes alıyoruz yaşamak için aslında o bizi öldürüyor (oksijen yakıyor bizi), yaşamak için kalbimizin tiktak laması lazım oysa o bizi ölüme götürüyor (tüm varlıkların eşit sayıda kalp atış sayısı var!). Sadece bu basit gerçeğimizi bile düşünmüş olan kaç tane insan vardır dünyada merak ediyorum.