Okuduğum, izlediğim yeni kurgular

Gentleman Jack, Digi’nin yaz dizilerinden ilgi çekici birisi. Zaten yaz boyunca seyredilebilecek ikinci dizi de bu denebilir.
On dokuzuncu yüzyılın başlarındaki Endüstri Devrimi yıllarında Anne Lister, Batı Yorkshire’daki Halifax’e geri döner… Genç, güçlü, erkek giyimli ve tavırlı bir kadın olan Anne’in atadan kalma malikanesinin kaderini değiştirmek için ettiği mücadeleyi anlatan dizide zamanın kadın hakları, asil aileleri, yaşamları ve cinsel tercihlerin yasakları ön planda. İngiltere kırsalını zaten severim, çekimler güzel, oyuncular da daha şimdiden rollerine adapte olmuş görünüyor. Merakla izliyorum.
*
Kız Kardeşim Seri Katil– roman
Polisiye gerilimin hakkını veren bir roman. Hem kullandığı dil hem de uyandırdığı merak gayet dozunda. Çok zamandır özlediğim o alaycı, mizahi ve acı tonların hepsi iç içe geçmiş. Üstelik bir ilk roman!
Braithwaite bu romanda şiddet, sadakat ve ailenin dramatik yapısını ve içinde bulunduğu çıkmazı anlatıyor. Bu arada kız kardeşlik bağlarının da sorgulandığını görebiliyoruz. Olayın, Nijerya’da geçiyor olması da bizim için biraz yakınlık hissi veriyor, ne de olsa batı dünyasından çok farklı bir kültür.
*
City on a Hill; yozlaşmanın, yolsuzluğun ve ırkçılığın adeta gündelik yaşamın bir parçası haline geldiği, şiddetli suçlarla dolu Boston şehrini mesken tutuyor. 1990’lı yılların başlarında geçen dizi, bölge savcısı Decourcy Ward ile yozlaşmış olmasına rağmen saygın bir FBI ajanı olan Jackie Rhodes’un kurduğu sıra dışı ittifakı konu alıyor. Dizide, kentin tüm adalet sistemini değiştiren bir davayı üstlenen ikilinin yaşadıkları olayları izleyeceğiz.
Ben Affleck ve Matt Damon’ın yapımcılığını üstlendiği, Kevin Bacon’ın başrolünde yer aldığı City on a Hill dizisinin ilk iki bölümünü izledim. Polisiye dediğin böyle olur, uzun zamandır özlediğimiz oyunculuk, senaryo titizliği, ironik bir dil, müzik hepsi var görünüyor. Sıradan savcı avukat dizileri bu tür yapımların yanında çocuk işi gibi kalıyor. Toplamda kaç bölüm olacak bir fikrim yok şu anda Digitürk’te gösterimde.
*
İnception
Bu eski filmin ne işi var burada derseniz benim için hiç eskimiyor, tıpkı zamanında Matrix’e, Dövüş Klübü’ne, 13.Kat vs gibi kült filmlere yaptığım gibi önüme her geldiğinde yeniden izliyorum. Film her seferinde değişip netleşiyor çünkü ben değişmiş oluyorum.
Bilimkurgu dendiğinde ilk aklımıza gelen uzay oluyor sanırım, özellikle genç ve çocuklar nezdinde .
Uzay yalnız dışımızda mı?

Devamını oku “Okuduğum, izlediğim yeni kurgular” →

Darkest Hour- İnception ve Kış Kralı

Dün gece Darkest Hour filmini izledim.Nerdeyse nefes almadım diyebilirim o derece güzel bir film yapılmış. En iyi film ödülünü alamaması enteresan. Churchill’i oynayan ve hatta bunu biraz ileri götürerek adeta Churchill olan Gary Oldman’nın en iyi erkek oyuncu Oscarını almış olması film adına biraz olsun rahatlatıcı. Gary Oldman’ın internetteki fotosuna bakıyorum ve bir de dün gece 2 aat boyunca izlediğim Churchill’i düşünüyorum ve bunlar aynı kişi olamaz diyorum. İşte sinemanın büyülerinden biri de bu denebilir. Diğer yönden Daha dün yayınladığım Dinkurk filminin Darkest Hour’u açılımlayan ona büyük anlam katan bir film olduğunu da şimdi anlamış durumdayım. Bu iki filmi de izlediğinizde o zamanın gerçeği daha belirgin hale geliyor. Peki bu iki film aynı sezona nasıl denk geldi? Tesadüflere inanmak pek tarzım değlil, yönetmenler mi yapımcıları mı yoksa İngiltere mi bu tuhaflıkta rol oynadı? Cevabı bilenler söylesin. Tarih, siyaset, özel tarihi şahsiyetleri sevenler için bulunmaz bir film. Not: Aşağıda güzel bir eleştiri sunuyorum, benim hoşuma gitti, tıklayınız

*

 

Göbeklitepe’nin Yas Bulutları

Kitabı bu hafta sonu bitirmiştim ve aslında okumakta da çok geciktim fakat o kadar çok şey oldu ki ardı ardına burada sayıp kendimi bile sıkmak istemiyorum. Biz sonuca bakalım deriz pratik olanlar, kitap gerçekten çok lezzetli, kolay okunuşunun yanında gerçekten memleketimizde ihtiyaç duyduğumuz türden bir yaratım/çalışma, eser artık nasıl değerlendiriyorsanız.
Bir kere kitabın başında da belirtildiği gibi, yazar Kaan Demirdöven, ilgi alanları çok ve değişik,uzun yıllar felsefe,tasavvuf,mitoloji ve kadim bilgelik öğretileri alanında araştırmalar yapmış, kendini genç yaşta yoğurmanın disiplinine tutunmuş. Tüm bu vasıfların üstüne nefis bir “masalcı” üslubu edinmiş (bir önceki kitaptan oldukça farklı bir tarzda). Ben çok sevdim, umarım okuyanı bol olur, arzu ederim ki başka dillere de çevrilsin, eşsiz Anadolumuzun ve Göbeklitepe’nin adı başka insan kardeşlerimizce de bilinsin, ola ki Akınış kitabesi’nin sessiz harflerinin oluşturduğu armoniyi duysun.
Teşekkürler Kaan.
*

Devamını oku “Darkest Hour- İnception ve Kış Kralı” →

Çözümleme biraz zaman alacaktır.

“Zaman geçtikçe Laniakea’nın bir RÜYA GÖRME deneyimini anlattığını fark ediyorum. Şüphesiz ki yazarken ne yaptığımı bilmiyordum. Çok uğraştırdığını, delice enerji tükettiğini biliyordum fakat tıpkı inception filmi gibi görselleştirilmesi mümkün değilmiş gibi görünen bir deneyimi, Castaneda’nın Rüya Görme tekniğini yaşayıp anlatmışım bu kitapta. Bir başka başlangıç yapmışım da diyebiliriz. Bu deneyimin çözümlenmesi biraz zaman alacaktır, normaldir. İnsanın duyduğu en sıradan şeyi bile algılaması için bikaç saniyeye ihtiyacı olur.”
sa
Bir röportajdan

Bu daha BAŞLANGIÇ-3

Öncesi için Tıklayınız

Fikri  bilinçaltının derinlerine yerleştirmeliyiz.
Bilinçaltı duygulara göre hareket eder değil mi? Mantığa göre değil.
Bu yüzden bunu duygusal bir konsepte dönüştürmenin bir yolunu bulmalıyız.
pozitif duygular daima negatif duygulardan baskındır.
Hepimiz kötü duygulardan kurtulmak için uzlaşmaya can atarız.
Bilgi aşılamanın belirginlikle ilgisi yoktur. Zihnine girdiğimizde karşımıza çıkanlara göre hareket etmeliyiz.

*

Karışım sayesinde rüyadakiler arasındaki paylaşım çok net olacak.
Bu sırada beyin fonksiyonları hızlanacak.
Yani bize her katman için daha fazla vakit sağlayacak.
Rüya sırasında beyin fonksiyonları normalin yaklaşık 20 katıdır.Rüya içinde rüya yarattığınızda etkisi de artacaktır.
Toplam ne kadar zaman demek bu?
İlk katmanda bir hafta. İkinci katmanda altı ay.
– Üçüncü katmanda— On yıl.
Kim on yıl bir rüyada kalmak ister ki?
Rüyaya bağlı. (HANGİ GERÇEKLİKTE KALMAK İSTEDİĞİNİZ TERCİHİNİZE BAĞLI, FAKAT GEÇİŞLERİ BİLİNÇSİZCE YAPIYORSANIZ BURADA BİR TERCİHTEN BAHSEDİLEMEZ.)

**
Fikri yerleştirdikten sonra nasıl çıkacağız?
Umarım beni başımdan vurmaktan daha iyi bir fikrin vardır.
Bir dürtü.
– Dürtü nedir?
Düşme hissi sizi sarsarak uyandırır. Rüyadan çıkmanızı sağlar.
Böyle bir yatıştırıcı almışken dürtmeyi hisseder miyiz?
Zekice olan kısmı da bu. Yatıştırıcıyı iç kulağı etkilemeyecek şekilde ayarladım.
Bu şekilde, ne kadar derin uykuda olursak olalım yine de düşüşü ya da devrilmeyi hissedeceğiz. (SATÜRN DÖNGÜLERİNİ ANIMSATIYOR)
Önemli olan dürtmenin üç katmanda da eş zamanlı olmasını sağlamak.
Farklı dürtmeleri eş zamanlı ayarlamak için müzikle geri sayım yapabiliriz.
**

Anılarından oluşan bir hapishane ile onu kapalı tutabileceğini mi sanıyorsun?
Sence bu onu zaptetmeye yarayacak mı? (Normalde hep bunu yaparız, bu sebeple farkındalığımız günbegün düşer. TOLTEK FELSEFESİNDE ADI GEÇEN “ÖZETLEME” BU SEBEPLE HAYATİDİR)

*

Acı çekiyor, onu uyandıracağım.( Saito’nun vurulduğu sahne )
– Hayır, bu onu uyandırmaz.- Uyandırmaz da ne demek?
– Uyandırmaz.- Rüyadayken ölürsek uyanırız.
Bu seferkinde olmaz. Böylesine bir yatıştırıcı almışken uyanamayız.  (HER ÖLÜM UYANMA ANLAMINA GELMİYOR. BELKİ HER UYANMANIN BİR ÖLÜM SAYSİNDE OLDUĞUNU SÖYLEYEBİLİRİZ)
Peki o zaman burada ölürsek ne olur?
Arafa düşeriz.
– Ciddi misin sen?- Araf mı?
– Sınırları olmayan rüyalar âlemi.- Orada ne var peki?
Saf, sınırsız bilinçaltı.Orada hiçbir şey yoktur!
Daha önce rüyayı paylaşıp arafa düşenlerin geride bıraktıkları hariç.
Bizim vakamızda bu sen oluyorsun.
– Orada ne kadar süre sıkışıp kalabiliriz?- Yatıştırıcının etkisi geçene..
Ne kadar?
Onlarca yıl, belki de sonsuza dek. Bilmiyorum.

**

Birlikte çalışıyorduk.
Rüya içinde rüyanın nasıl olacağı konusunda araştırmalar yapıyorduk.
Sınırları zorlayıp sürekli daha derine inmeye çalışıyordum.
Orada saatlerin, yıllara dönüşmesi olayını anlayamadım.
Öyle derinde kapana kısıldık ki bilinçaltlarımızın kıyılarında kaldık.
Neyin gerçek olduğunu göremez olduk. Kendimiz için bir dünya yarattık.
Yıllarımızı aldı ama kendi dünyamızı yarattık.
– Orada ne kadar süre kaldınız?
– Yaklaşık 50 yıl.
Tanrım. Buna nasıl dayandın?
Başlarda o kadar kötü değildi, kendimizi Tanrı gibi görüyorduk.
Sorun, bunların gerçek olmadığını bilmemdi.
Sonunda, benim için böyle yaşamak imkansız hâle geldi.
Peki ya onun için?
Derinlerde bir şey saklıyordu.
Bildiği, ama unutmayı tercih ettiği bir gerçek. Araf artık onun gerçekliği olmuştu.
Uyandığınızda ne oldu peki?
Yıllar sonra uyandığımızda genç bedenlerin içine tıkılmış yaşlı ruhlar gibiydik.
Onda bir sorun olduğunu biliyordum. Ama o bunu kabul etmedi.
Sonunda bana gerçeği söyledi.Bir fikri saplantı haline getirmişti.
O ufacık fikir, her şeyi değiştirdi.
Dünyamızın gerçek olmadığı ve gerçek hayata dönebilmesi için uyanması gerektiği fikri. (NE KADAR DA SPRİTÜEL SÖYLEMLERE BENZİYOR DEĞİL Mİ!)

Fikir bir virüs, bir parazit gibidir.
Çok bulaşıcıdır. Ufacık bir fikir çok büyük bir hâle gelebilir.
Büyüyerek seni ifade edebilir ya da yok edebilir.
En ufacık bir fikir,”Dünyan gerçek değil” gibi mesela…
…her şeyi değiştirir.
Dünyandan, neyin gerçek olduğundan çok eminsin. (EMİN MİYİZ? Değilim ama bunun çaresi acze düşmek ya da sonsuz arayışın kurbanı olmak mi? Ben neyin gerçek olduğunu takmıyorum, ne fark eder? Tanrının zar attığı fikri neden o kadar rahatsız edici olsun?)

**

Yansımalar hızla yaklaşıyor.
Buradan çıkmalıyız yoksa kapana kısılacağız.
Daha büyük şeyler hayaletmekten korkmamalısın tatlım
Evet ama işe yaramadı. Özne rüya gördüğünü anladı ve bilinçaltı bizi paramparça etti!

**

Suçluluk duyuyorum Mal. (İNTİHAR ETMİŞ OLAN KARISININ İSMİ)
Ne yaparsam yapayım,ne kadar umutsuz olursam olayım kafam ne kadar karışık olursa olsun suçluluk duygusu hep var.- Bana gerçeği hatırlatıyor.- Hangi gerçeği?
Gerçekliği sorgulamana sebep olan fikri, sana benim verdiğimi.
Fikri zihnime sen mi yerleştirdin? (DANGGG)
Neden bahsediyor öyle?
Fikir aşılamanın mümkün olduğunu biliyordum çünkü ilk ona aşıladım.
– Bunu karıma ben yaptım.

  • Neden?
    Burada kaybolmuş durumdaydık.Bir şekilde kurtulmamız gerekiyordu.
    Ama o, bunu kabul etmedi. Derinlerde bir şey saklıyordu.
    Bildiği, ama unutmayı tercih ettiği bir gerçek. (MA ÜLKESİNDE İSİMLİ MASALIMDAKİ GERÇEK OLMASIN?!)
    Bundan kaçamadı. Ben de bunu aramaya karar verdim.
    Zihninin derinlerine indim ve gizlediği o yeri buldum.
    Oraya girdim ve fikri yerleştirdim. Her şeyi değiştiren ufacık bir fikir.
    Dünyasının gerçek olmadığını söyleyen bir fikir. (GERÇEK ARAYIŞI BÖYLECE BAŞLIYOR)
    Ölüm, kaçabilmenin tek yoluydu.
    Bir tren bekliyorsun.
    Seni uzaklara götürecek bir tren.
    Trenin seni nereye götürmesini umduğunu biliyorsun…
    …ama emin olamıyorsun.
    Ama önemi yok. Neden olduğunu söyle?
    Çünkü birlikte olacaksınız!
    Bu fikrin, uyandığı zaman da zihninde bir kanser gibi yayılacağını bilemezdim.
    Gerçekliğe(!) döndükten sonra bile dünyamızın gerçek olmadığına inanmaya devam edeceğini.
    Ölüm, kurtulmanın tek yoluydu.
    **

Buraya beni öldürmeye mi geldin? ( SAİTO VE COBB diyaloğ)
Birini bekliyorum.Çok az hatırladığım bir rüyadaki bir kişiyi. Cobb?
Bu imkansız. O zamanlar ikimiz de gençtik.
– Şimdi yaşlı biriyim.- Pişmanlıklarla dolu. Yalnız başına ölmeyi bekleyen. (Bu kişinin yüksek benliğimiz olabileceğini söylemiştim hatırlarsanız, filmdeki İşveren! Rolü son derece isabetli seçilmiş)
Senin için geri geldim. sana bir şeyi hatırlatmak için… Bir zamanlar bildiğin bir şeyi. Bu dünya gerçek değil.
Beni anlaşmamıza sadık kalmaya ikna etmek için.
Evet, kalbinin sesini dinlemen için.
Geri dön. Böylece tekrar birlikte genç olabiliriz.
Benimle gel. Geri gel.

inception

Bildiğiniz gibi geri gelir ve Cobbs’a verdiği sözü tutar. Seneler geçmiştir ama sadece bi uçak yolculuğudur burada ve şimdi 🙂

bitti

Bu Daha BAŞLANGIÇ-2

grunge-inception-love-quote-favim-com-1828586Öncesi için tıklayınız –

Asla hafızanda olan yerleri yaratma. Daima yeni şeyler hayal et!

-Bildiğin yerleri tasarlaman gerekmez mi?

-Sadece detayları kullan. Sokak lambalarını, telefon kulübelerini ama asla tüm çevreyi değil.
-Neden?
-Çünkü anılarından oluşan bir rüya inşa etmek hayal ve gerçek arasındaki farkı ayırma yetini kaybettirir.
-Sana böyle mi oldu? (HEPİMİZE BÖYLE OLDU!)

**

Totem sürekli üzerinde taşıman ve senden başkasının bilmemesi gereken küçük bir objedir. Ona dokunmana izin veremem, objektifliğini kaybeder. Bu sayede kendi totemine baktığında gerçek hayatta mı yoksa başkasının rüyasında mı olduğunu kesin olarak anlarsın. (BURADA İŞLER ÇATALLANIYOR ÇÜNKÜ ÜÇ SEÇENEK BELİRİYOR:
1. BAŞKASININ RÜYASINDA MISIN?
2. KENDİ RÜYANDA MISIN?
3.GERÇEK HAYATTA MISIN?
1. DEVAMLILIK (totemi) VARSA, BAŞKASININ RÜYASI OLDUĞUNU ANLARSIN, TIPKI BİZİM MUTABAKAT RÜYASI YANİ BU HAYAT GİBİ.
2. BURAYA NEREDEN GELDİM DİYE SOR, eğer devamlılığı olan bi kişisel rüyan yoksa ki yoktur, cevap alamazsın, böylece kişisel rüyanda olduğunu anlarsın. 3. GERÇEK HAYAT NEDİR BİLEN BERİ GELSİN! Görücüler bunu bilebilir yalnızca. Zaten Görücüysen toteme ihtiyacın olmaz. Görücü değilsen ilk iki şıkkı takip et yeter, bu arada eğer bi görücüye rastlarsan (çok nadirdir) onu -egona kapılıp da-elden kaçırma.
Gerçek ne kaos ne düzendir, bana göre kaosdaki düzendir, bu sebeple gerçek hayat denilen şeyde şu andaki gibi bir “devamlılık” olacağını sanmam. Bu sebeple kişisel rüyalar, gerçeğe yaklaşırlar bence 🙂
Burada hedef,  “gerçek hayatı bulmak” değil, her birimizin gerçekliğin bi ucundan tutuyor olduğumuzun ayırdına varmaktır, bu olduğunda saygı gelir, merak baş gösterir hatta bu iş sevgiye kadar ilerler. Gerçek arayışı -kusuruma bakmazsanız- eşeği çalıştırmak için önüne takılmış güzel kokulu bir hıyarı sonsuzca takip etmektir. Gizlice tanrıya öykünmedir 🙂

**

Paradoksal yapılara bir göz atalım mı? Üç rüya katmanı inşa edeceksen birkaç hileyi öğrenmen lâzım.

.- Ne tür hileler?
Rüyada, olağan dışı şekillerde bina inşa edebilirsin. Bu da kapalı döngü yaratmanı sağlar. Penrose merdivenleri gibi,bitmemiş merdivenler. Gördün mü? Paradoks. Bunun gibi kapalı döngüler rüyanın sınırlarını belirlemeni sağlar.
Bu katmanlar ne kadar büyük olmak zorunda?
Boş bir zeminden koca bir şehre kadar her şey olabilir. Yansımalardan saklanabileceğimiz kadar karmaşık olmalı.
– Labirent gibi.
– Evet labirent. Ya da daha iyisi.
Yansımaların bizi yakalaması uzun sürsün diye de geniş mi yapmalıyız?
Aynen öyle. Kimse zihninde bir başkasının dolaşmasını sevmez. (VELAKİN HERKESİN KANDIRILMAYA İHTİYACI VAR.ÖNCE DOĞDUĞUMUZDAN İTİBAREN KANDIRILMAMAK İÇİN HER TÜRLÜ YÖNTEMİ ÖĞRENİRİZ, SONRA BİZİ KANDIRABİLECEK OLAĞANÜSTÜ KİŞİYİ BEKLEMEYE BAŞLARIZ. ÖLMEDEN ÖLMENİN YOLU BU.)

**

Kimyager mi arıyorsunuz?- Evet. Size işlerinizde karışımlar hazırlaması için. Bizimle sahaya da inecek.

Ben sahaya inmem Bay Cobb. (FİLOZOF BU! KURAMCI  )
Orada olup karışımı ne kadar kullanmamız gerektiğini söylemelisiniz.
– Ne için?
Rüya içinde rüya.İki katman. Üç.
Mümkün değil. Rüya içinde bu kadar rüya dengesiz olur.
– Mümkün. – Sadece yatıştırıcıya ihtiyaç var.
-Hayır, çok güçlü bir yatıştırıcıya. Kaç takım üyesi var?
Beş.
-Altı. İşi başarıp başaramadığını görmenin en kolay yolu seninle gelmek. (İŞVEREN. MUHTEMELEN YÜKSEK BENLİĞİNİZ)
-Böyle bir işte turistlere yer yok . (GERÇEKTEN DE O İLK FİRE VEREN OLUR. MALUM GEZGİNLER HASSASTIR!)

inception -devam edecek-