(vatandaşın ibretlik yorumlarıyla) Tanrı parçacığı bulundu!

Bilim dünyasının en merak ettiği konulardan olan ve dünyanın başlangıcına ilişkin sırları ortaya çıkaracağı düşünülen ‘Tanrı parçacığı’nın varlığı kanıtlandı
10 milyar dolar harcandı

İsviçre’deki Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (CERN) kurşun iyonlarıyla yapılan çarpışma deneyinde, kütleyi maddeye dönüştürdüğü düşünülen, Tanrı parçacığı olarak da tanınan “Higgs bozonu” adlı atom bileşeninin varlığına ilişkin önemli veriler elde edildi. Bugüne kadar 10 milyar dolar harcanan deneyde “higss bozonu”na oldukça yakın 60 adet parçacık keşfedildi. Keşif, merkezdeki “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı”nda, protonların dünyanın oluşumunda ortaya çıkan sıcaklık derecesine kadar ısıtılması ve birbirlerine ışık hızında çarpıştırılmasıyla gerçekleştirildi………..

vatandaşın ibretlik yorumları

Borsa ne olur .

Fikirlerim ve insan arayışım

Öncelikle sitenin tam olarak nasıl çalıştığını anlamadım. Ve üye olmak için biraz fazla çaba sarfettim. Oysa ki daha basit olabilirdi.

İnsan arıyorum. Dediklerimi anlayacak insan arıyorum. Dediklerimi tam olarak anlamasa bile merak edecek insan arıyorum. Dediklerimi merak etmese bile karşı çıkışlar yapabilecek cesarette birilerini arıyorum.

Tanrı net olarak yoktur. İnsanın kendisi aslında tanrıydı, fakat açığa çıkartamadığı benliği derinlerde kaldı, içindeki gücü başka bir figüre yükledi. Tanrıyken bir başkasını da tanrı gibi görmek durumundaydık, tanrı gibi gördüğümüz anne ardından baba, gücü elinde bulundurarak, bunu ufak ufak kırılmalarla bizden aldı. En son noktada bu güç kişilerle bağlantısız bir hale geldi ve toplumun içinde kafamızda tanrıyla başbaşa kaldık. Artık kimsenin inancını sorgulamıyoruz, kendimizinkini de sorgulattırmıyoruz. Süreç bitmiştir, artık ölüyüz.

Küçük Prens ve ciddiyet-3

  • Öyleyse, dikenler ne işe yarar?
    Hiç bilmiyorudum. O anda da otorumun sıkışmış bir vidasını sökmeye uğraşıyordum. Çok dertliydim; motordaki bozukluk çok önemli görünüyordu. İçme suyumuz da günden güne azaldığından, geleceği karanlık görmeyğe başlamıştım.
  • Dikenler ne işe yarar?
    Küçük Prens bir soru sordu mu, vazgeçmezdi. Vidaya çok sinirlenmiştim. Rastgele bir cevap verdim:
  • Dikenler hiçbir işe yaramaz. Çiçeklerin kötü huyundan doğar.
  • Aa…
    Kısa bir sessizlikten sonra, kin dolu bir bakışla:
  • İnanmam! dedi. Çiçekler zayıftır, saftır. Tehlikelere karşı koymak için, ellerinden geleni yaparlar. Hem onlar dikenleriyle kendiierini çok güçlü sanırlar…
    Hiç cevap vermedim. O anda: “Şu vidayı sökemezem çekiçle uçururum” diye düşünüyordum
  • Hem sen inanmıyor musun ki çiçekler…
  • Yok, yok, bir şeye inandığım yok. Aklıma geleni söyledim. Hem ben ciddi şeylerle uğraşıyorum.
    Küçük Prens dona kaldı:
  • Ciddi şeyler!
    Elimde çekiç, parmaklarım makine yağıyla kapkara olmuş, hiç beğenmediği o uçakla uğraşıyordum. Bir an baktı, sonra:
  • Sen de büyükler gibi konuşuyorsun, dedi.
    Biraz utanmıştım. O ise acımadan sözünü tamamladı:
  • Her şeyi birbirine karıştırıyorsun… Kafan darmadağın…
    Çok kızmıştı, başını sallıyor, altın sarısı saçları rüzgarda uçuşuyordu.
  • Ben bir gezegen bilirim, içinde al yanaklı bir bay oturur. Ömründe bir çiçek koklamamış, bir yıldıza bakmamıştır. Hiç, hiç kimseyi sevmemiştir. Yalnız toplamalar yapar. O da senin gibi sabahtan akşama kadar: ” Ben ciddi bir adamım, ciddi bir adamım” der durur. Çok da övünür. Ama adam değil ki o, mantardır.
  • Nedir?
  • Mantar!
    Küçük Prens öfkesinden sapsarı olmuştu.
  • Milyonlaraca yıldan beri çiçekler diken salar, milyonlarca yıldan beri de koyunlar çiçekleri yer. Hiçbir zaman, hiç bir işe yaramayan bu dikenleri neden bıraktıklarını anlamaya çalışmak ciddi değil de nedir? Koyunlarla çiçeklerin savaşı önemli değil de o al yanaklı şişko bayın toplamaları mı daha ciddi, daha önemli? Ve ben bu dünyada bir çiçek tanıyorsam, biricik bir çiçek, benim gezegenimden başka bir yerde bulunmayan bir çiçek ve günün birinde bir koyun gelip de, ne yaptığını bilmeden, o çiçeği kkoparıp yerse, önemli değil mi?
    Yüzü kızararak ekledi:
  • İnsan binlerce, milyonlarca yıldızın birinde yaşayan eşsiz bi tek çiçeği seviyorsa, yıldızlara bakmakla bile mutlu olur. “Çiçeğim oralarda bi yerdedir” der. Ama koyun çiçeği yerse, sanki yıldızların hepsi birden sönüverir. Bu da mı önemli değil?
    Daha ileri gidemedi, birdenbire hıçkırıklarla ağlamaya başladı. Karanlık çökmüştü. Aletlerimi fırlatıp attım. Bana çekiç, vida, susuzluk, ölüm vız geliyordu artık! Yıldızın, gezegenin birinde, benim gezegenim olan bu dünyada bir Küçük Prens vardı, onu avutmak gerekti. Onu kollarımın arasına aldım, salladım.

Paylaşım ?

Bir sorum ya da sorunum ya da hepimizin sorunu var… Birşeyin cevabını arar dururdum bir dönem… Soru sorar, sonrada ipuçları ile yola koyulur cevabını arar dururdum. Bitmek bilmedi bu arayış…

Hep hah buldum dediğimde, aslında bulamadığımı gördüm. Ne aradığımı bilmiyordum.

İnsanların saygı veya sevgi ile bahsettiği, ya da korku ve dehşet ile döz ettikleri haller çok sıradan ve anlamsız gelmekte. Dünya hali bu dedi yoldostu buna…

Dünya hali ciddi anlamda saçma sapan geli verdi. Önceleri ayak uydurayım dedim. Bir köprünün yükseliğini ya da bir ilacın en hızlı nasıl beni göçertir onu düşünmeye başladım. Gene aynı yere geld,im…. çok düşünen bir beyin dedim…

Bazıları fazla açıksın dedi. Bazıları sen savaşçısın felsefe yapma dedi, bazılarıda sadece fazla şey görmüşsün ondan biraz kafan karışmış dedi…

Hocalık ve hain minik kurtlar!

Kişi kendini durduk yerde hoca ilan edemez. Talebe yani talebi olan kişi, birine yanaşır ve ihtiyaçlarını gidermeye çalışır. Geminin, kumanya temini için bi limana yanaşması gibidir. İşi bitince de demir alıp uzaklaşır, ta ki yeniden ihtiyaç oluşana kadar ve bu kez yanaşacağı liman da ihtiyaç cinsine ve o an itibariyle seyir ettiği bölgeye göre değişir zaten.  Daimi bir hoca yoktur, o limanın ihtiyaçlarını da başka bir kaynak temin eder 🙂

**

İnsan insanın kurdu, yani dönüştürücüsüdür (hocasıdır), sabırla minik minik çıtırtılarla kemirir, toza dönüştürür. 🙂