Din İman Mevzuları…

Aşağıdakiler bu sitenin virtrinindeki başlıklar ve dolayısı ile konular…

Şeytan Olayı
Tanrı – Taş paradoksu
Taksim Travestileri
Tırnak içinde cahiliye dönemi
Teolojik Aklın Eleştrisi…
Yeniden Kar Yağarken…
Varlık – insan – tabiat – tarih – din
Bilim ve İslam
Kutsal Kitaplar
Hanif İslam Öğretisi ve Hans Von Aiberg
Bir müslümanın Şeriat’ı istememe sebebi ne olabilir?
Jean Genet/Açık Düşman-ŞİDDET VE ZORBALIK
Ülkeniz savaşa girerse
Alışkanlıklar
Tanrı’nın Doğum Günü ( Burak Özdemir )
Düşünce Sözcük İlişkisi Ya da Top Taca Gitmesin:)
Diller hakkında düşünceniz
Power Balance( Bileklik )
NASA tarihi açıklamayı yaptı.

19 başlıktan 10 tanesi din, tanrı ve İslam ile ilgili…

Eğer yanlış hatırlamıyor isem üç ya da dört din içerikli başlığı da admin vitrinden kaldırdı…

…yani neredeyse 19 konudan 16 sı din ile ilgiliydi.

Neden?

Çünkü TC nin gündeminde ve siyasetinde hatta her yerinde din var…

…oradan arkadaşın teki dinle, tanrıyla İslamla neden bu kadar uğraşıyorsunuz diye soruyor da.

Dini gündelik yaşama bu derece zerkleyen de emperyalistlerin bu topraklardaki emellerine hizmet edenler.

TC nin geleceğini çöl kültürü üzerine taşımak isteyenlerin eseridir bunlar…

Özetlemek gerekir ise;

Madem öyle gel böyle…

…desem uyar mı acep?

Soru-cevap/İnsan doğası

Eğer insan doğaları farklı farklı ise, onlara neden aynı kurallar uygulanıyor? Doğasına aykırı gelenler suçlu mudur?

Şöyle bir örnek üzerinden gitsek:

Diyelim ki bir kazan çamaşırınız birikmiş, bir çok değişik malzemeden üretilmiş, değişik renklerde kirli çamaşırlar!

Tek tek makineye atsanız zaman kaybı ve para kaybı olacak üstelik sizi bütün gün oyalayacak. Hele de daha önceden “hepsini bir arada yıkamaya kalkmak” gibi bir deneyiminiz olmamışsa, hiç düşünmeden makineye attınız ve içinde “iki tane çok kirli beyaz çorap var diye” dereceyi de 60 a ayarladınız.

E artık süre sonunda ne ile karşılaşacağınızı defalarca çamaşır yıkamış biri olarak ben söylemeye korkarım!

Şimdi bir çift çok kirli çorabın narına yandığımıza mı üzülsek?

Hep aynı renk ve cinsten elbise giymediğimize mi yansak?

Yıkama sürecinden en berbat çıkanların üstelik en kıymetli varlığımız (beyaz ve en hassas malzemeden pahalı bir gömlek!) olduğuna mı şaşırsak?

siyah ve kırmızı renkli olanlardan ve üstelik doğal malzeme kullanılmamış en ucuz giysilerin sapasağlam çıktığına mı üzülsek?

Bize hepsini tek tek yıkamak gerekli olduğunu tembih etmiş olan annemizi dinlemediğimize, kız arkadaşımızı hiç kaale almadığımızı aniden farketsek mi?

Yoksa bizi böyle koştur koştur acele işler yapmaya mecbur ediyor diye düzene, sisteme sunturlu küfürler atarak rahatlamaya mı çalışsak?

Tek tip giyilsin diyen sistemlerin, demek bazı durumlarda bir bildiğinin olduğunu kabul eder gibi mi olsak?

Şimdi bu nahoş hadisede suçlu kimdir? Doğasına aykırı gelen kimlerdir?

Şu kırmızı eşofman mı? bir çift çok kirli beyaz çorabınız mı? Ya da utanmadan 5 yaşında bir çocuğa uygun bedene indirgenmiş olan en pahalı yeşil kazağınız mı?

BU eşyalar birlikte yıkanacaklarından ve yıkandıklarından HABERLİ mi?

Haberli olsalardı bir uyarı yapma şansları olur muydu?

En nazik ve pahalı olanlar nasıl yıkanmaları gerektiğine dair uyarı plaketi ile gezerler. En kaba olanlarda uyarıya zaten gerek yoktur çünkü sonuçta onların rengi hakim olur.

Vallahi ben gerçekten bu durumda bir suçlu bulamıyorum? EKSİKlik görüyorum sadece… “yeterince çamaşır yıkama geçmişi”  EKSİKLİĞİ!

Sa

Ortaköy-2004

Bilim ve İslam

Dinlerin konusunun, metafizik ve ahlak olduğunu tekrar tekrar söylemeye gerek duymuyorum. İslam tüm bunlara ilaveten, şeriat adı altında sosyolojik bir düzen kurmaya çalışmış ve günlük hayata karışmıştır. İnsanın nasıl giyineceği, nasıl davranacağı hatta nasıl tuvalete gideceği, adım adım belirtilmiştir. 1400 yıl öncesine ait bir çöl kentinin, örf ve adetlerini yansıtan bu küçük toplumsal hareket, yeni fetih ve gasplarla etki alanını büyütmüş ve günümüze gelinmiştir.

Her ne kadar dinlerin tanrı işi olduğu söylense de, ben dinlerin bizlere öğretilen ÖĞRETİLER olduğunu düşünürüm. Bilim illa insanın dini ile bağlantılı olmasa da dinlerin psikolojik etkileri düşünen insanı etkisizleştirecek potansiyele sahiptir ve örnekleri tarihte mevcuttur. Bazı cesur insanların görüşlerini yalın dile getirebilmesi çoğu kez erk odaklarının iki dudağına bağlıdır. Ve toplum, anlaşılmaz bi devamlılıkla bu iki dudağı DİN ve AHLAK ile sürekli beslemiştir. Karanlık ortaçağ denen avrupa dönemi, kesinlikle ve kesinlikle DİN odaklı olageliştir. Bu dönemde din, hem bilimi hem ahlakı elinde bulunduran erk olarak düşünceyi durdurmuştur. Avrupanın 500-1500 yılları arası sürecek bu 1000 senelik karanlıktan kurtulması ancak Luther ve onun din reformlarıyla mümkün olabilmiştir. Avrupa bu karanlık dönemde hiç bir önemi olmayan hristiyan bilimi! ve alimleri! üretmiş ve birçok eser vermiştir.

Aynı dönemde Doğu, avrupadan hiç farklı değildir. Hem doğuda hem batıda güya bilim adamlarınca aranan ve bulunması istenen argüman felsefe taşı gibi simya işleridir. Simyacılık bir nevi müneccimlik (falcılık) ile aynı kategoride olan daldır ve onlardan asıl istenen tanrının somut kanıtlarıdır. Çoğunlukla Aristotales ve Platon görüşlerinden uyarlanan anlamsız makalelerle tanrı ispatlanmaya çalışılır. Matematik ise, yunan aydınlanmasından gelen ivmeyle belli bir noktadır. Bu karanlık dönemde neredeyse yeni (yapıcı) hiç bir fizik ve kimya buluşu yapılmaz. Bazı zehirler ve deneme yanılma yoluyla hastalara verilen bitki özleri dışında, 1000 sene boyunca insanlık hiç bir ilerleme göstermez. Aynı şey “edebiyat” için de geçerlidir. Eski Mısır ve Yunan’dan beri kullanılan yöntemler ve dogmalar klise ve cami için, hem belirleyici hem evrensel argümanlardır.

Hanif İslam Öğretisi ve Hans Von Aiberg

“”Din olarak İslam’ı, uyruk olarak da Türk’lüğü” seçtiğim doğrudur. Hatta şaşıracaksınız, ben bir Türk milliyetçisiyim. Ama şoven, faşizan çek-senet tahsil mafyacısı, mikro-milliyetçi değilim. Nasıl ki, İslam, partiler üstü, devlet üstü (yani vicdan içinde sadece Allah ile kendi aranda, başka bir aracı olmaksızın, yani laik), ya da siyasal İslam adıyla parti düzeyine indirgenemeyecek evrensel boyutlara sahip ise, Türklük de sadece ırk kavramına indirgenemez. Daha küreseldir; 250-400 milyonluk bir grubun çapındadır.”

Kendisi hanif islam öğretisinin kurucusu olup Balıkesir’de tanışma fırsatım olmuştu.

Etrafına liseli gençlerden bir halka oluşturmuş spritüel vaazlar veriyordu. Oturup dinlemiştim bende. Daha ilk beş dakikasında anlamıştım uydurma şeyler anlattığını. Ama saf temiz gençler çabuk etkilenir böyle özellikle biraz gizem, biraz spritüalizm kattığınızda anlattığınız şeylerden.. Neyse hikayesini bilirsiniz. Daha sonra dolandırıcılıktan tutuklandı yine Balıkesir’de. Epey gönüllünün parasını iç etmekle suçlanmıştı.

Hans Von Ayberg le ilgili gazetelerde de çok yazı çıktı. Bunların bir kaçının linkini vereyim hemen.

Tevfik Yener’in yazısı

Selahattin Duman’ın yazısı

Yazılarına hiç değinmiyorum bile, okumanızı tavsiye ederim. Buraya hiç birini getirmeyeceğim. Ama kendi sitelerinden Hans’a hitaben yazılmış bir yazıyı eklemeden geçemiyorum.


ZÜLKARNEYN, İSLAM ALİMİ VE DABBET’ÜL ARZ

DABBET’ÜL ARZ OLDUĞUNA İNANCIM ŞİMDİ ESKİSİNDEN ÇOK DAHA FAZLA!!!

EĞER İNSANLAR “KUR’AN AYETLERİNE İNANSAYDI”:

SANA SUİKASTLER PLANLAYIP ÖLDÜRMEK İSTEMEZLERDİ.

SANA VE EŞİNE İFTİRALAR ATIP, KOMPLO İLE HAPİSTE YARGISIZ İNFAZA MAHKUM ETMEZLERDİ.

SANA SALDIRGAN OLACAKLARINA;

SENİ BAŞLARINA TAÇ YAPIP, TÜM İNSANLIĞI AYDINLATACAK “KUR’AN-I, İLMİ-BİLİMİ” SENDEN ÖĞRENMEYE GAYRET EDERLERDİ!!!


ENTE MEVLANA FENSURNA, ALEL KAVMİL KAFİRIN.

OĞUZ KAYI

varlık – insan – tabiat – tarih – din

Ali Şeriatide varlık, insan ve tarih algısı

Ancak –bir- sayıdır

Ancak -bir sayı- dır
Yıldızların, evrenlerin, yerlerin, göklerin sayısı -Bir-
Önünde sonsuz sayıda sıfırlar,
-Birvardır-
-bir yoktur-

Allahtan başka hiç bir şey ve kimse yoktur (1)

Şu halde her şeyden önce insan olma ve insanlaşma sorunu çözülmelidir, her sorunun temeli budur, ister dini,ister dindışı, ister sosyalist,ister onun karşıtı,ister ilerici, ister gerici olalım bu sorun hepimiz için çözülmelidir. (2)

Her ideolojinin bir ideal insan arayışı vardır, faşizm; süpermeni, Nietzche; üstün insanı, marksizm ; tam insanı, budizm; kamil insanı arar.

Kuran Ademin yaratılış kıssasında,insanı; “Allahın ruhu+kokuşmuş balçık=insan” olarak tarif eder.

Doga, mutlak anlamda evrensel aklın iradesi altındadır. İnsan ise bir tanrımsıdır; yani Sartre’nin dediği gibi insan kendi haline bırakılmış, terkedilmiş bir varlıktır. İnsan denilen özgür irade bu yol ayrımında seçim yapmak durumundadır. İdeal insan aynı kanı taşıdığı Allaha yönelen insandır.(3)

Atinadan günümüze kadar 3 bin yıl içinde gelmiş-geçmiş insanın asaletine inanan bütün öğretiler (en meşhuru Sartre ve Heideggerin eksisyantalizmidir) bunlar islamın Adem kıssasında geçen manadan daha aşağı bir manaya inanıyorlar. (4)

Ali Şeriati’de varlığın kaynagı insan-doğa-Allah birliğine dayanmaktadır. Bu irade akıl,duygu ve hedefi olan bir şairin canlı bir beden ve genel bir varlık olarak vurgulamalarında gözlemlenebilir. Eş’ari’ nin tesadüfi ilişkisini redderek, Allahın dünyayla ilgili,yapmak istediği bir işle, Allah’ ın mutlak iradesini sınırlandıran doğa arasındaki neden-sonuç ilişkisinden bahseder.

Dünyanın temel gücünü; hem bilinmez, hem görünmez bir öz olarak görmektedir. Bu öz, madde ve enerjinin sentezinden meydana gelir. Madde ve enerji bu özün birbiri ardı-sıra oluşan görüngüleridir.
Fenomenolojik bilgi teorisi ve olguların bilinebilirliği bilgi felsefesini oluşturur. Tabiat; yani şehadet alemi, ayetler ve sünnetler toplulugundan ibarettir. İnsan kendi toplumsal hareketleriyle ilgili, özerkliğe sahiptir. (5)

Aristonun; insan konuşan hayvandır tanımlaması dogru bir tanımlamadır. Bitki ve hayvan; ben bilinci olmayan, doğanın tezgahında dokunmuş, doğanın oyuncagı varlıklardır. İnsan prometevari bir varlıktır. Özgür insan, iradesi ve isteklerinin menşeinin kendisi olduğu insandır. (6)

Müşrik dünya görüşünde insan; dört veya yüz istikamette koşan atlara baglanmış fayton gibidir. Bu esatiri tanrılar da tıpkı bunun gibi, her birisi kendi tarafına çekiyor. Bu çekişmeler insanın dağılıp yokolmasını gerektirir.

Camus gibi bir adam, her eserinde bu nedeniyle çelişkiye düşer ,kainat düzeninde her tarafta boğulan bir insan nasıl vücut bulabilir? Tanrıyı tabiattan kaldırdığımız zaman, tabiat ahmaklaşır, kendisine ve insanlara karşı şuursuz, irtibatsız, hissiz ve leş….

Sartrenin ifadesiyle; gökyüzünde kimsenin olmadığına ,bir haberin olmadığına, inandığında boş ve saçma bir dünya ortaya çıkar.

Tevhid; bu çekişmeyi ortadan kaldırır. Dünya ve tabiat, kendisine vahdet düzenin egemen oldugu tek bir vücuttur. Çekişen üç kutuplu insan, tabiat ve tanrı anlayışı, timsalleri ve tanrıları Tevhid te yok olur (7)
Ali Şeriati sonsuzluğa dogru bir evrimden bahsetmektedir. Allahı sonsuzluk olarak görmektedir, balçıksal benlikten tanrısal benliğe sürekli evrim…

İki insan kavramı vardır Şeriatiye göre; birisi biyolojinin konusu olan insan (beşer), diğeri filozofun, şairin, din adamının üzerinde durduğu insandır. Beşer bir imek, insan bir olmaktır ,beşer durağan insan ise dinamiktir.

İnsan olma; “bilme” ile gerçekleşmektedir. İnsan; üst varlık olarak insan, evren içinde kendi konumunu tanırsa kendini bilebilir. Adem ve insan tabiri, bireylerden oluşan bir varlık degil ,her bireyin kendisini ortadan kaldırarak oluşturduğu odur.

İnsan dört duvarla örülmüştür ,bu duvarları bilim yardımıyla; dördüncü zindan olan ego zindanını din ve aşk ile aşabilir. (8)

Her bir zikir ve hatırlatma Kuranın mesajı, risaleti, hatta peygamberin kendisini zikir olarak tanımlaması çok enteresandır.Yani sizin sorumluluğunuz, özünüzde ve fıtratınızın derinliklerinde gizlidir. Bütün cevherler, bilgiler, bilinçler, ihtiyaçlar içinizde yaşamaktadır. Siz peygamberin, hatta Allahın bile bunları size vermesini beklememelisiniz…

İnsanın ihtiyarı, yalnız tarihin kanunlarını keşfederek harekete geçmektir.Tarih; zaman ve doğa gibi Allah’ ın tayin ettiği istikamete akmaktadır. (9)

Humanizm ve insan kavramının her ideolojideki anlamlandırılmasına bakmak gereklidir. Kurana göre Allahın isimleri ögretmesi, bilimsel gerçekleri kavrama yeteneğidir.

Tanrıyla iblisi tabiatta birbiriyle savaşan iki güç olarak koyan diğer dinlerin yerine islam, dualizmi insanda görür. Şeytan Allaha değil insanın Allaha meyleden yönüne rakiptir..

İslamın peygamberi, toplumdaki bozguncu varlıklarla mücadele içinde olan, bu dünyada yeni bir toplum ve medeniyet kurulmasıyla ilgilenen bir şahsiyettir. (10) Francis Bacon şunu ilan etti; insana hayatta güç kazandıran bilim ve felsefe kabul edilebilir son üç asırda bunun peşine düşüldü günümüzde bilimin hedefi sanayidir. Bacon; “insan nasıl iyi olabilir” sorusunun peşine hiç düşmedi. Bilim sadece insana hizmet etmektedir. İnsanın iyi olması için hiç bir misyon üretmemektedir..

Sözü Abdulkerim Suruş’ un Ali Şeriati tespitleriyle bağlayalım;

Yeni bilgiler, yeni sorular,yeni beklentilerle kişi eski şeyleri yeni bir şekilde anlar. İşte yeniden kurmanın esası bu yeni anlayıştır.. Ali Şeriati buna; kültürel elemanların çıkarılıp arıtılması der..
İnsana ilişkin her tanımlama, şeriata ilişkin anlayışımızı doğrudan etkiler. Çünkü; peygamberler sonunda insana mesaj getirmişlerdir.

O halde antropoloji (insanbilim) peygamberin risaletini bile anlamlandırır (11).

Ali KAYA

[email protected]

KAYNAKLAR
1- BİR ÖNÜNDE SONSUZ SAYIDA SIFIRLAR / ALİ ŞERİATİ / FECR YAY.
2- İNSANIN DÖRT ZİNDANI / ALİ ŞERİATİ / İŞARET YAY.
3- ALİ ŞERİATİ / ERTUGRUL CESUR / BAKIŞ YAY.
4- ALİ / ALİ ŞERİATİ / FECR YAY.
5- DÜNYADA ALİ ŞERİATİ / EKİN YAY.
6- İNSAN / ALİ ŞERİATİ / FECR YAY.
7- TEVHİDİ ALTYAPI / ALİ ŞERİATİ / YZY
8- ALİ ŞERİATİ / ERTUGRUL CESUR / BAKIŞ YAY.
9- KURANA BAKIŞ / ALİ ŞERİATİ / FECR YAY.
10- İSLAM SOSYOLOJİSİ / ALİ ŞERİATİ / BİRLEŞİK YAY.
11- DİNİ DÜŞÜNCENİN YENİDEN KURULMASI VE ALİ ŞERİATİ / ABDULKERİM SURUŞ / KIYAM YAY.