- Bölüm – Einstein’in Rüyası
- Bölüm – Stringler
Türkçe Alt yazılı.
Türkçe Alt yazılı.
Sözcüklerden oluşan muhteşem resimler çizip, kimsenin daha önce okumadığı öyküleri rengarenk boyamalı düşüncelerle… Kırmızı, yeşil, mavi, sarı, mor bir de siyah…Siyah renk değil diyenlere inat ille de siyah… Beyaz oradan bağırıyor çığlık çığlığa “ ya ben!”
Sen öyle masumsun ki, sana kıyamam, dokunamam…
Dağılmamak yaşama sarılmak için yazmalıyım, işte o zaman bana sen lazımsın. Bembeyaz sayfalar olmalısın önümde… Yazarken masumiyet gerekir kişiye… Ama düşünürken değil… Ne garip bir karmaşa değimli? Düşünürken suç işleyebilirsin beyninde, lakin yazarken masum olmalısın… Gel de yaz şimdi iyi mi?
Kendini kirli, kötü, güvensiz, sevgisiz hatta hatta hiçbir şeye hakkı olmadığını düşünmesi için, bir çocuğa ne yapılmış olabilir? Kimler tarafından ne yapılmış olabilir? Bu çocuğun çocukluğu, gençliği, orta yaşı, büyüdüğü zaman ki ruh hali neler yaşayacağı neden sorgulanmaz ailesi tarafından?
arabesk müzik tarzı toplumun varoş/alt kesmine mi hizmet etmekte? bir varoş müziği midir gerçekten? şayet böyleyse bu müzik tarzının bu kesme aktardıkları ne olabilir? bu müzik tarzı tükenmişlikten beslenen kaderci bir içeriğe sahip olması bir neden olarak görülebilir mi?
ferdi,müslüm orhan…..hangi kültürden beslenmekteler?
toplumda bu müziğe tapanlarıyla nefret edenleri arasındaki bu uçurum olduğunu sezinleyebilmek güç değil, peki bir uçurumun nedenleri neler olabilir? müzik evrensel olduğu kadar yerel düzeyde toplumsal yaşamın kalıplarını ,toplulukların ruh halini, sınıfsal ayrımlarını da sunabilecek güçte midir?
Kaygıyı yaşamak ne zor. Kurtulmak daha da zor. Herşeyi kafaya takıp kendini mutsuz etmekten nasıl kurtulunur?
Hatalar tecrübelerin toplamı demiş bir düşünür de, bu tecrübeleri kullanabilmek için ne yapmalı?
Birilerine ihtiyaç duymak hastalık mıdır? İstenmediğini hissetmekden kaynaklı acı nasıl geçer?
Bu yazılanlar konusunda fikirlerinize ihtiyaç duyuyorum “Sonsuz Us” gezegeni. Gerçekten…
Son zamanlarda kitapçıları dolaştığımda Kuantum üzerine oldukça fazla kitap yazıldığını görüyorum. Fakat bu kitaplar olması gerektiği gibi Fizik ve Atom Fiziği bölümünde değil daha çok kişisel gelişim veya spiritüel yayınların arasında. İsimlerine bir göz gezdirdiğimde, “Kuantum Dokunuş”, “Kuantum Düşünce”, “Kuantum Sevişme”, “Kuantum Yaşam Koçluğu” , “Kuantum Tasavvuf” şeklinde çeşitlilik göstermekte.

Nedir peki kuantum üzerine bu kadar çok yazı yazılmasının sebebi. Aslında Kuantum Teorisi insanın determinist zihnine meydan okuyan hatta yıkan bir gizemdir. Fakat biz insanlar –özellikle bu işten rant peşinde olanlar- bu gizemi bir başka gizeme bağlama çabasındadır. Kimisi Belirsizlik ilkesini yaratıcıya bağlarken, kimisi de çift yarık deneylerinden olmadık anlamlar çıkartırlar.