KARA DELİKLERİ “GÖZLEMEK”

Kara delik sözünü ilk duyduğumda açıkçası çok korkutucu gelmişti. Aklıma ilk gelen, uzayda çevresindeki her şeyi yutarak gitgide büyüyen dev bir nesneydi. Bu kara delik o kadar büyüyecekti ki kaçınılmaz olarak bir gün Dünya’yı da yutacaktı. Şimdi biliyorum ki bu korkum çok yersiz. Her ne kadar evrende çevresindeki yıldızları yutan kara delikler mevcutsa da, bunların sayısı ve etki alanı çok sınırlı.

En basit tanımıyla kara delikler yüzeyinden ışığın bile kaçamadığı yerçekimi kuvvetine sahip nesneler. Genelde tüm özelliklerini anlatmak için Einstein’ın genel görelilik kuramına ihtiyacımız olsa da, basit özelliklerini anlamak için liseden bildiğimiz Newton kanunları yeterli. Kara deliklerde madde o kadar küçük bir alana hapsediliyor ki, yüzeyinden kaçmak için gereken hız, ışık hızını (saniyede 300,000 km) geçiyor. Sonuç olarak ışık dahi kara delikten kaçamıyor, bükülerek yüzeye geri dönüyor. Öyleyse bir kara delik oluşturmak için gereken, başlangıçtaki kütleyi sıkıştırarak hacmini yeterince küçültmek. Aşağıdaki Tablo bize astronomideki tipik kütlelerin kara delik haline gelmesi için sıkıştırılması gereken büyüklükleri veriyor.

Cisim Kütle Yarıçap Kara delik yarıçapı**
Dünya 6 x 1024 kg * 6,400 km 9 mm
Güneş 2 x 1030 kg 700,000 km 3 km
Nötron yıldızı 3-4 x 1030 kg 10 – 15 km 4.5 – 6 km
Samanyolu merkezi 3 milyon güneş kütlesi – 9 milyon km
M 87 Galaksi merkezi 3 milyar güneş kütlesi – 9 milyar km
  • Bilimsel notasyon kullanılmıştır, 1024 = 1,000,000,000,000,000,000,000,000 (birden sonra 24 tane 0)
    **Kara deliğe dönüştürmek için verilen kütlenin sıkıştırılması gereken yarıçap (Schwarzchild yarıçapı)

Burada bir önemli nokta kara deliklerin çekim alanı ile ilgili. Kara delikten yeterince uzakta (mesela bir kaç yüz Schwarzchild yarıçapı) maddenin tüm dinamiğini Newton yasaları kullanarak tarif etmek mümkün. Daha açık bir örnek vermek istersek, diyelim ki Güneş bir anda kara deliğe döndü. Dünya, diğer gezegenler, göktaşları, kuyruklu yıldızlar hiç istiflerini bozmadan yörüngelerinde dönmeye devam edecekler. Güneş de kara delik oldu diye gezegenleri yutacak değil. Kısacası kara delikten yeterince uzaktaki cisimler için önemli olan merkezdeki toplam kütle: toplam kütleyi oluşturan cismin bir kara delik ya da başka bir astronomik cisim olması fark etmez. Ama kara delik yakınlarına gelirsek iş değişir. Newton kanunları yetersiz kalmaya başlar, Einstein’ın genel görelilik kuramı ve bükülmüş uzay-zamanda hesaplar yapılmaya başlanır.

Evrendeki kara delik tipleri:

Teorik olarak varlığı aşağı yukarı yüz senedir bilinen kara delikler hakikaten evrende var mı, yoksa sadece bir teorinin anlamsız uzantısından mı ibaret? Bu yazıda önce bu konuyu ele alacağım, evrende kara delikler var mı? Yıldızların evrimi bize bu konuda önemli ipuçları veriyor.

Güneş kütleli kara delikler:

Yıldızlarda kütle çekim, hafif elementlerin daha ağır elementlere dönüştürüldüğü füzyon tepkimesi sonucu ortaya çıkan basınçla dengelenir. Yani füzyon sürdükçe yıldız kütle çekimine karşı koyar. Füzyon sonsuza kadar sürüp gitmez, yıldız daha hafif elementlerden demir çekirdeklerini ürettikten sonra durur, çünkü demirden daha ağır elementleri füzyonla üretmek enerji açığa çıkarmaz. O zaman yıldız çökmeye başlar. Bu çökme yıldızın ilk kütlesine bağlı olarak üç ayrı şekilde sonlanır. Düşük kütleli yıldızlarda (Güneş gibi) çöküş, elektronların birbirine çok yaklaştığında uyguladığı basınç tarafından durdurulur ve yıldız bir beyaz cüceye dönüşür. Çöken yıldız daha ağırsa önce elektronlar ve protonlar kaynaşarak nötronlar oluştururlar, daha sonra da nötronların basıncı çökmeyi durdurur. Oluşan yıldıza nötron yıldızı denir. Eğer çöken yıldız daha da ağırsa nötronların da basıncı yeterli olmayacağından çökme devam eder ve yıldızın yarıçapı Schwarzchild yarıçapının da altına inerek kara delik oluşumunu sağlar. Yıldız evriminin sonunda oluşan bu cisimlere (beyaz cüce, nötron yıldızı ve kara delik) küçüklükleri ve yoğunluklarının yüksekliği nedeniyle yoğun cisimler denir. Mesela bir nötron yıldızının çapı 10-15 km civarındadır ve bir çay kaşığını dolduracak kadar nötron yıldızı maddesinin ağırlığı tonlarla ölçülür.


şekil 1. Yoğun cisim taşıyan çift yıldız sistemi. Madde normal yıldızdan yoğun cisme akarken bir yığılma diski oluşturuyor.

Dolayısıyla, en azından teorik olarak gökadamızda ve evrendeki diğer gökadalarda 10 Güneş kütlesi civarında ağırlığı olan kara delikler olmalıdır. Ama tanımları gereği kara delikler ışınım yapmazlar. (Astronomik olarak gözlenmesi mümkün olmayan Hawking ışıması hariç, ayrıntılar için Dr. Bayram Tekin’in yazısına bakınız). Onları ancak başka bir yıldızın yakınlarındaysa, yani bir çift yıldız sisteminde ise bulabiliriz. Bu konuda şanslıyız çünkü Gökadamız’daki yıldızların çoğu çift yıldız sistemleri içinde.

Yıldızlardan bir tanesi yoğun cisim olan çift yıldız sistemlerinde, bazı koşullarda madde normal yıldızdan yoğun cisme doğru akmaya başlar. Aynı zamanda iki yıldız da birbiri etrafında dönmektedir. Bunun sonucunda madde yoğun cisme akarken çevresinde bir disk oluşturur. Teorik ve bilgisayarla yapılan çalışmalar bu diskin nispeten ince olduğunu gösteriyor. Bu da disk yoğunluğunun yüksek olması demek. Diskin yoğun cisme yakın iç kısımları müthiş yerçekimi kuvveti altında gitgide daha hızlı dönerken aynı zamanda ısınır, sıcaklık milyar derece civarına çıkar. Milyar derece sıcaklığı olan madde x ışınlarında (röntgen filmlerinin çekildiği enerjideki ışınlar) parlar. Zaten yoğun cisme sahip çift yıldız sistemlerini gökyüzünü x ışını algılayıcılarıyla taradığımızda buluyoruz. şekil 1 bize yoğun cisim ve etrafındaki disk hakkında bir fikir veriyor.


şekil 2. Kütlesi ölçülmüş yoğun cisimlerden bazıları. Nötron yıldızları 1.4 Güneş kütlesi civarında yoğunlaşıyor. 3 Güneş kütlesinden daha ağır olanlar ise kara delik.

X ışınlarını kullanarak yoğun cisimleri tespit edebiliyoruz, peki bunların hangileri kara delik? Bunu belirlemenin en garanti yolu yoğun cismin kütlesini ölçmek, çünkü beyaz cüceler ve nötron yıldızlarının üç güneş kütlesinden büyük olması teorik olarak imkansız. X ışınlarında parlayan ve üç güneş kütlesinden daha ağır yoğun cisimler kara delik olmalı. Yoğun cisimlerin kütlelerini bazen yörünge periyotlarını ve Kepler kanunları kullanarak bulmak mümkün. şekil 2’de kütlesi ölçülmüş bazı kara delik ve nötron yıldızlarının dağılımı görülüyor. Galaksimizde bunlardan 18 tane var (McClintock & Remillard, ‘Compact Stellar X-ray Sources’, 4. Bölüm)

Bazı yoğun cisimlerin kütlesini ölçmek mümkün değil. Bunları ancak dolaylı yollarla sınıflandırabiliriz. Her şeyden önce hangi cisimlerin kara delik olamayacağını bulabiliriz. Hem nötron yıldızlarının hem beyaz cücelerin yüzeylerinden gelen tipik bir ışınım vardır. Kara deliklerin yüzeyleri olmadığı için onlarda bu ışınım gözükmez. Ayrıca nötron yıldızlarının dönmesinden dolayı oluşan periyodik sinyal ya da sadece nötron yıldızlarına özgü patlamalar da hangi yoğun cisimlerin kara delik olamayacağı konusunda bize bilgi verir. Sonuç olarak, kütlesi bilinen kara deliklerin genel özelliklerine bakarak, aynı özellikleri gösteren ve nötron yıldızı ya da beyaz cüce olmadığı kesinleşen tüm yoğun cisimlere kara delik adayı denir. Bunlardan da bilinen 22 tane var (2003 yılına kadar McClintock & Remillard makalesinde verilen sayı, tam sayısını bilememekle beraber şu anda 25 civarı olabilir).

Dev kara delikler:

Evrendeki başka çeşit kara delikler de var. Bunlar milyonlarca ya da milyarlarca güneş kütlesine sahip dev kara delikler. Samanyolu’nun merkezinde de bir tane var. Gökadamız’ın merkezine kızılötesi teleskoplarla bakıp, oradaki yıldızların hareketini gözlemek mümkün. Bu yıldızlarının yörüngeleri incelendiğinde hepsinin ortak bir nokta etrafında döndüğü görülüyor, yapılan hesaplarla bu noktada 3 milyon Güneş kütlesi olması gerekiyor (şekil 3). Ama bu noktadan ışık gelmiyor! Bu kadar büyük kütlenin teleskoplarımızın ayrıştırabileceğinden daha küçük bir alana sığıp ışıma yapmamasının tek açıklaması onun kara delik olması!

Samanyolu’nun merkezindekine benzer kara delikler aslında tüm gökadaların merkezlerinde var! Bu dev kara deliklerin gökadaların evriminde önemli bir yeri olduğu düşünülüyor. Üstelik bunlardan bazıları çok kuvvetli ışıma da yapıyor, daha doğrusu çift yıldız sistemleri gibi çevrelerindeki madde kara deliğe akarken ışıyor. İşte bunlar yamyam kara delikler çünkü bir yıldız ona yakınlaşırsa önce yüksek çekim kuvveti altında parçalanıyor, sonra da diskin bir parçası olarak afiyetle kara deliğin merkezine yöneliyor. Dolayısıyla bu kara delikler etraftaki gaz dışında, yıldızların artıklarıyla da besleniyorlar ve büyüyorlar. Ama korkacak bir şey yok, bu kara deliklerden çıkan enerjiye bakılarak her on senede bir adet Güneş kütleli yıldız kadar madde yuttukları görülüyor (Chaisson & McMillan, ‘Astronomy Today’). Yani on senede zaten milyarlarca Güneş kütlesine bir güneş kütlesi daha ekleniyor, hızlı bir büyüme denemez. Hatta çoğunlukla çevrelerinde zamanla gaz ve yıldız kalmadığı için bu kara deliklerin çevrelerinden gelen ışık da kesiliyor. Mesela Samanyolu’nun merkezindeki kara delik şu anda parlak değil, ama daha 300 yıl önce şimdikinden çok daha parlak olduğuna dair bulgular var (Revnivtsev ve ark. Astronomy and Astrophysics, 2004, 425, 49). Sonuç olarak dev kara delikler etraflarında madde biriktiği zaman aktif hale geliyorlar (ki bunlara aktif gökada çekirdekleri deniyor), madde bitince de sönüyorlar.


şekil 3. Kaliforniya Üniversitesi, Los Angeles (UCLA) Grubu tarafından 10 metre çaplı Keck Teleskobu ile Samanyolu merkezindeki yıldızların yörüngeleri. Tüm yıldızlar sarı yıldız ile gösterilen kara deliğin etrafında dönüyor.

Bu kara deliklere en etkili madde kaynağı da gökada birleşmeleri. Gökadalar da genelde gruplar halinde bulunuyorlar ve kütle çekiminin etkisiyle birbirleriyle çarpışabiliyorlar. Bu çarpışmalar yıldızları pek etkilemiyor çünkü yıldızlararası mesafeler çok büyük. Fakat gökada içindeki gaz ve toz bulutları çarpışmalardan daha çok etkileniyor. Merkezlerdeki dev kara delikler de çarpışma sırasında yakınına gelen gazı çekerek bir disk oluşturuyor ve aktif hale geliyor. Aktif nükleer çekirdeklere baktığımızda bunların hemen hemen hepsinin yakın zamanda bir gökada çarpışmasına maruz kaldığı gözleniyor. Bu arada Samanyolu’nun da komşusu Andromeda ile 3 milyar yıl içinde çarpışacağını belirtelim. Bu çarpışma sırasında yukarıda belirttiğim sebepten bir yıldızın gelip bizim Güneş’imize çarpma olasılığı çok küçük, ama Gökada merkezindeki kara deliği aktif hale getirebilir. Şekil 4’de çarpışan iki gökadanın Hubble tarafından alınmış görüntüsü var.


şekil 4. NGC 4676 çarpışan gökada çiftinin Hubble ile alınmış görüntüsü. Gökadalar da sık olan bu çarpışmalar merkezlerindeki kara delikleri etkin hale getirebiliyor.

Jetler:

Kara deliğin yakınlarında müthiş bir çekim gücü var, o kadar ki ışık bile bükülüyor, kaçamıyor. İnanılması güç ama kara deliklerin bu çekim gücü aynı zamanda maddeyi çok etkili biçimde sistemden dışarıya da fırlatabiliyor. Havuzlardaki fıskiyeler gibi, astronomların jet adını verdikleri yapılar maddeyi hızla kara delikten uzağa savuruyor. Bir örneği şekil 1’de var. Bu jetlerin oluşum mekanizmaları ve daha birçok özelliği iyi anlaşılmamış olsa da diskte oluşan manyetik alanların bir etkisi olduğu kesin. Yüklü parçacıklar (elektron, proton gibi) manyetik alanların çevrelerinde dönerler. Dönerken ivmelenen bu parçacıklar da sinkrotron adını verdiğimiz bir ışıma yaparlar. Bu ışıma en kuvvetli radyo bandında, radyo teleskoplar ile gözlenir. Bir hipoteze göre diskin dönmesi ile sıkışan manyetik alan bir yay gibi davranarak maddeyi dışarı atıyor. Bir başka hipoteze göre ise yay etkisini yapan disk değil, kara deliğin kendi etrafında dönmesi (spin).

Jetler hem güneş kütleli kara deliklerde, hem de dev kara deliklerde gözlenen bir olay. Özellikle dev kara deliklerde çok etkileyici oluyorlar çünkü içinde bulundukları gökada kadar büyük olabiliyorlar. şekil 5’de gösterilen Cen A bunun en çarpıcı örneklerinden biri. Dev jetlerin gökada evrimini de etkiledikleri biliniyor.

Özetlersek, evrende kesin olarak gözlenen ve bilinen kara delikler güneş kütlesinde olanlar ve gökadaların merkezlerindeki dev kütlesi olanlar. Bu iki tipin dışında da kara delikler olduğu düşünülüyor. Mesela Samanyolu dışındaki bazı gökadalarda gözlenen

şekil 5. Cen A gökadasındaki dev jet. Cen A merkezinde dev bir kara delik olan bir gökada. Değişik dalga boylarında incelendiğinde (şekil 5.a’da görünür ışık bölgesindeki resmi ile radyo dalgalarındaki resmi bir arada görülüyor) bize jetlerin neler yapabileceğini gösteriyor. şekil 5.b de gökadanın x ışınlarında merkezinden ve bir jetten kuvvetli ışıma geldiği gözleniyor. şekil 5.c ise merkezin gözle görünür bölgedeki resmi, normal bir gökadadan farkı yok. şekil 5.a da ise bu jetlerin neler yapabileceğini radyo dalga boyundaki gözlemlerde görüyoruz, jetler gökadalar arası maddeyi iterek neredeyse gökada büyüklüğünde boşluklar oluşturmuş.

Birkaç kaynağın orta siklet (bir kaç yüz bin Güneş kütlesi) kara delik olduğu iddia ediliyor, ama kesin kanıt sunulmuş değil. Prof. Halil Kırbıyık’ın yazısında ele alınan ama henüz gözlenmemiş mini kara delikler de söz konusu. Bilinen kara delikler için, onları gözlemenin en etkili yolu çevrelerindeki maddenin ışımasına bakmak. Güneş kütleli kara deliklerde normal yıldızdan kara deliğe madde akarken, dev kara deliklerde gökada merkezinde biriken gaz kara deliğe akıyor, akarken ısınıyor ve x ışınlarında parlıyorlar.

Aynı zamanda akan maddeyi jet yapısıyla dışarı savurmayı da başarıyorlar. Evrenin en ilginç cisimlerinden biri olan kara delikler çevrelerine yaptıkları etkiyle biz astronomlara Dünya koşullarında elde edilemeyecek yoğunluk, sıcaklık ve fiziksel ortamlarda maddenin davranışı hakkında bilgi vermeye devam ediyorlar.

Spiral

Tereyağında cazırdayan spiritüalite

Yanmış şeker kokusu buram buram

Haziran sonunda şakırdayan yağmur

Ağaçlar mesut, çayırlar güleç

Bilinç kuantumla olmuş ocakta güveç

Yakınlaşan gezegenlerden bir rüzgâr

Pir rüzgâr

Bulutların ardında hınzırca

Gülümseyen güneş

Dağlarda bir hazırlık

Bir telaş

Güve kelebekleri çağırıyor: eş eş

Yaz ortası gök gürültüleri

Karışıyor mide gurultularına

Zayıflayalım güzelleşelim çocuklar

Meydanlarda güç tellalları

Ayağımız açıkta yorgan

Buzdolabında

Döne döne fırıldaklar çıngırdaklar

Bilginin ipliği çıkmakta pazara

Tarifi bırak el kararı yap

Ninene sor olmazsa dedene

Uğraşma sigarayla ıvır zıvırla

Gelirse elinden rest çekesin TiViye

Döne döne her şey çıkar spirale

Sa

30.06.10

Ölümün armağanı

Bir kez boy ölçüşmeye gör ölümle

bir başka şevk geliyor insana

Sanki bir sel gibi coşkuyla bentleri aşıyor

Bir kitabı bir gecede yazarmışçasına
 ve taşınırmışçasına,

dünyanın öbür ucuna

her şey öyle kolay

Öyle sevinçli, öyle kendiliğinden

Bu güç, bu sevinçli sanrılık şey nerden?

 sa 

28.11.09

Rüya Taşı Hazırlama ve Kullanma

Rüya Taşı rüya enerjisini odaklamaya yardımcı olur…
İlk önce, Rüya Taşını günlük çalışma olarak herkesin kullanmaması gerektiğini söylemek lazım, rüya enerjisi azalmış ve rüyada berraklığı yakalamada ve hatırlamada zorluğu olanların, veya rüyayı bilinçli olarak yönlendirmek için kullanıldığında taş yardımcı olabilir. Rüya Taşı, Rüya Enerjisine odaklanmayı, Rüyayı yönlendirmeyi ve Rüyaların bu taşa kaydedilerek hatırlanmasına yardımcı olur.
Çeşitli taşlar yüzyıllardır Şamanlar tarafından değişik amaçlar için kullanılır. Bazı Şamanlar enerjilerini ve varlıklarını korumak için muhakkak çeşitli taşlara sahip olmaları gerektiğine inanırlar. Taşlar, şifa, kehanet, rüya, çeşitli enerjileri depolamak için kullanılır. Rüya Taşları Şamanların Rüya çalışmalarını anlayıp üstünde çalışmaya başladıklarından beri, Rüya dünyasına sağlam bir şekilde ayak basmak için kullanılmaktadır. Rüya Taşları, bugün bizim uyku düzensizlikleri olarak adlandırdığımız, gece korkuları, uykusuzluk ve diğer rahatsızlıklara karşı kullanılmak üzere Şamanlar tarafından enerji yüklenir.
Sıklıkla Şamanlar öğrencilerine “özel” bir taş hediye eder ve onu iyi saklanmalarını ve özellikle onunla birlikte uyumalarını söyler. Bazıları bunun nedenini açıklar, bazıları ise sessiz kalıp herhangi bir açıklama yapmayı reddeder. Taşın yapısına ve Şamanın ona yüklediği niyete göre öğrenciler sıklıkla rüyalarının anlamlı bir şekilde değiştiğini görürler. Bu yöntem öğrenciler için, sıradan gerçeklikten ayrılmanın ve dünyanın esas doğasını nasıl göreceklerinin ilk adımıdır. Bundan sonra Enerji ile ilişkilendirildiği aşikar olan bu taşı öğrencinin rüya için nasıl kullanacağı öğretilir. Bazen Şaman, öğrencinin rüya deneyimine bağlı olarak bir iç karışıklık yaratmak için uygun olmayan tavsiyelerde bulunur, buradaki amaç doğrusal farkındalık yeteneklerinin beklenmedik bir parçalanmasına sebep olmaktır. Bugün insanlar taşları farklı görüşler ve nedenler için kullanırlar, fakat akılda tutulmasında yarar var ki, uygulamadaki esas amaç olan enerji değişmemiştir.
Rüya Taşını bulmak, temizlemek, yüklemek ve kullanmak için adımlar atmaya başladığımızda, nihai kullanım için her bir adımın neden önemli olduğunun kısa açıklamalarını aşağıda bulacaksınız. Ancak, açıklamaların yalnızca kelimelerden ibaret olduğunu, kendi deneyim ve enerji ihtiyaçlarınız için doğru ve faydalı olanı uygulamanız belirleyecektir.
İlk adım tabi ki taşı bulmaktır. Bunun için iki yol var, rüyaya gidip ve oradan bir taş getirmek, veya buradan bir taş bulmak. Önerilen burada bir taş bulunmasıdır. Şimdi, taş satan bir dükkana gitmeden önce durun ve düşünün; eski zaman Şamanları böyle bir taş aradıkları zaman nelerle karşılaşıyordu. Tabi ki taş satan dükkandaki güvenilir bir satıcı onları istekleri için yönlendirmiyordu, basitçe, doğru taşı bulmak için yalnız kendi sezgilerini, eğitimlerini ve enerjilerini kullanmaları gerekiyordu. Sizin ve taş arasındaki kişisel ilişki göz önüne alındığında bu yöntem halen en iyisidir. Şaman taşın enerjisine bakarak onun amaca uygun olup olmadığını görecektir. Eğer halen bu konuda kendinizden emin değilseniz, taşa baktığınızda veya onu tuttuğunuzda basitçe sezginizi ve hislerinizi kullanın. Bazı taşlar ilk anda garip bir şekilde soğuk ve itici gelecek, bazıları ise sıcak, ama halen onu cebinize koyacak kadar büyük bir istek duymayacaksınız.
Sonunda, epeyi bir dolaşıp ve birçok dükkan ve taş denedikten sonra “hah, işte bu” dediğiniz kendinize ve ihtiyacınıza uygun bir taş bulacaksınız. Bunu bulduğunuzda bir onaylama, taşlaşacak duruma gelmenize rağmen bir sıcaklık ve bağlantı hissedeceksiniz. Taşınızı dinleyin, o sizinle konuşacaktır, eğer dinlersen onu duyacaksın. Şimdi, yeni arkadaşına bir soru sorman gerekiyor, bunu sormayı asla unutma; “Benimle birlikte çalışacakmısın ? Benim Rüya Taşım olacakmısın?” Eğer cevap “evet!” ise daha ne olduğunu anlamadan bir anda kendini o taşı alıp cebine koyarken bulacaksın. Bu durumdaki taşlar genellikle senin için biçilmiş kaftandır, avucuna uygundur ve oraya iyi otururlar. Ararken gözlerini açık tut; doğru taş herhangi bir yerde bulunabilir, evinin arka bahçesinde, yol kenarında veya bir saksıda dahi. Taşın türü önemli değildir, önemli olan taşın seninle ve senin taşla rahatlamış olmandır.
Şimdi, yeni arkadaşını buldun ve neşe ile onunla birlikte eve giderken onu Rüyada kullanmak için nasıl hazırlayacağını düşünmen lazım. İlk önce, herhangi bir çamur veya pislik gidene kadar, temiz ve ılık bir su ile onu yıka. Mümkünse bir veya birkaç gün güneşli bir yerde kuruması için bırak. Bu diğer işlemlere geçmeden taşın eve ait enerjiye alışması içindir. Taşın bulunduğu yere alıştığını hissettiğinde taşın enerjisini temizlemek ve uyumlamak gerekir. Merak etme; bu taş için sıkıntı verici bir işlem değil. Biraz tuz al, deniz veya kaya tuzu iyi olur ama sofra tuzu da iş görecektir. Küçük bir kaba biraz tuz koyup taşı yerleştir ve üstü tuzla kaplanana kadar tuz ekle. İşlemin çalışması için yirmi dört saat bekle. Tuz taşın dıştan aldığı enerjilerin temizleyecektir; insanlar gibi, taşlar da dış kaynaklardan enerji toplarlar ama onların varoluşları çok uzun süreli olduğundan boşaltılması da daha zordur.
Tuzla işin bittiğinde taşı oradan çıkar ve nazikçe onu durula. Şimdi, taşın enerjisini, onu ısıtarak, kendine uyumlamaya hazırsın. Sakın mikro dalga fırınla bunu yapma. Fırını veya ocağı mümkün olan en düşük ısıya getirerek, bir tava veya kapta taşı her tarafı aynı sıcaklığa ulaşana kadar ısıt, sonra soğuyana kadar orada bırak. Buradaki en önemli şey senden başkasının bu taşa kesinlikle dokunmamasıdır. Bu işlemden sonra taş artık yeni bir enerjiyi almaya açıktır ve yüklenmeden önce dokunan herhangi birinin enerjisini çeker. Taş tamamen soğuduğunda artık ona Rüya için enerji yükleyebilirsin.
Şamanizmin esrarengiz yöntemlerini kullanmayan insanlar için sonraki adım biraz tuhaf gelebilir. Taşınıza enerji yüklemek için biraz özel zaman ayırın. Bu işlem karşılıklı iradelerin ve niyetlerin birbirine bağlanmasıdır. Taşını eline al ve göz hizasında tutarak onunla konuşmaya başla, o an için ne hissediyorsan onu söyle o en uygunudur. Taşının cevabını hisset, bu işlem onu ilk bulduğun andaki gibi olacaktır, fakat çok daha güçlü ve net. Taşına, sana Rüyalarında yardım etmesini rica et ve kabul edip etmediğini gözle; eğer kabul etmiyorsa yanlış giden bir şey vardır, yıkandıktan sonra biri ona dokunmuş olabilir, veya alırken hata yapmış olabilirsin. Eğer kabul etmemişse, onu yolun dışında güzel bir yere bırak ve teşekkür et. Kabul ettiğini varsayarak enerji yüklemeye devam edelim.
Taşı elinde ve göz hizasında tutarak, parmağınla küçük bir kuş’u okşarmış gibi onu okşa. Bu yaptığının ne kadar saçma ve aptalca olduğu gibi düşüncelerden zihnini arındır, ve tek bir niyete yoğunlaş. Yalnızca “Rüyalarını hatırlamaya” çabalıyorsun, veya Rüya enerjini berrak olarak “görüyorsun”, ya da “kabuslardan kurtuluyorsun”, bu amaçla tek bir niyet tut. Derin bir nefes al ve niyetini yaratarak taşa bağlanarak amacını ona yükle. Nefesini kullanarak, taşın yüzeyine doğru hafifçe üfleyerek niyetini fiziksel olarak taşa aktar. Taşın artık yüklenmiştir. Taşını devamlı üstünde taşıyabilir, veya başkalarının onu rahatsız etmeyeceği emin bir yere bırakabilirsin.
Enerji ile yüklendikten sonra artık taşın kullanılmaya hazırdır. Gece veya gündüz yatmaya gittiğinde, taşını enerji yüklerken kullandığın elinde tut. Niyetini içinden veya eğer istiyorsan taşınla doğrudan konuşarak niyetini tekrarla, ve taş elinde veya yastığının altında iken uykuya dal, taşın enerjisi sen rüyadayken etkinleşecek. Bazı kişiler taşı tutukları elde yanma hissedebilir, bu durumda taş yastığın altına koyulara rahatlama sağlanabilir. Rahatsızlığın devam etmesi durumunda bir süre ara vermek yaralı olacaktır.
Daha önce nefesinle yaptığın şekilde Taş yeniden başka niyetlerle de yüklenebilir. Mesela, uyku Rüyası için hazırladığın bir taşı uyanık Rüya için veya Rüyada istediğin yere seyahat ederken sana rehberlik etmesi için, ya da her ne sebeple olursa olsun uykusuzluk çekiyorsan derin uykuya dalabilmek için enerji ve niyet yükleyebilirsin.
Enerji yüklenmiş taşını başkalarının görmesi veya tutması sorun olmaz, ancak uzun süreli olarak başkalarıyla ilişkili olmaması gerekir. Ve eğer bir gün taşın çalışması zorlaşır veya Rüya enerjisi istemediğin yönlere gitmeye başlarsa, ona teşekkür ederek yeryüzüne geri iade et. Çoğu kişi bu sorunla karşılaşmıyor; ömür boyu süren birliktelikle yükselen güç ve iyileşen neticeler ile kendi Rüya dünyalarının bir parçası oluyor.
Aynı anda kullanılmamak şartı ile iki farklı niyetle yüklenmiş taşlarla da uygulamalar yapılabilir.

Kıssadan hisse

İş adamı tıraş olurken bir yandan da berberiyle sohbet etmektedir. Derken, kapının önünden ağır ağır geçmekte olan paspal bir çocuk görürler.

Berber, iş adamının kulağına fısıldar; ‘Bu çocuk var ya, dünyanın en aptal çocuklarından biridir! Bak; dikkat et şimdi…’
Berber çocuğa seslenir: ‘Ali, buraya gel!’
Bunun üzerine çocuk sakince dükkâna girer ve yüzündeki aptalca sırıtmayla berberi selamlar. Berber işadamının kulağına sessizce, ‘bak şimdi’ diye fısıldar ve bir elinde 5 liralık, diğer elinde 50 liralık bir banknot olduğu halde çocuğa sorar:

‘Hangisini istiyorsan alabilirsin? ‘

Çocuk dalgın dalgın bir 5 liraya bir de 50 liraya bakar ve sonunda 5 liralık banknotu hızlıca çekerek berberin elinden alır.

Berber işadamına döner ve gülerek:
‘Gördün mü? Sana söylemiştim.’ der.
Tıraş bitince işadamı sokağa çıkar ve az ileride kendi kendine oynayan Ali’yi görür.

Yanına giderek, neden 50 liralık değil de, 5 liralık banknotu aldığını sorar.

Çocuk hiç de aptalca olmayan bir sırıtmayla yanıt verir:
‘ Eğer 50 liralığı alırsam oyun biter!’

Dale Carnegie diyor ki,
“Tanrı’nın bile insanlar hakkındaki hükmünü, ömürleri sona erdikten sonra verdiğine inanırken… Biz kim oluyoruz da insanları birkaç kez görmek, iki-üç yazı okumak, birkaç dedikodu dinlemekle yargılama hakkına sahip olabiliyoruz! “