Marduk ve Maya Takvimi

Müfit Yılmaz Gökmen 13 Kasım 2009

Son günlerin en tartışılan konularından Marduk’un keşfedilmesinin 20 yılı aşkın bir tarihi var. Keşfin öyküsü, NASA’nın 1983 yılında ikinci bir güneş sisteminin var olup olmadığını görmek için IRAS isimli uyduyu uzaya göndermesiyle başladı.

Aylar sonra IRAS, Güneş Sisteminden 50 milyar mil uzaklıkta olan devasa bir gezegen keşfetti. Bu şaşırtıcı keşif, 21 Aralık 1983’te Washington Post gazetesinin birinci sayfasına “Gizemli Bir Gök Cismi Keşfedildi” başlığıyla haber oldu.

Marduk’un IRAS uydusu tarafından keşfedilmesinden 7 sene önce Azeri yazar Zekeriya Sitchin Sümerlilerin binlerce sene önceden kalan tabletlerini okuyarak her 3,600 senede bir Güneş Sistemi’ni ziyaret eden Marduk hakkında “12’nci Gezegen” adlı kitabı yayımlamıştı.

Sümer yazıtlarına göre, Marduk’un uydularından biri binlerce sene önceki bir ziyarette Tiamat adındaki bir başka gezegene çarparak, bugün Mars ile Jüpiter arasında bulunan Asteroit Kuşağının oluşmasını sağladı.

Marduk’un dünyadan ilk olarak görülmesi ise 21 Ekim 2003’te Kaliforniya’daki Mount Palomar Gözlemevi’nden 1,22 metre boyundaki Oschin teleskopu ile oldu. Senelerce bu gökcismini gizliden gizliye takip eden Vatikan Astronomi Merkezi, sonunda konuyu ele almak üzere 19 ülkenin bilim adamını bir araya getirdi.

Marduk astronomlar tarafından 2003-UB-13 olarak adlandırıldı. Marduk hakkında yazılmış en ünlü kitabın sahibi Zecharia Sitchin’e göre gezegenin 7 uydusu bulunuyor.

Nam-ı diğer Nibiru ve Eris hakkında en ünlü ikinci kitabın yazarı ise Andy Lloyd. Lloyd’a göre Güneş’in ölü ikizi olan Kara Yıldız sistemi, Marduk dâhil olmak üzere 7 gezegen içeriyor. Bu gezegenlerden altıncısı 6 bin sene önce Sümerlilere hayat veren uzaylı Tanrılar olduğu öne sürülen “Annuaki”nin yaşadığı Dünya benzeri bir gezegen.

Kara Yıldız sisteminin son ve yedinci gezegeni Marduk ise, Lloyd’a göre 7 uydusu ve arkasında kuyruk gibi uzanan uzay enkazı ile bir savaş üssü hatta savaş gemisi görevi görüyor.

MARDUK DÜNYA’NIN MANYETİK ALANLARINI NASIL ETKİLEYECEK?
Her ne kadar bilim adamları henüz üzerinde tam bir görüş birliğine varmamış olsalar da Marduk’un yaklaşmasının dünya üzerinde de ciddi etkilerinin olabileceği belirtiliyor. Bunların başında ise yerküreyi zararlı ışınlardan korumak gibi hayati bir işlevi de olan manyetik alanın etkilenmesi geliyor.

Marduk’un manyetik alan üzerinde ciddi bir sapmaya neden olması neticesinde devasa dalgaların oluşmasından, şiddetli depremlerin görülmesinden, volkanların faaliyete geçmesinden ve yıkıcı hortum ile fırtınaların ortaya çıkmasından korkuluyor.

Bu kadar ciddi sonuçlarının olmasından korkulan bu gökcismini yakından takip eden ilk kuşak elbette ki biz değiliz. Mayalar, yarattıkları bir takvimde Marduk’un seyrini ve Güneş Sistemi’ne girişine de yer verdiler.

Söz konusu bu Haab takviminin sona erdiği gün ise Marduk’un gelişini gösteriyordu. Bu takvimin son günü Gregoryan takviminde yani şu an bizim kullandığımız modern takvimde 21 Aralık 2012’ye denk geliyor.

Maya’lara göre Haab takviminin sonu ile 5’inci Güneş Dönemi sona erecek ve insanlık 6’ıncı Güneş Dönemine girecek. Bazı uzmanlar, Haab takviminin sona ermesinin dünyanın kendi ve güneş etrafında dönüş süresinin değişeceğini, yani bir başka deyişle bir gün ve bir yılın uzunluklarının değişeceğini savunuyor.

İŞTE FELAKET SENARYOLARI:
* Dünyanın Kuzey ve Güney manyetik kutuplarının konumları değişecek,

  • Dünya ekseni 180 ile 240 derece değişerek Güneş’e olan sabit konumunu kaybedecek,

  • Ekvator çizgisinin konumundan sapması ile iklim değişiklikleri baş göstermeye başlayacak,

  • Ortaya çıkan manyetik çekim gücü, erimiş demir haldeki dış çekirdeği yer kabuğuna yakınlaştıracak ve tüm yanardağlar patlama noktasına gelecek.

  • Manyetik titreşimlerin bozulması ile okyanusların altındaki su akıntıları durma noktasına gelecek ve zamanla ısınan-durağanlaşan su, deniz yaşamına imkân vermeyecek,

  • Büyük parçalar halinde erimeye devam eden kutuplar yok olma noktasına gelecek.

  • Dünyanın değişen ekseni ile güneşe tekrar konumlanması ve kuzey manyetik kutbunun Siberya’ya kayması, bugün çöl ve kurak olan alanları su cennetine çevirecek.

  • Kutupların erimesi ile okyanuslara yayılacak tatlı su, ısı-tuz dengesini bozacak ve golfistrm akıntısının durması ile başta Kuzey-Batı Avrupa ve Kuzey-Doğu Amerika olmak üzere birçok coğafyada dondurucu soğuklar baş gösterecek,

  • Yer kabuğu altındaki lav ve yer katmanlarının hareketleri ile depremler görülmeye başlayacak ve şiddetleri ile sayıları Marduk yaklaştıkça artacak.

İDDİALARA GÖRE GÜN GÜN MARDUK’UN SEYRİ
Ortaya atılan teorilere göre, Marduk, 21 Aralık 2012’de, yani Haab takviminin son gününde ikinci bir güneş gibi tepemize dikilecek ve Ay ile neredeyse aynı büyüklükte gözükecek.

  • Marduk, Dünya ile iki kere yakınlaşma gösterecek. Bunlardan ilki 7 Eylül 2012’de gerçekleşecek ve bir süre boyunca yaklaşma-uzaklaşma hareketi devam edecek. Son yaklaşma ise 27 Nisan 2013’te olacak.

  • Bir diğer iddiaya göre ise bu yaklaşma hareketi farklı bir takvime göre olacak. Marduk en yıkıcı etkisini sadece 21 Aralık 2012’de göstermeyecek. Çünkü Dünya, 14 Şubat 2013’te Marduk ile Güneş arasına girecek. Araştırmacılara göre en korkunç deprem, sel ve fırtınaların yaşandığı tarih bu gün olacak ve yer kabuğu buruşturulan bir kâğıt gibi bozulacak. Milyarlarca insan hayatını kaybedecek, hayatta kalanlar açlıktan kırılacak. Marduk, Güneş Sistemi’ni 1 Temmuz 2014’te terk edecek ve manyetik alanlar üzerindeki etkisi azalmaya başlayacak.

  • Eğer sanıldığının aksine, Marduk, Mars ile Jüpiter’in değil, Mars ile Dünya arasına girerse, Marduk’un uydularından biri Dünya’ya çarpabilir. Bu durumda Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki döngüsü en az 3 gün duracak. Bir tarafta 3 gün aydınlık, diğer tarafta 3 gün karanlık olacak. Tüm iletişim ve enerji ağı çökecek.

“HERŞEY GÜZEL OLACAK” DİYEN DE VAR
Mayalardan kalan bilgiler doğrultusunda Dünya’nın içine gireceği 5’inci Güneş Dönemi’nin tam bir aydınlanma ve barış safhası olacağına inanan insanların sayısı hiç az değil.

İnternette sayısız sitede gruplaşan insanlar, 2012’de insanlığın uzaylı ırklarla sonunda tanışacağını ve uzayın birçok köşesinden gelen ırklar ile kusursuz bir barış sürecinin başlayacağını düşünüyorlar.

Diğerleri ise Dünya’nın içine gireceği yüksek titreşim frekansları ile evrenselliğin; bilim, tıp, arkeoloji ve sanatın tavan yapacağı yeni bir rönesans devrinin başlayacağını öngörüyor.

kaynak: hürriyet.com.tr

Kimin Umrunda?

Yeşilköy gibi İstanbul’un müstesna bir semtinde oturuyorum 12 yaşındaki oğlum Bisiklet yolu olmayan caddelerin kenarından sahile bisiklete binmeye gidiyor,tabiki üstüne oturarak.

Ne diyeyim gidemezsin mi? Ben arabanın arkasına atıp bisikletini seni sahile götüreyim sen gidemezsin mi?  Allah korusun (ki bu ülkede ki tek dayanağımız bu kelime) yolda Alkollünün ,  ehliyetsizin ,telefonla konusurken arabayı düzgün götüremeyen bir hıyarın ona çarpabileceğini mi anlatayım? öz güvenini yok mu edeyim?

(Kİ gazete okuyan bir çocuğun paranoyak olmama yüzdesi nedir bilemiyorum)

 Yoksa hepinizin mahallesinde bir park yollarınızda bisiklet yolu ,üzerine araba park etmemiş kaldırımlarınız var da benim mi haberim yok?

Ama evet ya bu ülkede ben hep suçluyum zaten çocuk doğurduğum için,tek cocuk doğurduğum için,

Nereye gittiğini bilemediğim vergilerimi ödediğim için. Her gün camıma bayrak astığım için (ki zabıta gelip ikaz etti –yine bir ki Bayrak asma yönetmeliği var)

Saygılarımla.

 N.O

Yeryüzü aşkı

“savaşçının aşkı dünyadır… iki savaşçının yeğlediği budur. bu toprağı, bu dünyayı. bi savaşçı için bundan büyük aşk olamaz…kişi ancak bu dünyayı tutkuyla severek arınır kederlerinden. bi savaşçı her zaman sevinçlidir, çünkü sevgisi değişmez; bunu iyi bilen aşkı, yeryüzü, ona akla hayale gelmez armağanlar sunar. Üzüntü, yalnızca varlıklarına barınak sağlayan şeyden nefret edenlere özgüdür…son zerresine dek canlı olan ve her türlü duyguyu anlayan bu sevgili varlık beni sağalttı, acılarımı dindirdi ve sonunda ona olan aşkımı anladığımda bana özgürlüğü öğretti…’on yaşımdayken giydiyim pijamayı anımsıyorum. yalnızca bi gün geçmiş gibi geliyor bana, nereye uçtu zaman?’ demişti o adam bana… o zehrin panzehiri burada işte. büyücülerin açıklaması ruhu tümüyle özgür kılmaz. yalnızca bu muhteşem varlığın sevgisi özgürlük getirebilir bi savaşçının ruhuna; özgürlükse sevinçtir, etkililiktir, çıkmazlar karşısında kendini bırakabilmektir. son derstir bu. hep en sona bırakılır, ölümü ve tek başınalığıyla nihai yalnızlığı içinde yüzleşen adamın son anına. çünkü yalnızca o an bi anlam taşır.”

Reddedilmek IQ seviyesini düşürüyor!

Reddedilmenin, kişinin IQ seviyesini ve analitik düşünme kabiliyetini büyük ölçüde düşürdüğü bildirildi.

ABD’de Case Western Reserve Üniversitesi’nden Roy Baumeister liderliğindeki bilim adamlarının yaptığı araştırma çerçevesinde, reddedilmenin etkilerini gözlemlemek için iki farklı yol izlendiği belirtildi.

Sonuçları New Scientist dergisinin internet sitesinde yayımlanan araştırmada, önce bir grup yabancının bir araya geldiği, birbirlerini tanımaya başladıkları ve daha sonra ayrıldıkları kaydedildi.

Bu gruptaki her bir katılımcıdan, gruptan hangi iki kişiyle bir işte birlikte çalışmak isteyecekleri soruldu ve gruptakilere, hiç kimse tarafından seçilmedikleri ya da diğer herkes tarafından seçildikleri söylendi.

Araştırmacılar ayrıca, kişilik testi yapılan bir gruptakilere, hayatta yalnız kalacakları veya arkadaşları ve aileleriyle yaşayacakları söyleyerek, sahte geribildirim verdi.

Araştırma izlenen her iki yolda da reddedilen gruplarda saldırganlık puanlarının arttığı, aynı zamanda IQ puanlarının birdenbire yaklaşık yüzde 25 oranında, analitik düşünme kabiliyetleriyle ilgili puanların da yüzde 30 oranında düştüğü gözlendi.

Roy Baumeister, reddedilen çocukların, saldırganlaşma eğilimi içinde olduklarının uzun süredir bilindiğini hatırlatarak, araştırmanın sonuçlarının, insan doğası hakkında çok şey anlattığını söyledi ve “İnsanlar gerçekten diğerleriyle iyi geçinmeye tasarlanmışlar, dışlandığınızda, bunun önemli etkileri oluyor” dedi. (milliyet)

 

Yaratıcılığın Nörolojik Açıklaması

Castaneda’nın sol ve sağ yanla ilgili tezini (bana göre) destekleyen bir deney bu aşağıda sunduğum:

Süre:10:21