Yolcu

Yolcu

Yürüyorum yolun sonunu bilmeden
Kapkara bir bulut gibi
Üzerimde yırtıcı kuşlar
Çığlık çığlık dalıp
Koparıyorlar bir parça
Kimi atıyor kuru bir çalılığa
Kimi bir dağın ardına
Liğme liğme azalarak
Her bir yana dağılarak
Yürüyorum yolun sonunu bilmeden

Derinden bir kucaklaşma
Yada özlem dolu bir merhaba
Bekliyor mu acaba orada
Belki benim gibi bir yabancı
Mutluluğa acı karışıp
Hüzün olup bakıyor gözlerimden
Bütün umutları söküp yüreğimden
Yürüyorum yolun sonunu bilmeden

Kah Güneş doğuyor yüzüme
Kah gözlerime Ay
Yağmurla yıkanırken karanlığım
Rüzgarla kuruyor aydınlığım
Bir uçurumun kıyısında
Soyunup tüm benliğimden
Uçuyorum yolun sonunu bilmeden..

26.07.2009

Çöp ve Yağmur

Deniz,hava, su ve toprak.
Yerküre üzerindeki herşey çöpe dönüştürülüyor insanoğlu tarafından.
Dünyaya hükmetmeye kalkışmadan önce çöp yoktu.Kusursuz doğal döngü işliyordu.
Yerin altında rahat bırakmadığımız fosil yakıtların atıkları da havayı çöpe dönüştürüyor.
Küresel ısınma ve etkileri çöplüğe dönüştürülmeye çalışılan havanın insanoğluna cevabıdır.
Aynı gökten tüm pisliğe inatla yağmur inmeye devam ediyor.
Tek bir yağmur damlasının saflığını düşleyebilir misiniz?
İçimizdeki yağmuru hissedebilir miyiz?

Arzu kışkırtılmak ister

 Mozart’ın “Don Giovanni” operası İstanbul’da.   
   
     Mozart’ın, tüm zamanların en sefih çapkını olarak selamlanan Don Juan’ını (Don Giovanni) “neşe” ve “keder”in kucak kucağa oturduğu bir atmosferde dile getirdiği “Don Giovanni” operası İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde seyirci karşısına çıktı. Yaşayarak ama en çok tüketerek şehvet dolu zaferlere koşan bir çapkının önlenemez yıkılışının ironik bir dille kurcalandığı “Don Giovanni”yi sahneye Günter Roth taşıyor.
     1780’li yıllarda İspanya’da yüzündeki maskesiyle maceradan maceraya yelken açan çapkın Don Giovanni, Donna Anna’yı baştan çıkarmak üzeredir. Don Giovanni, Donna Anna’nın bağrışmalarına gelen ihtiyar babasını öldürür. Donna Anna babasının ölümünün ardından sözlüsüne intikam için ant içtirir. Kimliğini saklayarak güzel kadınların peşinde şehvet kapılarını açan Don Giovanni yaşadığı maceralarda yalnız değildir. Ona yardım eden uşağı Leporello, yaşananları sindiremese de aldığı altınlar yüzünden efendisinin suçlarına ortak olmaktan çekinmez. Uslanmaz çapkının terk ettiği Donna Elvira ise Don Giovanni’den doğru yola gelmesini ister. Ancak Don Giovanni’nin, evlenmek üzere olan Zerlina’yı ağına düşürmek gibi bir derdi vardır. Düşmanları gün geçtikçe artan Don Giovanni’yi karanlık diyarlardan gelen beklenmedik bir konuk sonsuzluğa uğurlar!
     Yönetmen Roth’a göre yakışıklı, hain ve alaycı Don Giovanni’nin sosyal ve ahlâki normları yıkarak arzu dolu zaferlere koşuşu, “Don Giovanni” operasında Shakespeare’e özgü bir tarzın izinde şeytanca bir trajediyle noktalanıyor.
     Hayat ve ahiret arasındaki dengeyi mutlu bir sentezle seyirciye aktaran “Don Giovanni” muzip olduğu kadar gerçeküstücülüğe de yatkın bir opera. Eserde, ahlâksız Don Giovanni, mezarlıktan kalkıp sofrasına gelen, ki o heykeli de sofrasına Don Giovanni kendisi çağırmıştır, bir heykel tarafından cezalandırılıyor. Peki böylesi bir sonu hakkeden Don Giovanni, kadınlar için neden bu kadar cazip? “Kışkırtıcılığı” diye yanıtlıyor Roth: “Kadınları, kurulu düzenden ayrılmaları için ayartıyor. Ve onlara yasak çiğnemenin keyfini tattırmak istiyor.” Milliyet-ŞEHNAZ PAK
  “Don Giovanni” / W. A. Mozart / Libretto: Lorenzo da Ponte / Yöneten: Günter Roth / Orkestra Şefi: Antonio Pirolli, Nezih Seçkin / Dekor Tasarımı: Yücel Tanyeri / Kostüm Tasarımı: Figen Koyunoğlu / Oynayanlar: Suat Arıkan, Güneş Gürle, Ali İhsan Onat, Aytül Büyüksaraç, Ayşe Sezerman, Hüseyin Likos, Perihan Nayır.

Şirin karakterler -2

Sakar Şirin Schtroumpf Maladroit Çizgi roman + Çizgi film William Callaway
Sakar Şirin, yaptığı her işi mutlaka sakarlığıyla en az bir kez bozan, dikkatsiz bir Şirindir. Kaya koleksiyonu vardır. Sakarlığı yüzünden bu kayalarıyla da pek çok kez başına dert açmıştır.
Obur Şirin Schtroumpf Gourmand Çizgi roman + Çizgi film Hamilton Camp
Obur, adı üzerinde, Şirin Köyü’nün en obur şirinidir. Kek, pasta ve diğer Şirin yemeklerini yemekten çok hoşlanır. Obur Şirin genellikle Aşçı Şirin’in pişirdiği Şirin yemeklerini çaldığı için kovalanır.Çizgi film serisinde, Obur Şirin yemek yapmayı çok seven, fakat kendi yaptığı yemekleri sonunda yine kendisi yiyen aşçı şapkalı bir Şirindir.
Aşçı Şirin Schtroumpf Cuisinier Çizgi roman  
Aşçı Şirin, adından da anlaşıldığı gibi Şirin Köyü’nün aşçısıdır. Yüzlerce yemek tarifi bilir ve pek çoğunu Şirinler için pişirir. Şirinler vejeteryan olduklarından yemeklerinde asla et kullanmaz, ama yemeklerinde genellikle yumurta vardır. Başında daima bir aşçı sapkası bulunur.Çizgi film serisinde Obur Şirin ve Aşçı Şirin, Obur Şirin adı altında tek bir karakterde toplanmıştır ve Aşçı Şirin’in görünümündedir.
Süslü Şirin Schtroumpf Coquet Çizgi roman + Çizgi film Alan Oppenheimer
Süslü, dış görünüşe çok önem veren, şapkasında pembe bir çiçekle dolaşan bir Şirindir. Günümüz terimlerinden metroseksüelliğin bir temsilcisi olarak görülür. Genellike elinde bir ayna vardır ve bu aynada çok beğendiği kendi görüntüsünü sık sık öper.
Usta Şirin Schtroumpf Bricoleur Çizgi roman + Çizgi film Michael Bell
Usta Şirin, Şirin Köyü’nün tulum giyen ve kulağının arkasında daima bir kalem bulunan becerikli sakinidir. Köydeki onarım, tamir işlerinden sorumlu olmakla beraber sürekli yeni bir icat peşinde olan Usta, teknolojik bilgisiyle ön plana çıkmaktadır.

http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eirinler_karakterleri_listesi

-Devam edecek-

İlgili yazı için bakınız: https://blog.sonsuz.us/?p=1818

Site ve Kutadgubilig

Gerçekten hiç gerek yoktu bütün bunlara. Ama nasıl olduysa oldu birden site sonsuzluktan sıyrıldı, kimseye faydası olmayan tuhaf bir somutluğun içine gömüldü ve katılsam da ,katılmasam da, saygıyı hak eden düşünce ve duygu yüklü derinleşmeye çalışan yazıların yerini salt ideolojik(!) (keşke bu kelimeyle örtüşse ona bile razıyım) yazılar almaya başladı. İdeoloji hiç değilse kendi içinde tutarlıdır ve dünyayı her açıdan açıklama çabası güder. Ekonomiden felsefeye bilimden sanata size bir dünya ve insan tipi sunar. Bu insan ve dünya şöyledir ya da böyle beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz. Benimsersiniz ya da benimsemezsiniz. Bu uğurda kendinizi feda bile edersiniz .Bu sizin seçiminizdir. İdeolojinizi açıklamak için yazılarda yazarsınız , hepsine amenna.
Ama bir şey yapamazsınız her an ve durmadan bir takım kaynağı ve amacı belirsiz haber kaynaklarından bilgiler bulup bunları, sanki karşınızda başka ülkenin çocukları varmış gibi, insanların kafalarına kazımayı ilke edinen bir yaklaşımda bulunamazsınız. Eğer bu konuda bir çalışma yapmak istiyorsanız , gidip yabancı sitelere yazarsanız ve orada bunları savunursanız anlarım, bunu misyon edinirseniz de içinde bir anlam bulmak için kendimi zorlarım. Ancak her gün yeni bir ismi Türk olarak sunma girişiminize ve bizlere bunu analatarak ne gibi fayda sağladığınızı anlamakta güçlük çekerim. Tıpkı Elvis Presley’in Türk olmasının niçin beni Fatih Sultan Mehmet’in Türk olmasından daha fazla gururlandıracağını anlamadığım gibi. Hadi geçelim Yunus Emreden daha mı iyi ozandır ki illa transfer edelim. Kendi kültürel ,yaşamsal değerlerinize ne kadar sahip çıktınız ki yenilerini katıp bunları da özümseyeceğinizi sanıyorsunuz. Eğer sahip çıkamıyorsunuz sahip çıkacaklar bulunacaktır. Neye sahip çıkacağınızı bulmakla başlar, bu da düşünmekle , araştırmakla olur. Sahip çıkmak kendini tatmin etmekten ötedir. Kapsayıcı milliyetçilik anlayışı nedir, nereden çıkmıştır, buradan nereye varmak istenmektesiniz , hiçbir fikrim yok. Ama sizinde olduğunu hiç sanmıyorum. Üstelik bir Türk tanımınız olduğundan bile şüpheliyim. Türk kültürü ve bu kültürün gelişimi hakkında da bilgilerinizin hiçbir alanda derinliğe sahip olmadığını yazdıklarınızdan anlıyorum. Bu açıdan eğer samimiyseniz Osmanlı’nın niçin devşirmelik sistemini geliştirdiğini düşünmek zorundasınız. Bu konuda bir fikir beyan etmelisiniz, yoksa Hitler hakkında değil.

Gelelim İslamiyet’e ; İslam’ın kutsal kitabı her yerde Allah nezdinde ki geçerli tek üstünlüğü takva olarak belirtmiş ve bunu defalarca yinelemiştir. Eğer Allah’ın seçilmiş kavmi olmak gibi bir durumdan bahsediyorsanız ki , bence siz çok eski ve bozulmuş bir gelenek üzere yol almaktasınız , Yahudilik geleneği. Oysa İslamiyet tamda bu noktada kendini ayrıştırmıştır.

Daha uzar gider bunlar , size önerim , insan olmanın onurunu, milli değerlerin gururu ve manevi değerlerin sevinciyle birleştiren düşün ve emek isteyen gerçekten aydınlatıcı ve düşündürücü yazılar yazmanız. Yoksa kendi adıma sizden gelen hiçbir yazıyı okumayacağım.