İslam ve şeriat toplumlarında kadın hakları
İslam ve Şeriat kanunlarıyla bugün 1923 yılında tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına verilen eşit haklar taban tabana çelişmektedir.
Şeriatla yönetilen ülkelerde kadınlar toplumda nasıl bir hukuk düzeninde yaşıyorlar? (1)
Bir an Türkiye’de değil de ‘şeriat’la yönetilen bir ülkede yaşadığınızı düşünün.
Kanunlara göre haklarınız şöyle:
“Her türlü motorlu vasıta kullanmanız yasak.
“Bisiklete binmeniz yasak.
“Sokaklarda başınız açık gezmeniz yasak.
“Bir topluluk içinde konuşmanız yasak.
“Erkeklerin elini sıkmanız yasak.
“Kocanız sizi döverse şikayet etmeniz yasak.
“Siyasete girmeniz yasak
“Derneklere üye olmanız yasak
Kocanızın veya aile büyüğü erkeğin izni olmadan şunları yapamıyorsunuz:
“Seyahat etmeniz yasak
“Otelde veya kiralık bir evde tek başınıza kalmanız yasak
“Çocuğunuza istediğiniz adı vermeniz yasak.
“Bir işte çalışmanız yasak.
“Çarşafınızın rengini değiştirmeniz yasak.
“Orta öğretim, lise veya üniversitede okumanız yasak.
“Yüzünüzü göstermeniz yasak..
“Kocanızdan boşanmanız yasak.
“Sevdiğiniz kişiyle evlenmeniz yasak.
“Boşandıktan sonra çocuklarınızı görmeniz yasak..
“Sosyal toplantılarda konuşmanız yasak.
“Kocasının ikinci bir kadınla evlenmesine itiraz etmesi yasak.
(1) Bu yasaklarla ilgili bilgi Asia News Ajansının, Suud’lu Gazeteci Hasna Al-Quna’nın Al-Riyadh Daily reportajından alınmıştır.
Hiç
İslamın ve diğer tüm dinlerin korkudan ve baskıdan oluşmadığını, bir zorbalık ve tahakküm sistemi getirmediklerini söyleyebilmek oldukça zor.
Bence konu şeriat olunca asıl diktatörün muhammed (allah) olduğu ortaya çıkıyor.
Su akar..
Suudi Arabistan’da kadınların araba kullanması yasak olduğu için özel şoför kiralıyorlarmış; tabii yüzde kaçıdır bu imkana ulaşabilen, bilmiyorum.
Su akar..
İlhan Arsel’in de aynı isimde bir kitabı var “Şeriat ve Kadın”.
Hiç
Evet Levisntayn. Ben hala alıp okuyamadım o kitabı. Kimi sitelerde denk geliyorum kitaptan alıntılara.
Bu aralar okumak istediklerimden biri; Server Tanilli ustanın, İslam Çağımıza Yanıt Verebilirmi adlı kitabı.
İranla ilgili bir belgesel izlemiştim. Adını hatırlayamadım ancak orada ki eşitsizliği ve sınıf ayrımını, son din ve tek din olarak reklamı yapılan ve kainatın en yüksek adalete sahip inancı olan islamın nasıl oluyorda ortadan kaldıramadığını sormuştum o zaman:))
Su akar..
Bir kadının yaşamını anlatırken, bi yandan da o günün politik, toplumsal durumunu anlattığı belgesel mi?
Hiç
Bir kadının yaşamı üzerinden anlatım yoktu. Hatırladığım kadarıyla iranlı bir yönetmenin çektiği bir belgeseldi. Dur bakalım süper imkan google da bulabilecekmiyim.
Su akar..
Ben de baktım; çok şey var İran’la ilgili, Banu Avar’ın çektiklerine rastladım önce, sonra filmler, yazılar..Bi ara bakmak lazım. Şimdilik iyi geceler.
Hiç
Evet bir sürü şey var ama o belgesele rastlayamadım. Neyse sırf yalancı çıkmamak için yarın araştıracağım:)
persepolis’i mutlaka izlemelisiniz.
muhteşem bir animasyon.
çok etkileyici..
yıllar önce iran’lı arkadaşlarımızla hararetli tartışmalar yapardık.
“her şey bizde olduğu gibi ilerliyor, siz de bizim gibi olabilirsiniz” derdi riza..
en büyük itiraz benden gelirdi.
“biz sizin gibi mollalara oy vermeyiz. bizde sağ demek dinci demek değildir. radikal bir kesim var ama onların alacakları oylar %5’lerdedir en fazla. hadi senin hatrın için olsun %10. fazlası imkansız. burası Türkiye.. İran değil..”
sonra sanatta, kültürde ne kadar ileri olduklarından, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığından bahsederdi.
“bir gecede oldu her şey. bir gecede” derdi.
ben o zamanlar çok sinirlenirdim riza’ya…
“benim ülkemde cumhuriyet var, monarşi yok” derdim içimden.
her şey farklı.
aynı olması imkansız.
şimdi bakıyorum da…
o zaman konuşup tartıştığımız pek çok şeyin ardı arkasına olması hayretler uyandırıyor bende.
artık imkansız demiyorum hiçbir şey için..
kadrolaşmaları, yapılanmaları görmemek için salak olmak lazım.
gideceğimiz rota belirlenmiş çoktan.
ama burası Türkiye…
bekleyip göreceğiz el mi yaman bey mi….
Su akar..
Benim izlediğim de Persapolis’ti Morgana.