Yeni nesil pek bilmez, bir zamanlar İlhan İrem vardı. Ve İlhan İrem’in hayranları arasında bir sevecenlik tanımı. Bu da diğer her tanım gibi yozlaşmaya açık ve keyfi değerlendirmelerin esiri olmuş sevecenlik. Tıpkı birilerinin “gerçek Müslüman”, “gerçek ulusalcı”, “gerçek devrimci” veya “gerçek solcu” gibi tanımları kendileri veya kendi beğenilerine göre birilerine vermeleri gibi.
Sevecenlik de böyle bir hale gelmişti. Herkese göre farklı anlamı olan keyfiyete göre birilerini sevecen ilan edip birilerini de sevecen olmamakla itham etmeye başlamışlardı yok olmaya başlamadan önce.
Bütün tanımlar gibi o da yozlaşmıştı. Keşke sevecen kalabilseydik.
Sevecenler için kurulmuş “sevgiplaneti.com” adminiydim. Ta ki, aklıbaşında bir üyenin sorusuna kadar… Bu soru karşısında Sevecenbaşı (Işıkdost) tarafından dışlanmış ve benden üyeliğinin silinmesi talep edilmişti. Bu korkunç riyakarlık sonucu, önce ışıkdostu sildim, bir müddet sonra sonsuz’a geçip siteyi lav ettim.
Dediklerin doğru, sevecen yok. Hiç olmadı.
oik0s,
yanılıyorsun diyemem elbet, deneyimlenmiş bir konu üzerinden örneklemişsin… Ama;
“Dediklerin doğru, sevecen yok. Hiç olmadı.”
bu cümleye evet diyemiyorum ben ? Neden ki!
Sanki anlatılmak istenen için seçilmesi gereken doğru sözcük değilmiş gibi sevecenlik.
Bilemedim. Lakin konunun anlatmak istediği nedir diye saksıyı silkelediğimizde ”sevgi” sözcüğünün kullanılmış olması yerinde ve anlatımı tamamlamak bakımından uygun gibi görünüyor.
Acıma ve şefkat ve de koruma duygusuyla sevmek annelikle ilgili karmaşık bir duygu dünyasını ifade ediyor. Oysa acımanın olduğu her ilişki biçimi gerçekte sevgi kavramının içinde olmayan ve bir çaresizlik ifade eden ve de bir çarenin uzattığı yardımı ifade eden ilişki biçimini anlatır.
Sevecenlik kelime anlamı olarak veya keyfi olarak elbette var delişey. Fakat buradaki kullanımı artık bu anlamda değildi. Bir etiketleme haline gelmişti.
oik0s,
şu anda söylemek istediğini anlayabiliyorum… Hem nasıl anlıyorum:) lakin anlamış olduğumu ifade edecek kelime ve cümle kurma becerisine sahip olmadığımı da fark ettim… kısaca anladım, deneyimlenmesi gerekiyormuş sadece…
ve sevgili saron,
keyfi olarak var sevecenlik ve hatta farkındalığın dışında bir yerlere de kondurulmuş vaziyette olduğunu görmek beni üzmüş olsada, sezarın hakkı gayeet sezara 🙂
insanlar çoğu kez hangi durumun hangi isimle ifade edilmesi gerektiğinin tam olarak bilincinde olmuyor. sevecenlik var ve lakin sevecenlik kavramı, sevecen üretiminde yoksullaşmış… Yazık:(