Şanslısın
Bir Sabah Uyandığında
Son Sigaram
Diyenlerden Biri Sen Olacaksın
Önce Yoksunluk Duygusunu Aşacak Sonra Sigaraya İhtiyaç Duymayacaksın.
Bu Programın Esprisi Şu;
Bağımlılıktan Kurtulmak İstiyorsan Sigarayı Zorla Bırakmaya Çalışmayacaksın. Kitabın Yanında Verilen “Hipnotik Telkin “Cd’sini Günde 20 Dakika 9 Gün Dinledikten Sonra Zaten Bu Maddeye İhtiyaç Duymayacaksın. Böylece İstemekle İstememek Arasında Da Kalmayacaksın.
Sigara İçmene Neden Olan Şu Üç Bağımlılıktan Kurtulup Özgürlüğüne Tekrar Kavuşabilirsin
Vücudun Bitmek Bilmeyen Nikotin İhtiyacını Karşılama İsteği…
Sigara İçmezsem “Mutlu Olmayacağım” İnancı…
Bu Zevkin Yerine Başka Bir Şey Bulmama Korkusu…
ahaa böyle yazıları gördükçe umutlanıyorum.
bu teknikle sigaranın yerine başka şeyler konulup bağımlılıktan kurtarabilir miyiz paçayı acaba?
kitap yorumları, kitap önerileri görmek isterim çokkçaa burada…
Sigara geniş yelpazede çok geniş bir sektör.
Son zamanlarda sigarayı bıraktırma ile ilgili bir çok reklam dönüyor.
Yok toz,
yok sakız,
yok hap,
yok bant.
Şimdide adını ilk kez duyduğum hipnotik telkin diye bir olay.
2001 yılına kadar 12 sene içtim.
Ve bir sabah kalktım son sigara diye de düşünmedim içmiycem dedim. Bıraktım.
2009 yılına kadar içmedim.
sonra yeniden başladım 6 ay,
Yine bıraktım 3 ay,
Yine başladım 4 ay
yine bıraktım 9 ay,
Şimdi yine bu zıkkımı içiyorum.
Ama yeniden bırakıcam durum onu gösteriyor.
Bana müsade Şimdi bir sigara içmeye gidiyorum…)))
Adil Mavis! Kisaca psikolojinin sarlatani da diyebilirsiniz. Ya da siz demek istemezseniz ben diyorum. Tam bir sarlatandir kendisi.
Sitede gezinirken onume cikan bu yazi, butun noronlarimda hissettigim kivilcimlar olusturdu.
2005 yili. Bir seminer. Konu, bilincalti ve gunluk hayatin psikopatolojisi. En onde oturuyorum. Bu adam anlatiyor. Agdali laflar, latince kelimeler bla bla bla.. Sira birini cagirip hipnoz etmeye geldi. Gonullu araniyooooor. Kim kim kim??? Yok. Herkes psikiatr veya psikolojik danisman; fakat kimsenin kici o sahneye cikip bin kisilik bir grubun onunde hipnoz olmaya gelmiyor . Neyse anlayacaginiz gibi elimdeki not defterini oturdugum koltuga koyup “ben olabilirim” dedim. Haydaaaa hikaye burda koptu zaten.
Derin bir muzik, rahat bir koltuk, sorular falan filan. Gozlerini kapat, sunu dusun, yok parmak siklatcam, gobek atcam, amuda kalkicam ve sen hipnoz olcaksin…
1…
2……
3……..!
Ol, hipnoz ol…
Yahu olmus gibi mi yapsaydim acaba?? Olmuyorum kardesim, hipnoz olmuyorum. Bilincim cin gibi yerinde.Elindeki mikrofonu agzindan uzaklastirip kulagima fisildadi o ses “rezil etme beni be kadin hipnoz olmus gibi yap” ohaaa!!! Olmuyorum iste napim. Alalala! Olmuyorum be adam.
Eline mikrofonu alip su cumleleri kurdu asilzademiz ” simdiiiii arkadaslar (arsiz bir gulumseme esliginde) bildiginiz uzere bazi insanlar hipnoz olmaz. Bunlar genelikle zekasi dusuk olan idiot diye adlandirilanlardandir. Bla bla bla…. ” tahmin edeceginiz gibi sahnede cumbus basladi :)))
Seyircilerden birisi cikip “siz hipnoz oluyor musunuz Mavis Bey” diyince, “seeeey, ben bu isi cok iyi biliyorum. Hipnoz olmam” cevabini aldik. Ya da oyle bir sey. Yuhlamalardan mikrofonun sesi pek gelmiyordu. Neyse…
Kitaplarini ve calismalarini inceledigim bu adam icin soyleyebilecegim tek sey psikolojinin sarlatanidir.
Bu da boyle bir anim iste :)))
G Milat
11-12 yaşında bir rus sirkinde aynı şeyi yaşamıştım…ve fakat biz 5-6 hipnoz namzetiydik. Hipnoz yapma iddiasındaki adamın bembeyaz ve uzun gandalf sakalı, parlak, kırmızı-sarı bordürlü saten kostümü ve parmaklarındaki kocaman kocaman taşlı yüzükler ona daha yakından bakma isteği duyan benim için sahneye atılma nedeniydi…düşünüyorum da ne olacaksa! çocukluk işte..ne bekliyorsun adam seni kırmızı bir kulübeye ışınlayacak, adın rose falan olacak, kendine zaman lordu diyen bir adamı mı asiste edeceksin…cidden çocukluk işte…
Diğer yandan sirkin orta yerinde gerçekleşen(!) bu hipnoz deneyinin ölümcül olabilecek bir risk taşıdığını, bu parlak gösterişli sihirbazın kocaman kocaman ayaklarının olduğunu “hipnoz ettiği kişilerden seçeceği bir talihsizi iki sandalye arasına belini boşta bırakarak yatırıp zavallının üstünde ayakta duracağını söylediklerinde” farkettiğimde artık benim için çok geçti… ne yapıp edip hipnoz olmalı, bu deneyimi sakatlanmadan, ağrısız atlatmalı…sihirbazıma, sahtekarıma güvenmeliydim….
neyse; sihirbazımız bizi sandalyelere oturtup her birimizi tek tek dolaşarak şimdi hatırlayamayacağım cümleler kurup direktifler verdiğinde bence yapmak istediği bizi yakından görüp hangimizin bu oyunu bozmaksızın daha salak olabileceğine karar vermek, kemik ağırlığı ve omurilik muayenesini yapmaktı….şaka tabi bu…adam bişeyler dedi ve evet! aynı soru: “hipnoz olmuyorum, acaba olmuş gibi mi yapsam?” hepimizden aynı şeyleri yapmamızı istediğinde az sonra benim de içinde yer alacağım salak grup adamı ağız birliği etmişcesine dinlemeye, dediklerini yapmaya başladığında en az sahneye çıkmak kadar salakça olan ikinci kararımı vermiştim! sirk müthiş gösterişli ve güzel bir bir yerdi ve evet! show must go on….!
Delice dediği istikametlere yürüdük, bişeyler yaptık, bir gözümün hafif aralığından-ki bu görüntüyü yıllar sonra bile çok net hatırlarım-sirkin ışıkları iki boyutlu bir mekandaymışız hissiyle sızarken belleğime bizi bir sıraya alan sihirbaz-sahtekarımız nihayet omuriliğini kırmak üzere birini seçmeye karar verdiğinde cidden korktuğumu ve salak biri olarak sakat kalıp hayata devam etmenin benim için iyi bir ceza olacağını düşündüğümü söylemeliyim… sihirbaz benim hipnoz durumumu yoklamaya geldiğinde gerçekten biraz sonra kemiklerimden gelecek sesi, kopmuş başımı masalsı bir şekilde o haliyle omzumun üstünde tutmaya çalıştığımı hayal edebiliyor diğer yandan da acaba kendimde değilim cidden hipnoz olmuş olabilir miyim diye saçma sapan düşünüyordum…
ve….seçtiği kurbanı edalı salınımlarla iki sandalyenin arasına gererken açık gözlerimi sımsıkı kapatıp sahneyi kesinlikle görmemek, hipnoz olmak için elimden geleni yaptım…ve belki kurban hipnoz olmuştur, bu oyundaki tek sahtekar belki de benim diye düşündüm…aaaa o da ne alkışlar falan…çığlık yok, yaralı ya da ölü yok, sandalye sesi yok….aaaa.. açtım gözümü bizim sihirbaz kocaman ayaklarıyla 20li yaşlarında sıska bir gencin üstünde ayakta, gencin kafası kopmamış, beli kırılmamış, sihirbaz selamlıyor millleti…neyse sahneyi topladılar bizi yerimize aldılar sihirbaz, uyanış seramonisi için saydı bir sayıya kadar şıklattı parmaklarını da kurtulduk:)
Eve dönüşte için için kızgındım…nasıl olur da ebeveynlerim o koca ayaklı herifin beni ezmesinden korkmamış dahası eğlenmiş ve bana da eğlendin mi diye sorabilmişti…neredeyse ölecektim – ki babam iki sandalye arasındaki adamın izleyiciler arasındaki sirk personeli olduğunu söylediğinde…haaaaa…hımmm..diyerek aydınlandım… sahne, ışıklar, sirkin büyüsü, sahtekar gandalf ve orada olmak yine de güzeldi..bugün de tebessümle hatırladığım bir salaklık hikayesi işte…