Son zamanlarda göz ucuyla takıldığım sohbet bandında ve bazı yorumlarda gündemde olan ebubekirin uzaklaştırılması ve hak-haksızlık üzerine bir yazı yazmak istedim.
Sonsuz.us u bir pazar yerine benzetiyorum. Bizlerde bu pazar yerinde mallarımızı/ürünlerimizi satan satıcılarız. Hepimizin kendine ait bir satış alanı var, üstelik kira da ödemiyoruz. Bu alanda ister bol çeşitli ürünler kullanırız satışı arttırmak için, ister aynı ürünü yığarız. Buna karışılmıyor. Hatta ve hatta ürünlerimizi sadece kendi tezgahımızda değil, komşularımızın tezgahında da teşhir edebilir, satabiliriz.
Sonsuz’da bu pazar yerinin sahibi. Onunda görevi, bu pazar yerine daha çok müşteri çekmek, tanıtımını yapmak, çevre düzenlemesini yapmak, teknik alt yapıyı geliştirmek ve bir de satıcılar arası ve pazar yerine gelenler arasında huzuru sağlamak.

Hal böyleyken bazı satıcılar çıkıyor. Kendi tezgahını tek tip ürünle dolduruyor. Bu yetmiyor, komşularının tezgahlarına da aynı ürünü yığıyor. Bu da yetmiyor, komşularına hakaret ediyor, kötü geçiniyor, kavga ediyor. Pazar yerinden uzaklaştırıldığında ise haksızlığa uğradığını iddia ediyor. Pazar alanı sahibini neden diğer komşumu da çıkarmadın pazardan diye adaletsizlikle suçluyor.
Her şeyden önce bu pazar yerinde ürünümüzü/malımızı pazarlayacaksak bunu komşularımızı karalayarak değil müşteriyi kendimize çekmeye çalışarak yapmalıyız. Bilirsiniz serbest ticarette olsa, başka firmaları karamalaya yönelik reklamlara izin verilmez. Bu karalama, hakaret isteği bir hak değildir. Bunu kendine hak olarak gören satıcı, elbette komşularıyla iyi geçinemez.
Bu davranışların ve isteklerin altında yatan psikoloji şu olabilir. Benim elimdeki mal pek iyi değil, ama sizinkileri kötülersem belki müşteri kazanabilirim malımı satmak için.
İpliğimizi pazara çıkartmak lazım. Başkalarının bizim ipliğimizi pazara çıkartmasını beklemeden.
sitede oldukça yeni sayılırım,çok fazla vakit ayırabildiğimi de sanmıyorum.Konu dikkatimi çektiği için yazmak istedim.Öncelikle belirtmek isterim ki ebubekir kimdir tanımıyorum,herhangi bir yazısına da denk geldiğimi hatırlamıyorum.Aslına bakarsanız kimseyi tanımıyorum:)Taraf olamıyorum hiçbir zaman,ancak söz konusu hak-haksızlık gibi bir durum olduğunda kime karşı yapılırsa yapılsın sessiz de kalamıyorum.
Sevgili saron durumu son derece netleştirmiş belki de uzun süredir tanıdığı biri ebubekir…
Gördüğüm kadarıyla özellikle felsefi konularda çatışma hep var,doğal olan da bu.Ebubekir eğer her yoruma hakaret ve karalama ile karşılık veren biri ise,onu kimse savunamaz.Böyle bir durumda ebubekirin ruh sağlığından şüphe etmek gerekir.çatışma ve sonrasında çatışmanın hakaretle son bulması için en az 2 kişinin/durumun olması gerekir.Kişiyi rahatsız ederek,kışkırtarak ,rencide ederek yok etmeye veya yasaklanmasına sebep olacak sözler sarfetmesine neden olmak da bir tür hakaret değil midir? Ebubekir isimli üyenin ruhunun incindiği anlar olmuş olamaz mı? Bu anlaşmazlıkta haklı ve haksızı neye göre belirlediniz?
Sessiz kalıp bana dokunmayan bin yaşasın demek yerine sizleri anlamak istiyorum:)
ebubekir, engelli olduğu için hakkında daha fazla yazmak istemiyorum. Çünkü yazdığım her cümleye kendisinin savunma hakkı vardır. Bu yüzden, engeli kalkana kadar sorularınızı bekleteceğim sevgili veNa.
Ayrıca yazım her ne kadar ebubekir konusuyla başlamışsa da aslında hepimiz için yazılmış cümlelerdir. Bu yüzden sorularınızı ebubekir üstünden değil de genel olarak sorarsanız yanıtlayabilirim.
Yazınız sitenin güzel bir özeti olmuş diyebilirim. Fakat kendimi bu alanın sahibinden çok teknik sorumlusu gibi hissediyorum. Evet benim görevim, alt yapıyı düzenlemek ve bu alana insan çekmeye çalışmak. Etik sistem kendi kendine işlesin diye çok uğraştım ama anladım ki kimse bu sorumluluğu almak istemiyor. Aynı tekrarları yaşıyoruz malesef.
Ebubekir ve gibilerinin sinir bozucu birer yazar olmalarının sebebi yazdığı saçmalıklar değiller. Kendilerini tanımıyor/bilmiyor olmamız nedenli de karşıt olarak yazılanları şahsi değerlendirmesi düşünülemez.
Hurafeden ileriye gidemeyecek düşüncelerden ihtiva yazdıklarının bir önem arz etmesinin nedeni bunların siyasi uzantılarının TC nin direksiyonunda olması. TC nin damarlarına zerk edilmiş birer virüs misali bu hurafelerden muhteva basiretsizliklerin pratik edilmeye çalışılması. Ebubekir isterse buralarda sabahlara kadar dinci imancı propaganda yapsın kimse dönüp bakmayacaktır. Kaldı ki bundan sekiz sene önce kimse ilgilenmiyordu. Ancak yazdıkları TC nin son on yılında aktif baş rol oynayanların zihniyetinin bir yansımasıdır. Onların türettiğidir.
Bu zihniyetin gerek geldiği gerekse gittiği yer enine boyuna ortaya konulmalıdır.
Konulacaktır da…Ebubekir gitse bile Ataan gelecek, Ataan giderse, Kaan gelecek…bu zihniyet ortaya konulacak, konuldukça da yazılacak çizilecek.
Bunlar ve benzerlerinin sinirlenmeleri ortaya koyduklarının altını dolduramayışlarıdır. Karşı düşünceye cevap üretmiyor olmalarıdır. Bu nedenle yazdıklarına karşıt düşünce olarak yazılanlara kifayetleri yetmediğinden yazılanları bırakıp yazara saracaklardır…izlendiği üzere olan budur.
Bu durumda denilebilir ki Ebubekir ile Ebubekir in yazdıklarını birbirine karıştırıyor olmalısınız. Burada cevap yazılan Ebubekir değil onun yazdıklarıdır. Eğer taraf olacaksanız ve ortada bir haksızlık görüyor iseniz buyrunuz Ebubekir in yazdıklarını ya da yazdıklarından seçmeler yapınız ve onun yazdıkları itibarı ile gördüğü muameleyi ele alınız…
Ebubekir in yazdıklarının ne denli saçma bulduğumu yazar engellenmeden önce de belirttiğim üzere şu anda da saçmalık olduğunu belirtiyor olmamın “vay efendim arkasından söyledin” gibisinden değerlendirilmemesi gerekir…kaldı ki TV de programına gel gel çeken sunucudan öğrenilen şu “cevap hakkı/arkasından konuşmama” durumlarının bu ortamlarda da kullanılması bana garip gelmekte.
Kimse kimseden bahsetmesin o zaman…olacak iş midir?
“Ölünün arkasından konuşulmaz…şu anda burada yok arkasından konuşulmaz”
…geçiniz.
Bu arada konuda bahsi geçen yani bu yazın ortamının işleyiş konusunda şahsi düşüncem:
1-Yazar engellemek bana saçma gelmektedir.
2-Editör ya da admin yazılardan sorumludur…yazardan değil. Dolayısı ile editör ortama yazılan yazıyı editleyebilir, silebilir.
3-Yazar silinen yazılarını yeniden asıyor ve ortamın hizmet ettiği alanın dışına çıkarak baş edilemeyecek sayıda ileti gönderiliyor ise yazardan bu ortamda bir daha yazmaması istenebilir.
4-Bunların hiç biri kar etmiyor ise o zaman teknik engelleme şart olur.
Tüm bunların da ortam içinde değil özel mesajlaşma şeklinde olması gereklidir diye düşünüyorum.
Buraya kısaca eklemek isterim…bu gibi siteler de bu gibi konuların gereksizce ele alınmasının en önemli nedeni site admininin ve editörlerinin kimler olduğunun biliniyor olması. Site, yazarları ve işleyişinin bence ortalıkta konu edilmemesi gerekir. Kurallar ve işleyiş bellidir…bunu kabul etmişsiniz ki buralarda yazıyorsunuz.
Sen buralarda boy göstermek için hem kuralları kabul edeceksin hem de sonra gelip yok kaşı var, vay altında gözü var, vıy kulağı da yamuk…
…e ayıptır.
Bu arada bir nokta daha ilgimi çekti: Solda şu ibare var:
“Şu an 7 kullanıcı ve 287 misafir çevrimiçi.”
Ben bundan yüzlerce kişi kimin ne olduğundan ziyade kimin ne yazdığına bakarak bu konuları okuyor anlıyorum…
Bir Hacivat yaratılmış…Karagöz arıyoruz.
Düşünce bilgi ve fikir paylaşımı yerine bireysel haller ön planda olması isteniyor ise onlarca sosyal paylaşım sitesi var…
Sn: Hola böyle diyor:
EBUBEKİR ve GİBİLERİ!
Ama iş kovma noktasına geldiğinde saygısızlık, terbiyesizlik, karşı tarafa iftira, çamur atma, yalan söyleme, densizlik ve edepsizlik baz alınarak yapılmak isteniyorsa Ebubekir’den önce gitmesi gereken başkaları da var.
Bir başkasına göre bu ben de olabilirim.
10 kelimesinin 8’i küfür olan Hola Hazretleri buyuruyor ki:
Sayın ahlâk ölçerin söylediğine bakarmısınız? Ebubekir gitse Ataan gelecekmiş.
Bana göre de 100 tane Hola, Bir Ataan etmez.
Hem insanlıktan, insancıllıktan bahsedecek, demokrat ve aydın düşüncenin havariliğini yapacaksınız, hem de sizin gibi düşünmeyenlere hakaret edip, kapıyı göstereceksiniz.
– Ataan onurlu bir insan.
Ama siz halâ onun arkasından konuşuyorsunuz.
Kendini savunma imkanı olmayan insanların arkasından ancak siz konuşursunuz. Konuşuyorsunuz da.
Hem ateistim diyorsunuz, hem de “ölenin arkasından niye konuşulmuyor” diye kızıyorsunuz.
Ölünün de arkasından konuşulmaz.
Şeytanın dâhi alâkasını kestiği bir cesedin arkasından konuşulmasını savunuyorsan hiç şaşmadım.
Tam size göre bir vakıa.
Sizin diriye saygınız yok ki, ölüye saygınız olsun.
Kimseyi kırıcı, incitici bir laf konuşmak istemiyorum diyorum ama görüyorum ki olmuyor.
Ya her şeye kör, sağır ve dilsiz olacaksınız, ya da buralarda durmayacaksınız.
Gerekirse onu da yaparım ama siz söylediniz diye değil.
Sitenin geçmişteki misafirlerine bir göz attığımda sizler bayağı eskisiniz ama gidenler de yine sizin yüzünüzden maalesef.
Saldırı ve hakaretlerinize isyan etmişler.
Belki siz olmasanız az önce saydığınız 287 kişinin 287 si de burada olurdu.
İçerdeki insanlara saldırmanız yetmiyormuş gibi şimdi de sıra dışarıdaki insanlara mı geldi? Yazdıklarınızdan utanacak bir pozisyonunuz yoksa bırakın okusunlar. Yoksa onlarıda mı kovmak niyetindesiniz? Yada kovduklarınızın yazılarınızı okumasından mı rahatsız oldunuz?
– Onlar da burada olsalardı site, daha da zenginleşirdi.
Sayın Ebubekir’ de buradaki arkadaşlara küfür ve hakaret ediyorsa onu da asla savunmuyorum. Ama sadece düşüncelerinden dolayı çıkarılmak isteniyorsa bu konuda sadece şahsi görüşümü beyan ettim, o kadar.
Kısacası diyeceğim odur ki;
– Başkalarına karşı lütfen daha saygılı olun Sayın: Hola.
– Bu dünya size de kalmaz.
Ne bu şimdi… Acıların çocuğu feryadı falan mı? Burnumu çekerek mi okumalıyım?
1-Yazar engellemeye karşıyım diyorum…yazılana bakınız.
2-Ölünün arkasından neden konuşulmazmış bal gibi konuşulur diyorum…şeytan cesetten elini çekmişken cesedin arkasından
konuşulmaz diyor. Cesedin arkasından da konuşulur…çok zayıflamış, acaip morarmış, şişmiş falan dersiniz. Ölenin arkasından da konusulur…çalışkandı dersiniz…asabiydi dersiniz…ne demek ölünün arkasından konuşulmaz. Bir kişiyi anarken ne yapacağız mal mal birbirimizin yüzüne bakıp telepati mi kuracağız? Herks kendi anısını anlatacaktır elbette. Cenaze evinde ne konuşulur?
3-On kelimeden sekizinde kendisini mi bulmakta acaba? Bu arada merak ettim nerede bu küfürlerim? Hele getirin de göreyim bakayım kim benden küfür yemiş?
4-Saldırı ve hakaretlerimden isyan etmiş olanlar kim? Nerede? Hangi yazıda? Nerede yazıyor?
5-Arkadaş Ebubekir in hakaretlerinden emin değil ama benimkilerin çetelesini tutmakta. Orana da vurmuş…On kelimeden sekizi…yüz kelimeden sekseni…Yaklaşık yüz yazı yazmışım sekseni küfür. Şu anda benden küfür yemekte misiniz acaba… belki haberiniz yok…belki de eminsiniz.
🙂
Dönüp bakıyorum eksik bir şey kaldı mı diye de…aslında var ya cevap yazılası bile değil…pasa yalan dolan uydurma.
Acaba bunu kasti mi yapmaktalar?
Konuyu uydurma, saptırma olduğundan alakasız bir yere taşıma cihetine giderek özünü kamufle mi etmekteler?
Yazdığıma bakınız aldığım cevaba bakınız.
Şu iddia ettiklerinin onda birini ortaya koyabilir mi acaba?
Bu arada son bir husus:
Şu anda benden küfür yemediğinizi falan mı sanmaktasınız…
…belki de kralını yiyorsunuz.
Yazma şartı mı var ki?
Dolayısı ile yazılan küfrün bir kıymet-i harbiyesi yoktur.
Aslolan KÜFÜR YEMEMEKTİR.
Ben küfür yediğimden adım gibi eminim…edenlerin de ne diyecek ne de yazacak başka bir argumanı olmadığından olduğunu düşünüyorum.
Şu yazdıklarınız var ya…küfürle bile değerlenmez.
Merak etmeyin! Küfür yönünden içiniz rahat olsun.
Diyorsunuz ki;
Mâlum olduğu gibi siz kendinize yakışanı yapmışsınız.
Ben de kendime yakıştırdığımı yaparak ne size ne de bir başkasına gıyabında bile olsa küfür etmediğimi söyleyim de içiniz rahat olsun.
Siz şimdi tekrar insanlara kaldığınız yerden küfür ve hakaretlerinize devam edin.
İyi akşamlar Sayın: Hola
Salla gitsin…
Vizyonsuz yazarlarımızı iyi tanırız, iyi biliriz… Onların dev aynası, biraz küçüktür.
Takım tutar gibi cahilliği tutar bu tipler… Aslında onlara aynayızdır, bunu iyi bilirler. Hem bilmeze yatarlar hem de müneccimdirler; gidenlerin nedenini biliyormuş. Sen niye gitmedin canım ? Ya o (ismi lazım değil )
Neden sevmediğin, beğenmediğin, tasvip etmediğin bir yer olan BURADASIN.
Duvarın ardından bakan gözlerinizi görüyorum Şeref…
Google’a şükretsinler diyorum. Tanrıya değil…
Çok fazla tanımıyorsanız, ondan önce kimin gitmesi gerektiği konusunda, o kişinin gitmesinden önce, o kişiden başka bir kişinin gönderilmesi gerektiği konusunda, o kişinin gönderilme hadisesi üzerinden sonuca varabilmeyi nasıl yapabilir bir zihin?
Ben de elmalarla armutları karşıtırırım bazen ama bu denli ve de asla karıştırmam bir çok şeyi 🙂
Hem tanımıyorsun hemde ilk sen zıplıyorsun, hem tanımıyorsun hem de tanımadığın halde bir başkasının ondan daha kovulası olduğu sonucuna varıyorsun. Yahu hakkaten nasıl oluyor bu? Sölim mi, sölim mi…
İşleri güçleri mektup döşenmek. Mektup dediğime bakmayın…daha çok zabıtaya dilekçe gibi. “Sayın” ile başlayıp “saygılarımla” diye biten bir alay öğüt yazısı.
Mıymıntılıktan başka bir şey de değil.
Üslubunu düzelt, böyle düşünme, saygılı ol, tarzına bak…
…ilkokuldaki değnekçi öğretmenler gibi konuların arasında dolanmakta.
Örnek mi…
Buyrunuz:
“- Sizden, saygılı insanlara yakışır bir davranış beklentileri içine girmek saflık olurdu.”
Arkadaşın yazdığından ben şunu anlıyorum. Diyor ki: Ben istediğim gibi anlar veya algılar, canımın istediği gibi cevap fışkırtırım, yalan, dolan, uydurma yazarım…ama sen saygılı insan pozisyonunda bekleyeceksin (hazrolda beklemek gibi bişi sanırım) ve ben yazınca o poziyonda kalacaksın.
Sonra zat-ı şahane orada burada diyecek ki:
Bir HoLa var ağzı var dili yok…çok saygılı bir insan maaşallaaah.
Geç bunları bir kalem beyefendi.
Şu yazdıklarınız için SAYGILI OL falan diyemezsiniz…”İDARE ET” ya da benzeri bir beklenti uygun olur ancak. Siz SAYGIN olunuz asıl…saygı başınızdan aşağı yağar tasalanmayınız.
Sevgili saron:) Beni doğru anladığınız için çok teşekkür ederim.Aslında ilk mesajımda sorduğum sorular genel sorulardı.Siz yazınızı yazarken ebubekir örneğinden yola çıktığınız için karşılığında aynı örnekle sorularımı sordum.Sorularım halen geçerlidir,cevaplarınız için ebubekir isimli üyenin engelinin kalkmasını bekleyeceğim.
Sayın HoLa
Açık söylemek gerekirse bu konuda bana hitaben yazdığınızı düşündüğüm ve alıntı yaptığım kısmı son derece önyargılı buldum.Daha önce de belirttiğim gibi taraf olmak gibi bir amacım yok.Bir şekilde taraf olacaksam eğer,adaletin tarafında olurum.Ebubekiri tanımadığım gibi yazdıkları hakkında da fikir sahibi değilim.Vaktim olduğunda yapacağım ilk iş özellikle ebubekirin yazdıklarını okumak,gördüğü muameleyi ele almak olacaktır.
İnsan denen canlı sadece seyirci ve gözlemci değildir,aynı zamanda aktördür.Çevremizdeki varlıkları seyreder,onları incelerken onlardan etkilenir ,sevinir ya da üzülürüz.Olaylara hem etki eder hem de onlardan etkilenir ve ona göre de cevap veririz.Olaylar önemli değildir,asıl onları algılama şeklimiz önemlidir.
Bedava iyiniyet… Üç gün sonra size “ahlaksız” deyip aktörlük yapmayı denerim. Bakarsınız “Faşist” deyiverip karakter oyuncusu olurum. Böyledir dünya, muamele muamele… Figüran seçmeleri yakında…
Önyargılı bulduğunuz ifademi açayım:
Ben yazar engellenmesine karşıyım. Bu bir genellemedir. Adı Ebubekir ya da Ömer veya Osman olsun farketmez. Bunu bir kez daha belirttikten sonra Ebubekir örneğine gelelim.
Aslında bunu da genelleyebiliriz. Ebubekir in (ya da herhangi bir yazarın) engellenmesinde gerekçe nedir?
Yazdıkları. Öyle ya, Ebubekir i ne tanıyan var ne de bilen. Dolayısı engellenmesine neden olan Ebubekir in kara kaşı kara gözü değil, yazılarıdır.
O zaman Ebubekir i engelleyen ile Ebubekir in engellenmesine karşı olan taraflar bu yazılar üzerinden değerlendirme yapmalılar diyorum.
Bu konuda şahsımın düşüncesi yazılarımdan da anlaşıldığı üzere bellidir…ben Ebubekirin ilk başlarda on kadar yazısında okuduklarıma binanen bazı düşüncelerimi yazdım…
…sonrasında ise yazdıklarını okuma gereği bile duymadım. Geri gelip yazsa göz gezdiririm elbet…ama ilgimi çekecek bir arguman geliştirip koyacağı konusunda şüphelerim olduğu da bir gerçek.
tam da dediğiniz gibi bedava iyiniyet ve karşılığını da bir yığın eksi ile almış:) Üçgünden daha fala sürmesi için ben elimden geleni yapacağım ya sizler?
Tebrik ederim en azından yazımın iyiniyetten ibaret olduğunu anlayabilecek potansiyele sahipsiniz:)Bu potansiyelinizden dolayı benden bir + alacaksınız.İyi geceler dilerim herkese 🙂
Şeref yazmış: “Hem insanlıktan, insancıllıktan bahsedecek, demokrat ve aydın düşüncenin havariliğini yapacaksınız, hem de sizin gibi düşünmeyenlere hakaret edip, kapıyı göstereceksiniz.”
Arkadaşlar Şeref’e alkış lütfen:)
Diğer arkadaşların aksine beni biraz umutlandırdın Şeref!!
Yani zımni olarak; dolaylı olarak; insan olmanın, insancıl olmanın, demokrat ve aydın olmanın, sizin gibi düşünmeyenlere hakaret etmemek, onların varlığına rıza göstermek olduğunu kabul ediyorsun yani.
Yani demem o ki sen senin gibi inanmayanları kafir, küffar ilan edip kendisini de gaffar sananlardan değilsin yani. Yani kafirlerin katli vaciptir demiyorsun yani.
Yoksa yahni mi Şeref? Sade suya tirit mi yoksa?…
Bak sana aydın olmanın bazen birilerine kapıyı göstermek olduğunu da öğreteceğiz daha. Ama o “ileri düzey satranç derslerinde”. Sen şimdi şu tuttuğun yerden konumunu geliştirmeye bak; aydın olmak sana katlanmaktır örneğin tarafımdan!…
VeNa AmoriS Mehter marşıyla geldi bakalım, gidiş(atı) İzmir marşı mı olur, nasıl olur yakında görürüz. Agnostik arkadaşın dediği gibi; “figüran seçimleri yakında”…
VeNa AmoriS hoş geldiniz.:)
(İsminizi “Vena Amoris” yazsak bir sakıncası var mı?)
Ancak bana öyle geliyor ki, biraz sanki dilinin altında bir bakla ile gelmiş gibisiniz. Önce şöyle adalet terazisinde bir arzı endam, sonra kefelerde aktörlük… Hımmm…
Adalet tarafsız değildir sayın Vena Amoris!… Ancak bir an için tarafsız olduğunu varsayalım, ve adaletten yana taraf olmanın taraf olmaktan, aktör olmaktan geçtiğini ben biliyorum da, sizin aktörlüğünüz bana pek adalet taraftarı gibi gelmedi. Bu konuyu sizden bir dinle(me)sek mi acaba?
Yoksa siz humoris miydiniz?:)
Neyse adalet savaşçılarına gereksinmemiz var, buyrun meydan sizin!…
demiştim yıllar önce “sonleylakvalsi”nde…adalet ve adil olma ile ilgili fikrim bugün de böyle…tıpkı demokrasinin sanıldığı gibi “sonsuz özgürlük” olmadığı tam tersine tıpkı tanımlanışında ifade bulduğu gibi sınırları belirli (ki o sınır bir başkası kadar yakın ve uzak olabilir)bir özgürlük anlayışı olduğu gibi…ve bu sınırlardan daha önce de bahsetmiştim kendi adıma falanca kişinin site’de bulunuşuna atfen; hiçbir demokrasi size kapısının önünü temizleyen, kapısının, penceresinin önüne çiçek dikmeye çalışan bir insanın-insanların kapısının önüne hergün(bırakın her günü, bir gün bile) çöp dökme hakkını-özgürlüğünü vermez….şu’sunuz, bu’sunuz, sizin gibiler, pis bilmem neler… değiliz diyoruz olmuyor, evet öyleyiz diyoruz yetmiyor..bitmeyen kin…bitmeyen salya…her gün….vıcık vıcık hiç de içinizde tanrısal ya da dünyevi, düşünsel ya da yaratıcı parıltıya neden olmayan, her şeyi bıraktım neşeden azade..bitmeyen….e yeter ama…yetti… öte yandan sonsuz özgürlük söylemi ile başkalarının haklarını gasp edip sürekli kendi “adaletlerinin suçlularına” dönüşürlerken “iyi” de biz adil olunca mı sorun? e demokrasi oldukça vandal, hiç özgürlükçü değil deyin de siz….iyisi mi….padişahımmm çooo!!
Aynen daha evvel dediğim gibi Sayın Hüseyin Aktaş… Ne demişsem o… insan hem seyirci hem de oyuncudur.Çevremizdeki varlıkları seyreder,onları incelerken onlardan etkilenir ,sevinir ya da üzülürüz.Olaylara hem etki eder hem de onlardan etkilenir ve ona göre de cevap veririz.Olaylar önemli değildir,asıl onları algılama şeklimiz önemlidir.
Sizlere bir şey ispat etmek durumunda olmadığım halde iyiniyetler karşısında takındığınız tavırlarınızı görmüş oldum.Figüran seçmeleri ile ilgilenmediğim için seçmelere dair haberleri sizlerden aldım.Kimlerin figüran seçmelerinde boy göstereceği de ilgi ve bilgi dahilinde ortaya çıkmış oldu:)))Yazdıklarınızı + olarak değerlendiremeyeceğim için üzüldüm,+ ya değer tek kelimelik bile bir potansiyeliniz olmadığını üzülerek söylemek isterim:) Bütün yorumlarınız aşağılama ve alay üzerine kurulu değildir umarım…
Bir zamanlar son derece yaratıcı sayılabilecek davranış tipleri bile artık önceden kestirilebiliyor,şekerden tavaya kadar akla gelebilecek her şeyin üretimi düzenin bize empoze ettiği,önceden kestirilebilir davranışlara dayanıyor.Belirli bir davranış kalıbı saptayıp tipik bir davranış biçimi öngördükten sonra,bundan yarar sağlayabilmek için o davranışı güçlendirmeye uğraşırlar.Hüseyin Beyin yaptığı da budur.Alaycı ve aşağılayıcı ( ki forum kuralları arasında bunun kurallara aykırı olduğunu okuduğumu hatırlıyorum sanki ) ifadelerle insan davranışını denetlemeye ve etkilemeye çalışan toplum mühendisleri ortaya çıkar.Özgürlükten,demokrasiden bahsederler,oysaki özgürlük davranışların önceden kestirilemez olmasıdır.
Ben kendi bireysel amaçlarımı saptayıp bunlara ulaşmak isterken,henüz çok yeni olduğumu düşündüğüm bir ortamı anlamak ve tanımak için çalışırken,”mevcut düzen” tarafından yerim önceden belirlenmiş birileri tarafından.Hazırladıkları giysiyi marşlarla filan süsleyip üzerime giydirmek için kimbilir kaç mühendis daha gelecek bu konuya:D
İşte sonu küfüre varan çatışmaların temeli de böyle atılıyor.Benim de anlatmak istediğim buydu…Ebubekir her kimse, ya da Ali , Veli ,Ayşe ,Fatma hakkında karar verirken acaba çatışmanın diğer tarafındaki kişi Ayşe’nin ruhunu incitmiş olamaz mı ? Bundan eminseniz eğer adaletinize diyeceğim yoktur.
Aslında böyle durumlarda Ali’ye ,Ayşe’ye değil sadece forumlara acıyorum.Davranışları önceden kestirip denetlemeye kalkışan ve ideolojisi ,inancı, düşündüğü/düşünemediği ,potansiyeli,IQ su ,hayat görüşü her ne olursa olsun sonuçta düzene hizmet eden
,kalıplanmış davranışlar ve düşünceler ile güç bulmaya çalışan,ama sorsanız özgür,demokratik beyine sahip olduğunu iddia edenler yüzünden bu forumlar da böyle böyle yokedilir…
EK:
Seyirci olmanızda bir mahsur yok elbet…
Fakat;
Hani iki kişi kavgaya tutuşur, seyirci kavganın 10. dakikasında olay yerine dahil olup, Ahmet’in Mehmet’i patakladığına tanık olur ve olaya müdahil olur “Yazık ya! nasıl da dövüyor çocuğu” diye düşünüp, bağırmaya başlar; “Haksızlık bu… Mehmet’i dövemezsin.”
Soru : Neden dövemez?
Zira seyircinin görmediği anlarda, Mehmet Ahmet’e küfretmeye ve aniden vurmaya başlamıştır. Don Kişot halkımız hep bu son anlarda ortaya atılır. Hep mazlumun! yanındadırlar ya, bu minvalden hareketle, her türlü basitliği “iyiniyet” adı altında pompalamaya başlarlar. Adı iyiniyetmiş… Ha öyle mi? Benim adım kötüniyet. Nedense bazıları iyiniyet’in sahibidir, diğerleri Kötüdür ve kendi zekaları, duyguları yoktur. Tukaka onlar, atın çöpe…
Ruhu incinmişmiş, bizlerin ruhu yok anasını satim, bizimkiler incinmiyor. Bir ara söyle cezaevlerini kapatsınlar… Özgürlüğü kısıtlıyor ya, bilirsin insanın öldürme özgürlüğü de vardır.
“Özgürlükten,demokrasiden bahsederler,oysaki özgürlük davranışların önceden kestirilemez olmasıdır.”
Değildir!
Meydan sizin, devam edin!
“harfler içteki sırları açığa vuran vasıtalardır” Hz. Ali…
Sayın oik0s
yazdıklarım tamamen genel durumlar üzerine yazılmıştır.Ali,Ayşe,Fatma’ların arasında elbette oik0s da insan olarak vardır,herkesin adını,rumuzunu buraya yazmamın anlamı var mı?Sizlerin de ruhu var elbette anasini satiim 🙂 oik0s’un da ruhu incinmiş,incitilmiş olabilir.Hayır yani bu konunun çıkış şeklini,konuyu da bilmiyorum fakat forumlarda genel olarak hakaret ve küfrün ortaya çıkış şeklini anlatmaya çalışıyorum o kadar.Ama sizler ısrarla yazdıklarınızdan anlaşıldığı üzere tarafsızlığımı kabullenemeyip,ifadelerimi anlamak yerine kelimelerle oynayıp hangi tarafta olduğumun tespitini yapmakla meşgulsunuz.Detaylarla uğraşıp sürekli olarak bütünü gözden kaçırıyorsunuz.Temel olanı düşünmektense “vena Amoris hangi eteği ya da gömleği seçecek acaba ” sorusunun yanıtını kendinizce bulmaya çalışıyorsunuz.İnsan hem seyirci hem de oyuncudur diyorum,bir başkası çıkıp figüranlık yap diyor,yaptığının yanlış olduğunu anlatmaya çalışıyorum,siz çıkıyorsunuz bu kez de “haa oyunculuğu kabul etmediniz,öyleyse seyirci olun ” diyorsunuz.Bakın bu konuda bile benim size verdiğim cevaplar sizlerin bana karşı nasıl davrandığı ile ilgilidir.Seyircilik ve oyunculuk burdan ileri gelir.Sizleri gözlemleyip sonra da verdiğim cevaplarla size karşı davranışımı belirliyorum.Ben halen sakin bir şekilde sizin de iyi niyetli olduğunuzu düşünerek size açıklamaya çalışıyorum.Beni bir tarafa dahil ettiğinizde başarılı,ilerlemiş ve özgür mü hissedeceksiniz kendinizi ?
Ne kadar alemsiniz siz yaa:))) Yazdıklarınızı okumak son derece eğlenceli olmaya başladı:)Harflerime bakıp içimdeki sırrı öğrenecekmiş,kendinizi bu kadar önemsemeyin.
Sanki buraya savaşmaya gelmişiz gibi,meydan göstermeler,meydan okumalar filan…:) Şu an itibariyle savaşmıyorum sayın Hüseyin Aktaş,halen ısrarla sizleri anlamaya çalışıyor ve beni anlamanızı kolaylaştırmak için uğraş veriyorum.Ancak “aşağılama,alay,küçük düşürmeye çalışma” yoluyla açtığınız yaylım ateşi beni yaralamaya başladığında aynen en başından beri söylediğim gibi etkiye tepkiyle karşılık vereceğimden de hiç şüpheniz olmasın.
Vena ben alkışlamaktan hiç bıkmam…
Kendi tarafınızı tutmak en büyük onurdur.
Anlaşılmayan mazlum edebiyatınızdır.
Yeni soru, kimi kötülediniz o halde?… Beğenmediğiniz, yanlış bulduğunuz,genelleyip kendinizi ayırdığınız, Forumseverler… Onlar burda… Bak!… Hemen azyukarıda… İyimiş, kendi tarafınız nasıl iyi mi? O taraf başka bir neslin insanlarına ait olmalı…
Lütfen bu konuda daha önce yapılmış felsefik tartışmayı okuyunuz. link to sonsuz.us
Aslında var ya o kadar rahatım ki…
…ya şu ahlakçı, orada burada dolanıp onu bunu uyarma ve dürtme delisi taife olmasaydı.
Benim on kelimeden sekizi küfür olan iletiler olurdu on kelimeden dokuzu küfür…
(Bu arada bugün yazılan bir iletiden öğrendim ki “ETİK ŞİKAYET” diye bir başlık varmış…on kelimeden sekizinde benden küfür yiyen kişilerden bir tanesi gidip oraya “HoLa dan yediklerimiz” diyen bir tek kişi yok. Demek okuyucunun onda onu salak)
Var ya…ya şu ahlakçı dürtmeci meraklıları olmasaydı…
…şöyle iyisinden bir ana avrat giydireydim tepem attığında:
Ellerim titriyor durmaksızın…işaret parmağımın ucu bir p ye gidiyor sonra da e ye…diğer elim hemen o edepsizlik yoluna düşmüş elimi tutuyor…
…ikisi birden havada bir güreş tutuyorlar…
…ben değerli eşime bağırıyorum:
Çabuk mutfaktan kevgiri kap ve işaret parmağı kalkık olan elime kuvvetlice bir indiriver.
Bunları engelliyorlar işte…İyi ki var şu ahlakçılar…ya olmasaydılar.
Ne adab-ı muaşeret kalırdı bende, ne de nezaket kuralı serimde…
…ne döşenirdim be bunlara.
Aaah aaah…bunlar olmayaydı, parmaklarım özgürce y ye oradan a ya akabinde v ye…
…ama bir bakıyorum ahlakçı oradan burnunu uzatmış, v nin üstünde bana hastahane koridoru kadrolu fotosugibi “şşşşşt” diyor.
İyi ki varlar…
…olmayalardı…mesela bir edebiyat sitesinde sinir olup biriktirdiklerimin tamamını boca ederdim şuraya.
Forum nasıl kullanılır bilemezdik…
Yazarlara bulaşırdık…konuları sallamazdık…
De leri da ları bitişik yazar…yazmayanları da havaya atar tutardık.
Çok memnunum, iyi ki varlar…
…saygılı olmayı öğrendik, sevgi dolu olduk, gözlerimiz yarı açık melül melül bakmayı aynada çalışmadan kaptık, kuralları hatmettik, cicilerimizi giymeden ortama duhul etmedik…sonsuz admine mendil üstünde tırnaklarımız göstermeden ellerimizi klavyeye götürmedik…
…ay tutamayacam kendimi…
…minnettarız, iyi ki varsınız.
Sayenizde sonsuz us ortamında sonsuza kadar sessizce meeee meee diyerek uyumlu üye olmayı öğrendik.
…mee ledim üç kere duydunuz mu?
Yaaa bakın işte….olmuş di mi?
“Açık söylemek gerekirse bu konuda bana hitaben yazdığınızı düşündüğüm ve alıntı yaptığım kısmı son derece önyargılı buldum.Daha önce de belirttiğim gibi taraf olmak gibi bir amacım yok.Bir şekilde taraf olacaksam eğer,adaletin tarafında olurum.Ebubekiri tanımadığım gibi yazdıkları hakkında da fikir sahibi değilim.Vaktim olduğunda yapacağım ilk iş özellikle ebubekirin yazdıklarını okumak,gördüğü muameleyi ele almak olacaktır.
İnsan denen canlı sadece seyirci ve gözlemci değildir,aynı zamanda aktördür.Çevremizdeki varlıkları seyreder,onları incelerken onlardan etkilenir ,sevinir ya da üzülürüz.Olaylara hem etki eder hem de onlardan etkilenir ve ona göre de cevap veririz.Olaylar önemli değildir,asıl onları algılama şeklimiz önemlidir.”
Sayın Vena Amoris,
Bakın benim adım Hüseyin AKTAŞ. Gerçek adımdır! Civcivler aç kalmasın diye kendi adımla yazıyorum; otokontrol sağlıyor!… Bu isimle başladım bu sitede yazmaya ve öyle de devam ediyor. Ancak burada siz gelmeden önce o kadar çok şeyler olduki, birilerinin kendini savunmak için ikinci üçüncü takma adlarla üyelik alıp, hem nalına hem mıhına vurmaya çalıştıklarını gördük. Bizler de onları “sayın” diyerek her birine dert anlatmaya çalıştık. Zamanımızı çaldılar. Gözlerimizin nurunu çaldılar. Baktık ki hepsi aynı kişiler. Kişi dedik ama bu tam bir kişiliksizlik örneğidir.
Bir kişinin iki üç takma isimle kendisi adına yazmasının yanı sıra, başka bir arkadaşına başka bir isimle “koltuk” çıkmaya çalışanları da gördük. İşte tam bu nedenle yukarıya alıntıladığım satırlarınızdan kuşku duydum. Ben kuşkularımı severim. Giderene de teşekkür ederim. Ancak siz hala benim şu kuşkumu yenemediniz: “Siz aslında ebubekir’i tanıyorsunuz ve bu konuda bir cephe açmak için bir girizgah oluşturmaya çalışıyorsunuz…” Bu kuşkumu gidermediğiniz gibi, güçlendirdiniz de… Tüm bunlara rağmen henüz kuşku düzeyinde bu düşüncem. Eğer bu doğrulanırsa sizinle bir dakika bile uğraşmam. Onun dışında sizi ben de anlamak isterim. Her insanın bu foruma katacağı, bu forumdan çıkaracağı bir şeyler vardır diye bakarım.
Peki siz şu ana değin bu foruma ne kattığınızı düşünüyorsunuz? Tamam, dün bir bugün iki, daha bir şey diyemediniz, doğru, ama daha gelişinizde faullü girdiniz! Faulünüz şu: Hem ebubekir’i tanımadığınızı söylüyorsunuz, hem de olaya müdahil oluyorsunuz. Müdahil olma hakınıza eyvallah! Ancak önce bir okuyun ebubekir’in yazdıklarını. Sizi tutan nedir? Bu olanağınız varken kendinizi tutamayışınız nedir? Adalet diye bir kavramdan yana iseniz, önce bir araştırın o halde. Ayrıca bu denli adalet yanlıs iseniz, daha önemli adaletsizlikler var bu dünyada, alın o konulardan birini işleyin ve bize bir ders verin. Okutalım çocuklarımıza. Onca adaletsizlik arasından siteye girer girmez ebubekir’e takılmanızdan kuşku duydum. Duyamaz mıyım?
Sonra ben sizi nerede alaya aldım? Nerede küçük düşürdüm? “Mehter marşıyla gelip, İzmir marşıyla gitmek” Erkan Yolaç’ın bir deyimidir. Mehtar marşı yavaş, İzmir marşı hızlıdır. Siz konuya yavaşça girdiniz, gidişatınız nasıl olacak acaba diye merak ettim.Ama yanıltmadınız beni, İzmir marşı ile gidiyorsunuz işte. “Altın gümüş sırmalar saçarak”… Hızlısınız yani. Bakın ben aynı zamanda motosiklet usta öğreticisiyim de. Hız tutkusunu bilirim. Ama “sürat felakettir” öğüdünü de asla unutmam. Hızlanmak her ustanın işi değildir, hızın ustalığı da yoktur, hız yapan herkes daima acemidir. Hız insanı acemiliğe doğru yaklaştırır ve dolayısıyla hataya da yaklaşırsınız. Bu yüzden bakın oikOs’a verdiğiniz yanıtta, “anasını satmaya” başlamışsınız. Bir kez satmaya başlarsanız gerisini merak etmeye gerek yok. Hele satmaya anadan başlarsanız…
Ha, alaya da alınırsınız burada. Alaya herkes alınır. Alınmayan olur mu? Ama alaya alınacak davranışları sergilerseniz, bu forum üyelerinin gülmece haklarını ikmal etme hakları da vardır. Alaya alınmak ile aşağılamak farklı işlerdir. Alaya almak ustalık ister. Buna “humor” denir, “ironi” denir, “hiciv” denir, “taşlama” denir, “mizah” denir, “gülmece” denir. Bizler bunu yaparız. Bu hem bir bireysel hak, hem de sosyal bir ödevdir. Ancak aşağılamak bizim yapmadığımız, yapmak istemediğimiz bir davranıştır. Bazen gerçekten aşağılık bir davranış karşısında kontrolden çıkabildiğimiz de oluyor. O zaman da bir başka arkadaşın yardımıyla çıkıyoruz düştüğümüz bataklıktan. Çok da masum değiliz hiç birimiz. İnsanız. Ancak ben sizi şu ana değin aşağılamadım. Peki siz kendinizi bir ölçün bakalım, içinizdeki şahsın bana ve bir kaç arkadaşa karşı ne çok aşağılama arzusundasınız? Bu görülüyor sizde. “harfler içinizdeki sırları açığa vuran vasıtalardır” sözümü alaya aldınız. Bu bile sizi “okumamıza” yeterli. (Siz okumanın anlamını biliyor musunuz?) Sözcükleriniz sizi ele verir. Sözcükleriniz sizin iç dünyanıza açılan pencerelerdir. Tek başlarına bile ortaya çıkarsanız, onların geldiği yerden sizin farkına varamadığınız eklentiler gelir…
Şu ana değin söylediğiniz ve önerdiğiniz tümcelerin içerisinde, benim muhatap alacağım, yararlanacağım bir düşünce yok! Ne adalet anlayışınız, ne özgürlük anlayışınız, ne seyircilik ne de aktörlük… Bunların içinde fikre dokunur, akla oturur bir düşünce yok. Yukarıdaki alıntıladığım satırlarınızdan bir tek son satırınız bile sizin, benim için boş olduğunuzun, hoş bile olamadığınızın göstergesidir. Diyorsunuz ya: “Olaylar önemli değildir, asıl onları algılama şeklimiz önemlidir.”
Bu düşüncenizin benim için ele alınacak bir yanı yok. Çünkü ne sizin ne de benim algımın gerçeği değiştirmediğini, gerçeğin bizim algılarımızın dışında cerayan ettiğini ve bizi belirlediğini size anlatmak için bu forumda onlarca yazı var. Siz dünyayı dört köşeli algılayın ve önemli olan bu olsun, devam!
Hem taraf olma amacınız yok, hem de aktör olacaksınız. Hem de seyirci olacaksınız. Hem adaletten yana olacaksınız hem de taraf olmayacaksınız.
Bu ne?
Perhiz!
Bu ne?
Lahana turşusu!
Taraf olmama perhizinizi adaletten yana olmakla bozuyorsunuz. Seyircilik perhizinizi aktörlükle… Siz söylediğinizin ne anlama geldiğini biliyor musunuz?
Tamam, her insanın seyirci ve aktör olduğu alanlar vardır. Bunlar zaman zaman iç içe dış dışa, karmaşık girift durumlar da oluşturabilir. Ancak bilmediğiniz konularda seyirci olursunuz bir süre. Sorarsınız, araştırırsınız… Sonra “ben de oynayacağım” dersiniz ve bilginizi koyarsınız önce. Peki siz ne yaptınız? Hem adamı tanımıyor hem de müdahil olmaya kalkıyorsunuz. Vekaletiniz yok avukatlığa soyunuyorsunuz. Belki diplomanız da yok. E, sorar hakim o zaman, hangi baroya kayıtlısınız, vekaltinizin noter tasdiki falan. Adalet tarafında olmak zor iştir. Külfetlidir. Zahmetlidir…
Bakın ben bu sitenin editörleri arasındayım. Bu hakkı da insanları bolca güldürdüğüm için verdiler. Ama bu hakkı bana tanıyanlar gülerken düşünen insanlardı. Sizin düşünen taraflarınıza nail olamadık henüz…
Siz bana güldüğünüzü söyledikçe size de gülenlerin olduğundan emin olabilirsiniz bu forumda. Ben çok güldürürüm gerçekten. Yakalandığınızı tavada kızarırken anlarsınız çoğu zaman.
Meydan sizin demek meydan okumak değildir. Ama bizler meydan da okuruz. Bu sitenin kuruluşuna neden olan olaylardan biri de satrançtır ve orada “oyuna davet etmenin”adı “meydan okuma” olarak adlandırılır. Biz sizi oyuna davet ettik arkadaşım. Ama bizimle oynamaya kalkma, bir Alman atasözünün dediği gibi “oyununu oyna!”… Bak alkış tutanların da var! Artı koyanın da var, daha koyacak olanların da vardır. Siz kendi oyununuzu oynayın!
Tabi, sizin bunları anlamanız için epey bir kilo vermeniz gerek!…
Tutarız Ya hüseyin.
Alkış tutan ellerimiz
Zamanı gelir seni de alkışlar,
(Alkış’lıyor da zaten)
Alkış’lar alkış’lamasına da,
Bireysel olan bu Hakkımızı elimizden zorla almıyormusun.
Ya da ben mi yanlış düşünüyorum.
Tek tip mi olsun her kes.
Bir taraf olan, Bertaraf mı olsun.
Bu düşünce senle hiç örtüşmüyorki.
Yanılıyormuyum yoksa
Ya hüseyin.
“Al-kışlayan sorumludur”… (Cengiz Gündoğdu):
link to idefix.com
“Al-kışlayan sorumludur”… ;
Yazılanlar Hayat bulmuyor,
Binlerce hayat’ada sebeb de olmuyor.
Al-Kışlarım,
Rahatım o zaman.
Ben…:))
“Hem taraf olma amacınız yok, hem de aktör olacaksınız. Hem de seyirci olacaksınız. Hem adaletten yana olacaksınız hem de taraf olmayacaksınız.
Bu ne?”
…diye sormuş arkadaş.
Buna burada Lumpen derler…orada hala bir ismi yok mudur?
Bu artı eksi olayı dandik…
…şimdi ben çalıştığım bankadaki arkadaşıma desem, hepinizin önünde bilgisayar var…şurada HoLa yı görünce basın artıyı. En az otuz canı sıkılan bilgisayarlı var.
Zaten son bir hafta kadardır artılar ile eksilerin birden bire olmasa da olur yazılarla ayağı yere basan yazılar arasında alakasız seyretmesinden bu anlaşılmakta:
Gel şuna bir bas!
Eeee…biz icat etmedik ki kullannmasının adabını ve erkanını geliştirelim.
Olur öyle.
Lumpen:)
Bir zaman bakmıştım. “Paçavra” diye çeviriyordu “faşist sözlükler”…:)
(Imam Ali)
Taraf olamıyorum hiçbir zaman,ancak söz konusu hak-haksızlık gibi bir durum olduğunda kime karşı yapılırsa yapılsın sessiz de kalamıyorum.(vena amoris)
Evet, xenix tarafından dile getirilen klasik çelişkinin en somut örneği bu cümlede mevcut.
1- Taraf olamıyorum. (hem de hiç bir zaman)
2- Ancak söz konusu hak-haksızlık gibi bir durum olduğunda kime karşı yapılırsa yapılsın sessiz de kalamıyorum.(demek ki taraf oluyorsunuz.)
Devam edelim:
3- Gördüğüm kadarıyla özellikle felsefi konularda çatışma hep var,doğal olan da bu…
Çatışma doğalmış… Madem doğal sorun ne?
4-Ebubekir eğer her yoruma hakaret ve karalama ile karşılık veren biri ise,onu kimse savunamaz.Böyle bir durumda ebubekirin ruh sağlığından şüphe etmek gerekir.
Ruh sağlığına kadar ince ayrıştırmayı yakalamışsınız bravo… Sanırım ileride bunun adı da tarafsızlık olacaktır. Bal gibi bir tarafı yaftalama değil mi ? Muhakkak değildir. Şimdi adam öyle ise ne yapmalı di mi?
5-Kişiyi rahatsız ederek,kışkırtarak ,rencide ederek yok etmeye veya yasaklanmasına sebep olacak sözler sarfetmesine neden olmak da bir tür hakaret değil midir?
Provokasyon var mı diyorsunuz ? Var veya yok size ne ? Siz tarafsız değil miydiniz?
O zaman kimse fikrini, düşüncesini söyleyemez ortaya koyamaz. Açtığım bir başlık vardı, Taksim Travestileri konulu. Ve işlenen cinayetlerin politik amaçlı olduğunu yazmıştım. Şimdi o kişilerin öldürülmesine destek olan, veya isteyen biri için benim açtığım bu başlık o kişiyi rahatsız etmiş, kışkırtmış olacaktır. Ama kimseye hakaret ettiğim yoktur. Onun bana ettiği hakareti de mazur göstermez bu durum.
İnançlarınız, tabularınız, önemsediğiniz şeyler, bunların eleştirilmesi size rahatsızlık veriyorsa ve karşılığında hakaret ediyorsanız bahane olarak o da beni rahatsız etti, kışkırttı, kalbimi, ruhumu incitti diyemezsiniz. Dersiniz de hakaretinizin bedelini de ödersiniz.
ebubekir genelde ıyı nıyetli …ateizm konularında ınsalara dogrusu bu degıldır budur gıbı …yanlıslarını gosteren bır kısıydı… sonsuz un da dedıgı gıbı oda urunlerını sundu pazara ama bazı edıtorler anlasılmaz bıcımde ve nedenı olmadan gayet alenı tavırlar sergıledıler kucumser tarza cevaplar yazdılar sanırım sorun burada edıtorleden kaynaklanıyor… edıtorler bu yazıyı yayınlarmı bılmıyorum ama sıte ıyı ama edıtorlerde cozemedıgım bır sorun var
Sayın Hüseyin Aktaş
Defalarca söylememe rağmen ebubekir her kimse birdenbire onun savunucusu durumuna düşürdünüz.Bu foruma üye olalı nerdeyse 1 ay kadar zaman olmasına rağmen,yine daha evvel söylediğim gibi çok fazla vakit ayıramadım.Ebubekir adlı kişiyle alakam, bir gün biraz daha fazla zaman ayırabildiğim bir gün,bu konuya denk geldim ve yürütmekte olduğum bilirkişilik görevimden ve ayrıca da 1-2 forum tecrübesiyle oralarda gördüklerimden de yola çıkarak konuya Saron’a bir kaç soru sorarak konuya dahil olmamdan ibarettir.Saron konuyu açarken ebubekir değil de Hüseyin Aktaş olarak örnekleme yapmış olsaydı bile yine aynı şekilde konuya dahil olacaktım.Bakın defalarca yazmama rağmen yine yazıyorum,ebubekir isimli şahsı tanımıyorum,amacım ebubekir ya da adı her ne olursa olsun kimseye taraf olmak değildir.Ben benim ,bireysel amaçlarım arasında birilerine taraf olmak asla olmamıştır,bu sebeple de “taraf olmayan,bi taraf olur ” diyenlerin de dediği gibi hayatta sürekli bitaraf olmuş bir bayanım:) Bundan rahatsızlık hissetmiyorum,sürüler halinde yaşamayı sevmiyorum,sürü psikolojisi içinde de hareket etmiyorum.
Şimdi mesele şu:Ebubekir isimli vatandaş engellenmeyi haketmiş de olabilir,bilmiyorum.Fakat ben diyorum ki benim gördüğüm forumlarda sürekli kaşıyan taraflar vardır,insanı tabiri caizse dinden imandan çıkartan,küfre götüren insanlar…Hangi konuysa artık,ceza almasına sebep olan , acaba ceza veren kişi/kişiler tarafından bu konu başından sonuna kadar incelemişler mi,kışkırtan,küfre götüren başka kişiler de olmamış mıdır ?
Çok basit bir örnek vereceğim size,bir forum ki forum olarak oldukça başarılı bir forum düşünün.Ancak öyle bir yönetiliyor ki ,evrim konusundaki bir tartışma sırasında birisi sürekli olarak yaradılışa inananlara “ensest ilişki ürünüsünüz” diye hitap ederken bir diğeri ona “madem öyle sen de seksi şempanzesin” dediğinde seksi şempanze diyen tam tamına 15 gün forumdan uzaklaştırıldı.Yine aynı şekilde burdaki konuşma bandının bir benzeri olan konuşma bandında sürekli hedef aldıkları kişileri küçük düşürecek,incitecek laflarla kışkırtıp sonra da banlanmasına sebep olduklarını gördüm.Yine o forumda yöneticilerin arkadaşı olduğu için,korunan,kollanılan,açıkcası ve biraz da kaba olacak ama yöneticilerin ayağının altını yalayarak forumda kalmayı başaran ,açılan konulara düşüncelerini yazabilenlere karşı “laa bi git,ya da defol git ” diye yazmaktan başka bir katkısı olmayan ,yönetim tarafından da forumun gerçek sahipleri olarak ilan edilen ,yağcı,yalaka takımının birilerini banlattırdıktan sonra konular açıp bayram yaptıklarını,resmen” mental mastürbasyon “denilen olayın yaşandığına defalarca kez şahit oldum.Şimdi ben bu tür bir konuyu anlatarak,konuya girmiş olsaydım da yorumlarınızla bunu başka taraflara çekeceğinizi düşündüğüm için ,forumu ve tutumunu anlamak için sadece verilen örnek üzerinden bir kaç soru sormaktan başka yaptığım bir şey de olmamıştır.
Dediğim gibi kendi işime ilave olarak bilirkişilik de yapıyorum ve yargıçların çoğu zaman karar aşamasında resmen kıvrandıklarına şahit oluyorum.Onlar bile bu kadar kolay karar veremezken sizlerin A ya da B kişisi için nasıl olup da bu kadar kolay karar verdiğinizi anlamakta zorlanmış olamaz mıyım? Her insanın foruma katacağı şeyler vardır,ama almak istedikleri de vardır.Herkes herşeyi bilmek zorunda değil,öncelikle bunu kabullenin.Hiciv konusunda sizden geri kalmadığımı da biliyorum ancak hicviniz aşağılamaya varmasın lütfen.Yaklaşık 1 haftadır foruma girmeye çalışıyorum,az da olsa.Ne gariptir ki,2 konuya yazmaktan diğer konulara bakamıyorum bile.Hani zaten az bir zaman bulup da girdiğimde bile ebubekirin savunucusu olmadığımı ispatlamakla geçti gitti vaktim ve sizlerde benim vaktimi çalmış oldunuz.Biraz da benim tarafımdan bakmayı deneyin Hüseyin Bey:) Empati Hüseyin Bey empati:) İyi forumlar dilerim.Umarım bu konuya bir daha vaktimi harcamam…
arkadaşlar uzun yorumlarda paragraf yapsanız çok mutlu olacağım, valla okurken daral geliyor… virgül ve üç noktadan sonra bir boşluk bırakmak da yi olur kanaatindeyim:)
“sen de cümleye büyük harfle başla delişey”
olur akıllışey:P
Ebubekir isimli vatandaş engellenmeyi haketmiş de olabilir,bilmiyorum
Bu cümleyle,verilen karara güvenmediğinizi zaten belirtiyorsunuz.Çünkü şu an engelli ebubekir.
Oysa yazılarına bakarak bir karara varmanız daha iyi olurdu sn.vega.Muhtemelen ebubekirin haksız yere engellendiğini varsayıyorsunuz.Şu başka sitedeki olayı ayrıntılarıyla anlatmanız buranında aynı olduğu yönünde sizde önyargı oluşturmuş sanıyorum.
Foruma ilk girişinizle birlikte bu olayla ilgili yorum yapmayabilirdiniz,ama yaptınız.Kısaca gereğinden çok erken bir çıkış oldu bu ve kafalarda soru işaretleri oluştu.
Sayın Vena Amoris,
Teşekkür ederim. Son iletiniz kendi adıma bu konuyu kapatmam için yeterli. Şimdi tekrar hoş geldiniz. Ben de size iyi forumlar dilerim…
Not: Tümce bitimlerinde, tümcede virgüllerden sonra bir harf boşluğu bırakırsanız, delişey‘imiz delirip de akıllanmaya falan kalkmaz…:)
Olmadı şimdi arı kovanına çomak soktun….::)))
Yazdı:
Gözlemliyordur veya haksızlığa bu sefer gerçekten dayanamamıştır.
xenix
Gözlemlemiş, burayı çözmüş ve bir daha dönmemek üzere gitmiş olmasın Xenix,
Belki bize sabredememiştir. Kalan sağlar bizimdir boş ver.
xenix
Kalan sağ senin, ben boş verdim zaten farkındaysan…::))
Yani bir değişiklik gözlemleyemedim. Eğer şimdi boş verdiysen ne zaman dolu vermiştin?
xenix
Ters köşe…. Tebrikler.
Uzun zamandır ters köşeye atmamıştın gölü bak tutamadım .
Filelerde …
Rahat ol ofsayt vardı. Gol geçersiz.
xenix
Hakem bayrağı kaldırmadı xenix bal gibi gol’dü…
Tebrikler,
ebubekir döndüğüne göre kendini savunabilir, sorulara cevap verebilir, soru sorabilir. Derdini dile getirebilir.
Ben Vena Amoris’i analım derken bu yazı ile Ebubekir’den bahsetmedim bile.
Vena Amoris’in yazısını sonsuz us forum yöneticilerinin tutum ve davranışlarına atfen Güncellemiştim.
Yazıdan rahatsız olup, üzerine alanlar başka bir forum başlığında tartışmaya başladı bile,.
Ben de size söylememiştim zaten. vena amoris ve ebubekire söylemiştim.
Peki,
Benden ne tür haklar istiyorsunuz, önerilerinizi buraya yazabilirsiniz.
Adım çıkmış dokuza inmez sekize
1- Dün ataana hoş geldim dedim medeni bir insan gibi Gamaro hazmedememiş bunu.
Yazdı:
kimseyede kefal demedim
Eyer Gamaronun dokunulmazlığı varsa bilelim
İstediği gibi hareket edebiliyor.
Nibelunga bana hakaret ediyor tıs sesin çıkmıyor..
Kaldıkı bu durumda ben senden ne öneri ne de hak talebinde bulunabilirim.
Sana kurallarla ilgili bir şeyler yazmıştım işin bunları uygularken zor olacak diye.
Sen ilerleyen sürece bakıcaz dedin.
Sabırdaşım xenix bile durumu anladı yazı yazdı kurallarla ilgili Burda hakaret edilmeden yazı mıı yazılır diye.
Selam olsun sonsuz sana…
Bakalım hangi ufak bir açığımda beni banlayacaksın…
1- Gamaro hazmedememiş,
2- Gamaro hakaret etmiş,
3- Nibelunga hakaret etmiş,
Ne kadar kolay değil mi bunları hemen söylemek.
Haklısın dec cal. Sen hep haklısın. Başından beri. Geldiğin ilk günden beri haklısın. Bırak artık şu haklı olma çabasını. Haklısın…
Herşeyi bir yana bırakıp Tam tekmil benimle uğraşmaya ağız birliğimi ettiniz.
Kolay gelsin.
Hepimiz işi gücü bıraktık, şu deccalla uğraşalım dedik.
Yazıların ve konuların heder edeilmemesini…daha amiyane bir tabir ile piç edilmemesini istiyorum.
Bu sayfalarda yer alan ve konular için zaman ve emek harcayan yazarlar var. Kaynakçalar araştıran, bilgiler edinen, sentezleyerek ortaya düşünce üretenler var Bir de konuyu hatta yazılanı anlamadığı halde…veya anladığı halde salt hoşuna gitmediği için başlıkları, konuları ve de yazıları velveleye getirme meraklısı bir yazar taifesi var.
Konu bütünlüğü aynı zamanda açılan bir tartışma forumunun yakışıklılığı demektir.
Forum kullanımı bilgisi ve adabından yoksun olan getirip altına öyle bir yazı yazıyor ki…
…ne konu kalıyor ne de heves.
Genellikle bunu yapanlar da şu “emeğe saygı” diye orada burada boy gösteren saygı dilencileri.
Konudan uzaklaşarak alakasız bir çok lakırdı ile doluşan konular keyifli birer düşünce sentezi kokteyli olmaktan çıkıp süt kesiğimisali bir karışıma dönüyor.
Bak isyan ateşi başlattım, :))
Gamaro senin de saltanatın biter …:)))
Jandarma olsan ne olur,
Senin de belirttiğin gibi hani yazıyorsun ya kaybolmayın gelicem akşama sözvermeyin dönücem.
Sen şimdi her forum başlığında bir bir yaz ve benim adımı kullan
Ben sana Asist’in tanımını TDK den bulup servis edicem.
Şu yoğunluğumu bir atlatayım tek tek cevaplarım yazdıklarını,
Şimdi meydan boş ve senin tepin tepine bildiğin kadar…..
bu aralar meşgulüm sana zaman ayıramam..
Ama Gözün beni bekler olsun
Hola senden de özür dilerim…..
Gamaro’mu ? Ates olsa cürümü kadar yer yakar..
Cok gördük böyle cakma felsefecileri..Iki kitap okuyup kendini alim zannederler..Biraz üstlerine git aninda camur, aninda mahalle kavgasi..Gitti alimlik bilgelik 🙂
Kendisinin paylasimlarina baktigimda salvarli, agzinda sakiz, bir eli belinde diger elinde oklava olan tip cikiyor karsima..Kendiside davranislariyla dediklerimi onayliyor zaten..Salvarli degnekli felsefecinin varolmasinin dayanilmaz hafifligi bence Gamaro :)))
Ulen hırsızlığın bu kadarına da pes valla, vaktiyle yediği cümleleri şimdi aklınca bana satıyo kereta, vay ne zeka ne zeka. Hadi ordan saygı dallaması, vızzt erenköy. (kitap meselesini almanca anlattıydım, haş du niht ferştandın?)
Şalvar ve oklava fantazisi varmış meğer (hem de felsefe odasında) bütün kıpraşıklığı bundanmış demek. (geçen sefer empotansa regrese olmuştu ya, ama bu kez dikkatli sözüm ona ve kitsch bile olamayacak bünyesiyle sanatsal takılmakta. Adsız.)
Dec cal şahsiyeti, senin ne katkın var bu ortamda? Yahu üç tane aklı başında mesajın var mı, yazdığın çizdiğin ona sağol buna selam öbürüne kefal, bu ne lan? Ulen insan bu kadar az şey üretip de bu kadar çok zırlar mı?
Lan gamaro sen çok şey üretipte benden çok zırlıyorsunda ne oluyor,
Yürü anca gidersin gamaro,
Dikak et ulen toz kaldırma……
Sana kapak olsun sen çatla..
Ha işte bu be, kim takar di mi dec cal, kim takar soruyu katkıyı /sorulanı yanıtlamayı, seni gidi müthiş projeleri olan mahalle muhtarı aday adayı.
Yürü be çiçek abbas, yürü be taman, gaz fren şanzıman halin duman.
sev beni seveyim seni
sollama beni sollarım seni
çilemse çekerim kaderimse gülerim
istedim vermediler sen şöförsün dediler
emegimiz bilek zoru allahim sen bizi Gamaro’dan koru
Gamaro bir sudur iç iç kudur
aşkı çekene Gamaro’yu bilene sor
aşk çekenin yol gidenin
kabahat sen de değil seni seven de
neaaaabeeer!!!
her zamanki gibi konuyu piç ediyosun işte, daha ne olsun?
(azıcık koklatmaya gör, bak nası da coşuyo eleman)
Eee dec cal, böyle şebeklikler yapınca daha mı çok dikkat çekeceğini düşünüyorsun? Durmadan birilerine sarmak niye? Sıra gamaroya mı geldi.
Bu ne dengesizliktir yahu…
Senin bu forumda ısrarla yapmaya çalıştığın tek şey, tartışmaları kişiselleştirmek ve gerilim yaratıp konuları amacından saptırmak.
Dünde yazdım Ben nibelungaya kefal demedim,
Kefal’i kullanan ve arkasından sazan kelimesini kullanan nibelunga sen bunu görmezden gelip beni hedef tahtası gösteriyorsun,
Kaldiki yazılarımın tamamını önem vermeyip okumadığından
Bir yazımda sulu yada kuru uyuşturucunun hiç birini sevmem diye yazmıştım,
Gözünden kaçmış,
Olabilir dahaönemli işlerin var tabi,
Masal yazdı;
Masal saron yazdı;
Masal şu ara işim var ve seninle aramızı iyi yapmışken bir daha bozamam. Buyur sen devam et. Ne yazacaksan yaz benimle ilgili.
Selam olsun sana.
Sen ne pazarlıyorsun dec cal, sünni kaynaklardan bulup getirdiğin saçma sapan, alevileri kötüleyen mallarını mı?
)kapa parantez
Sirke palyaço lazım olduğunu duydun o yüzden mi geldin. Hoş geldin,
) kapa parantez
bir çoğunun sinirleri mi bozuk benim gibi?
kimsenin canını sıkmak yada işine karışmak değil niyetim ama inanın üzülüyorum kaç gündür.
sus diyorum kendime karışma ama duramıyorum. içim içimi kemiriyor:(
bölee bir tatlı söz çıkmayacak mı kimsenin dilinden???
böyle bir forumun altında,
okuduklarımın içinde huzur duymak, arkadaşlarımın bir birine çatmadığı yazıları okuma hakkımı istiyorum…
çok mu bişi istiyorum?
Halep orada ise arşın burada.
Cümlemi hatırlayalım:
Karşı cinsten biri ile giriştiğimiz teşrik-i mesai esnasında neden bir çok şeyi alttan alır, tolerans ayarlarımızı en üst seviyeye çeker, hoşa gitmeyen durumlar olsa dahi göz yumar ve hiç olmadığınız kadar optimist bir kefale dönüşerek; hep böyle kalsam keşke şeklinde kendinizin dahi inanamayacağı bir derişiklikte olumlu davranışlar sergileriz?
Her ne kadar ilk bakışta bizim adam taifesini niteleyen bir paragraf olsa da bu yeni tanış olanların sergiledikleri davranışı hicveden bir ifade.
Ne demiş yazar altına:
“Ben kefalin optimistini severim :)”
Kocaman daireyi atan ya da ne bileyim romantik tercihimdir gibisinden bir anlam içerir.
Altına ne demiş diğer yazar:
Ne mutlu sana,
Kefal…
Bunu okuyan 100 kişiden 99 u Nibelunga ya kefal dendiği değerlendirmesi yapacaktır. Bendeniz dahil.
Ama ne yazık ki öyle ele alınmıyor.
Hadi diyelim yazarın iddia ettiği gibi olsun:
Gerçekten kefal demedi diyelim…
“O şekilde algılandığı için üzgünüm” demek dururken…
…onlarca saçma sapan ileti harcamak neye hizmet eder.
Başlıkların içerikleri ve konu bütünlükleri heder olmakta.
Ayıptır.
Aslında benim merak ettiğim şu:
Yazının 80%sini alıntılayıp aynen asarak;
Güzel bir paylaşım,
Teşekkürler hOLA
Değilmi sonsuz… Gamaro….Masal….
…şeklinde bir değerlendirme var.
Oradaki;
“Değilmi sonsuz… Gamaro….Masal….”
…neye hizmet etmekte.
Sevgi pıtırcığı tabiki haklısın yaptığımın, inatlaşmanın, saçma sapan yazılar yazmanın ne kadar gereksiz olduğunun bilincindeyim,
Şu an bulunduğum semt’te denizin de etkisiyle hava çok soğuk.
+5 derece,
Ve Sevgi pıtırcığı 25.01.2011 de kar yağışını izleyemediğim mekanın önünden geçerken saat 15:00 sularında lapa lapa kar yağıyordu. Ve arabayı sağa çekip yağan kar’ın altında bir zamanlar bulunduğum ve Kar’ın yağışını izleyemediğim mekana bakıp aklıma sen geldin.
Ve senin de belirttiğin gibi o zamandan bu zamana çok şey değişti.
Sevgiler,
Ben söyleyeyim HoLa;
Dec cal’in mesajındaki o son kısım “bakın bu yazı sizin gibi mezhebi geniş ve hafif meşreplerin kesin hoşuna gider”… gibisinden bi anlamı sinsice salmaya hizmet eder. Hatta Nibulenga için kullanılan “ne mutlu sana kefal” ifadesi de aynı mealde bi oyunbazlıktır, çünkü sadece yazması değil, okuması da problemli olan bu elemanda oluşan algı; “HoLa açık saçık bişeyler yazmış, bayan Nibulenga da ona kaş göz etmiş” seviyesinde ve bulanıktır. Ve fırsatını buldumu dibine kadar vurmaktan imtina etmeyen arkadaşımız da aklınca buna takmıştır.
Dedim ya, bütün bu oyun ve bunca saklı vurgu neden?
Yok ama yok, kesin onu demek istememiştir. Tanju Çolak gol kralı olacak ya, buyur sen at abi modunda insani bi paylaşım işte. (asist mahiyetinde) Sahi nasıldı o?.. Ha tamam; öyle değil mi sonsuz..Masal ve gamaro?
DEC cAL,
bilinçli yapıyorsan bişileri, neden yapıyosun ki o zaman.
yapma lütfen…
burada ne aradığını sor kendine. ben öğrenmek bilgi edinmek üzere buradayım mesela.
tesadüfen buldum bir konuyu araştırırken. ha çok kalır mıyım? bilmiyorum. anlayamıyorum insanları zira. korkuyorum bazı bazı, ürküyorum, kimi sinirlerine yeniliyor, kiminin derdi ironi yapmak sürekli, kimi muharebe ediyor ne gerek varsa anlamadım ya, kimi gerçekten ne yaptığının farkında değil. kimi öle sallıyo işte boş vakit geçiriyo kimi. ama bir çoğu bilgi ile dopdolu.
benim bir köşedeki fırına gidip gelmem lazım buradakilerle laf düellosu yapmaya:) ondan bak sesim çıkmıyo hiç:)
sakin ol derim ben nacizhane…
Buraya takdir ettiğim ve saygı duyduğum birilerinin sayesinde dahil oldum.
Ve kişisel iletimde
Bilgi ile dolu burdakiler özellikle;
gamaronun darwinizm’le ilgisi yazısı dikkatimi çekti ilginç geldi.
Ve gamaro ya hayranım umarım bir gün tanışma olanağım olur.
Ardından Carlos c Don juan Sayın Aki’nin yazıları ilgimi çekti okudum ama ilgi alanımın dışında pek üstelemedim.
Sayın oikos’un Atatürk çülükle ve Tarihle ilgili derin bilgisi nin hayranıyım.
Xenix dahi biri mesela, çok isterdim onunla tanışıklığımız çok eskilere gitseydi.
Ebubekir abi beni yanıltan biri idi daha önce de yazdım
Tanışacağımız gün ben ebubekirle ilgili takkeli şalvarlı hacı hoca diye düşünürken ve böyle birini beklerken çok modern biri ile karşılaştım.
Saron güncel konulara değinerek,
Hola ise çok güzel yazım dili ile konular yazarak ayrı bir tat veriyor buraya
ve daha aklıma gelmeyenler,
Bir bütünü oluşturuyor burda herkes.
Ve özellikle sen senin o sıcak yazıların samimiyetin bambaşka.
Ben senin o köşedeki fırını değil onlarca fırını yesemde laf düellosu yapamam yapamadığımda aşikar..:))
Sevgiler sevgi pıtırcığı.
DEC CAL
DeC CAL ,
evet saydığın isimlere aklımda olan Hüseyin Bey’i de ekliyelim ve daha ismini hatırlayamadığım niceleri….
bazen üniversiteyi fln boş verip burada mı takılsam diye düşünüyorum:))
beni ayır ama ben daha eğitim aşamasındayım. henüz pişmedim hamım:) ve ve ve gamaro yorumlarını yakın takipteyim çok severek okuyorum kendisini. ama bazen daraltıyorum sorularım ve önüne geçemediğim merakımla, buradan aff dilerim kendisinden…
Ben senin gibi donum elimde gezmiyorum Gamaro efendi, Senin daha ne oldugun belli degil yahu..Mesajlarin mahalle karisi kavgasi ayarinda hep, baydin gercekten..Ee deger yargisi olmayan bir insandan cok sey beklememek gerek sanirim..Senin gibi bos vakit zenginide degilizki oturup burda senle laf yaristiralim..
Sen konus konus ben dinliyom gözüm..
Daha niceleri var hepsi birbirinden kiymetli,
Bu arada sakın üniversiteyi boş verme ve senden talebim üniversiteden mezun olup diplomayı aldığın zaman scan edip bu foruma göndermen..:)
Seni nasıl ayırayım sen eğitim aşamasında böyle isen eğitim bittikten sonra … düşünemiyorum bile…
Kendine iyi bak
Ve hep sevgiyle kal…
DEC CAL,
sen de sevgi ile kal…
ben daha yolun çok başındayım, ama bir taraftanda sona yaklaşıyorum… hem okuyup “zeytin mühendisi” olmak istiyorum ama bir taraftanda mühendis olduğumda ortlarda zeytin kalacak mı diye düşünüyorum:)
yani biraz geç kalmışlığın aceleciliği ile koşmaya çabalıyorum ama yarı yolda nefes nefese kalıyorum kondisyon yok zira 🙂 ehh iştee böylee bakalım:)
sonuçta elimde olanla, elimden gelenin en iyisini yapmaya niyetliyim… abartılacak bişi diil:)
ve ve ve hiç bir şey göründüğü gibi de değil…
maskesiz yaşamak varya heh işte o da her yiğidin harcı değil…
“Ben senin gibi donum elimde gezmiyorum Gamaro efendi, Senin daha ne oldugun belli degil yahu..Mesajlarin mahalle karisi kavgasi ayarinda hep, baydin gercekten..Ee deger yargisi olmayan bir insandan cok sey beklememek gerek sanirim..Senin gibi bos vakit zenginide degilizki oturup burda senle laf yaristiralim.. Sen konus konus ben dinliyom gözüm..”
Ne olduğumu öğrensen ne yapacaksın? Ne mesela, kadınsa es, erkekse kes mi? Bu mu bütün numaran? Hem ne önemi var böyle bi ortamda ne olduğumuzun, yazdıklarımız yetmiyor mu? Dedim ya, yüzlerce öyküm, yüzlerce hayatım olabilir benim, hangisi sana kendini daha iyi hissettirecek? Lezbiyensem ahlaksız, biseksüelsem sapık, heteroseksüelsem edepsiz mi olucam, yine mi kıpraştı içindeki ahlakçı tanrı?
Ve kendi kendine kıvranıp duran dönüşünden beri kaleminden ahlaksızlar, makat yeri bilmem ne olanlar, ağzı lağım kokanlar, beyinsizler/ beyni gelişmemişler, magandalar, elinde donla gezen şalvarlı gamaro’lar ya da gidin o zaman ibne deyin taksim’deki travestilere vs. ve benzeri argümanlar dışında hiçbirşey çıkmayan birisinin karşısındakini/karşısındakileri mahalle karısı ayarında olmakla yaftalaması ne kadar ilginç değil mi? Ağzından lağımı foseptiği makatı magandayı eksik etmiyen şahıs diyo ki burası çok küfürbaz. Hani nörolojide bi sendrom vardır, adam kördür ve kör olduğunu inkar eder, bu da onun forumsal versiyonu herhal.
Değer yargısı nedir? Değer nedir, estetik nedir, var mı bi lafın? Yiyo mu kalemin bunlar üzerine bişey yazmaya? Yok. Zırnığın yok. Ama lafa gelince efenim değer yargısı olmayanlar şöyle ahlaksızdır.. (Galileo he, Galileo tabi)
Boş vakit mi? Bak Ataan efendi sen daha bebesin buralarda. Bilenler bilir oysa, benim neye ne kadar vakit ayırdığımı ve beraberinde senin hayal bile edemeyeceğin neler nelerle uğraştığımı. Almanca mektubumu hatırladın? (Ha şimdi hepsini birer birer yazsam ne yapcan, bu kez de yüzüne tükürsen yarabbi şükür minnettarlığı içinde ve havuş suyu vaa mı havuş suyu diye mi dolanıcan?) Yanisi hazret, sıçtığım bok bile olamazsın da sen benim (bak istersen bunun için anket de yapalım) ama daha da önemlisi şu; bugünkü de dahil olmak üzere şimdiye kadar yazdığım herşeyi deyim yerindeyse salına salına yazdım ben. İki arada bi derede ve şip şak. O denli yani. Şanslısınız ki tam zamanlı çalışanı değilim sonsuzun ve sizin gibilere gerçek anlamda bi mesai ayır(a)mıyorum.
Ha şimdi ne diycen armutcan? Yine mi şalvar, yine mi sakız, sahi yok mu başka numaran? Kendi üzerine hiçlenmiş ahlakçı nokta. Hacimsiz ve adsız.
saron yazdi;Ben bu forumun yöneticisi olsam son günlerde meydana gelen olaylar sonucunda şunları yaparım.”- Ebubekir, Ataan, Açparantez 1 rer hafta uzaklaştırma verirdim…”
“pust”,”vandal” “gerzek” diyen malum terbiyesiz iken cezasi ebubekir ve ataana kesilsin öyle mi ?
niye saron ?
peki
acparantezin terbiyesizligiyle benim,ataanin ne ilgisi var yada gamaro ve HoLa´nin ?
gerci
oikos olayinda yanli/yandas/candas tavrin da kimsenin gözünden kacmadi nitekim actigin alakasiz baslik ile ayni taktigi uyguladin basarili da oldu umarim sonsuz ikinci kez ayni oltaya takilmaz..
saron,
örnegin
ben,DE CAL yada ATAAN acparantezin uslübuyla söyle yazsaydik;
“Bence acparantez”puşt” üslubuyla birinci sırada yazarken,
ikinci sırada “andaval” üslubuyla HoLa takip etmekte
ardından üçüncü sırayı da “gerzek” üslubuyla oikos´a layık gördüm….”
cevabin ve tavrin ayni mi olurdu ?
slm.
Sınıfın gammazcısıları vardır ya…
Zırlaya zırlaya; “öğretmenim, fırrrrrk, ama geçen ders siz gelmeden, hıyyyyyyk, önce, gıyyyyk, Ali de benim saçımı çekmişti…
…burnunu çeke çeke gammazlar.
Farkınız ne?
Evet ebubekir, açparantezin yaptığını yorumu kim yaparsa yapsın tavrım aynı olurdu. Ve uygulayacağım yaptırım değişmezdi.
Hatta o yorumu arkadaşım ve ya kendim dahi yapmış olsam bile değişmezdi. (Sizin önerinizi de gördük, dec cal ve ataan hatta kendinizi nasıl kayırdığınızı)
Ayrıca DEC CAL ın önerisine neden sinirlenmediniz bu kadar? Ona niye hesap sormadınız?
HoLa,
saron´a yazdigim yorumda söyle demisim;
“peki acparantezin terbiyesizligiyle benim,ataanin ne ilgisi var yada gamaro ve HoLa´nin ?…”
yani
benim gösterdigim hasasiyetin binde birini sende görmedik ne oikos olayinda nede simdi acparantez vakasinda…
“..burnunu çeke çeke gammazlar..” !?
bu senin onlarca kuruntundan sadece bi tanesi eminim kimse yemiyor bu tip numaralarini..
halbuki
gammazlamak icin bi neden yok hersey ortada gizli sakli degil adam terbiyesizligini gözünüzün icine baka baka yapiyor..
siz örtbas etmeye calisiyorsunuz..
farkimiz bu..
slm.
saron yazdi;
“Sizin önerinizi de gördük, dec cal ve ataan hatta kendinizi nasıl kayırdığınızı..”
ne varmis önerimde?
acparantez,ebubekir´e pust,dec cal´a andaval,ataan´a gerzek diyerek hakaret ediyor,terbiyesizlik yapiyor ve dec cal hakli olarak tepki veriyor,ben ise bir aciklama yapip kurallarin uygulanmasi gerektigini ve oikos davasinda uygulanan “cifte standart”in tekrar edilmemesini söylüyorum..
bu mu kayirmak ?
sayin saron,acparanteze tesekkür etseydik memnun olurmuydun ?
bizi kabul edermiydin?
pes yani..
“Ayrıca DEC CAL ın önerisine neden sinirlenmediniz bu kadar? Ona niye hesap sormadınız?…”
bak bu önerinizde cok enterasan benim bildigim “vicdan terazisi” bozulmamis olanlar zorbaya karsi durup magdurun yaninda olur..
E dec cal magdur edildiginden ben onu destekliyorum,acparantez ise zorba vede terbiyesiz oldugundan ona karsi tavir aliyorum..
bu mu kayirmak ?
ve siz
sayin saron,
siz niye
acparantezin,terbiyesizligine sinirlenmiyorsunuz ?
acparantezi,niye sorgulamiyorsunuz ?
acparantezin,densizligini neden hos görmeye calisiyorsunuz ?
sayin saron,”vicdan teraziniz”i bi gözden gecirin bence..
slm.
Hala sızlanıyor, burnunu çekiyorsun.
Bırak şu adam kayrılıyor muhabbetini…işin gücün zırıldamak.
Azıcık mert ol…
Bir kere sen şurada yüzlerce kişiden küfür yediğinden emin olmalısın…ama nedense sadece yazılınca ve de sen okuyunca çıkıp celalleniyorsun.
Gösteridesin yani.
Bir başka açıdan bakalım…
Bendeniz de küfür yediğimden eminim…
…dinciyi döner çubuğuna takılmış gibi fırım fırıl fırıldattığımın farkında değil miyim?
Ben küfür yersem sızlanmam…birisi bana saydırıyor ise onun tolerans sınırını aşmışım demektir. Eğer onun tolerans sınırını bile bile bir hata yaptıysam ve onu bana kızdırdı isem gider özrümü dilerim.
Hemi de küfrü yediğim halde.
Azıcık mert olun, mert.
Adam olun.
Kimse kimseye laf olsun diye, zevk için, sebepsizce küfür etmez.
Hayatında hiç sokakta giderken biri sana “Pışşşşt var ya şu otobüs sana girsin” dedi mi? Böyle bir olay yaşadın mı? Mümkünatı yok.
Şurada gani gani küfrü hak edecek yazıları patlatmıyor musun?
Dahası, yalan sende, kıvırtmak sende, hergelelik sende…
Eeeee…
Hem hıyarlık edeceğim sonra da biri bana hıyar dedi diye kızacağım.
Azıcık mert ol, mert.
Dansetme azıcık.
Ebubekir çok esnek bir algılayışa sahiptir ama lastik gibi sünmekten ibaret bi durum şeklinde algılıyor bunu, biteviye.:)
siteyi epeydir takip etmedim. ara ara bakıyodum. ebubekirin bazen uzaklaştırıldığını biliyorum ama neden uzaklaştırıldığını bilmiyorum. eğer kendiside açparantezin uslubuyla davranıp uzaklaştırılmışsa ,şuan onunda bazı kişilerin bundan dolayı uzaklaştırılmasını talep etmesi hakkı olabilir.
Bir süredir sitenizi takip ediyorum ama gördüğüm kadarıyla inançlara saygısızlık dizboyu..Mahalle kavgasına düşmüş kadınlar gibisiniz. Ve sanki uzun uzun cümleler kurunca haklı bir tarafınız olacakmış gibi varsayımlarla konuşuyorsunuz. Güya bilim adamısınız. Bilim adına kaç tane yazı yazıp yorumlarınızla bizi aydınlattınız? Her bilimsel konunun peşinden inançlara hakaret yeterince bayıyor zaten. Bilim Allah’ı inkar mı edin diyor? Buranın Kralı kim? Kral kimse anlasın ki şu an çıplaktır. Çıplaklığınızı saldırıyla, hakaretlerle örtmeye çalışıyorsunuz. Burada çoğunluk ne diyorsa odur anladığım kadarıyla. Bir kaç arkadaşımı yönlendirmiştim buraya ama onlarda artık girmemeye başladı. Çünkü bilim adına hiç bir şey tartışılmıyor sadece kişiliklere saldırı var burda. Hadi biz gittik. Kendiniz çalıp kendiniz oynayın bakalım.
evet ülker, bilim lazımsa sen yaz da izleyelim. Alıntı olmasın tabii… Üstelik buraya doktora tezi yazsak sanki anlayacak…
Ayrıca nasıl bilim istiyor zatialiniz hemen amade olup yazalım. Hayret yahu…
Pekala…çıtayı azıcık yükseltelim.
Haklar mı buranın başlığı…
Haklardan gidelim…
Ben adminin yerinde olsam, yazar uzaklaştırdığım için…
…ne…
…sadece uzaklaştırdığım için mi…
…KURALLAR ve CEZALAR şeklinde bir kısım yarattığım ve böyle gereksiz işlere kalkıştığım için de özür dilerim.
Haaaa…
“Reklamın kötüsü olmaz”
…gibisinden bir düşünce ile, konulardan koparak alakasız sürtüşmelerden oluşan bir sinerjiyi kullanıyor ise…
…bunu da anlarım.
Ama tasvip etmem.
Demem o ki,
…bazı okuyucuların buradaki rabıta durumlarını görüp celallenerek/ bitleri kanlanarak üye olmaları beklentisini de anlayabilirim.
Ama sorarım da;
Değer mi?
Bu yazara gladyatör muamelesidir.
Bak yandaki sohbet alanına…
Orada olan biten, buradan uzaklaştırılmış ve kinlenmiş birinin yazdıklarıdır.
DECCAL burada yazmaktan keyif aldığı için burada değil…
…hesaplaşma için burada.
İntikam peşinde.
Bugün Delişey isimli arkadaş bir şey yazdı:
“Özgürlük muhteşem bir disiplin gerektirir” (on numara)
Bendeniz bu ifadede verilemek istenen mesajı “Özgürlük korunması gereken bir olgudur” şeklinde anlatmaya çalıştım…hem de yıllarca.
Ama o çok daha muhteşem bir ifade ile anlattı. Çok daha kısa ve öz.
Özgürlükçülük!…
“Alın aklınızı sonsuz bir alanda kullanın” dercesine oluşturulmuş bir alandasınız…
…verilen mesaj bu.
“SONSUZ US”
Azıcık İngilizce bilmemden midir bilmem ama…
…sonsuzluk biziz…
…olarak anlıyorum ben onu.
Toys are Us gibi…
Ama sol taraftaki menüde ne diyor:
“Cezalandırılabilirsiniz”
!!!
Bu ortama emek harcayan benim!
Sen değilsin admin!!!
Bak başından beri buradasın; İleti sayın 1780
Gamaro senin dörtte bir zaman burada: 1914
Bendenizin burada fiilen yazma zamanını toplasan iki ayı geçmez. 300 yazım var.
Üyeler arasında bir tur atsam bu sayılar daha da etkili bir hal alır ve katmerlenir.
Yanisi… yazarlar olmasaydı sen bu kurduğun ortamı bir kaç hafta sonra kapatırdın.
Adminliği geri çekilerek pozisyonu izleyip sonra da olan bitene göre kart rengi seçmek ve göstermek ile bir tutuyor isen…
…bu yakışıklı kaçmayacaktır.
Kaçmıyor da zaten.
Çok daha değerli konular var, gündemler, sorular varken…
…bir itiş bir kakış.
Olmuyor!
Senin kazdığın kuyuya seni düşürüyorlar…
Nasıl mı?
Cezalar ve kurallar nedenli itiş kakış konulardan daha fazla da ondan.
Elbette güzel de.. hani biraz da şuna benziyor HoLa; keşke kanun yasa diye bişey hiç olmasaydı mesela..
Benim dahil olduğum süre içinde tüm bunları aslında “pratik” belirledi. Kuraldan söz etmeye ne gerek vardan başlayıp etik kurul ve puanlamaya, ya da uzaklaştırma da olabilir belki ama eğer olacaksa bile bunu da tek başına admin değil, bilakis bu siteyi yorumlarıyla yaşatan sonsuz us üyeleri belirlesin’e kadar uzanan (deneme-yanılma şeklinde de özetlenebilecek) bi süreç yaşandı.
Gün oldu ciddi tartışmalar patladı, gün oldu tersinim gibi aynı anda 25 başlık açarak siteye dalanlar oldu, gün oldu tosyalı benzeri provakatif profiller vardı.. Aslında bu bi süreç.. E al işte sohbet kutusunun hali.. (ki bunun birebiri örnekleri çeşitli başlıklar altında da yaşandı çoğu zaman..) ne yapmalı şimdi?
Valla ben bilmiyorum açıkcası. Bildiğim şey sayın sonsuz’un başına ne geldiyse iyi’liğinden geldiği. Bu da benden naçizane.
Gamaro bakınız…
Bazen şapka çıkarttıran yazılarınız oluyor, keyifle ve hayranlıkla okuyorum.
Ama farkında mısınız…
…on yazınızdan sekizi birilerine haddini bildirmek…
…ilkokul üç seviyesinde ona buna adap dersleri vermek.
Benim derdim, on yazınızdan sekizi şapkalık olsun…ben de sebepleneyim burada.
Üzülüyorum sizin başlıklar altında “sıranı bekle” diyerek bu mevzulara klavye paralamanızdan.
Sıkıldım!
Burada siz gibi değerli yazarlar var…
…bu yazdıklarım elbette onlar için de geçerli.
Cidden sıkınç.
On yazımın sekizi böyle değil HoLa, yani 2000’e yakın yorumun 1500-1600’ü böyle değil, belki şu son dönemde nisbi bi artış olmuş olabilir, ama toplamda ne çıkar (yüzde on eder mi mesela) hesaplamadım elbet.
Ama şunu söyleyeyim, bu da benim keyfim işte, yani bazen ve gerekli gördüğümde.
Şimdi aslında mesele ne biliyor musunuz? Kastettiğiniz tipte yazı ve yorumlar için ne dediniz mesela; cidden sıkınç. Ama işte bu sizsiniz. Yani ben sizi sıkabilirim sadece ve üzgünüm, lakin kimilerine de ilaç.
Dedim ya keyf meselesi ve pratikte karşılığı var.
Dedim ya…benim burada fiilen yazıyor ve okuyor olmam toplasanız bir iki ay. Bu konuda yanıldım sanıyorum.
O zaman şöyle diyeyim;
Bir kaç haftadır bakıyorum da…yazdıklarınız (yazdıklarım da diyebilirim…yani buna ben de dahilim) birilerine had bildirmek ders vermek.
Pratikte karşılığı olmayan bir şey var mıdır ki bunun olmasın.
Ha diyor iseniz ben bundan keyif almaktayım…
…
Bak Gamaro efendi, Ben senin edepsizliginden bahsediyorum sen tüm bilgeliginle Ataan’in salvar fantazisi varmis diye keskel alaka bir anlam cikariyorsun bingildagindan..Senin aklin hep uckurundami? Cinsel problemlerinin kisiligine yansidigi zaten ortada..Forumu mahalle karilarinin kavgasina cevirdiniz yahu ortagin Holayla..
Ne bilgelikmis, nasil düsünce insani olmakmis, ne felsefecilikmis bu böyle.. insanlar artik hayretle ve ibretle okuyorlar paylasimlarinizi..
Yine söylüyorum, ancak bu kadar güzel söylenir anlayana..Edepli edebinden susar, edepsiz ben susturdum sanar…
Bakın size bi link vereyim HoLa, siz bi de ordan anlayın.
Hatta pardon, doğrudan buraya kopyalayayım;
“Bari sen sus” demiş Şeref Yücel.. Ben zaten susuyorum Şeref, bak hem de nasıl;
Mesela bi kafede otururken yan masaya senin gibi üç-beş tip gelse ve laflamaya başlasa, çayı kahveyi bırakıp kalkıyorum hemen.. Sadece çay-kahve değil elbet, bir yandan o mekanda kadın başıma ama diri bir vücut diliyle oturuşuma gıcık olan, ama öte yandan elimdeki sigarayı arada bir dudaklarıma götürüşüme ve kalkarken eteğimin yırtmacından görünen bacağıma odaklanmaktan kurtulamayan bakışları ve şeytanı da bırakıyorum sahiplerine.. Sonra işe geliyorum, mola anlarında sohbete çekmek istiyorlar beni, ordan da uzaklaşıyorum.. Ya da herhangi bir yerde ve herhangi bir şekilde allah-kitap-evrim muhabbeti açılsa, onu da önemsemiyor zihnim. Hatta kazayla bi soru gelse, nezaketen kafa salladığım bile oluyor arasıra.. Hele bi de şu meşhur “di mi ama?” lar var ya.. (Kişi ille de tasdik ettirecek ya karşıdakine kendini) …E “di” diyorum ben de çoğu zaman, ” ..ditabi ki” ..Yanisi Şerfe Yücel, 20’li yaşlarımda böyle değildim elbet, gençlik enerji felan.. ama hayatımın keyifle kendime ayırdığım küçük anlarında çoktandır böyle yapıyorum artık.. Şimdi anladın?
Yani diyorum ki; sahip olduğu ve olumladığı değerler bütünü içinde kişi, ait olduğu ve olması gereken yeri de yine kendine özgü bir duyarlılıkla seçer.. Mesela ben bunun için burdayım. Çünkü senin gibi verimsiz çalıların heryeri sardığı bir iklimde, çamuru bile rengarenk bir ada burası benim için.. sokakta pek de kolay bulamadığım bişey yani.. Ve keyif.. Peki ya SEN? Asıl sen neden burdasın Şeref, ve neden ısrarla burda var etmeye çalışıyorsun kendini? Ne var paletinde, arada bir höykürmek ve üçüncü sınıf komiklikler dışında ne çizebilirsin bize? Bak ben peşinde dolandığım ve nasiplenmek istediğim zeka ve estetiğin sokakta bulamadığım ayrıntılarını bulabildiğim için burdayım dedim az önce, peki ya sen? Senin derdin ne?
Come ooonn! Yoksa kralın soytarısı mı diyeceksin yine? Tamam benim ünsüz düşünürüm, tamam soytarısı.. hem de kralın.. ama senin hesaba kaldıysak eğer, bunla da bitmiyor ki mevzu.. Mesela allahsız kitapsızın önde gideni burda, ateist oldukları için ahlaksızlığa en meyilli olanlar burda, sonra lezbiyenler, kurukafa Janus’lar, aklını kullanamayan Agnostik’ler, şirret gamaro’lar, kaba saba HoLa’lar, ruhsuz materyalistler, yaradılışı inkar eden ahmaklar filan derken.. E senin ne işin var o zaman bunca çirkinliğin ortasında? Dedim ya, ben bi güzelliğin peşine düştüm de geldim sonsuz’a, ve senin akılsız bulduğun bir aklın hatrına.. Görmek istemediğim adam, terkettiğim mekan, masada bıraktığım kahve, katılmadığım sohbet ve senin gibi yüzlercesinin ha babam yarıp durduğu bütün o keyifsiz gün ve gecelerin ardından, çınarlı kubbeli bir mavi liman.. Peki ya SEN? Sen niye burdasın Şeref? Hemen hepimizin üretken bir özveri, kıymet ve keyifle dahil olmaya çalıştıkları bu güzellik sana çirkinse senin burda işin ne? Ne verebilirsin bize, yahu hakkaten ne ?”
Şimdi böyle yazıyosun olmuyo, açıklama yapıyosun olmuyo, adamın sorduğu soruyu ciddiye alıp cevap veriyosun olmuyo, bahçemize çiçek ekelim diyosun elemanın biri gelip sıçıyo ( e sokaktan kaçtık da geldik zaten bu çınarlı kubbeli mavi limana).. daha ne?
Ha işte ben burda ve böyle istisnai ve kaşıntılı durumlar karşısında yüzde bilmem kaçlık bi oranla gamaro’luk yaparım, e siz de istediğiniz yüzde ve oranla HoLa’lık. Sonra xenix gelir ve o da kendince bi ayar çeker, ardından masal, bu şu o vesaire.. Hepimiz aynı şirketin kağıdı değiliz ya?
[Aynı kağıttan olanlar başka.. Az önce dedim ya, bak ayın ikiye yarılması hadisesi altında (ateisti vs.yi geçtim) doğrudan bazı müslümanlar suçluyor birbirini yalancı ve sahtekarlıkla, ama ne dert ne tasa.. fıske konduran var mı birbirine? Yok.. Bak işte biz böyle değilsek ve şu anda tartışıyorsak, bence bu bi artı değer HoLa.]
Cevabını bildiğimiz sorular sormaktayız.
Bayılıyoruz patileri arasındaki yumağa bayılan kedicik gibi…
…bir farecik gördüğümüzde.
Ama inanınız.
Vakit kaybı hepsi.
Onların ajandası var.
Sizin yok.
Cevaplarınızla beslenmekteler.
Aynı tuzağa düştüğümün de farkındayım…
Ondan diyorum ya:
Schadenfreude…
Ataan’ın uykusu kaçtı ve günlerce kıvrandı ya, güzel ve yeter. (bakma öyle benim bişeyim yok dediğine.)
Dedim ya, sokaktan kaçtım da geldim ben bu mavi limana. Ve sokakta bulamadığım bi aklın ve estetiğin hatrına. Ha şimdi burda salyangoz satılmaz diyen mi var.. Desin, ben orda olurum hiç merak etmesin.
Ben iyi uyku kaçırırım, dötüne güvenen bana sarsın.
“Yine söylüyorum, ancak bu kadar güzel söylenir anlayana..Edepli edebinden susar, edepsiz ben susturdum sanar…”
(ataan)
Ben ama gerçeği söyleyeyim sana ; Sen edepsizlik yaptın, ben de seni susturdum.
Hani şu beş gündür sadece ve sadece ahlaksızlar, ağzı lağım kokanlar, beyni gelişmemişler, makat yeri bilmem ne olanlar ve mahalle karısı vs. diyen o ağzın vardı ya, işte ben onu kapattım.
(Ha istersen yine aç.)
Kuralların hepsi bir gereksinimden süreç içinde oluşmuştur. 2 yıl önce kural yoktu sitede. Ama dediğiniz gibi şikayet ve cezanın ulu orta yapılması kinlenmeyi tetikliyor. Bu konuda yeni çözümler üretmeye çalışacağım.
Eğer ben ebubekirin şahsiyetine hakaret ettiğim için uzaklaştırıldıysam, ataan ve ebubekir’de gamaronun şahsiyetine hakaret etmiştir. Onlarında uzaklaştırılmaları gerekir.
Neden ayrımcılık yapılıyor ve ebubekirle ataan kayırılıyor?
)
Kayirilmak mi ? ? ?
Hakaret ettigimi söylediginiz üyelerin mesajlarini bile okumayi biraktim ben, hakaretsiz argosuz küfürsüz iletileri olmadigi icin artik okunmasi gerekli olmayan iletilerdir benim icin..
açparantez ne kadarlığına uzaklaştırıldı, sürekli mi?
Kişilerin kendilerini “var etme “çabası için seçtiği yollar onların etrafındaki insanları, yaşadığı -genel olarak-çevreyi de belirler kanaatindeyim…benim izlediğim sorun; isimlerden bağımsız bazı kişilerin kendi varlığını elzem ve ısrarlı bir şekilde kabul ettirmeye çalışması…”ben varım” mı “ben de varım” mı?
sanırım öfke ve saldırganlık “ben de varım” söyleminde gizli…ve temel düşüncesi sanırım şöyle: iki (!) kitap okudu diye benden daha zeki değil ya, iki bişey(!)çiziktirdi diye daha yetenekli değil ya..değil ya..ben bunları yapmadığım halde daha zekiyim ey ahali çünkü benim CTRL A alt tuşum, google’ım ve hayat tecrübem(!) var. tecrübeliyim çok fazlasına ağzının payını verdim ben bu düşünen tayfasının bir de ukela bir de umursamazlar…haaa ama bazen de çok fena saygı duyarım. niye? çünkü; tecrübem var benim.
Sadece şunu merak ediyorum, okuyan, yazan, çizen, düşünen insanların tecrübeli olmadığını, pazara gitmediğini, aynı toplu taşıma aracına binip çoğu kez bir çok gündelik olayı “ben de varım” diye diye başımızın etini yiyenler gibi tecrübe etmediğini düşündüren ne?
Daha nitelikli, kendini güncelleyerek, yanıldığını ve eksiğini kabul ederek ve fakat bunu aralıksız “özür dilemeden” “bağış istemeden” kabul ederek, bilginin ve aktüelin kalbine ilerleme isteği duyarak var olma isteği ve ihtiyacı yerine gürültü, kuru gürültü..bu söylendiğinde de vay benim tecrübeme nasıl laf edersin..
Vay benim bilgime nasıl laf edersin(!) deme durumu ise analitiktir, zira ben bunu derim sen de benim bilgimi çürütme argümanını koyarsın ortaya..çekilir güzel, ışıl ışıl ve kişilikli masalsı kılıçlar…
ve fakat, sağol gözüm, özür dilerim, koçum, hooop…argümanları ile iki şovalye hayali zor efendim zor…adama kendi yazını okumamışsın diyorlar iki özür diliyor gene dönüp çemkiriyor…bir bitmez gürültü, kakafoni isteği bir bitmez “ben de varım” hırçınlığı… varsan varsın da söyleyince olmuyor be güzel kardeşim…7/24 80 yıl didinsen örneğin güzel sanatlarda ancak “ben varım” diyebiliyor insan.. o yüzden “ben de yokum” ve benim gibi hissedenler de “yok”. Aynı anı einstain’ı haklı çıkarırcasına ayrı yerlerde aynı anda yaşıyoruz…hepsi bu..”varmış gibi görünen bu” …
Açparantez okuduğum ve yorumlarına değer verdiğim bir üyedir, cezası konusunda polemik işim olmadığı gibi önemli olan varken ve yokken her iki varoluş biçiminde nasıl anıldığınız, ne bıraktığınızdır…buradayken ve gidince de lanet olsun denildiğini bile bile hıh..bak geldim işte buradayım “ben de varım”….demek…hadi ya…
Hak isteğimi sonsuz? ben hak falan istemiyorum…sansürcü bir zihniyetle her lafı kendi mükemmel kişiliğine hakaret kabul edip insanları, iletişim için elzem kural olan kendi seviyelerine çektikten sonra bir anlamda kendileri gibi konuşmaya başlayınca insanlar “çemkiren, bu bana benzeyeni hiç sevmedim, ne bilmem neymiş bu ben” diyen tiplerin trajedisinden sıkıldım…
hak istemiyorum ama bir önerim var: bu “ben de varım” diye dövünen tipler, insanlar onların dili ve argümanları düzeyinde konuşunca kıyameti koparıyor, niye? okuyup düşünen çiziktiren insan delikanlı(!) olamaz mı? sizin argümanlarınızı kullanamaz mı? hem hayatını bilgiye yaratıya vakfet hem utanmadan aymazca çalıntı bilgilerle çemkirsinler hem de kendilerine yüksek bir seviyeden muamele istesinler yok ya…çok ilginç. önerim şu; e hadi siz de bize bizim o önemsemediğiniz dilimizin biçimi ve içeriği ile seslenin…bir kullanıcımız da demiş üstelik; estetik deyin, ontoloji deyin, deyin işte…
Misafir yazdi;”açparantez ne kadarlığına uzaklaştırıldı, sürekli mi?..”
soru DEC CAL icinde gecerli tabi..
**
kanimca ortada bi yanlislik var ama..
örnegin
oikos meselesinde beni 4 haftaligina uzaklatiran sonsuz, oikos´u benimle beraber uzaklastirmamistir..
oikos konusundaki uygulamasini verilmis dogru bir karar olarak kabul edersek eger sonsuzun ayni sartlara haiz acparantez olayi ile ilgili benzer karar verilmsi lazimdi diye düsünüyorum yani DEC CAL´i acparantez´le beraber uzaklastirmamasi gerekirdi..
sonsuz kenan evren taktigi uygulamis olabilir bi sagdan bi soldan yada ne sis yansin ne kebap..:)
slm.
Onların tek argümanı var:
SULANDIRMAK…
Google tanrısından alıntıyı buraya koymak da bir sulandırmadır. Konuların sapması ve gerçeğin ötelenmesidir amaç…
TUZAKtır.
Fasulyanın faydalarına verilen cevap; faşist kemalistler…
Sonsuz.us bu tuzakçıların mekanı olmamalıdır.
Açparantezin uzaklaştırılması ile DEC CAL ın uzaklaştırılması bağımsız olaylardandır. Ama açparantezin yaptığı şey, sizin yaptığınızla aynıdır. Bunu nasıl göremiyorsunuz şaşırıyorum.
Sizin gamaronun şahsiyetine ettiğiniz hakaretin savunmasını alabilir miyim?
Ortalıkta ki yanlışı anlarsınız böylece.
hangi yorumumla ilgili bi savunma istiyorsun söyle yeter..:)))
slm.
@ebubekir, gamaroya yazdı: “kavgaci mahalle karisi” uslübunuz
@acparantez, ebubekire yazı: “puşt” üslubunuz
Buyrun bekliyorum savunmanızı. Eğer savunulacak bir durum yoksa, açparantezin cezasını kaldıracağım.
Açparantez gibi üretmeye, düşünmeye, ilerlemeye, değişime açık bir yazar bu nedenle mi cezalandırıldı yani?
Tamam ben ”puşt” demiş olayım ve malum ceza bana kesilsin. Çünkü ben de olan’ı olduğu gibi söylemeyi daha gerçekçi buluyorum.
Pşta’a puşt denir tersi olursa puşt kendini adam bilir. Yabancı’dan. :))
Not: Mesaj silinebilir uygun görülürse.
açparantez için referandum yapalım ( e demokrasi di mi yani?)
Puşt ifadesini TDK nın söylediklerinden bağımsız olarak argo bir giydirme şeklinde algılayalım. Bu durumda dahi ”Açparantez” e ceza verilemez.
Çünkü: Ebubekir’in bu sitede Açparantezden çok çok fazla kopyala yapıştır yazısı vardır ve bu yazılar üzerinden kişilere 1 yıldır saldırdığına şahidim. Bu puştluktur işte.
Çünkü: Ebubekir kafasının içindekini köşe yazılarının hazır üretimlerine, google hazretlerinin hazır üretimlerine emanet etmişken buradaki birçok kişiye ”kafanın içindeki ne için yaratıldı” ayetiyle ”aptal” ”düşüncesiz” ”salak” ”gerizekalı” anlamlarına çok rahat gelebilecek şekilde saldırmıştır. Bu da puştlktur.
Oysa Açparantez kıvırmadan, kıvranmadan Ebubekirin sözcüklerin araksına gizlediği sayısız hakaretten daha masumunu açık açık yazmıştır.
Bu ceza hiç de yerinde değildir kanaatimce Ebubekirin puştluklarının haddi hesabı yoktur ve kendisine o kadar düzeyli yaklaşılmıştırki buna rağmen devam ettirmiştir hadsizliğini. Ayrıca kendisi tartışmayı da bilmiyor. 🙂
sayin sonsuz,
gamaro su ana kadar sikayetci olmadigina göre hakkimda sikayetci olmayan gamaro adina benden savunma istemeniz hangi kural geregi ?
ha
editör arkadaslariniz acparantezi kurtarmak icin size baski yapiyorsa ve sizde bu psikolojik baski altinda eziliyorsaniz lafi dolandirmaniza gerek yok cezayi kaldirin olsun bitsin ama kendinize günah kecisi aramaktan vazgecin..
sonsuz,”savunulacak bir durum yoksa, açparantezin cezasını kaldıracağım…” da ne demek ? ne alaka ? nasil bir öneri bu ? anlayan varsa beri gelsin..
ayrica
yanlis olan bu teklifinizi/kararinizi niye acparantez ile SINIRli tutuyorsunuz ? ceza alan bi tek o mu ?
ya DEC CAL ?
o nu unuttunuz mu ?
yoksa sizin kriterlerinize göre DEC CAL acparantez´den daha agir ve afedilemez bir suc mu isledi ? karariniz/öneriniz en alasindan bir cifte standart..
diyelimki
gamaro sikayetci oldu ve kurallar geregi bir ceza aldim onu cekerim ama cezasi kesinlesmis birinin afedilmesine karsilik bana ceza kesmeyin dilenciligi yapmam..
cezasi kesinlesmis acparantezi kurtarma operasyonu olan karariniz bir sark kurnazligi kurgusudur, yanlistir,ayiptir ve kabul edilemez ayrim yapmayin sadece kurallar uygulansin herkes cezasi neyse ceksin ben dahil..
marsseh,oikos,yabanci,gamaro kulis yapmaya baslamis bile tabi onlarinda derdi sadece acparantez kurtulsun tabi hersey cagdaslik geregi..
gamaro yazdi;açparantez için referandum yapalım
e demokrasi di mi yani?
dogru..
türkisch demokrasi..:))
slm.
çok şey yazdım yukarıda ama kulis iddiası için tekrarlamak gerekiyor sanırım:
adamın ne anladığı ortada…argümana bak: Çağdaşlık gereği!
hayır efendim çağdaşlık gereği falan değil, gayet ilkel bir topluluğun bile işleteceği kuralla yaklaşıyor ve aramızda yeniden görmek istediğim ismi söylüyorum. Siz öyle istiyorsunuz diye sizin dilediğiniz şeyleri söylemeyecektir hiçkimse…zeki ve esprili bir kalem idiotça tekrarlardan iyidir tabi bence, ve eğer merak ediyorsanız kendi adıma söylemeliyim siz yokken sizi hiç özlemedim! demokrasi budur…siz ne istediğinizi bile söylemekten kaçınır, yok deccal yok bilmem ne diye kıvranırken buranın (sonsuz us) demokrasi beşiği ve adalet yuvası olduğunu kim söyledi size!!! girişte elinde terazili bir kadın vardı da biz mi görmedik siteye üye olurken?? dünyanın adil bir yer olduğunu bence unutun ve siz yanlış buluyor bile olsanız birilerinin sevilebileceğini, okunup beğenilebileceğini kabul edin…demokrasi budur… ama pardon..caaaanımmm kakafoni caaanımm polemik isteği…dayanılmaz olmalı.
“Ben de varım” kendisini bir üst noktaya taşıyıp “o da var”a gelmiş…vay be biz henüz varlığımızı anamazken bu ne kesinlik, keskinlik..nasıl bir saplantı…
Kulis mi? Baskı mı?
Ebubekir senin soyut düşünüş, imgelem, ironi vesaire ve benzeri kavramlarla ciddi sorunların olduğunu düşünüyorum. Ha demokrasi ile de tabi.. ve hele ki yeri gelir de bunların hepsi bi araya gelir ve bi tavır belirirse önünde.. Hayret bişey yahu.
E ben ne mi yapıyorum?
Seni allaha havale ediyorum, ve birgün seni sorarsa bana ona da böyle diyeceğim. (Demokrasi gereği pek tabi.)
“Kemancı” başlığına Ebubekir’in saldırışı ironik bence… İroni biliyor yani (…)
Hani mahallede 3-5 çocuk top oynarken, dışarıdaki çocuk bağırır: “Demokrasi nerde… beni niye almadınız.”
Topa vurmak yerine ikide bir “senin baban var ya” şeklinde sulandırırsan oyunu elbet almazlar seni oyuna…
Üstelik bu oyuna almayış gayet demokratiktir.
Onlar 5 kişi sen tek kişisin… (çokluğu demokrasi sananlar için)
İkinci argüman ise istenmediğini anlamak ve onlarla iletişimi kolaylaştırmak olabilir. Bu self-demokratik anlayış (oldukça farazi ama) belki seni gerçek demokrat yapabilir (Gerçek ateist gibi… Hehehe )
oikos yazdi;”İkinci argüman ise istenmediğini anlamak….”
oikos,en sonunda baklayi cikardi agzindan yani el birligi,yürek birligi,hep bir agizdan istemezuk diyorsunuz E bende konuyu dolandirmayin,günah kecisi aramayin,teferruatta bogulmayin,armutun sapi,üzümün cöpü muhabbetlerine ne gerek var maksadiniz belli dedimdi zaten..
istemiyorsaniz atarsiniz dünyanin sonu degil ya..
“”Üstelik bu oyuna almayış gayet demokratiktir.Onlar 5 kişi sen tek kişisin… (çokluğu demokrasi sananlar için)…”
onlar cocuk ve cahil,siz olgun ve okumus (!) onlarin mahalle kurallarindan medet ummaniz nasil da yakisti ama size dedim di ya “türkisch demokrasi”..:))
(simdi acilen cikmam gerek ekmek parasi..istemezuk cu diger forumdaslara da bir cift sözüm var)
slm.
Marsseh, yabancı ve misafir. Teşekkür ederim.
)kapa parantez
Hoşgeldin açparantez.
Son 77 yorumu okudum. Başlangıcında da okumuştum ama sosuz’a yetişmekte zorlanıyoruz. Son okuduğum “yorum” gamaro’nun “Hoşgeldin Açparantez” tümcesinden ibaret ve -1 konumunda görünüyor.
Bu tek tümcelik yorumun yorum olamayacağı anlamında belki -1’i hak edebilir (?)… Ancak bu “hoşgeldin açparantez” seslenişi bana göre bir yorumdur. Buraya değin yazılanları yeniden yazmak anlamına gelir.
Peki bu -1’i veren düşüncenin dayanağı ne olabilir?
HİÇ!
Ya da safi “gıcıklık” değil mi?
Zaman zaman bazı eksilerin ardında yatan tepkiyi, düşünce anlamında merak ediyorum. Bu da gerçekten merak konusu benim için. Eksi verenin kimliği belli olmasın diye de “misafir” konumunda yazmasını istiyorum. Gerçekten, eğer hiçlik ya da gıcıklık değilse, bu eksiyi veren düşünce sahibi, misafir olarak düşüncesini yazar ise çok sevineceğim. Hele de ben verdim diye kendi adıyla çıkarsa alnının ortasından öpeceğim!…
Diğer konularda bir çok arkadaş bir çok güzel şeyler söylemiş. Yunus Emre ise yüzyılar önce söylemiş:
“Az söz er yükü
Çok söz eşek yükü”
Son zamanlardaki tartışmalardan, yorumlardan, yayınlamalarından ve haklar konusunda, yönetimin (yönetim kimlerden oluşuyor bu arada? ) bir açıklamasını bekliyorum.
Bunların tek çaresi var, demagoji ve ajitasyon…
Ne mi varmış önerinde?
Baklım ne var?
Pişkinlik, hinlik, intikamcılık, kincilik….
Eyvah ki, ne eyvahhh!
Hazımsızlığını, çarpıtmalarını, el çabukluğu ile giydirmek meziyetin olmuş.
Azıcık mert olmak mı?:)
Ebubekirin misyonu gerçekleri çarpıtmak.
Bıktık yahu sizin ergen buhranlarınızdan, mızmızlanmalarınızdan.
Mağdur dediğin ”dec cal” in şebeklik yaparak, sabote ettiği konular ne olacak?
Emek harcayan, zaman ayıran yazarların hakkı ne olacak?
Asıl sizin yaptığınız zorbalık.
Hüseyin Aktaş için güncelliyorum şimdide. Herkes kendi sattığı mallarla ilgilensin, kendi tezgahına baksın. Başkalarının tezgahından gözünüzü çekin.
sitede oldukça yeni
veNa AmoriS tarafından Per, 06/01/2011 – 12:10 tarihinde gönderildi.
sitede oldukça yeni sayılırım,çok fazla vakit ayırabildiğimi de sanmıyorum.Konu dikkatimi çektiği için yazmak istedim.Öncelikle belirtmek isterim ki ebubekir kimdir tanımıyorum,herhangi bir yazısına da denk geldiğimi hatırlamıyorum.Aslına bakarsanız kimseyi tanımıyorum:)Taraf olamıyorum hiçbir zaman,ancak söz konusu hak-haksızlık gibi bir durum olduğunda kime karşı yapılırsa yapılsın sessiz de kalamıyorum.
Sevgili saron durumu son derece netleştirmiş belki de uzun süredir tanıdığı biri ebubekir…
Gördüğüm kadarıyla özellikle felsefi konularda çatışma hep var,doğal olan da bu.Ebubekir eğer her yoruma hakaret ve karalama ile karşılık veren biri ise,onu kimse savunamaz.Böyle bir durumda ebubekirin ruh sağlığından şüphe etmek gerekir.çatışma ve sonrasında çatışmanın hakaretle son bulması için en az 2 kişinin/durumun olması gerekir.Kişiyi rahatsız ederek,kışkırtarak ,rencide ederek yok etmeye veya yasaklanmasına sebep olacak sözler sarfetmesine neden olmak da bir tür hakaret değil midir? Ebubekir isimli üyenin ruhunun incindiği anlar olmuş olamaz mı? Bu anlaşmazlıkta haklı ve haksızı neye göre belirlediniz?
Sessiz kalıp bana dokunmayan bin yaşasın demek yerine sizleri anlamak istiyorum:)
Sevgili saron:) Beni doğru
veNa AmoriS tarafından Per, 06/01/2011 – 23:07 tarihinde gönderildi.
Sevgili saron:) Beni doğru anladığınız için çok teşekkür ederim.Aslında ilk mesajımda sorduğum sorular genel sorulardı.Siz yazınızı yazarken ebubekir örneğinden yola çıktığınız için karşılığında aynı örnekle sorularımı sordum.Sorularım halen geçerlidir,cevaplarınız için ebubekir isimli üyenin engelinin kalkmasını bekleyeceğim.
Sayın HoLa
“Bu durumda denilebilir ki Ebubekir ile Ebubekir in yazdıklarını birbirine karıştırıyor olmalısınız. Burada cevap yazılan Ebubekir değil onun yazdıklarıdır. Eğer taraf olacaksanız ve ortada bir haksızlık görüyor iseniz buyrunuz Ebubekir in yazdıklarını ya da yazdıklarından seçmeler yapınız ve onun yazdıkları itibarı ile gördüğü muameleyi ele alınız…”
Açık söylemek gerekirse bu konuda bana hitaben yazdığınızı düşündüğüm ve alıntı yaptığım kısmı son derece önyargılı buldum.Daha önce de belirttiğim gibi taraf olmak gibi bir amacım yok.Bir şekilde taraf olacaksam eğer,adaletin tarafında olurum.Ebubekiri tanımadığım gibi yazdıkları hakkında da fikir sahibi değilim.Vaktim olduğunda yapacağım ilk iş özellikle ebubekirin yazdıklarını okumak,gördüğü muameleyi ele almak olacaktır.
İnsan denen canlı sadece seyirci ve gözlemci değildir,aynı zamanda aktördür.Çevremizdeki varlıkları seyreder,onları incelerken onlardan etkilenir ,sevinir ya da üzülürüz.Olaylara hem etki eder hem de onlardan etkilenir ve ona göre de cevap veririz.Olaylar önemli değildir,asıl onları algılama şeklimiz önemlidir.
“VeNa AmoriS Mehter
veNa AmoriS tarafından Cum, 07/01/2011 – 15:38 tarihinde gönderildi.
“VeNa AmoriS Mehter marşıyla geldi bakalım, gidiş(atı) İzmir marşı mı olur, nasıl olur yakında görürüz. Agnostik arkadaşın dediği gibi; “figüran seçimleri yakında”…
VeNa AmoriS hoş geldiniz.:)
(İsminizi “Vena Amoris” yazsak bir sakıncası var mı?)
Ancak bana öyle geliyor ki, biraz sanki dilinin altında bir bakla ile gelmiş gibisiniz. Önce şöyle adalet terazisinde bir arzı endam, sonra kefelerde aktörlük… Hımmm…
Adalet tarafsız değildir sayın Vena Amoris!… Ancak bir an için tarafsız olduğunu varsayalım, ve adaletten yana taraf olmanın taraf olmaktan, aktör olmaktan geçtiğini ben biliyorum da, sizin aktörlüğünüz bana pek adalet taraftarı gibi gelmedi. Bu konuyu sizden bir dinle(me)sek mi acaba?
Yoksa siz humoris miydiniz?:)
Neyse adalet savaşçılarına gereksinmemiz var, buyrun meydan sizin!…
”
Aynen daha evvel dediğim gibi Sayın Hüseyin Aktaş… Ne demişsem o… insan hem seyirci hem de oyuncudur.Çevremizdeki varlıkları seyreder,onları incelerken onlardan etkilenir ,sevinir ya da üzülürüz.Olaylara hem etki eder hem de onlardan etkilenir ve ona göre de cevap veririz.Olaylar önemli değildir,asıl onları algılama şeklimiz önemlidir.
Sizlere bir şey ispat etmek durumunda olmadığım halde iyiniyetler karşısında takındığınız tavırlarınızı görmüş oldum.Figüran seçmeleri ile ilgilenmediğim için seçmelere dair haberleri sizlerden aldım.Kimlerin figüran seçmelerinde boy göstereceği de ilgi ve bilgi dahilinde ortaya çıkmış oldu:)))Yazdıklarınızı + olarak değerlendiremeyeceğim için üzüldüm,+ ya değer tek kelimelik bile bir potansiyeliniz olmadığını üzülerek söylemek isterim:) Bütün yorumlarınız aşağılama ve alay üzerine kurulu değildir umarım…
Bir zamanlar son derece yaratıcı sayılabilecek davranış tipleri bile artık önceden kestirilebiliyor,şekerden tavaya kadar akla gelebilecek her şeyin üretimi düzenin bize empoze ettiği,önceden kestirilebilir davranışlara dayanıyor.Belirli bir davranış kalıbı saptayıp tipik bir davranış biçimi öngördükten sonra,bundan yarar sağlayabilmek için o davranışı güçlendirmeye uğraşırlar.Hüseyin Beyin yaptığı da budur.Alaycı ve aşağılayıcı ( ki forum kuralları arasında bunun kurallara aykırı olduğunu okuduğumu hatırlıyorum sanki ) ifadelerle insan davranışını denetlemeye ve etkilemeye çalışan toplum mühendisleri ortaya çıkar.Özgürlükten,demokrasiden bahsederler,oysaki özgürlük davranışların önceden kestirilemez olmasıdır.
Ben kendi bireysel amaçlarımı saptayıp bunlara ulaşmak isterken,henüz çok yeni olduğumu düşündüğüm bir ortamı anlamak ve tanımak için çalışırken,”mevcut düzen” tarafından yerim önceden belirlenmiş birileri tarafından.Hazırladıkları giysiyi marşlarla filan süsleyip üzerime giydirmek için kimbilir kaç mühendis daha gelecek bu konuya:D
İşte sonu küfüre varan çatışmaların temeli de böyle atılıyor.Benim de anlatmak istediğim buydu…Ebubekir her kimse, ya da Ali , Veli ,Ayşe ,Fatma hakkında karar verirken acaba çatışmanın diğer tarafındaki kişi Ayşe’nin ruhunu incitmiş olamaz mı ? Bundan eminseniz eğer adaletinize diyeceğim yoktur.
Aslında böyle durumlarda Ali’ye ,Ayşe’ye değil sadece forumlara acıyorum.Davranışları önceden kestirip denetlemeye kalkışan ve ideolojisi ,inancı, düşündüğü/düşünemediği ,potansiyeli,IQ su ,hayat görüşü her ne olursa olsun sonuçta düzene hizmet eden
,kalıplanmış davranışlar ve düşünceler ile güç bulmaya çalışan,ama sorsanız özgür,demokratik beyine sahip olduğunu iddia edenler yüzünden bu forumlar da böyle böyle yokedilir…
EK:
“Kurallar ve Cezalar
sonsuz tarafından Paz, 03/01/2010 – 16:08 tarihinde gönderildi.
2- Misafir olarak yorum yapan okurlarımız; malesef üyelerimize sataşıp cevap beklediğiniz yorumlarınızı yayınlayamıyoruz.
3- Her türlü hakaret, aşağılama, argo kelimelerini kullanmamaya dikkat ediniz.
”
cevapla
Deccal ne yapmaya çalışıyorsun?
Ah Hüseyin Vah Hüseyin.
Burda bir kaç gündür olan Varlığım la seni rahatsız etmedimde,
Vena Amorisin sen ve diğerlerini paçavra gibi derdest ettiği yazılarını güncelle dimde şimdi mi varlığımdan haberdar olup rahatsız oldun..
Eeee sende alışacaksın..
Sevgili ve saygıdeğer Hüseyin abi..
Sen bir doktora görünsene Deccal…
Hay hay Hüseyin abi,
Bu arada Teşekkür ederim sağlığımı benden çok düşündüğün için…
Deccal,
Sen bir zamanlar “Tekkaş” olarak yazan arkadaş mısın?
ortalığa atlayıp, mal bulmuş mağribi gibi kuralları gösterip, oraya buraya, şuna buna insanları gammazlayıp gösteri yapmak sureti ile zırlamanın alemi yoktur!
“salak” kaba bir kelimedir!
“zevzek” de öyle.
yalan yazmak da edepsizliktir…
hırsızı ve ahlaksızlığı savunmak da…
edepsizlik yapana “edepsiz” demek ne kadar kabadır acaba?
mesela edepsize kayıtsız kalmak ahlaksızlığı kadar mı kabadır?
ahlaksızlıklarınızı birilerinin sarf ettiği kelimeler ile gölgelemeye kalkmak sureti ile sadece olduğunuzdan daha ahlaksız ve de edepsiz olmaktasınız.
bin kere yazdım…
insanlar öfkelenebilir…
çileden de çıkabilir…
kahkaha attığı gibi düşüncelere de kapılabilir.
asabi olan var, mizahi olan var…
bu ruh hallerinden biri ile yazabilir…
üsluplar, tarzlar böyle oluşur ve yansır.
bu sayfalara yazılanlar bu sayfanın malıdır!
beğenmezseniz silersiniz!
istemiyorsanız kaldırırsınız.
yuvasını kaybetmiş kedi yavrusu gibi ortalığa düşüp miyavlamaktan vazgeçseniz de azıcık mert olsanız fena olmaz mıydı?
neymiş ahmet mehmet e bişi demiş!
eeee?
ilk defa mı duydunuz ya da okudunuz?
ahlakınız çöpe mi gitti?
dinsiz mi kaldınız?
edebiniz sekteye mi uğradı?
dümbelekliğin alemi yok!
tarzını beğenmediğin adamı es geçer okumazsın!
hem açacaksın “bakalım ne yazmış” diyerek deşine deşine bakınacak, bulacak, okuyacaksın…
sonra da çıkacak;
“aaa bana ibne demiş ayol”
…diyerek ortalığa düşecek çalkalayacaksın.
mal mısınız nesiniz anlamadım gitti amk.
Ulan gerizekalı Hola,
Bana edebiyat yapma,
Önce kalemşörünü eleştirecek sonra beni,
Bak oikos’a
Birisine ne yazmış.
Hadi beni es geçelim, benim zıpırlığımı ve yaptıklarımdan dolayı yukardaki yazıyı bana çok güzel geçirdin bak cevap bile yazmadım. Çünkü haklıydın.
Peki Hola malı, madem eleştireceksin adaletli eleştir. Kendinden olanı savunup kendinden olmayanı yerin dibine sokarsan bende sokacak bir şeyler bulurum bundan sonra sana. Sen hiç merak etme..
Amk…